Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiştir.
İncelenen ve yukarıda numarası belirtilen yerel mahkeme kararına esas teşkil eden dosyadaki duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede 06/02/2019 tarihli karar ile davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında yukarıda belirtilen kararla silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan TCK 314/2 maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve TCK 53. maddesi gereği belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verildiği görülmüştür.
Sanık ......'un dairemizde yapmış olduğu savunmasında; "ilk derece mahkemesinde vermiş olduğum ifademi aynen tekrar ederim, ben bylock kurmadım, kullanmadım, ben bylock kırıntısı neden çıktığını bilmiyorum, atılı suçlamayı kabul etmiyorum, önceki beyanlarımı tekrar ederim, etkin pişmanlık beyanım yoktur," şeklinde beyanda bulunmuştur.
İddia Makamı Esas Hakkındaki Mütalaasında:
1- İlk Derece Mahkemesinin sanık hakkında terör örgütü üyeliği suçundan verdiği mahkumiyet hükmünün CMK'nun 280/2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
2- Sanık …….'un eylemine uyan TCK'nun 314/2, 220/7 3713 Sayılı Yasanın 5/1 TCK'nun 53, 54,62, 63 maddeleri gereğince cezalandırılmasına,
3- Sanık hakkında verilen adli kontrol şart ve sebeplerinde herhangi bir değişiklik olmadığından yurtdışına çıkma yasağı şeklindeki adli kontrol kararının devamına karar verilmesi, kamu adına talep ve mütalaa etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Sanıklar hakkında, ilk derece mahkemesi tarafından silahlı terör örgütü olan FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak eyleminden dolayı açılan kamu davasında mahkumiyet hükmü verildiği görülmüş ise de, öncelikle FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün örgüt olup olmadığının değerlendirilmesi gerekecektir.
Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması, faaliyet yöntemleri ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşrutiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve örgüt hiyerarşisinde üçüncü veya daha yukarı katlarda yer alan mensuplarının zaman sınırlaması olmaksızın nihai amacından haberdar oldukları yönünden kuşku bulunmamakta ise de bir ve ikinci katmanlarda yer alanlar açısından; Devlete sızan mensupları vasıtasıyla kişi ve kurumlara yönelik örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlanması, bu yapının kamuoyu veya medya tarafından tartışılır hale gelmesi, üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler yapılması ve Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı şekilde değerlendirilmesi karşısında bu tarihten önceki faaliyetlerin örgütsel olduğunun mahkemece ispat edilmesinin gerekli olduğu, Yargıtay 16. CD . 2015/3 esas sayılı içtihadında açıklanmış olduğu gözetildiğinde FETÖ/PDY, Silahlı terör örgütü olduğunun kabulü doğrudur.
Bir kimsenin silahlı terör örgütüne üye olabilmesi için örgütün silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, örgüt hiyerarşisine dahil olup amacı doğrultusunda süreklilik yoğunluk ve çeşitlilik arz eden faaliyetlerde bulunması zorunludur. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 20.12.2017 gün ve 2017/1862 esas- 2017/5796 sayılı ilamında da açıklandığı üzere sanığın silahlı terör örgütü üyesi olarak kabul edilebilmesi için örgüt hiyerarşisine dahil olup örgütün amacı doğrultusunda süreklilik yoğunluk ve çeşitlilik arz eden örgütsel faaliyetlerde sanığın bulunması zorunludur.
Örgüt üyeliği silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısı içerisinde yer almayı gerektiren örgütle organik bağ kurulması zorunlu olan, iradesini örgütün iradesine terk ederek kural olarak süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik arz eden örgütsel faaliyetleri işlenmesini zorunlu kılan bir suç tipidir. Bir kimsenin iradesini örgütün iradesine terk etmesi örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde yer alması kural olarak süreklilik yoğunluk ve çeşitlilik gösterecek şekilde örgütsel faaliyetlerin işlenmesi halinde örgüt üyesi olarak kabulü mümkün olmakla birlikte istisnaen sadece örgüt üyeleri tarafından işlenebilen eylemlerin süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik göstermesi dahi işlenmesi durumunda kişinin örgüt üyesi olarak kabul edilebilmesi mümkün olacaktır.
Örgüt üyeliği ile örgüte yardım suçunu değerlendirirken:
"Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması, faaliyet yöntemleri ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşrutiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve örgüt hiyerarşisinde üçüncü veya daha yukarı katlarda yer alan mensuplarının zaman sınırlaması olmaksızın nihai amacından haberdar oldukları yönünden kuşku bulunmamakta ise de bir ve ikinci katmanlarda yer alanlar açısından; Devlete sızan mensupları vasıtasıyla kişi ve kurumlara yönelik örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlanması, bu yapının kamuoyu veya medya tarafından tartışılır hale gelmesi, üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler yapılması ve Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı şekilde değerlendirilmesi karşısında bu tarihten önceki faaliyetlerin örgütsel olduğunun mahkemece ispat edilmesinin gerekli olduğu, Yargıtay 16. CD. 2015/3 esas sayılı içtihadında açıklanmış olduğu gözetildiğinde FETÖ/PDY nin, Silahlı terör örgütü olduğunun kabulü doğrudur."
Bir kimsenin silahlı terör örgütüne üye olabilmesi için örgütün silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, örgüt hiyerarşisine dahil olup amacı doğrultusunda süreklilik yoğunluk ve çeşitlilik arz eden faaliyetlerde bulunması zorunludur. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 20.12.2017 gün ve 2017/1862 esas- 2017/5796 sayılı ilamında da açıklandığı üzere sanığın silahlı terör örgütü üyesi olarak kabul edilebilmesi için örgüt hiyerarşisine dahil olup örgütün amacı doğrultusunda süreklilik yoğunluk ve çeşitlilik arz eden örgütsel faaliyetlerde sanığın bulunması zorunludur.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Her ne kadar ilk derece mahkemesince sanık ….. hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; sanığın kardeşi olan …… tarafından kullanılan ve bylock çıktığı tespit edilen cep telefonu hattının sanık …… adına kayıtlı olduğu, sanık …..'nın yargılandığı dosyada etkin pişmanlık kapsamında ifade vererek, kardeşi ….. adına olan hattı kendisinin kullanıp bylock programını yüklediğini ikrar etmesi ve bu beyanının HTS kayıtları ve baz istasyonları ile teyit edilmesi karşısında sanığın bylock programını kullanmadığının tespit edildiği, ancak örgüt hiyerarşisine dahil olup örgütün amacı doğrultusunda süreklilik yoğunluk ve çeşitlilik arz eden örgütsel faaliyetlerde bulunmamış ise de;
Sanığın terör örgütüne ait Bank……. adlı Finans kuruluşunun kurtarılması hususundaki terör örgütünü liderinin talimatı sonrası bu talimata uyarak 28/01/2014 tarihi itibariyle katılım hesabı açtığına ilişkin bilirkişi raporu düzenlendiği,
Sanığın FETÖ/PDY irtibatı nedeniyle KHK kapsamında kapatılan …….. Özel Eğitim kurumlarında 28/08/2013 tarihinden itibaren çalıştığına ilişkin SGK kaydının bulunduğu,
Sanığın yine FETÖ/PDY irtibatı nedeniyle kapatılan …… Eğitim İş sendikasına üyeliğinin bulunduğunun anlaşılması karşısında, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçundan cezalandırılması için gerekli olan eylem yoğunluğu çeşitliliği ve devamı gibi unsurların gerçekleşmediği ve yukarıda açıklanan eylemlerin sempati düzeyini de aşmasıyla terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte yardım etmek şeklinde gerçekleştiğinin kabulünün gerekeceği kanaatine varılarak Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/05/2018 tarih, 2017/302 esas ve 2018/181 karar sayılı kararın 5271 sayılı CMK.nın 280/2. maddesi gereğince incelemeye konu hükmün KALDIRILARAK, sanık hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere;
Sanık …. hakkında, silahlı terör örgütü üyeliği suçundan açılan kamu davası nedeni Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/05/2018 tarih, 2017/302 esas ve 2018/181 karar sayılı sanığın mahkumiyetine dair verilen karar aleyhine, sanık ve sanık müdafi tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, dairemiz tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 5271 sayılı CMK.nın 280/2. maddesi gereğince incelemeye konu hükmün KALDIRILARAK, sanık hakkında yeniden hüküm kurulmasına, bu suretle;
a) Sanık üzerine atılı ve sabit bulunan silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etmek suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nun 314/3, 220/7 sevkiyle TCK 314/2 maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, suç nedeni ile ortaya çıkan tehlikenin büyüklüğü, suç sebep ve saikleri dikkate alınarak asgari ceza hadden ceza verilmek sureti ile taktiren 5 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte yardım eden kişi olması nedeniyle cezası 5237 sayılı TCK'nın 220/7.md.sinin son cümlesi gereğince yardımının niteliği ve kapsamı dikkate alınarak takdiren 2/3 oranında indirilerek 1 YIL 8 AY HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın cezası 3713 sayılı TMK'nın 3. maddesi delaletiyle 5/1 maddesi gereğince yarı oranında arttırılarak 1 YIL 18 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın yargılama sürecindeki olumlu tutum ve davranışları ile sabıkasız oluşu ve verilen cezanın geleceği üzerindeki olası ıslah edici etkisi dikkate alınarak cezası TCK'nın 62/1 maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirilerek sanığın sonuç olarak 1 YIL 13 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı dikkate alınarak;
Sanığın, kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkumiyetinin yasal sonucu olarak, TCK'nın 53/1. maddesinin uygulanması yönünden, (a, c, d ve e) bentleri ile (b) bendinde yazılı seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan YOKSUN BIRAKILMASINA; aynı Kanunun 53/2. maddesinin uygulanması açısından, 53/1. maddesinin (a, c, d ve e) bentleri ile (b) bendinde yazılı seçme ve diğer siyasi hakları ve aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca, (c) bendinde yazılı kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerini mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar KULLANAMAMASINA,
Sanık hakkında hükmolunan ceza miktarı dikkate alınarak infazdan kaçmasının engellenmesi bakımından CMK 109/3-a md.si uyarınca YURT DIŞI ÇIKIŞ YASAĞINA DAİR ADLİ KONTROL TEDBİRİ UYGULANMASINA, (hükmün infazının başlandığı ana kadar)
Sanığın gözaltında geçirdiği sürelerin TCK'nın 63. maddesi uyarınca cezasından mahsubuna,
Sanıktan ele geçen dijitallerin kendisine iadesine, imajlarının dosyada delil olarak saklanmasına,
Sanığın yargılanmasında sarfına neden olduğu 2 adet tebligat gideri 28,00 TL ve 3 adet posta gideri 19,80 TL olmak üzere toplam 47,80 TL'nin sanıktan tahsili ile hazine adına irat kaydına,
Dair, sanık …… yüzüne karşı, müdafinin yokluğunda Cumhuriyet Savcısının katılımıyla, isteme uygun olarak, yüzüne karşı olanlara tefhiminden itibaren 15 gün içerisinde Dairemize veya Dairemize gönderilmek üzere başka bir yer Ağır Ceza Mahkemesine (Ağır Ceza Mahkemesi olmayan yerde Asliye Ceza Mahkemesine) verilecek dilekçe ile yahut Zabıt Katibine yapılacak beyanın zapta geçirilmesi sureti ile Yargıtay Temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi, karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10.04.2019 (¤¤)