Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiştir.
İncelenen ve yukarıda numarası belirtilen yerel mahkeme kararına esas teşkil eden dosyadaki duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede 28/11/2008 tarihli karar ile davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında yukarıda belirtilen kararla Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan 6 Yıl 3 Ay Hapis Cezası ile cezalandırılmasına ve TCK 53, 58/9 maddesi gereği belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verildiği görülmüştür.
Sanık ........ Dairemizce Alınan Savunmasında: Önceki savunmalarımı aynen tekrar ederim. Ben sürücü kursu işletiyorum. Özel günlerde sosyal çevremin genişlemesi için toplantılarına gittim. ........ işadamları Derneğine üyeliğim yoktur. Ben orada bir defa Kandil gecesi olması nedeni ile gittim. Amacım dini sohbetlere katılmaktı. Atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Ben facebook paylaşımlarını da kabul etmem. Ben esnafım. 2015 yılı Mayıs ayında Bank........'da kredi almak amacıyla başvurdum, ancak alamayınca ........ Bankasından kredi kullandım demiştir.
Tanık ........'in Dairemizce Alınan Beyanında: Huzurda ki sanığı tanırım aynı ilçede ikamet ederiz, ben sanığı sohbetlere gittiğin duyarız, görgüye dayalı bilgim yoktur yine 2015 haziran öncesi seçim öncesi kahve önünde siyasi bir tartışma olmuş bende o anda rastladım, ........'ın kaybedeceğini huzurdaki ve ........ isimli şahıs söyleyince bende üzerlerine geldim, siyasi olarak konuşmalar geçti, o tarihte cemaatin iyi olduğu şeklinde beyanları oldu, demiştir.
Sanık müdafinin sorusu üzerine tanıktan sorulduğunda; ben biraz önceki ifadelerimi tekrar ediyorum, ben gelmezden önce konuşma olmuş, daha sonra devam ettiği ben bu şekilde biliyorum, demiştir.
İddia Makamı Esas Hakkındaki Mütalaasında: Her ne kadar ilk derece mahkemesince Manisa Soma ilçesinde sürücü kursu sahibi olan sanık ........ hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
17-25 Aralık süreci öncesi ve sonrasında FETÖ/PDY irtibatı nedeniyle kapatılan Kırkağaç ........ İş Adamları derneğinde sohbet adı altında düzenlenen örgütsel toplantılara katıldığına dair tanık beyanlarının ve kendi ikrarının bulunduğu ve bu toplantılarda örgüt mensupları lehine devlet yetkilileri aleyhine örgütsel maksatlı konuşmalar yaptığına ilişkin tanık anlatımlarının bulunduğu,
Sanıktan ele geçirilen cep telefonuna ilişkin düzenlenen raporda kakao.talk programına ilişkin kayıtların tespit edildiği,
Bunun dışında sanığın bylock programını kullandığına ilişkin herhangi bir delil olmadığı,
Bu haliyle sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçundan cezalandırılması için gerekli olan eylem yoğunluğu çeşitliliği ve devamı gibi unsurların gerçekleşmediği ve yukarıda açıklanan eylemlerin sempati düzeyini de aşmasıyla terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte yardım etmek şeklinde gerçekleştiğinin kabulünün gerekeceği anlaşılmakla,
1-İlk Derece Mahkemesinin sanık hakkında terör örgütü üyeliği suçundan verdiği mahkumiyet hükmünün CMK 'nun 280/2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
2-Sanık ........'nın eylemine uyan TCK 'nun 314/2, 220/7 3713 Sayılı Yasanın 5/1 TCK 'nun 53, 54,62, 63 maddeleri gereğince cezalandırılmasına,
3-Sanık hakkında verilen adli kontrol şart ve sebeplerinde herhangi bir değişiklik olmadığından yurtdışına çıkma yasağı şeklindeki adli kontrol kararının devamına karar verilmesini kamu adına talep ve mütalaa etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Sanık hakkında, ilk derece mahkemesi tarafından silahlı terör örgütü olan FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak eyleminden dolayı açılan kamu davasında mahkumiyet hükmü verildiği görülmüş ise de, öncelikle FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün örgüt olup olmadığının değerlendirilmesi gerekecektir.
Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması, faaliyet yöntemleri ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşrutiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve örgüt hiyerarşisinde üçüncü veya daha yukarı katlarda yer alan mensuplarının zaman sınırlaması olmaksızın nihai amacından haberdar oldukları yönünden kuşku bulunmamakta ise de bir ve ikinci katmanlarda yer alanlar açısından; Devlete sızan mensupları vasıtasıyla kişi ve kurumlara yönelik örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlanması, bu yapının kamuoyu veya medya tarafından tartışılır hale gelmesi, üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler yapılması ve Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı şekilde değerlendirilmesi karşısında bu tarihten önceki faaliyetlerin örgütsel olduğunun mahkemece ispat edilmesinin gerekli olduğu gözetildiğinde;
Silahlı terör örgütü olduğunun kabulü doğrudur. Bir kimsenin silahlı terör örgütüne üye olabilmesi için örgütün silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, örgüt hiyerarşisine dahil olup amacı doğrultusunda süreklilik yoğunluk ve çeşitlilik arz eden faaliyetlerde bulunması zorunludur. Yargıtay 16.Ceza Dairesinin 20.12.2017 gün ve 2017/1862 esas- 2017/5796 sayılı ilamında da açıklandığı üzere sanığın silahlı terör örgütü üyesi olarak kabul edilebilmesi için örgüt hiyerarşisine dahil olup örgütün amacı doğrultusunda süreklilik yoğunluk ve çeşitlilik arz eden örgütsel faaliyetlerde sanığın bulunması zorunludur.
Örgüte yardım suçu ile silahlı terör örgütü eyleminin ayırt edilmesinde esas olan kriter sanığın terör örgütünün lehine maddi veya manevi yardım kapsamında sayılabilecek süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik içermeyecek örgütsel faaliyetlerde bulunması kriteri dikkate alınır. Bu açıklamalar ışığı altında somut olay değerlendirildiğinde, bylock kullanmayan sanığın 17-25 aralık süreci öncesi ve sonrasında fetö pdy silahlı terör örgütü ile irtibatlı olduğu için kapatılan Kırkağaç ........ İş Adamları Derneği'nde sohbet adı altında düzenlenen bir kısım toplantılara katıldığına dair tanık beyanları ve kendi ikrarının bulunması, sanıktan ele geçen cep telefonunda kakao talk isimli iletişim programının bulunması, sanığın örgütle irtibatlı finans kuruluşu olan Bank ........'da örgüt liderinin talimatı doğrultusunda ve talimat dönemi içinde 04/02/2015 tarihi itibariyle 100-TL hesap açarak bankanın mudi sayısı ve hesap miktarının arttırılmasına yardım ettiği hususu birlikte değerlendirildiğinde, sanığın silahlı terör örgütü mensubu olduğunu gösterir örgütle organik bağ içerisinde süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik içerir örgütsel faaliyetleri bulunmayıp ancak yardım faaliyetinde kalan açıklanan örgütsel faaliyetleri gerçekleştirmek suretiyle üzerine atılı bulunan suçu işlediği görülmekle, her ne kadar ilk derece mahkemesi tarafından sanık hakkında terör örgütü üyeliği eyleminden dolayı mahkumiyet hükmü kurulmuşsa da sanık müdafinin istinaf talebi doğrultusunda dairemizce duruşma açılarak ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılması suretiyle, sanığın örgüte yardım eyleminden TCK'nın 314/3, 220/7 sevki ile 314/2 maddesi ile cezalandırılmasına, cezasından TCK'nın 220/7 maddesi uyarınca 2/3 oranında indirim yapılmasına, 3713 sayılı yasanın 5/1 maddesi uyarınca cezasının 1/2 oranında arttırılmasına, sanığın yargılama sürecindeki olumlu tutum ve davranışları, sabıkasız oluşu, verilen cezanın geleceği üzerindeki olası ıslah edici etkisi dikkate alınarak TCK'nın 62/1 maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak sonuç itibariyle 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, güvenlik tedbiri olarak TCK'nın 53 maddesinin tatbikine, gözaltı ve tutuklulukta geçen sürelerle ilgili hüküm kesinleşmeden önce kesinleşen şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran haller nedeniyle geçirilen sürelerin hükmolunan cezadan mahsubuna, CMK'nın 109/3-a maddesi kapsamında yurt dışına çıkış yasağının devamına dair adli kontrol tedbirinin uygulanmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere;
SANIK ........ yönünden; silahlı terör örgütü üyeliği suçundan açılan kamu davası nedeni Manisa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.04.2018 tarih, 2017/89 esas ve 2018/268 karar sayılı ilam ile; sanığın mahkumiyetine dair verilen karar aleyhine, sanık müdafi tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, dairemiz tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 5271 sayılı CMK.nın 280/2. maddesi gereğince incelemeye konu hükmün KALDIRILARAK, sanık hakkında yeniden hüküm kurulmasına, bu suretle;
a)Sanık üzerine atılı ve sabit bulunan silahlı terör örgütünün hiyerarşisine dahil olmamakla birlikte örgüte yardım etmek suçundan eylemine uyan sanığın suçu işleyiş biçimi, yer ve zaman, güttüğü amaç ve saiki, suçun önem ve değeri dikkate alınarak eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nun 314/3 ve 220/7 sevkiyle TCK 314/2. maddesi gereğince asgari ceza haddinden takdiren 5 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte yardım eden kişi olması nedeniyle cezası 5237 sayılı TCK'nın 220/7.md.sinin son cümlesi gereğince yardımının niteliği ve kapsamı dikkate alınarak takdiren 2/3 oranında indirilerek 1 YIL 8 AY HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın cezası 3713 sayılı TMK'nın 3. maddesi delaletiyle 5/1 maddesi gereğince yarı oranında arttırılarak 1 YIL 18 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın yargılama sürecindeki olumlu tutum ve davranışları ile sabıkasız oluşu ve verilen cezanın geleceği üzerindeki olası ıslah edici etkisi dikkate alınarak cezası TCK'nın 62/1 maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirilerek sanığın sonuç olarak 1 YIL 13 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı dikkate alınarak;
Sanığın, kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkumiyetinin yasal sonucu olarak, TCK'nın 53/1. maddesinin uygulanması yönünden, (a, c, d ve e) bentleri ile (b) bendinde yazılı seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan YOKSUN BIRAKILMASINA; aynı Kanunun 53/2. maddesinin uygulanması açısından, 53/1. maddesinin (a, c, d ve e) bentleri ile (b) bendinde yazılı seçme ve diğer siyasi hakları ve aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca, (c) bendinde yazılı kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerini mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar KULLANAMAMASINA,
Sanık hakkında hükmolunan ceza miktarı dikkate alınarak infazdan kaçmasının engellenmesi bakımından CMK 109/3-a maddesi uyarınca YURT DIŞI ÇIKIŞ YASAĞINA DAİR ADLİ KONTROL TEDBİRİ UYGULANMASINA, uygulanmakta ise DEVAMINA,(hükmün infazının başlandığı ana kadar.)
TCK nun 63.maddesi uyarınca, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran haller nedeniyle geçirilmiş sürelerin hükmolunan cezadan MAHSUBUNA,
İlk derece mahkemesince yapılan Yargılama nedeniyle yapılan 28,00 TL tebligat gideri ve 27,60 TL posta gideri olmak üzere toplam 55,60 TL yargılama giderinin sanıktan tahsili ile hazineye irat kaydına,
İstinaf talebi lehe olduğundan istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılmasına,
Dair, sanığın ve sanık müdafiinin yüzlerine karşı, iddia makamının talebine uygun olarak, tefhim / tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde Dairemize veya bulunduğu yerdeki Ağır Ceza Mahkemesine Dairemize hitaben sunulacak bir dilekçe ile veya Dairemiz zabıt katibine beyanda bulunmak sureti ile tutulacak tutanağın hakim onayı yaptırılmak sureti ile Yargıtay Temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10.04.2019 (¤¤)