Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiştir.
İncelenen ve yukarıda numarası belirtilen yerel mahkeme kararına esas teşkil eden dosyadaki duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede 29/11/2018 tarihli karar ile davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında yukarıda belirtilen kararla silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK 314/2 maddesi uyarınca 6 Yıl 3 Ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve TCK 53 maddesi gereği belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verildiği görülmüştür.
Sanık ...'nın Dairemizde Yaptığı Savunmasında: "Ben atılı suçlamayı kabul etmiyorum. İlk derece mahkemesinde yapmış olduğum savunmalarımı aynen tekrar ederim. ... Derneğine üyeliğim vardır. Çocuğumu okula gitmesi nedeni ile Bank...da hesaplarım vardır. Gelenbevi yurdundaki dini sohbetlere daha önce birkaç defa katılmışlığım vardır." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık müdafi ...'nın Dairemizde Yapmış Olduğu Savunmasında: "Savunmaya bir diyeceğimiz yoktur. Kendisi kendi iradesiyle ... derneğine üye olmamıştır. Bank...'da özellikle örgütün talimatıyla açılmış bir hesabı yoktur. Sadece okul kaydı için yapılmıştır. Yine öğrenci yurdundaki toplantılar 2013 yılı Aralık öncesi dini saiklerle yapılmıştır. Sanığın savunmasına ve ek savunmasına aynen katılıyoruz." şeklinde beyanda bulunmuştur.
İddia Makamı Esas Hakkındaki Mütalaasında:
1- İlk Derece Mahkemesinin sanık hakkında terör örgütü üyeliği suçundan verdiği mahkumiyet hükmünün CMK 'nun 280/2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
2- Sanık ...'nın eylemine uyan TCK 'nun 314/2, 220/7, 3713 Sayılı Yasanın 5/1 TCK 'nun 53, 54, 62, 63 maddeleri gereğince cezalandırılmasına,
3- Sanık hakkında verilen adli kontrol şart ve sebeplerinde herhangi bir değişiklik olmadığından yurtdışına çıkma yasağı şeklindeki adli kontrol kararının devamına karar verilmesini, kamu adına talep ve mütalaa etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir.
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır.
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir. Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Her ne kadar ilk derece Mahkemesince Manisa Kırkağaç ilçesinde esnaflık yapan sanık hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
Sanık...ın KHK kapsamında kapatılan FETÖ/PDY irtibatlı …. derneğine üyeliğinin bulunduğu, 17-25 Aralık süreci öncesi ve sonrasında sohbetlere katıldığına dair tanık beyanlarının bulunduğu, 2016 mart ayına kadar FETÖ/PDY terör örgütünün yayın organı olan zaman gazetesine aboneliğinin olduğu anlaşılmış olup,
Bunun dışında sanığın …. programını kullandığına ilişkin herhangi bir delil olmadığı gibi, Bank... kayıtlarının normal bankacılık faaliyeti kapsamında değerlendirildiği, bu haliyle sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçundan cezalandırılması için gerekli olan eylem yoğunluğu çeşitliliği ve devamı gibi unsurların gerçekleşmediği ve yukarıda açıklanan eylemlerin sempati düzeyini de aşmasıyla terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte yardım etmek şeklinde gerçekleştiğinin kabulünün gerekeceği anlaşılmakla, Dairemiz tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 5271 sayılı CMK.nın 280/2. maddesi gereğince incelemeye konu hükmün kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulması uygun görülmüştür.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Sanık ... hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan açılan kamu davası nedeni Manisa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/04/2018 tarih, 2017/116 esas ve 2018/272 karar sayılı ilam; sanığın mahkumiyetine dair verilen karar aleyhine, sanık müdafii tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, dairemiz tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 5271 sayılı CMK.nın 280/2. maddesi gereğince incelemeye konu hükmün KALDIRILARAK, sanık hakkında yeniden hüküm kurulmasına, bu suretle;
a)Sanık üzerine atılı ve sabit bulunan silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım ettiği anlaşıldığından kanun gereğince üye olmak suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nun 314/2. maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, yoğunlaşmış suç işleme kastı ile hareket etmesi,suç nedeni ile ortaya çıkan tehlikenin büyüklüğü, suç sebep ve saikleri dikkate alınarak asgari ceza hadden taktiren 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte yardım eden kişi olması nedeniyle cezası 5237 sayılı TCK'nın 220/7.md.sinin son cümlesi gereğince yardımının niteliği ve kapsamı dikkate alınarak takdiren 2/3 oranında indirilerek 1 YIL 8 AY HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın cezası 3713 sayılı TMK'nın 3. maddesi delaletiyle 5/1 maddesi gereğince yarı oranında arttırılarak 1 YIL 18 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın yargılama sürecindeki olumlu tutum ve davranışları ile sabıkasız oluşu ve verilen cezanın geleceği üzerindeki olası ıslah edici etkisi dikkate alınarak cezası TCK'nın 62/1 maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirilerek sanığın sonuç olarak ... YIL 13 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı dikkate alınarak;
Sanığın, kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkumiyetinin yasal sonucu olarak, TCK'nın 53/1. maddesinin uygulanması yönünden, (a, c, d ve e) bentleri ile (b) bendinde yazılı seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan YOKSUN BIRAKILMASINA; aynı Kanunun 53/2. maddesinin uygulanması açısından, 53/1. maddesinin (a, c, d ve e) bentleri ile (b) bendinde yazılı seçme ve diğer siyasi hakları ve aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca, (c) bendinde yazılı kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerini mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar KULLANAMAMASINA,
Sanık hakkında hükmolunan ceza miktarı dikkate alınarak infazdan kaçmasının engellenmesi bakımından CMK 109/3-a md.si uyarınca YURT DIŞI ÇIKIŞ YASAĞINA DAİR ADLİ KONTROL TEDBİRİ UYGULANMASININ DEVAMINA, hükmün infazının başlandığı ana kadar
Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirmiş olduğu sürelerin 5237 sayılı TCK.nın 63.maddesi gereğince cezasından MAHSUBUNA,
İlk derece mahkemesince yapılan Yargılama nedeniyle yapılan 10,70 TL tebligat gideri ve 90,00 TL bilirkişi giderinden oluşan toplam 100,70 TL yargılama giderinin sanıktan tahsili ile hazineye irat kaydına, istinaf talebi lehe olduğundan istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılmasına,
Dair; Talebe uygun olarak oybirliği ile verilen karar, iddia makamı ile sanık ... ve sanık müdafi Av. ...'nın huzurunda, hükmün tefhiminden itibaren 15 günlük süre içerisinde dairemize verilecek dilekçe veya aynı süre içerisinde tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere, açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/03/2019 (¤¤)