Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-) Sanık .......... hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/107189 Soruşturma sayılı dosyasında suç tarihi 2016 olan Fetö-Pdy silahlı terör örgütü üyeliği veya yöneticiliği suçundan halen açık gözüken soruşturma dosyasının bulunduğu ve sanık hakkında silahlı örgüt yöneticisi olmak eyleminden dava açılıp, örgüt üyeliğinden karar verilmiş olduğunun anlaşılması karşısında; sanık hakkında açılan soruşturma dosyasının aslı veya onaylı örneklerinin ilk derece mahkemesince denetimine olanak verecek şekilde getirtilip incelenmesi, anılan soruşturma dosyası kapsamında dava açılmış ise birleştirme hususunun değerlendirilmesi ve sonucuna göre tüm delillerin bir bütün halinde değerlendirilerek hukuki durumlarının takdir veya tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı olduğunun tespiti ile;
Görülen davalardan birinin istinaf aşamasında olması halinde davaların üst mahkeme olan bölge adliye mahkemesince birleştirilmesi hukuken mümkün değildir. Davaların birleştirilerek görülmesinde zorunluluk bulunması hali, CMK'nun 280/1-d maddesinde bozma sebepleri arasında gösterilmemişse de, istinaf incelemesi yapılan bir davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan ya da yeni açılacak diğer bir dava ile birleştirilmesi hukuki olarak zorunlu olduğundan, birleştirme işleminin ancak ilk derece mahkemesince yapılma imkanı bulunduğundan bu husus CMK'nun 280/1-d maddesi kapsamında bozma nedeni olarak kabul edilmiştir.
Yukarıda açıklamış bulunduğumuz husus gözetildiğinde sanığın hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı olduğundan;
2-) Kabule göre de,
Bylock kullanmış olmak suçun unsuru olarak, örgütsel eylem olarak, kabul edilmiş, TCK'nın 3 ve 61. Maddesi uyarınca aynı zamanda suçun unsuru olan sanığın bylock kullanmış olmasının teşdit nedeni olarak kabul edilmesi,
TCK'nın 62. Maddesinin uygulanmamasına karar verilmiş ise de, yargılama aşamasında ve suçtan sonra pişmanlık hali gözetilmemesi gerekçesinin yasal gerekçe olmadığı anlaşıldığından
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun289/1-e ve 280/1-d maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma kararı yönünden yeniden incelenmek ve karar verilmek üzere dosyanın hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Sanığa CMK.nın 100/3-a-11. maddesinde belirtilen Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar bölümünde düzenlenen silahlı terör örgütü üyeliği suçu nedeni ile hükmen verilen hapis cezasının miktarı ve sanığın tutuklulukta geçirmiş olduğu süre dikkate alındığında, orantılılık ilkesinin bozulmamış olduğu ve suçun niteliği karşısında Adli Kontrol Tedbirlerinin yetersiz kalacağı anlaşıldığından, sanığın ve müdafinin tahliye taleplerinin REDDİ ile, tutukluluk halinin DEVAMINA,
Tutukluluk halinin devamı kararına karşı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 104/3 ve 105/son maddesi uyarınca 7 gün içinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesine İTİRAZ kanun yolu açık olduğuna,
Tutuklamanın devamı kararının tutuklu bulunan sanığa bulunduğu Ceza İnfaz Kurumu vasıtası ile TEBLİĞİNE,
Tutuklamanın devamı kararının CMK.nın 107/1.maddesi gereğince tutukluların bir yakınına veya belirlediği bir kişiye, bulundukları Ceza İnfaz Kurumu vasıtası ile gecikmeksizin haber VERİLMESİNE,
Dair, Bozma kararı yönünden kesin surette olmak üzere 08/01/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)