Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Eş olan sanıklar yargılamada aynı müdafi tarafından temsil edilmişlerdir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında; karı koca olan sanıkların çelişkili ve mükerrer kararların ortaya çıkmasının engellenmesi için yargılamalarının birlikte yapılması zorunlu ise de; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmak eyleminden dolayı haklarındaki iddialar ve etkin pişmanlık hükmü uygulaması dikkate alındığında, sanıkların eş olması ve aynı müdafi tarafından temsil edilmeleri hatta aynı müdafi tarafından ortak istinaf talep dilekçesi ile istinaf müracatında bulunmuş olması, yasada düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına ilişkin aralarında menfaat çatışması olgusunu ortaya çıkarmıştır.
Diğer taraftan; İstinaf mahkemelerinin yargı sürecine girmesi ve göreve başlamasıyla birlikte iki dereceli yargılama hakkı sanıklar bakımından getirilmiştir. İlk derece mahkemesince yargılama gerçekleştirilerek delillerle temas edilmekte, ikinci derece olan istinaf mahkemesi ise, ilk derece mahkemesinin kararındaki hukuka aykırılıkları tespit edip, giderebilmekle birlikte yeniden hüküm kurmakta, ancak ilk derece mahkemesi gibi yeniden yargılama yapmamaktadır. Sanıkların çift dereceli yargılama hakkı gözetildiğinde, menfaat uyuşmazlığının giderilmesi amacıyla ilk derece mahkemesince yargılamanın yenilenmesi yasal zorunluluk haline gelmiştir.
Bu kapsamda yapılan değerlendirmede: sanıkların aynı müdafi tarafından temsil edilmeleri CMK 150/2. maddesi kapsamında hukuka aykırılık oluşturmakta, her bir sanığın ayrı müdafi tarafından temsil edilmesi gerekirken aynı müdafi tarafından birlikte temsil edilmeleri CMK 150/2. maddesi kapsamında CMK'nın 289/1-e maddesi uyarınca mutlak hukuka aykırılık hali oluşturduğundan Yargıtay'ın bu konudaki içtihatları da dikkate alınarak CMK 150/2. ve CMK 289/1-e maddesi uyarınca;
Kabule göre de;
Sanıklardan K1' ün kullandığı telefon hattına ilişkin olarak bylock tespit ve değerlendirme tutanağının getirtilerek sanığa okunmadan hüküm kurulması,
Hukuka aykırılık teşkil ettiğinden, CMK'nin 280/1-d maddesi uyarınca, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin, sanıklar müdafinin istinaf talepleri nedeniyle, BOZULMASINA, bozma kararı yönünden yeniden incelenmek ve karar verilmek üzere dosyanın hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Sanık K1'ün CMK.nın 100/3-a-11. maddesinde belirtilen Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar bölümünde düzenlenen silahlı terör örgütü üyeliği suçu nedeni ile hükmen verilen hapis cezasının miktarı ve sanığın tutuklulukta geçirmiş olduğu süre dikkate alındığında, orantılılık ilkesinin bozulmamış olduğu ve suçun niteliği karşısında Adli Kontrol Tedbirlerinin yetersiz kalacağı anlaşıldığından, sanık müdafinin tahliye taleplerinin REDDİ ile, tutukluluk halinin DEVAMINA,
Tutukluluk halinin devamı kararına karşı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 104/3 ve 105/son maddesi uyarınca 7 gün içinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesine İTİRAZ kanun yolu açık olduğuna,
Tutuklamanın devamı kararının tutuklu bulunan sanığa bulunduğu Ceza İnfaz Kurumu vasıtası ile TEBLİĞİNE,
Tutuklamanın devamı kararının CMK.nın 107/1.maddesi gereğince tutukluların bir yakınına veya belirlediği bir kişiye, bulundukları Ceza İnfaz Kurumu vasıtası ile gecikmeksizin haber VERİLMESİNE,
Dair, Bozma kararı yönünden KESİN surette olmak üzere 04/02/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)