Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiştir.
İncelenen ve yukarıda numarası belirtilen yerel mahkeme kararına esas teşkil eden dosyadaki duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında yukarıda belirtilen kararla suçundan TCK'nun 314/2 maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 53/1 maddesi gereği belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verildiği görülmüştür.
Sanık ........ savunmasında: "Ben önceki beyanlarımı aynen tekrar ederim. Ben etkin pişmanlıktan faydalanmak istiyorum. ........'u kurduğumu, kullandığımı kimin tarafından yüklendiğini beyan ettim. Ancak detaylı olarak etkin pişmanlık kapsamında yazılı olarak beyanda bulunacağım. Süre verilmesini istiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık müdafinin savunmasında: "Sefahatle yapmış olduğumuz yazılı ve sözlü savunmalarımızı aynen tekrar ederiz. Müvekkilim hiçbir zaman fetö terör örgütünün bir üyesi değildir. Kendisi sadece dini duygularla bir kısım insanlarla bir arada olmuş, ve dava dosyasındaki savunmasıyla da bir haberleşme programı yüklenmiş, bu programın daha sonra ........ olduğu anlaşılmış olmasına rağmen müvekkilim bunu bilmesi söz konusu değildir. Buradaki yazışmalar günlük işlerden mütevellittir. Kaldı ki bu bilmeden kurulan bir programdır. Cumhuriyet savcısının ........ un gizli bir program olduğu hususundaki mütalaasına iştirak etmiyoruz çünkü dünyada bir milyona yakın kişi kullanıcısı olmuş ‘250 bin kişi kurmuş bunlardan sadece 66 bin kişi hakkında işlem yapılmıştır. Yine dernek üyeliği yönünden suç sübutu etkileyecek bir delil değildir. Müvekkilim bu derneği genel kuruluna iştirak etmemiş, ancak kendisi yönetici olarak gözükse de muhtemelen sahte imzalar atılmıştır. Bunun incelenmesi gerekir. Kendisinin bu dernekte yönetici olsaydı hem dernekler müdürlüğüne hem de emniyete gerekli belgeleri sunması gerekirdi. Müvekkilim atılı suçtan mahkumiyetine yeterli kesin ve inandırıcı deliller yoktur. Ancak eğer mahkeme aksi kanaatteyse beyanı doğrultusunda etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını ve ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın kurulmasına ve lehe olan hükümlerin değerlendirilmesini talep ediyorum, ayrıca Yargıtay 16.Ceza dairesinin 2019/2233 esas, 2019/4810 karar sayılı kararının da dava dosyasında gözetilmesini istiyoruz" şeklinde beyanda bulunmuştur.
İddia Makamı Esas Hakkındaki Mütalaasında: FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün yargı kararlarıyla kesin bir şekilde silahlı terör örgütü olarak tespit edildiği, ........ adlı haberleşme programının da sadece örgüt mensupları tarafından kullanılan gizli bir haberleşme programı olduğu,
Bu kapsamda sanık ........'nin kendi adına kayıtlı bulunan ........ gsm nolu hattın takılı olduğu cep telefonuyla 04/11/2015 tarihinden itibaren ........ isimli şifreli programı indirdiği CGNAT kayıtları ve HTS kayıtları ile doğrulandığı,
Sanığın FETÖ/PDY irtibatı nedeniyle KHK kapsamında kapatılan ........ derneğine üye olup derneğin denetim kurulu yedek üyesi ve yönetim kurulu yedek üyeliği görevlerinde bulunduğu,
Sanığın terör örgütüne ait ........ adlı Finans kuruluşunun kurtarılması hususundaki terör örgütünü liderinin talimatı sonrası bu talimata uyarak 09/01/2014 tarihinde 100 TL'lik katılım hesabı açtığına ilişkin tanık ifadelerinin bulunduğu,
Bu haliyle sanığın eylemlerin yoğunluğu, çeşitliliği ve devamı gibi unsurlarla FETÖ silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği anlaşılmış ise de,
Sanığın mahkemedeki ve dairedeki ifadesinde ........ Derneğine üyeliği ile kendisine ........'u ........ adlı şahsın bir süre telefonuyla uğraştıktan sonra "bundan sonra senin şifren ........ dedi ve şifremi de ........ olarak söyleyip unutmamı tembihlediğini" söylemek suretiyle etkin pişmanlıkta bulunduğu,
Bu haliyle sanığın örgüt içerisindeki konumuna ve ........ yükleme ve kullanımı yönündeki samimi görülen ikrara yönelik beyanları dikkate alınarak sanık hakkında etkin pişmanlığa ilişkin hükümlerin uygulanmasının gerektiği anlaşılmakla,
1- İlk Derece Mahkemesinin sanık hakkında terör örgütü üyeliği suçundan verdiği mahkumiyet hükmünün CMK'nun 280/2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
2- Sanık ........'nin eylemine uyan TCK'nun 314/2, 221/4-5, 3713 Sayılı Yasanın 5/1 TCK'nun 53, 54, 62.63 maddeleri gereğince cezalandırılmasına,
3- Sanık ........ hakkında verilen adli kontrol şart ve sebeplerinde herhangi bir değişiklik olmadığından yurtdışına çıkma yasağı şeklindeki adli kontrol kararının devamına karar verilmesi,
Kamu adına talep ve mütalaa etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması, faaliyet yöntemleri ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşrutiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve örgüt hiyerarşisinde üçüncü veya daha yukarı katlarda yer alan mensuplarının zaman sınırlaması olmaksızın nihai amacından haberdar oldukları yönünden kuşku bulunmamakta ise de bir ve ikinci katmanlarda yer alanlar açısından; Devlete sızan mensupları vasıtasıyla kişi ve kurumlara yönelik örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlanması, bu yapının kamuoyu veya medya tarafından tartışılır hale gelmesi, üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler yapılması ve Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı şekilde değerlendirilmesi karşısında bu tarihten önceki faaliyetlerin örgütsel olduğunun mahkemece ispat edilmesinin gerekli olduğu, Yargıtay 16. CD . 2015/3 esas sayılı içtihadında açıklanmış olduğu gözetildiğinde FETÖ/PDY, Silahlı terör örgütü olduğunun kabulü doğrudur.
Bir kimsenin silahlı terör örgütüne üye olabilmesi için örgütün silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, örgüt hiyerarşisine dahil olup amacı doğrultusunda süreklilik yoğunluk ve çeşitlilik arz eden faaliyetlerde bulunması zorunludur. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 20.12.2017 gün ve 2017/1862 esas- 2017/5796 sayılı ilamında da açıklandığı üzere sanığın silahlı terör örgütü üyesi olarak kabul edilebilmesi için örgüt hiyerarşisine dahil olup örgütün amacı doğrultusunda süreklilik yoğunluk ve çeşitlilik arz eden örgütsel faaliyetlerde sanığın bulunması zorunludur.
Örgüt üyeliği silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısı içerisinde yer almayı gerektiren örgütle organik bağ kurulması zorunlu olan, iradesini örgütün iradesine terk ederek kural olarak süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik arz eden örgütsel faaliyetleri işlenmesini zorunlu kılan bir suç tipidir. Bir kimsenin iradesini örgütün iradesine terk etmesi örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde yer alması kural olarak süreklilik yoğunluk ve çeşitlilik gösterecek şekilde örgütsel faaliyetlerin işlenmesi halinde örgüt üyesi olarak kabulü mümkün olmakla birlikte istisnaen sadece örgüt üyeleri tarafından işlenebilen eylemlerin süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik göstermesi dahi işlenmesi durumunda kişinin örgüt üyesi olarak kabul edilebilmesi mümkün olacaktır.
Etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için öncelikle sanığın mensubu olduğu örgütte kısa süreli de olsa bir faaliyette bulunması gerekmektedir. Bu nedenle her olayın özelliğine göre sanığın örgüte ne şekilde katıldığı, katılmasına kimlerin aracılık ettiği, örgütte bulunduğu süre içinde irtibat kurduğu diğer örgüt mensupları, varsa kendine yardım edenler ile bu süre içerisinde gerçekleştirilen eylemler, örgüt mensuplarının gidip geldiği kamplar, evler, ofisler gibi yerler hakkında samimi bilgi vermesi gerekmekte olup, etkin pişmanlık hükümlerinin getirilmesindeki amacın terör ve örgütlü suçlarla mücadele açısından en etkili bilgi edinme ve mücadele yöntemlerinden birinin örgütün kendi içinden ve kendi mensuplarını kullanmak suretiyle suç işlemeyi önleyerek mensuplarını yeniden topluma kazandırmak olduğu da gözetildiğinde, pişmanlığını dile getirmek suretiyle örgütte kaldığı süre ve konumu itibariyle, verilen bilgilerin örgütün dağılmasını ve mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli olup olmadığı, örgütün yapılanma şekli, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olup olmadığı, sanığın katıldığı belirlenen faaliyetlerde dikkate alınarak mahkemece takdir edilecek, olup sanığın yalnızca bir kısım eylemini ikrar etmesi etkin pişmanlık için yeterli olmayacaktır.
Sanık hakkında verilen mahkumiyet kararının sanık müdafi tarafından istinaf talebinde bulunması üzerine, dosya Dairemize gelmiş, görülen lüzum üzerine duruşma açılmasına karar verilmiştir.
Sanık Dairemizde yapılan duruşmada ve önceki savunmalarında sanığın etkin pişmanlık hükümleri kapsamında beyanlarda bulunduğu, ........ Derneğine üyeliği ile kendisine ........'u ........ adlı şahsın bir süre telefonuyla uğraştıktan sonra "bundan sonra senin şifren ........ dedi ve şifremi de ........ olarak söyleyip unutmamı tembihlediğini" söylemek suretiyle bu yöndeki iradesini ortaya koyduğu, ilk derece Mahkemesince bu hususun irdelenmeyerek lehe uygulama yapılmadığı, Dairemizce açılan duruşma sırasında sanığın ayrıntılı beyanda bulunacağını belirterek yazılı beyanda bulunmak üzere süre talep ettiği ve akabinde bir takım isimler verdiği, Dairemizce bu beyanlar doğrultusunda İzmir Emniyet Müdürlüğüne beyanlarında adı geçen şahıslarla ilgili işlem yapılıp yapılmadığı hususunda araştırma raporu düzenlenmesi talep edildiği Müdürlüğün 21/10/2019 tarihli cevabi yazısı ile; sanığın etkin pişmanlık kapsamında ismini verdiği kişiler hakkında raporun düzenlendiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar ilk derece Mahkemesi tarafından sanık hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmamış ise de, sanığın hakkında soruşturma başladıktan sonra inkara dayalı savunma yapmak yerine ilk aşamadan itibaren pişmanlığını gösterecek şekilde samimi beyanlarda bulunduğu, bağlantısı olan kişiler hakkında bilgi verdiği, ilkokul mezunu ve ev hanımı olan sanığın bilebileceği ve kendisinden beklenebilecek bilgileri aktardığı, bylockun kendisine kim tarafından ve ne şekilde yüklendiğine dair anlatımlarda bulunduğu, duruşmalardan gözlemlendiği üzere; örgüt üyelerinin çoğunun yine örgütsel bir tavır sergileyerek etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istememeleri göz önüne alındığında, sanık beyanlarının samimi olduğu yönünde bir tereddüt bulunmadığı, bu nedenle bu yönden ilk derece Mahkemesinin kaldırılarak sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasının gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulması uygun görülmüştür.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere;
Sanık ........ hakkında terör örgütüne üyelik suçundan açılan kamu davası sonucunda İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.07.2018 gün 2017/315 (E)- 2018/419 (K) sayılı ilam ile silahlı terör örgütüne üye olmak eyleminden mahkumiyet hükmü kurulduğu, bu hükme karşı sanık müdafi tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, dairemiz tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 5271 sayılı CMK.nın 280/2. maddesi gereğince incelemeye konu hükmün KALDIRILARAK, sanık hakkında yeniden hüküm kurulmasına, bu suretle;
Sanığın Fetö/Pdy silahlı terör örtüne üye olmak eyleminden, TCK'nin 314/2 maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, sanığın suç kastı, yoğunluğu değerlendirilerek takdiren alt sınırdan ceza verilmek suretiyle 5 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın 3713 sayılı TMK’nin 3. maddesinde belirtilen terör suçu ile cezalandırılmış olması nedeniyle; cezasında, 3713 sayılı Yasa’nın 5/1 maddesi gereğince yarı oranında artırım yapılarak sanığın7 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi verip etkin pişmanlık gösterdiği anlaşılmakla; cezasında, TCK’nin 221/4-2. cümle uyarınca takdiren 2/3 oranında indirim yapılarak sanığın 2 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığa verilen cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önüne alınarak; cezasında TCY’nin 62. maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 2 YIL 1 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanık hakkında TCK’nin 221/5 maddesi gereğince 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,
Kasıtlı bir suçtan mahkumiyetine karar verilen sanık hakkında, Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 E. ve 2015/85 K. sayılı iptal kararındaki hususlar gözetilerek 5237 sayılı TCK’nin 53/1-2-3. maddesinin uygulanmasına,
TCK'nin 58/9 maddesi gereğince sanığın terör örgütü mensubu olması göz önüne alınarak hakkında hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,
Sanığın hükümden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucu doğuran gözaltında geçen sürelerinin TCK’nin 63. maddesi gereğince cezasından MAHSUBUNA,
Sanık hakkında İlk derece mahkemesi tarafından verilen yurt dışına çıkış yasağı adli kontrol tedbirinin devamına,
Sanık için ilk derece mahkemesi tarafından yapılan 204,00TL yargılama giderinin sanıktan tahsili ile hazineye irat kaydına,
İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin hüküm lehe olduğundan hazine üzerinde bırakılmasına,
Sanığın mal varlığı üzerinde tedbir varsa kaldırılmasına,
Dair; talebe uygun olarak oybirliği ile verilen karar, iddia makamı ile sanık ve sanık müdafinin yüzlerine karşı, hükmün sanık ile sanık müdafine tefhiminden itibaren 15 günlük süre içerisinde dairemize verilecek dilekçe veya aynı süre içerisinde tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle dairemize gönderilmek üzere vereceği dilekçe ya da tutturacağı tutanak ile Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere, açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/11/2019 (¤¤)