Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiştir.
İncelenen ve yukarıda numarası belirtilen yerel mahkeme kararına esas teşkil eden dosyadaki duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede 06/07/2020 tarihli karar ile davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında yukarıda belirtilen kararla Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan TCK 314 maddesi uyarınca 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve TCK 53. maddesi gereği belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verildiği görülmüştür.
Sanık B. M.'nın dairemizde yapmış olduğu esas hakkındaki savunmasında: "iddia makamının mütalaasını dinledim bahsedilen derneklerden bir tanesini 15 sene önce üye olmuştum, bir yıl sonra bu dernekten çıktım 2015 yılında ise tüm derneklerden çıktım buna dair kayıtlar ve belgeler daha önce sunulmuştu, Bank Asya'ya talimat ile para yatırmadım, ben esnafım Türk Telekom bayiliğim vardır, Türk Telekomun verdiği fatura matik isimli bir cihaz vardı bu cihaz bank Asya ile çalışıyordu esnaf olarak iş yerinde bunu kullandım bunun dışında benim aynı dönemde diğer bankalarda da hesabım oldu, ziraat bankasında 35 - 40 bin tl tutarında aynı dönemde param olduğu halde bu parayı çekip bank Asya'ya yatırmadım emekli aylığımı da bank asya dışında kamu bankalarından aldım, mütalaada bahsi geçen Falcon programı ise benim iş yerimde ikinci el cep telefonu bulunmaktaydı, bu cep telefonundan bir tanesinde kırıntı diye bir şey çıkmış ben kesinlikle Falcon isimli programı kullanmadım, bu telefonun e-mail numarası benim kullandığım telefonun e-mail numarası ile aynı değildir, tanık olarak ifade veren M. N. K. tanık olarak geldi önceki ifadesini baskı ile alındığını geçerli olmadığını söyledi, mahkeme kayıtlarında da daha önce beyan ettiğim üzere ben kesinlikle örgütsel bir faaliyete ve toplantıya katılmadım beni izlediklerinde çiğli de camiye gitmiştim, örgüt üyesi değilim beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık müdafi Av. Y. T.'in dairemizde yapmış olduğu esas hakkındaki savunmasında: "mütalaa da bahsi geçen dernek üyeliği suç delili olamaz zira kurulduğu andan itibaren yasal olarak faaliyette bulunan ve halende yasal faaliyeti olduğu kabul edilen dernek üyeliği örgüt üyeliği için delil olarak değerlendirilemez dosya da bulunan falcon delilini kabul etmiyoruz müvekkilim ikinci cep telefonu alım satımı ile iştigal ettiği için kendisinin iş yerine gelen ve kullanmadığı ikinci bir el cep telefonunda falcon kırıntısı olduğu tespit edilmiş doğrudan müvekkilimin falcon isimli programı kullandığına dair herhangi bir tespit bulunmadığından bu delillinde delil olarak değerlendirilmesi mümkün değildir Bank Asya ya ilişkin olarak da müvekkilim iş yerinde Türk Telekom fatura tahsilatları yapmak için almış olduğu cihaz ile çalıştığından yapılan fatura tahsilatları Bank Asya ile ilgili olduğundan doğrudan müvekkilim tarafından Bank Asya'ya yatırılan para bulunmamaktadır müvekkilimin ziraat bankası ve diğer banklarda hesabı bulunması nedeniyle Bank Asya ile çalışması fatura tahsilatı ile ilgilidir müvekkilimin sohbetlere gittiğine dair tespit doğru değildir cami avlusunda abdest alınırken çekilen bir fotoğrafı soruşturma aşamasında kendisine gösterilmiştir, diğer örgüt üyesi olduğu iddia edilen kişi ve kişiler ile müvekkilimin herhangi bir örgütsel faaliyeti olmamıştır tanıklar N. K. ve M. N. K. kovuşturma aşamasında önceki beyanlarının doğru olmadığın baskı altında beyanda bulunduklarını beyan etmişlerdir bu nedenle tanıkların baskı altında verdiklerini ifade ettikleri ifadeleri delil olarak değerlendirilmemelidir müvekkilim öncelikle örgüt üyesi olmadığı için müspet suçtan beraatine dairenizce aksi kanaat hasıl olursa dosya da ki delil durumu TCK ve CMK da bulunan lehe olan hükümlerde gözetildiğinde yardım suçunun değerlendirilmesi kanaatindeyim müvekkilimin tutuklu kaldığı süre tutuklamanın infaza dönüşmemesi sebebi ile tahliyesine karar verilmesini talep ediyoruz, " şeklinde beyanda bulunmuştur.
İddia Makamı Esas Hakkındaki Mütalaasında:
Sanık Bilal'in FETÖ/PDY irtibatı nedeniyle KHK kapsamında kapatılan Atılımcı Çalışanlar Kültür Derneği, Tüm Çalışanlar Dernekleri Federasyonu ve Çağdaş Çalışanlar Kültür Derneği üyelik kaydının bulunduğu,
Sanığın terör örgütüne ait Bankasya adlı Finans kuruluşunun kurtarılması hususundaki terör örgütünü liderinin talimatı sonrası bu talimata uyarak 07/01/2014 tarihinden itibaren hesabında 17.729 tl.lik artış yaptığına ilişkin bilirkişi raporu düzenlendiği,
Sanığın cep telefonu üzerinden yapılan dijital inceleme raporunda yine terör örgütü üyelerince kullanılan gizli bir haberleşme programı olan Falcon uygulamasına dair kalıntıların tespit edildiği, yine benzer bir program olan Kakao Talk uygulamasına 04/02/2016 tarihinde aktivasyon sinyali aldığının anlaşıldığı,
Sanığın darbe sonrasında yapılan fiziki takipte gündemi konuşma, örgüt faaliyetlerini yürütmek için yapılan toplantılardan bir tanesine katıldığının anlaşıldığı,
Tanıklar N. K. ve M. N. K.'ın hazırlıkta alınan ifadelerinde sanığın örgütün Çiğli küçük bölgesi imamlığı yaptığını ifade ettikleri, her ne kadar tanıklar mahkeme aşamasında bu beyanlarından dönmüş iseler de hazırlık aşamasında Av. Katılımıyla alınan ifadelerinin bulunduğu,
Bu haliyle sanığın eylemlerin yoğunluğu, çeşitliliği ve devamı gibi unsurlarla FETÖ silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği anlaşılmış olup,
İlk Derece Mahkemesi'nin sanık Bilal hakkında vermiş olduğu mahkumiyet kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirilmenin yerinde olduğu anlaşılmakla,
CMK'nun 280/2. maddesi gereğince sanığın istinaf başvurusunun esastan reddine,
Tutukluluk sebep ve şartlarında bir değişiklik olmamakla tahliye hususundaki talebin reddiyle tutukluluk halinin devamına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Sanık hakkında, ilk derece mahkemesi tarafından silahlı terör örgütü olan FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak eyleminden dolayı açılan kamu davasında mahkumiyet hükmü verildiği görülmüş ise de, öncelikle FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün örgüt olup olmadığının değerlendirilmesi gerekecektir.
Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması, faaliyet yöntemleri ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşrutiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve örgüt hiyerarşisinde üçüncü veya daha yukarı katlarda yer alan mensuplarının zaman sınırlaması olmaksızın nihai amacından haberdar oldukları yönünden kuşku bulunmamakta ise de bir ve ikinci katmanlarda yer alanlar açısından; Devlete sızan mensupları vasıtasıyla kişi ve kurumlara yönelik örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlanması, bu yapının kamuoyu veya medya tarafından tartışılır hale gelmesi, üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler yapılması ve Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı şekilde değerlendirilmesi karşısında bu tarihten önceki faaliyetlerin örgütsel olduğunun mahkemece ispat edilmesinin gerekli olduğu gözetildiğinde;
Silahlı terör örgütü olduğunun kabulü doğrudur. Bir kimsenin silahlı terör örgütüne üye olabilmesi için örgütün silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, örgüt hiyerarşisine dahil olup amacı doğrultusunda süreklilik yoğunluk ve çeşitlilik arz eden faaliyetlerde bulunması zorunludur. Yargıtay 16.Ceza Dairesinin 20.12.2017 gün ve 2017/1862 esas- 2017/5796 Sayılı ilamında da açıklandığı üzere sanığın silahlı terör örgütü üyesi olarak kabul edilebilmesi için örgüt hiyerarşisine dahil olup örgütün amacı doğrultusunda süreklilik yoğunluk ve çeşitlilik arz eden örgütsel faaliyetlerde sanığın bulunması zorunludur.
Bu açıklamalar ışığı altında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanık B. M. hakkında ilk derece mahkemesi olan İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmak eyleminde yapılan yargılama sonucunda mahkumiyetine dair hüküm verildiği, sanık ve sanık müdafisinin bu hükme karşı ayrı ayrı istinaf yoluna başvurması üzerine dairemizce dosya üzerinde yapılan müzakere sonucunda ilk derece mahkemesi tarafından sanık hakkında TCK 58/9 maddesinin uygulanması ile ilgili olarak örgüt mensubu olduğuna karar verilen sanık hakkında doğrudan TCK 58/9 maddesinin uygulanması gerektiği halde TCK 58/6 maddesinin atıf maddesi olarak uygulanmış olması nedeniyle CMK 303 maddesi uyarınca hükmün 6 fıkrasında ki delaletiyle 58/6 madde ibaresinin çıkarılarak yerine TCK 'nın 58/9 maddesi ibaresi yazılması suretiyle sanık ve müdafisinin istinaf başvurularının dairemizce hukuka aykırılığın düzeltilerek esastan reddine dair karar verildiği, buna dair karar aleyhine sanık ve sanık müdafisi tarafından temyiz yoluna gidilmesi üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 02/03/2020 gün ve 2019/8656 Esas 2020/1603 Karar sayılı ilamı ile soruşturma aşamasında İzmir 4. Sulh Ceza Hakimi olarak görev yapan dairemiz üyesi hakim A. Ö.'ın CMK 140 maddesi kapsamında teknik araçlar ile izlenme ses ve görüntülerin kayda alınmasına dair koruma tedbirine hükmetmesi ve aynı zamanda istinaf incelemesine üye hakim sıfatı suretiyle katılmak suretiyle 5271 Sayılı CMK nın 23/1 maddesine muhalefet edilmesi mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül ettirilmemesi nedeniyle bozma kararı verildiği, bozma kararanında sonra dairemizce yapılan daha önceki ön inceleme ve inceleme aşaması gözetilerek duruşma açıldığı, sanık ve sanık müdafisine Yargıtay Bozma ilamı okunarak bozmaya karşı diyecekleri sorulduğu,
Sanık ve Sanık müdafisinin bozma ilamına uyulması talepleri doğrultusundaki usul ve yasaya uygun olan Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2019/8656 Esas 2020/1603 Karar sayılı hükmü ile bozma ilamına uyularak dairemizce duruşma yapıldığı yapılan duruşma soncunda sanık B. M.'nın ilk derece mahkemesindeki yargılamada da belirlendiği üzere örgütün gizli haberleşme için kullandığı bylock isimli programı kullandığı belirlenmemiş ise de, sanıktan ele geçen dijital materyallerde yapılan inceleme sonucunda falcon isimli örgüte ait gizli haberleşme programına dair kalıntıların bulunması, örgütün yine gizli haberleşmede kullandığı iddia edilen kakao talk isimli uygulamada sanığın 04/02/2016 tarihinde aktivasyon mesajı almış olması, sanığın Ohal KHK 'ları ile kapatılan fetö/pdy silahlı terör örgütü ile irtibatlı Atılımcı Çalışanlar Kültür ve Dayanışma Derneği, Tüm Çalışanlar Dernekleri Federasyonu ve Çağdaş Çalışanlar Kültür ve Dayanışma Derneğinde üyeliğinin bulunması örgüt ile irtibatlı Bank Asya isimli finans kuruluşunun kurtulabilmesine yönelik olacak şekilde bilirkişi raporu ile belirlendiği üzere sanığın örgüt liderinin talimatı uyarınca ve talimat dönemi içerisinde talimat döneminde katılım hesabı açarak 17.729,15 TL tutarında Bank Asya'daki hesabında hesap artışına gitmesi, tanıkların anlatımları uyarınca her ne kadar sanık ve sanık müdafisi tanık beyanlarını doğru olmadığı, ifadelerin baskı altında alındığı iddia etmişler ise de, tanıklarının beyanlarının soruşturma aşamasında avukat huzurunda alınmış olması ifadelerde yer zaman kişi ve konu unsurlarını olayla uyumlu olması sebebiyle tanıkların soruşturma aşamasında ki beyanlarına üstünlük tanınmak sureti ile yapılan değerlendirmede sanığın örgütün toplantılarına katılarak, örgütün Çiğli Küçük Bölge İmamlığı görevini yürüttüğünün anlaşılması, CMK 135 ve 140 maddesi kapsamında 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi sonrasında kolluk tarafından yapılan fiziki takip delili uyarınca sanığın örgütün faaliyetlerini yürütmek amacı ile yapılan örgütsel niteliği bulunan toplantılardan bir tanesine katıldığının anlaşılmış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde sanığın fetö/pdy silahlı terör örgütü ile organik bağ kurduğu, örgüt hiyerarşisi içerisinde yer alarak açıklanan biçimde süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik içerir eylemleri işlediği, sanığın eyleminin fetö/pdy silahlı terör örgütü üyeliği eylemini oluşturduğu Dairemizce anlaşıldığı ancak hüküm fıkrasında örgüt mensubu olduğuna karar verilen sanık hakkında verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak karar yerinde sadece TCK 58/9 maddesinin gösterilmesi gerekirken uygulama yeri bulunmayan TCK 58/6 maddesi gereğince tekerrür uygulanmasına karar verilmesi hukuka aykırı ise de, bu aykırılığın CMK 303 maddesi uyarınca düzeltilebileceği hüküm fıkrasında TCK 58/6 maddesinin uygulandığı bölümden delaletiyle TCK 58/6 maddesinin tamamen çıkartılarak yerine uyarınca ibaresinin eklenilmesi suretiyle hükmün düzeltilebileceği,
Dairemizce yapılan duruşma sonunda Hüküm fıkrasında TCK 58/9 maddesinin uygulandığı bölümde CMK.nın 280/1-a maddesi yollaması ile CMK.nın 303. maddesi gereğince “ delaletiyle 58/6. maddesi” ibaresinin çıkarılarak yerine “TCK'nın 58/9. maddesi” ibaresinin yazılması suretiyle,
Belirtilen husus dışında ilk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa yönelik hukuka aykırılık bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde eksiklik olmadığı, isbat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşıldığından sanık ve sanık müdafinin istinaf başvurusunun hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
Sanığa CMK.nın 100/3-a-11. maddesinde belirtilen Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar bölümünde düzenlenen silahlı terör örgütü üyeliği suçu nedeni ile hükmen verilen hapis cezasının miktarı ve sanığın tutuklulukta geçirmiş olduğu süre dikkate alındığında, orantılılık ve ölçülülük ilkesinin bozulmamış olduğu ve suçun niteliği karşısında Adli Kontrol Tedbirlerinin yetersiz kalacağı anlaşıldığından, sanığın ve müdafinin tahliye taleplerinin reddi ile, tutukluluk halinin devamına, dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
SONUÇ: Gerekçesi açıklanacağı üzere;
Sanık B. M. hakkında terör örgütüne üyelik suçundan açılan kamu davası sonucunda İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 16/01/2019 gün 2018/305 (E)- 2019/6 (K) sayılı ilam ile silahlı terör örgütüne üye olmak eyleminden mahkumiyet hükmü verildiği, bu hükme karşı sanık ve sanık müdafi tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, dairemiz tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dairemizce duruşma açılmasına karar verilmiş olup yapılan duruşma sonucunda;
Örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak karar yerinde sadece TCK'nın 58/9 maddesinin gösterilmesi gerekirken, uygulama yeri bulunmayan TCK'nın 58/6 maddesi gereğince tekerrür uygulanmasına karar verilmesi, hukuka aykırı ise de aykırılığın CMK 303 maddesi uyarınca düzeltilebileceği, hüküm fıkrasından TCK 58/9 maddesinin uygulandığı bölümde "delaletiyle 58/6 maddesi" ibaresinin tamamen çıkarılarak yerine "uyarınca" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün düzeltilmesi gerektiği anlaşıldığından,
Hüküm fıkrasında TCK 58/9 maddesinin uygulandığı bölümde CMK.nın 280/1-a maddesi yollaması ile CMK.nın 303. maddesi gereğince “delaletiyle 58/6. maddesi” ibaresinin çıkarılarak yerine “TCK'nın 58/9. maddesi” ibaresinin yazılması suretiyle,
Belirtilen husus dışında ilk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa yönelik hukuka aykırılık bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde eksiklik olmadığı, isbat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşıldığından sanık ve sanık müdafinin istinaf başvurusunun HUKUKA AYKIRILIĞIN DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Sanığa CMK.nın 100/3-a-11. maddesinde belirtilen Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar bölümünde düzenlenen silahlı terör örgütü üyeliği suçu nedeni ile hükmen verilen hapis cezasının miktarı ve sanığın tutuklulukta geçirmiş olduğu süre dikkate alındığında, orantılılık ve ölçülülük ilkesinin bozulmamış olduğu ve suçun niteliği karşısında Adli Kontrol Tedbirlerinin yetersiz kalacağı anlaşıldığından, sanığın ve müdafinin tahliye taleplerinin REDDİ ile, tutukluluk halinin DEVAMINA,
Tutukluluk halinin devamı kararına karşı 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 104/3 ve 105/son maddesi uyarınca 7 gün içinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine İTİRAZ kanun yolu açık olduğuna,
Tutuklamanın devamı kararının tutuklu bulunan sanığa bulunduğu Ceza İnfaz Kurumu vasıtası ile TEBLİĞİNE,
Tutuklamanın devamı kararının CMK.nın 107/1.maddesi gereğince tutukluların bir yakınına veya belirlediği bir kişiye, bulundukları Ceza İnfaz Kurumu vasıtası ile gecikmeksizin haber VERİLMESİNE,
Dair, talebe uygun olarak oybirliği ile verilen karar, iddia makamı ile sanık ve sanık müdafinin (sanığa segbis sistemi vasıtasıyla) huzurunda, hükmün tefhiminden itibaren 15 günlük süre içerisinde dairemize dilekçe vererek veya zabıt katibine (sanığın tutuklu olması nedeni ile bulunduğu Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğüne veya zabıt katibine) beyanda bulunup zabta geçirilmek suretiyle Yargıtay ilgili Ceza Dairesine TEMYİZ yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, gerekçesi ana çizgileri ile anlatıldı.16.07.2020 (¤¤)