Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiştir.
İncelenen ve yukarıda numarası belirtilen yerel mahkeme kararına esas teşkil eden dosyadaki duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede 12/11/2019 tarihli karar ile davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında yukarıda belirtilen kararla Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan TCK'nun 314/2 maddesi uyarınca 6 YIL 3 AY Hapis cezası ile cezalandırılmasına ve TCK 53. maddesi gereği belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verildiği görülmüştür.
SANIK …… SAVUNMASINDA: "Ben bir suç işlediğimi düşünmediğim için etkin pişmanlık talebim yoktur. Ancak ilk derece mahkemesinde ben çok detaylı ifade verdim. Oradaki ifadelerim doğrudur. Ben zahirecilik yapardım. Uzun yıllar ticaretle uğraştım. 42 yıl bir fiil küçük bir esnafken yanımda onlarca kişinin çalıştığı işyeri kurdum. Hem köyüm Halilbeyli'de hem Turgutluda hem de Kemalpaşa'da işletmelerim vardır. 35 yıl işletmeyi yürüttüm. Ben bu örgütün gerçek yüzünü bilme ihtimalim yoktur. Ben bunlara Allah rızası için katıldım. Ben 20 yıl bunların sohbetlerine katıldım. 20-25 yıl Zaman gazetesi aldım. Ben kesinlikle benim dükkanıma gelen işyerime gelen hiçbir kimseyi geri çevirmedim. Bunlara da yardım ettiğim olmuştur. Diğer okullara diyanete kamu kurumlarına da yardım ettiğim olmuştur. 2014-2015 yılında iflas ettim. Benim bu tarihten sonra kesinlikle düzenli bir şekilde toplantılarına katılmam söz konusu değildir. Tanıkların benim hakkımda mütevelli olarak beyanda bulunmalarını kabul etmiyorum. Çocuklarım bunların okullarında okudu. Ben memnun olduğum için bunların okullarına göndermiştim. Ben hiç kimsenin ismini veremem. Çünkü kimin ne yaptığını ben bilemiyorum. Yine hangi sohbet hocası katılmıştır. Kimden nasıl talimat alınmış verilmiş bilemiyorum. Ben kimseden kesinlikle talimat almadım. Mütevelli olarak bir yerde karar merciine katılmadım. Zaman zaman düzenlenen toplantılara yemeklere katıldım. Bunlar dini içerikli toplantılardı. Durumum iyi olduğu dönemlerde kurban burs verdiğim olmuştur. Ben gidip kendim teslim oldum. Müracaat ettim. Hatta beni davet ettiklerinde savcılığa gidip sordum abi sen evinde dur ilgili birimler gelir dediler. Bende evime gittim. Daha sonra gözaltına alındım. Tutuklandım. 1,5 yıl tutuklu kaldım. Bana gardiyanlar kötü muamelede bulundular. Haklarında dava açıldı. Bende tazminat davası açtım. Bende zaatüreydim. Sıkıntılı bir süreç atlattım. Ancak ben kesinlikle vatanıma ihanet eden biri değilim. Ben bu yönde mahkemenin kabulünü kabul etmiyorum dedi.
Ben ticaretle uğraştığım için bir çok bankayla çalıştım. En az çalıştığım banka Bankasyadır. Zahirecilikte büyük meblağlarla çalıştım. Hangi banka menfaatime ise onunla çalıştım. Bankasya'nın kapatılmasındaki yürüyüşe katıldım. 18 Temmuzda yapılan paylaşım bana aittir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık Müdafiinin Esas Hakkında Savunmasında; "Biz mahkemenize sunmuş olduğumuz ve ilk derece mahkemesindeki yazılı ve sözlü tüm savunmalarımızı ve dilekçelerimizi aynen tekrar ederiz. Müvekkilimin durumu fetö silahlı terör örgütü ile ilişkili olarak Yargıtay Ceza Genel Kurulunun vermiş olduğu kararlardaki değerlendirmedeki birinci kat halk tabası içinde yer almaktadır. Bu nedenle hata hükümlerinden faydalanması gerektiği kanaatindeyiz. Müvekkilim yıllarca sohbet toplantılarına katıldığını beyan etmektedir. Ancak örgütün nihai amacını bilmesi almış olduğu eğitim seviyesi nedeniyle mümkün değildir. 2014-2015 yıllarında iflas etmiştir. Bu örgütün bir ahlak eğitim örgütü ve insanlara şirin görünen bir yüzü olduğu yargıtaç içtihatlarında zikredilmiştir. Müvekkilim de bu yüzünü görerek bu sohbet toplantılarına 2014 yılı öncesinde iştirak etmiştir. Sonraki yıllarda katılımı söz konusu değildir. Kendi savunmaları doğrultusunda öncelikle müvekkilimin beraatine karar verilmesi, eğer mahkeme aksi kanaatte ise eylemlerinin örgüte yardım olarak değerlendirilerek örgüte yardım suçu olarak mahkumiyet hükmü kurulması yine sanık lehine hükümlerin uygulanmasını talep ediyoruz" şeklinde beyanda bulunmuştur.
İddia Makamı Esas Hakkındaki Mütalaasında: Manisa Turgutlu ilçesinde zahirecilik ile uğraşan sanık .....'ın,
Fetö/Pdy silahlı terör örgütünün sohbet görünümlü örgütsel toplantılarına 17-25 Aralık süreci sonrasında da katıldığına ilişkin tanık anlatımları olduğu gibi, tanıklardan K2 anlatımına göre sanığın mütevelli heyetinde olduğu,
Sanığın 04/02/2014 tarihinde Turgutlu Bankasya şubesi önünde yapılan protesto gösterisinde “devletin bile batıramadığı banka Bankasya” yazılı pankartı taşıdığı gibi,
15-16-17 Aralık 2014 tarihinde Manisa Adliyesi önünde yapılan protesto gösterilerine de katıldığı,
Sanığın FETÖ/PDY'nin yayın organlarından olan Zaman ve Sızıntıya 25 yıllık abone olduğu,
Sanığın evinde yapılan aramada örgüt liderine ait kasetlerin ele geçirildiği,
Sanığın ..... adlı sosyal paylaşım sitesinde 18/07/2016 tarihinde “Dünya basını: darbeyi Erdoğan planladı” şeklinde paylaşımlarda bulunduğu,
Bu haliyle sanığın eylemlerin yoğunluğu, çeşitliliği ve devamı gibi unsurlarla FETÖ silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği anlaşılmış olup,
İlk Derece Mahkemesinin sanık hakkında vermiş olduğu mahkumiyet kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirilmenin yerinde olduğu anlaşılmakla,
CMK'nun 280/2. maddesi gereğince sanığın istinaf başvurusunun esastan reddine,
Sanık hakkında verilen adli kontrol şart ve sebeplerinde herhangi bir değişiklik olmadığından yurtdışına çıkma yasağı şeklindeki adli kontrol kararının devamına karar verilmesi,
Kamu adına talep ve mütalaa etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Sanık hakkında, ilk derece mahkemesi tarafından silahlı terör örgütü olan FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak eyleminden dolayı açılan kamu davasında mahkumiyet hükmü verildiği görülmüş ise de, öncelikle FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün örgüt olup olmadığının değerlendirilmesi gerekecektir.
Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması, faaliyet yöntemleri ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşrutiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve örgüt hiyerarşisinde üçüncü veya daha yukarı katlarda yer alan mensuplarının zaman sınırlaması olmaksızın nihai amacından haberdar oldukları yönünden kuşku bulunmamakta ise de bir ve ikinci katmanlarda yer alanlar açısından; Devlete sızan mensupları vasıtasıyla kişi ve kurumlara yönelik örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlanması, bu yapının kamuoyu veya medya tarafından tartışılır hale gelmesi, üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler yapılması ve Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı şekilde değerlendirilmesi karşısında bu tarihten önceki faaliyetlerin örgütsel olduğunun mahkemece ispat edilmesinin gerekli olduğu gözetildiğinde;
Fetö/Pdy nin Silahlı terör örgütü olduğunun kabulü doğrudur. Bir kimsenin silahlı terör örgütüne üye olabilmesi için örgütün silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, örgüt hiyerarşisine dahil olup amacı doğrultusunda süreklilik yoğunluk ve çeşitlilik arz eden faaliyetlerde bulunması zorunludur. Yargıtay 16.Ceza Dairesinin 20.12.2017 gün ve 2017/1862 esas- 2017/5796 sayılı ilamında da açıklandığı üzere sanığın silahlı terör örgütü üyesi olarak kabul edilebilmesi için örgüt hiyerarşisine dahil olup örgütün amacı doğrultusunda süreklilik yoğunluk ve çeşitlilik arz eden örgütsel faaliyetlerde sanığın bulunması zorunludur.
Bu açıklamalar ışığı altında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanık hakkında Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından fetö/pdy silahlı terör örgütüne üye olmak eyleminden mahkumiyet hükmü kurulduğu buna karşı sanık müdafisi tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine sanığın durumunu etkin pişmanlık yönü ile de bir kez daha değerlendirilebilmesi için dairemizce duruşma açılmış olup, yapılan yargılama soncunda sanığın TCK 221 maddesi kapsamından etkin pişmanlık talebinde bulunmadığı, herhangi bir suç işlemediğini beyan ettiği, Manisa Turgutlu ilçesinde zahirecilik işi ile iştigal eden sanığın kendi beyanında geçtiği üzere yaklaşık 20 yıl evvelinden beri fetö/pdy silahlı terör örgütü tarafından düzenlenen sohbet görünümlü örgütsel toplantılara 17 - 25 Aralık 2013 tarihi öncesi ve sonrasında katıldığı, örgütün mütevelli grubu içerisinde yer alan faaliyetlerinde yer aldığı, tanık K2'ın beyanı doğrultusunda sanığın örgütün Turgutlu ilçesi mütevelli heyetinde bulunduğu, 04/02/2014 tarihinde Turgutlu ilçesi Bank Asya şubesi önünde yapılan örgüt lehine protesto gösterisine katıldığı, üzerinde " devletin bile batıramadığı banka bank asya" yazılı pankartı taşıdığı, Manisa adliyesi önünde örgüt mensupları tarafından organize edilen örgüt lehine yapılan 15-16-17 Aralık 2014 tarihlerinde gerçekleşen protesto gösterilerine katıldığı tespit edildiği, sanığın fetö/pdy silahlı terör örgütünün yayın organı olan zaman gazetesi ve sızıntı gazetesine 25 yıldan bu yana abonelik kaydı bulunduğu, sanığın evinde yapılan aramada örgüt liderine ait kasetlerin ele geçirildiği, ..... adlı sosyal paylaşım sitesinde sanığın 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen fetö/pdy silahlı terör örgütü mensuplarının organize ettiği ve gerçekleştirmeye çalıştığı kanlı darbe teşebbüsü sonrasında 18 Temmuz 2016 tarihinde sanığın "dünya basını darbeyi Erdoğan planladı "şeklinde örgüt lehine darbe girişiminin lehine paylaşımda bulunduğu, sanığın fetö/pdy silahlı terör örgütünün varlığı ve amacından haberdar olduğu, örgüt ile irtibatlı kişiler ile örgütün sohbet adı altında ki faaliyetlerine Turgutlu ilçesinde mütevelli heyetinde yer alarak katıldığı, örgüt lehine yapılan 17-15 Aralık 2013 tarihi sonrası örgütün hayiyetini devam ettirilmesi ve kamu oyu oluşturması amacıyla gerçekleştirdiği birden fazla protesto gösterisine katıldığı, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra da örgüt lehine darbenin örgüt tarafından yapılmadığı yönünde sosyal paylaşım sitesinde açıklamalarda bulunarak örgüt ile hiyerarşik yönden organik bağ kurduğunu süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik içerir örgütsel faaliyetleri gerçekleştirdiğinin anlaşıldığı, sanığın eyleminin fetö/pdy silahlı terör örgütü üyeliği eylemini oluşturduğu ilk derece mahkemesinin sanık hakkında vermiş olduğu mahkumiyet hükmünün yerinde olduğu ancak ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararda yer alan hüküm fıkrası 3-b bölümünde Turgutlu adli emanetinin 2017/836 sırasında kayıtlı 12 adet 7,66 mm çapında baretta tabanca fişeklerinin müsaderesine dair hüküm kurulmuş ise de, söz konusu tabanca fişeklerinin suçun işlenmesinden husule geldiğine dair dosya kapsamında somut delil olmadığından OHAL KHK'ları uyarınca 6136 sayılı Yasanın ilgili madde hükümleri uyarınca gereğinin takdir ve ifası için ilgili idari birime tevdii gerektiği halde müsadereye dair hüküm kurulmuş olması hukuka aykırı ise de, CMK'nin 303/1 maddesi uyarınca bu hususun düzeltilebileceği ayrıca örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak karar yerinde sadece TCK’nın 58/9 maddesinin gösterilmesi gerekirken, uygulama yeri bulunmayan TCK’nın 58/6 maddesi gereğince tekerrür uygulanmasına karar verilmesi, hukuka aykırı ise de aykırılığın CMK 303 maddesi uyarınca düzeltilebileceği, hüküm fıkrasından TCK 58/9 maddesinin uygulandığı bölümde "delaletiyle 58/6 maddesi "ibaresinin tamamen çıkarılarak yerine "uyarınca" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün düzeltilmesi gerektiği anlaşıldığından, hüküm fıkrasının 3 b bölümünde yer alan Turgutlu adli Emanetinin 2017/836 numarasında kayıtlı 12 adet 7,65 mm çapında barette tabanca fişeklerinin müsaderesine ibaresinin tamamen çıkartılarak yerine OHAL KHK' ları uyarınca 6136 sayılı yasanın ilgili madde hükümleri uyarınca gereğinin takdir ve ifası için ilgili idari birime tevdine yazılarak hükmün düzeltilmesi yine hükümde delaletiyle 58/6 maddesi bölümünün tamameni çıkartılarak yerine uyarınca ibaresi eklenmek sureti ile hükmün düzeltilmesi, düzeltilmesi gereken hususlar dışında ilk derece mahkemesi hükmünde CMK 280/2 maddesi uyarınca usule ve esasa ilişkin hukuka aykırılık bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde eksiklik bulunmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşıldığından sanık müdafisinin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere;
Sanık ..... hakkında terör örgütüne üyelik suçundan açılan kamu davası sonucunda Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.11.2018 gün 2017/639 (E)- 2018/687 (K) sayılı ilam ile silahlı terör örgütüne üye olmak eyleminden mahkumiyet hükmü verildiği, bu hükme karşı sanık müdafi tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, dairemiz tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dairemizce duruşma açılmasına karar verilmiş olup yapılan duruşma sonucunda;
İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararda yer alan hüküm fıkrası 3-b bölümünde Turgutlu adli emanetinin 2017/836 sırasında kayıtlı 12 adet 7,66 mm çapında baretta tabanca fişeklerinin müsaderesine dair hüküm kurulmuş ise de, söz konusu tabanca fişeklerinin suçun işlenmesinden husule geldiğine dair dosya kapsamında somut delil olmadığından OHAL KHK'ları uyarınca 6136 sayılı Yasanın ilgili madde hükümleri uyarınca gereğinin takdir ve ifası için ilgili idari brime tevdii gerektiği halde müsadereye dair hüküm kurulmuş olması hukuka aykırı ise de, CMK'nin 303/1 maddesi uyarınca bu hususun düzeltilebileceği ayrıca örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak karar yerinde sadece TCK’nın 58/9 maddesinin gösterilmesi gerekirken, uygulama yeri bulunmayan TCK’nın 58/6 maddesi gereğince tekerrür uygulanmasına karar verilmesi, hukuka aykırı ise de aykırılığın CMK 303 maddesi uyarınca düzeltilebileceği, hüküm fıkrasından TCK 58/9 maddesinin uygulandığı bölümde "delaletiyle 58/6 maddesi "ibaresinin tamamen çıkarılarak yerine "uyarınca" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün düzeltilmesi gerektiği anlaşıldığından,
"Hüküm fıkrası 3-b bölümünde Turgutlu adli emanetinin 2017/836 sırasında kayıtlı 12 adet 7,66 mm çapında baretta tabanca fişeklerinin müsaderesine" ibaresinin tamamen çıkartılarak yerine " OHAL KHK'ları uyarınca 6136 sayılı Yasanın ilgili madde hükümleri uyarınca gereğinin takdir ve ifası için ilgili idari birime tevdiine" yazılarak hükmün düzeltilmesine,
CMK.nın 303/1 maddesi gereğince hükümde "delaletiyle 58/6 maddesi" bölümün tamamının çıkarılarak yerine "uyarınca" ibaresinin eklenmesi suretiyle CMK'nin 280/2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa yönelik hukuka aykırılık bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde eksiklik olmadığı, isbat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşıldığından sanık müdafinin istinaf başvurusunun DÜZELTİLEREK ESASTAN REDDİNE,
Dair, talebe uygun olarak oybirliği ile verilen karar, iddia makamı ile sanık ve sanık müdafinin huzurunda, hükmün tefhiminden itibaren 15 günlük süre içerisinde dairemize dilekçe vererek veya zabıt katibine beyanda bulunup zabta geçirilmek suretiyle Yargıtay ilgili Ceza Dairesine TEMYİZ yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, gerekçesi ana çizgileri ile anlatıldı.17/06/2020 (¤¤)