Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiştir.
İncelenen ve yukarıda numarası belirtilen yerel mahkeme kararına esas teşkil eden dosyadaki duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede 28/11/2018 tarihli karar ile davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında yukarıda belirtilen kararla silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK 314/2. maddesi uyarınca 6 yıl 10 ay 15 Gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve TCK 513/ ve 58/9. maddesi gereği belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verildiği görülmüştür.
Sanık savunmasında:
Sanık ....... ilk derece mahkemesindeki savunmasında; "Ben 15 Temmuz 2016 tarihindeki kalkışmadan yaklaşık bir ay önce Manisa il jandarma komutanlığına personel şube müdürü teğmen olarak atandım, 507 987 .. .. nolu gsm hattı 2008 yılından beri kullandığım bana ait hattır, bylock programını kesinlikle indirmedim, aynı şekilde bu programı kullanmadım, zaten Ankara C. Başsavcılığının aldırmış olduğu raporlar ve tespit ettiği listeler ile bylock içerikleri dikkate alındığında benim kullanımında her hangi bir ID tespit edilemediği gibi yazışma veya içerik de tespit edilememiştir, ben kendi iradem ve asla bylock programına girmediğimden yakın zamanda ortaya çıkarılan ve örgüt tarafından bir nevi tuzak olarak bu işin içerisine masum insanların da çekildiği "mor beyin" uygulaması gibi henüz tespit edilemeyen bir şekilde listelere dahil edildiğimi düşünüyorum, Fetö/Pdy terör örgütü üyeleri ile irtibatlandırılan diğer kriterlerden hiç biri dosya kapsamında yoktur... O gün Turgutlu ilçesinde meydana gelen bir askeri personelin yaralandığı adli bir olay ile ilgileniliyordu her hangi bir darbe teşebbüsüne destek veya dahil olma gibi bir hareketlenme asla olmadı...Ben Manisa’ya gelmeden önce subaylık üzerine İzmir ve Ankara da çeşitli kurslar gördüm, bundan önce de 2011 ile 2015 yılı Nisan ayına kadar Van ilinde görevliydim, ancak mor beyin uygulamasındaki gibi kayıtlar ile oynanmış olabileceğini ve bu nedenle bylock HTS kayıtlarında Van ilinden baz alınmış gibi tutanaklara yansıdığını düşünüyorum kesinlikle bylock kullanmadım...Aleyhime hususları kabul etmem, 19 aydır bu hain yapı yüzünden tutukluyum, çocuğumu göremiyorum, mağduriyetimin giderilmesini istiyorum, henüz ortaya çıkarılmamış mor beyin diye bir tuzağa düşürüldüğümü düşünüyorum, tahliyemi istiyorum ... Bu dosyaya gönderilen ifadeyi kabul etmiyorum, ben Manisa il jandarma komutanlığına 2016 yılının Haziran ayında geldim, dosyaya gönderilen ve ....... ile ilgili olduğu söylenen ifadenin benimle bir ilgisi yoktur, öğretmen olmadığım için gönderilen ....... isimli şahsın ifadesinde geçen ....... ben değilim, evrakın gönderilmesinin ....... isimli başka bir şahısla benim isim benzerliğinden kaynaklandığını söylemek istiyorum...Ben daha önceki celse Ankara C. Başsavcılığına ibraz edilen bilirkişi raporu çerçevesinde teknik olarak örgütün gizli haberleşme ağı olduğu belirtilen bylock programını kullanmamın mümkün olmadığını ve hakkımdaki tespitin bir hatadan kaynaklandığını ayrıntılı olarak izah etmiştim, bu beyanlarımı aynen tekrar ediyorum, tüm aşamalardaki savunmalarım gözetilerek beraat kararı verilsin, tahliyemi istiyorum..." şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık ....... Dairemizce Alınan Savunmasında: Önceki savunmaları aynen tekrar ederim. Üzerime atılı suçlamayı kesinlikle kabul etmiyorum. Ben bylock kurmadım kullanmadım. Beraatime karar verilmesini talep ediyorum dedi.
İddia Makamı Esas Hakkındaki Mütalaasında: Her ne kadar sanık ....... hakkında terör örgütü üyeliği suçundan yapılan yargılamada 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş ise de,
Sanık hakkında yine FETÖ/PDY terör örgütü üyeliğinden ardışık aramaya ilişkin Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/18134 no ile yürütülmekte olan bir soruşturmanın bulunduğu anlaşılmış olup,
Sanığın halen soruşturması devam eden dosyası ile bu dosyanın birleştirilip birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun yeniden tespitinin gerektiği anlaşılmakla,
Sanık hakkında ki ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesine,
Adli kontrol sebep ve şartlarında bir değişiklik olmamakla, yurtdışına çıkma yasağı şeklinde adli kontrolün devamına karar verilmesini kamu adına talep ve mütalaa etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 24.04.2017 tarih, 2015/3 E. ve 2017/3 K. sayılı ve yine aynı dairenin 14.07.2017 tarih, 2017/1443 E. ve 2017/4758 K. sayılı kararlarında açıklandığı üzere; FETÖ/PDY, demokratik düzenin insanlara sağladığı anayasal ve yasal hakları sonuna kadar suiistimal ederek siyasal egemenliği elde etmek, tüm güç merkezlerini hasım cepheden derece koparıp almak, devleti kendisiyle özdeşleştirmek ve hedef kitlesi olarak gördüğü insanlardan eleman devşirerek hizmet ehli sınıfına mensup insan sayısını hızla ve olabildiğince artırmak istemiştir.
Kendisini kısaca ‘Hizmet’ olarak tanımlayan FETÖ/PDY; paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, "Altın Nesil" adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan sui generis bir terör örgütüdür.
FETÖ/PDY küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak; Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütüdür. Bu örgüt kuruluşundan 15 Temmuz sürecine kadar örgüt lideri ....... tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir.
Kesinleşmiş bulunan Yargıtay kararları ve yukarıda açıklamış bulunduğumuz gerekçelerle FETÖ/PDY silahlı terör örgütü olarak kabul edilmiş, bu kapsamda silahlı terör örgütü üyeliği için bir kimsede bulunması gereken hususlarında açıklanmasına ihtiyaç duyulmuştur.
Örgüt üyeliği silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısı içerisinde yer almayı gerektiren örgütle organik bağ kurulması zorunlu olan, iradesini örgütün iradesine terk ederek kural olarak süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik arz eden örgütsel faaliyetleri işlenmesini zorunlu kılan bir suç tipidir. Bir kimsenin iradesini örgütün iradesine terk etmesi örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde yer alması kural olarak süreklilik yoğunluk ve çeşitlilik gösterecek şekilde örgütsel faaliyetlerin işlenmesi halinde örgüt üyesi olarak kabulü mümkün olmakla birlikte istisnaen sadece örgüt üyeleri tarafından işlenebilen eylemlerin süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik göstermesi dahi işlenmesi durumunda kişinin örgüt üyesi olarak kabul edilebilmesi mümkün olacaktır.
Bir kimsenin silahlı terör örgütüne üye olabilmesi için örgütün silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, örgüt hiyerarşisine dahil olup amacı doğrultusunda süreklilik yoğunluk ve çeşitlilik arz eden faaliyetlerde bulunması zorunludur. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 20.12.2017 gün ve 2017/1862 esas- 2017/5796 sayılı ilamında da açıklandığı üzere sanığın silahlı terör örgütü üyesi olarak kabul edilebilmesi için örgüt hiyerarşisine dahil olup örgütün amacı doğrultusunda süreklilik yoğunluk ve çeşitlilik arz eden örgütsel faaliyetlerde sanığın bulunması zorunludur.
Sanık hakkında kesinleşmiş yargı kararlarıyla FETÖ PDY silahlı terör örgütü üyeliği eyleminden dolayı ilk derece mahkemesi olan Manisa 4.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 06/04/2018 gün ve 2018/34 esas 2018/236 karar sayılı ilamı ile terör örgütü üyeliği eyleminden 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair mahkumiyet hükmü kurulduğu, bu karar aleyhine sanık ve müdafi tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosyanın dairemizce incelendiği, duruşma açılmasına karar verilerek sanık hakkında yeniden duruşma açıldığı, yapılan uyap kayıtları üzerindeki inceleme sonucunda sanığın Konya C. Başsavcılığı'nın 2018/18134 sr sayılı gizli soruşturma dosyasında fetö pdy terör örgütüne ardışık arama ile ilgili üyelik eyleminden dolayı soruşturma kaydının bulunduğu,
Silahlı terör örgütü yöneticiliği/üyeliği suçlarının kesintisiz (mütemadi) suçlardan olması, aynı suç tarihini kapsayan dönemde gerçekleştirildiği iddia olunan silahlı terör örgütü yöneticisi olma suçunun, terör örgütü üyeliği suçuna göre üstlenilen görev ve kanundaki cezai yaptırım bakımından daha nitelikli bulunması ve gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi, mükerrer yargılama yapılmasının önüne geçilebilmesi, 5235 sayılı Kanunun 47/3. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemelerinin sadece BAM'da görev yapan bölge başkanı, daire başkanları, üyeler, C. Başsavcısı ile C. Savcılarının şahsi suçlarından dolayı ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapma görevinin bulunması ve kişilerin T.C.nin taraf olduğu Uluslararası Sözleşmeler ve Anayasa ile yasalardan kaynaklanan maddi olayın incelendiği "iki dereceli yargılanma" haklarının bulunması hususları bir bütün halinde değerlendirildiğinde; sanık hakkında Dairemizde bulunan "FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olma" suçuna ilişkin dava ile Konya C. Başsavcılığı'nın sanık hakkında ardışık arama ile ilgili fetö pdy silahlı terör örgütü üyeliği eylemi hakkında 2018/18134 sr sayılı, halen açık bulunan soruşturma dosyasının, olağan kanun yolu denetimi yapan üst dereceli Bölge Adliye Mahkemesinde birleştirilmesine yasal olanak bulunmadığı, aynı derecede yargılama yapan mahkemede birleştirilerek görülmesinde hukuki gereklilik bulunması nedeniyle, söz konusu dosyaların ilk derece mahkemesinde birleştirilmesi ve Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri çerçevesinde yargılama yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini zorunluluğu bulunduğu görüldüğünden sanık hakkında ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün kaldırılarak, usul ekonomisi ilkesi de gözetilerek CMK'nın 280 ve 289 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesi hükmünün bozulmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Sanık hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan açılan kamu davası sonucunda Manisa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.04.2018 tarih, 2018/34 (E)- 2018/236 (K) sayılı ilamı ile sanığın mahkumiyetine dair verilen karar aleyhine, sanık ve sanık müdafileri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, dairemiz tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 5271 sayılı CMK.nın 280/2. maddesi gereğince incelemeye konu hükmün KALDIRILARAK, sanık hakkında yeniden hüküm kurulmasına, bu suretle;
Sanık .......'ın Manisa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.04.2018 tarih, 2018/34 (E)- 2018/236 (K) sayılı ilamı ile vermiş olduğu FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği eyleminden vermiş olduğu mahkumiyet hükmünün sanık ....... hakkında aynı zamanda Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/18134 soruşturma sayılı dosyasında fetö örgüt üyeliği suçundan da açık soruşturma dosyasının bulunması, her iki soruşturma evrakının birleştirilerek sanığın eylemlerinin bir bütün halinde değerlendirilip hukuki durumunun tayini ve takdiri gerektiğinden ilk derece mahkemesinde devam etmekte olan derdest soruşturma dosyası ile dairemizde incelenmekte olan dava dosyasının birleştirilmesinde hukuki yönden olanak bulunmadığından usul ekonomisi uyarınca CMK'nin 280, 289 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesi hükmünün BOZULMASINA,
Bozma kararı yönünden yeniden incelenmek ve karar verilmek üzere dosyanın hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-İlk derece mahkemesi tarafından konulan ve halen sürdürülen yurt dışı çıkış yasağında herhangi bir değişiklik bulunmadığından sanık hakkındaki 5271 sayılı Kanunun 109/3-a maddesindeki tedbir hükmünün sürdürülmesine,
Dair; talebe uygun olarak oybirliği ile verilen karar, iddia makamı ile sanık ....... ve sanık müdafi Av. …..'un huzurunda kesin surette olmak üzere karar verildi. 13/03/2019 (¤¤)