Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvuruların süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurularının reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığın eşi olan ... hakkında FETÖ/PDY örgüt üyeliği suçundan Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığı, mahkumiyetine karar verildiği, istinaf talebi üzerine dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderildiği, istinaf incelemesi sonunda Esastan Ret kararı verilerek dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay’a gönderildiği, karardan bir örneğin dosya arasında bulunduğu incelendiğinde, ...'nın eşi olan dosyamız sanığından bağımsız olarak faaliyetlerini yürüttüğü, yine her iki sanıkta ... tespit edildiği, her iki ... içeriklerinin dosya arasında bulunduğu, ... hatlarının kimin kullandığı yönünde tereddütün bulunmadığı, bu haliyle birlikte yargılanmasını gerektirecek nitelikte delil bulunmadığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar hükümden sonra sanık ile ilgili Afyon Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şüpheli ... 'in beyan ve teşhis tutanakları dosyaya gönderilmiş ise de; ilk derece mahkemesi tarafından kurulan hüküm yönünden dosya kapsamında mevcut bulunan deliller, kabul ve uygulamaya göre hüküm vermeye yeterli olduğu hükümden sonra gönderilen bu delilin sonuca etkili görülmemekle, İlk derece mahkemesinin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanık ve müdafinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, istinaf başvurularının esastan reddine,
Sanığa CMK.nın 100/3-a-11. maddesinde belirtilen Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar bölümünde düzenlenen silahlı terör örgütü üyeliği suçu nedeni ile hükmen verilen hapis cezasının miktarı ve sanığın tutuklulukta geçirmiş olduğu süre dikkate alındığında, orantılılık ilkesinin bozulmamış olduğu ve suçun niteliği karşısında Adli Kontrol Tedbirlerinin yetersiz kalacağı anlaşıldığından, sanığın ve müdafinin tahliye taleplerinin reddi ile, tutukluluk halinin devamına,
Tutukluluk halinin devamı kararına karşı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 104/3 ve 105/son maddesi uyarınca 7 gün içinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesine itiraz kanun yolu açık olduğuna,
Tutuklamanın devamı kararının tutuklu bulunan sanığa bulunduğu Ceza İnfaz Kurumu vasıtası ile TEBLİĞİNE,
Tutuklamanın devamı kararının CMK.nın 107/1.maddesi gereğince tutukluların bir yakınına veya belirlediği bir kişiye, bulundukları Ceza İnfaz Kurumu vasıtası ile gecikmeksizin haber VERİLMESİNE,
Dair hükmün tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe veya aynı süre içerisinde tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine (sanığın tutuklu olması nedeni ile bulunduğu Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğüne veya zabıt katibine) beyanda bulunmak suretiyle, Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 17/01/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)