T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/442
KARAR NO : 2026/1214
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/12/2022
NUMARASI : 2021/452 Esas 2022/1150 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ : 07/05/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 07/05/2026
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacağının sağlanması amacıyla İzmir 21. İcra Dairesi'nin 2019/13006 Esas sayılı icra dosyasıyla davalı borçlu hakkında icra takibi başlattığı, davalı borçlunun itirazı nedeniyle takibin durduğu, müvekkili ile davalı borçlu arasında sürekli bir ticari ilişki ve bu ilişkiye dayanan bir cari hesap ilişkisinin bulunduğu, çeşitli tarihlerde ve faturalarla müvekkili tarafından davalıya çeşitli hizmetler verildiği ve bu hizmetlerin faturalandırıldığından bahisle davalının itirazının iptaline, takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın iddialarının gerçek dışı olduğu, icra takibine konu faturalara ilişkin olarak müvekkili şirketin temerrüde düşürülmediği, davacının düzenlemiş olduğu faturaların müvekkilinin karşılığında alması gereken hizmeti/ürünü alamadığı ödemelere ilişkin faturalar olduğu, dolayısıyla fatura içeriğinin müvekkili tarafından kabul edilmediğinden bahisle davanın reddine ve davacı tarafın %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...Dava; İİK 67.maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davası olup, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekili dava dilekçesiyle, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafça davalı adına düzenlenen faturalar nedeniyle davacının davalıdan takibe konu edildiği şekilde toplam 20.651,35 TL bakiye alacağının kaldığı, ancak bu bakiye alacağın davalı tarafça ödenmediğinden bahisle alacağın tahsili için davacı tarafça davalı hakkında başlatılan icra takibine vaki davalının itirazının iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesiyle, takibin dayanağının fatura olarak gösterilmiş olmasına rağmen iş bu davada ise söz konusu alacağın cari hesap borcuna ilişkin olduğunun ileri sürüldüğü, takibe konu faturaların aslında davalının karşılığında alması gereken hizmet ve ürünü almadığı faturalar olduğu, bu nedenle iş bu faturaların davalı tarafça kabul edilmediğinden bahisle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki ihtilaf, takibe konu faturalardan dolayı davacının davalıdan takibe konu edilen tutar kadar takip tarihi itibariyle bakiye alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen kök ve ek raporun birlikte değerlendirilmesi neticesinde; takibe konu olan ve davacı tarafça davalı adına düzenlenen 16.10.2018 tarih 6.108,00 TL, 08.11.2018 tarih 4.224,70 TL, 09.11.2018 tarih 792,67 TL, 09.11.2018 tarih 735,15 TL, 10.11.2018 tarih 772,90 TL, 10.11.2018 tarih 994,15 TL, 10.11.2018 tarih 646,05 TL ve 12.11.2018 tarih 6.177,73 TL olmak üzere toplam 20.651,35 TL'Lik faturaların tamamının davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, ancak bu faturalardan 16.10.2018 tarih ve 6.108,00 TL bedelli faturanın kapalı fatura olarak, diğer faturaların ise açık fatura olarak kaydedildiğinin tespit edildiği bildirilmiştir. Yine alınan raporda takibe konu 8 adet faturanın tamamının davalı şirket tarafından vergi dairesine Ba olarak bildirildiği, bu şekilde davalı tarafça kayıtlarına alındığının tespit edildiği bildirilmiştir.
Yine alınan ek raporda, 04.10.2018 tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 277.746,75 TL alacaklı olduğu ve bu tarihten sonra davacı tarafça 2018 yılında takibe konu 8 adet toplam 20.651,35 TL'lik faturaların davalı cari hesabına borç kaydedilmesi neticesinde 12.11.2018 tarihi itibariyle davacının davalıdan cari hesaptan 298.398,10 TL alacaklı olduğu, bu tarihten sonra davalı tarafça düzenlenen 30.11.2018 tarih 188,80 TL ve 30.04.2019 tarihli 104,36 TL'lik iade faturası ve davalı tarafça 28.05.2019 tarihinde yapılan toplam 249.482,36 TL ve 28.05.2019 tarihli 2 adet 15.000,00'er TL'lik çekin mahsubu neticesinde cari hesaptan davacının davalıdan 18.622,58 TL kayden alacaklı olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir.
Her ne kadar mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen kök ve ek raporun birlikte değerlendirilmesi neticesinde, davacı tarafın incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre dava konusu 8 adet faturanın davacı şirket ticari defterlerinde aynen kayıtlı olması nedeni ile davacının davalıdan cari hesaptan bakiye 18.622,58 TL alacaklı olduğunun ve takibe konu faturaların davalı tarafça da vergi dairesine bildirilmiş olması nedeniyle her iki tarafa ait ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiş ise de; takibe konu faturalardan 16.10.2018 tarih 6.108,00 TL bedelli faturanın davacı şirket defterlerinde kapalı fatura olarak kayıtlı olması nedeniyle iş bu faturanın kapalı fatura olarak düzenlenmesinin davalı tarafça ödendiğine karine teşkil ettiğinin ve bu kapsamda ödenmediği yönündeki iddianın davacı tarafça ayrıca ispatlanması gerektiğinin kabulü gerekmiştir.. Ayrıca davaya konu icra takibinde dayanak olarak 8 adet fatura gösterilmiş olup, iş bu dava itirazın iptali davası olup takibe sıkı sıkıya bağlı davalardan olduğundan mahkememizde açılan itirazın iptali davasında ancak takibe konu 8 adet fatura ile bağlı kalınarak varsa davacı alacağının hesaplanması gerekmektedir. Bu nedenle takibe konu 8 adet fatura dışında takip ve davaya konu edilmeyen taraflar arasındaki tüm cari hesabın incelenerek sonuca gidilmesi mümkün değildir. Bu kapsamda dosyaya sunulan ek raporun incelenmesinden takip ve davaya konu 8 adet faturadan sonra bu fatura tutarlarını aşar şekilde davalı tarafça ödemeler yapılmış olduğu ek raporun 4.sayfasındaki tablodan anlaşılmaktadır.
Kısmi ifaya ilişkin hükümler, takip ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 100 ve devamındaki maddelerde düzenlenmiştir. TBK'nun 101/1.maddesi gereğince birden fazla borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya beyan etme hakkına haizdir. Aynı yasanın 102/1.maddesinde ise, kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda ödemenin hangi borca mahsup edileceği gösterilmediği takdirde ödemenin muaccel olan borçtan mahsup edilmesinin gerektiği, birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğunun kabul edileceği, takip yapılmamış ise ödemenin vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış sayılacağının hüküm altına alındığı görülmüştür.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında 01.11.2022 tarihli celsede "Davacı vekiline, ek raporun 4.sayfasında belirtilen 249.482,39 TL'lik tahsilat ile her biri 15.000,00 TL'lik 2 adet çekle ödemenin hangi faturalara ilişkin olarak ödendiği hususunda yazılı bir belge var ise iş bu belgelerle ilişiklendirerek sunmak üzere 2 haftalık kesin süre" verilmiş olmasına rağmen davacı tarafça dosyaya sunulan 11.11.2022 tarihli dilekçe ile davacı tarafça düzenlenen faturalara karşılık davalı tarafça kısım kısım ödemeler yapıldığı, ancak ödeme yapılırken hangi faturaya dayalı olarak ödeme yapıldığının banka havalelerinde veya çek ödemelerinde belirtilmediği, yapılan ödemelerden en son kalan bedele denk gelen faturalara yönelik olarak iş bu icra takibinin başlatılmış olduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda takibe konu 8 adet fatura her iki tarafa ait ticari defterlerde kayıtlı olmakla birlikte bu faturalardan 16.10.2018 tarih 6.108,00 TL bedelli faturanın kapalı fatura olarak davacı şirket defterlerinde kayıtlı olması nedeniyle davacı tarafça ödendiğine karine teşkil ettiğinden her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılan takibe konu KDV dahil 8 adet fatura toplamı olan 20.651,35 TL'den kapalı fatura tutarı düşüldüğünde davacının davalıdan esasen takip tarihi itibariyle (20.651,35 TL - 6.108,00 TL=) 14.543,35 TL alacaklı olduğunun kabulü gerekmiş olup, ancak davalı tarafça her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olan takibe konu faturalardan sonra takip ve faturalar toplamını aşar şekilde ödeme yapıldığı ve bu ödemelerin hangi faturalara ilişkin olarak yapıldığı konusunda bir açıklama bulunmadığından, TBK'nın 102/1.maddesindeki, kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda ödemenin hangi borca mahsup edileceği gösterilmediği takdirde ödemenin muaccel olan borçtan mahsup edilmesi gerekmekte olup birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğunun kabul edileceği yönündeki yasal düzenleme gereğince TBK 102/1.maddesi kapsamında birden çok muaccel borç var ise ödemenin ilk takibe konu edilen alacaktan mahsup edilmesi gerektiği düşünülmüştür. Bu noktada takibe iş bu itirazın iptali davasında takibe konu olmayan taraflar arasındaki tüm cari hesabın incelenmesi mümkün olmadığından sadece takibe konu faturalarla sınırlı olarak yapılan değerlendirme neticesinde takibe konu faturalardan sonra davacı defterlerinde kayıtlı olan davalı iade faturaları, çek ve banka havaleleri ile davalı tarafça yapılan toplam 279.775,52 TL'lik ödeme dikkate alındığında mahkememizce davacı alacağı olarak kabul edilen 14.543,35 TL'yi aşar şekilde ödeme yapılmış olduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda anlatılan tüm gerekçelerle sonuç olarak iş bu dava itirazın iptali davası olup, takibe konu edilen faturalarla sınırlı olarak değerlendirme yapılması gerektiğinden ve takibe konu edilmeyen tüm cari hesabın incelenmesinin mümkün olmadığı düşünülmekle davalı tarafça yapılan ödemenin davacı tarafça ilk olarak takibe konu edilen faturalardan mahsubu gerekmektedir. Bu kapsamda davalı tarafça takip konu fatura tutarlarını aşar şekilde tüm cari hesaba yönelik olarak yapılan ödemeden TBK 102/1.maddesi gereğince davacı tarafça ilk olarak takibe konulan ve mahkememizce takip tarihi itibariyle davacı alacağı olarak kabul edilen 14.543,35 TL'nin mahsup edilmesi neticesinde takip tarihi itibariyle takibe konu faturalarla sınırlı olmak kaydıyla iş bu faturalardan dolayı davacının davalıdan bir alacağının kalmadığı sonuç ve kanaatine varılmış olmakla, bu kapsamda davanın reddine karar verme gereği doğmuştur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/19-919 Esas, 2019/886 Karar ve 17.09.2019 tarihli kararı ve bu karar içeriğinde belirtilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 03.05.2006 tarih ve 2006/19-260 Esas, 2006/251 Karar, 09.06.2010 tarih 2010/19-262 Esas, 2010/304 Karar, 27.01.2016 tarih, 2015/15-1830 Esas, 2016/98 Karar, 25.04.2018 tarih, 2017/19-903 Esas, 2018/974 Karar sayılı kararları ve yine Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/15512 Esas, 2018/313 Karar ve 01.02.2018 tarihli, 2016/4521 Esas, 2017/7823 Karar ve 07.12.2017 tarihli, 2018/3125 Esas, 2018/6553 Karar ve 12.12.2018 tarihli kararları da bu yöndedir.)
Her ne kadar davalı tarafça davanın reddi halinde %20'den az olmamak üzere davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiş ise de, davacının takibinde kötüniyetli olduğuna dair ayrıca bir delil davalı tarafça dosyaya ibraz edilmediğinden İİK 67/2.maddesi gereğince koşulları oluşmadığından davalının tazminat isteminin reddine karar verme gereği doğmuştur.'' gerekçesi ile;
HÜKÜM / Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
Davanın REDDİNE,
Davalının tazminat isteminin de REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin alacağının sağlanması amacıyla başlattığı takibe borçlunun süresi içinde borcunun bulunmadığını iddia ederek, itiraz edip takibi durdurduğunu, müvekkili ile davalı/borçlu arasında sürekli bir ticari ilişki ve bu ilişkiye dayanan bir cari hesap ilişkisi bulunduğunu, davalının müvekkiline 20.651,35 TL asıl alacak bakiye borcunun bulunduğunu, bu hususun yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile de kanıtlandığını, ancak yerel mahkemenin bu hususu göz ardı ederek 8 adet fatura üzerinden değerlendirme yaptığını, davalı tarafından yapılan ilk ödemelerin, düzenlenen ilk faturalara ilişkin olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; Mahkemece aldırılan bilirkişi rapor ve ek raporunun denetime elverişli ve açık olmasına, TBK nun 102. maddesi gereğince, yapılan ödemelerin takip yapılmış ise ilk olarak takibe konulan alacağa mahsuben yapılmış olacağının anlaşılmasına, ( Yargıtay 19. HD nin 2016/2575 esas, 2016/10303 karar sayılı ilamı da aynı doğrultudadır) takibe konu faturalardan sonra davalı tarafça fatura bedellerinden fazlaca ödeme yapılmış olmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/12/2022 tarih, 2021/452 Esas ve 2022/1150 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 552,10 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 07/05/2026