Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiştir.
İncelenen ve yukarıda numarası belirtilen yerel mahkeme kararına esas teşkil eden dosyadaki duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede 26/11/2018 tarihli karar ile davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında yukarıda belirtilen kararla silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan TCK 314/2 maddesi uyarınca 7 yıl 11 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve TCK 53. maddesi gereği belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verildiği görülmüştür.
Sanık ....'nın dairemizde yapmış olduğu savunmasında: "ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, burada yargılanmış olmaktan dolayı da üzüntülüyüm yerel mahkemede ki safahatta yapmış olduğum tüm savunmalarımı tekrar ederim, kısaca değinmek gerekirse ben devletini milletini seven bir kişiyim devlet aleyhine herhangi bir suç işlemem veya oluşum içerisinde olmam söz konusu olamaz, benim şirket ortaklığım ticari bir faaliyettir, sıkıntılar olduğunu görünce 2015 yılında kendi isteğim ile şirkete ki hissemi devrettim, ben talimat ile şirket ortağı olmadım, ayrılmam da olmadı, yine dernek faaliyetinin 2008 yılı öncesine aittir daha sonra bu dernekten ayrıldım, benim uzun yıllardır esnaf olmam nedeniyle telefonumu herkes bilir, yapmış olduğum telefon görüşmeleri olağan iş ve arkadaş görüşmeleridir, yine aleyhime beyanda bulunan tanık beyanlarını kabul etmiyorum görevden ihraç edilen ....'ın beyanları doğru değildir, bir kin ile hareket etmektedir, çünkü benim yakın bir akrabamı görev sırasından yaralamasından dolayı ceza aldığın biliyorum, bu nedenle atılı suçlamadan beraatime karar verilmesini istiyorum," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık müdafi Av. ....'nın dairemizde ki beyanında; "biz sanığın savunmalarına aynen katılıyoruz, safahatta vermiş olduğumuz yazılı ve sözlü beyanlarımızı tekrar ederiz, herkes tarafından bilinen çatı iddianamesinde dahil bir ayrımı tabi tutulmuş buradan faydalanan öğrencilerin ya da eğitim gören yurtlarında kalmasını sağlayan çalışanların yada buraya ortak olanların ayrı tutulması yönünde bir değerlendirme vardır biz de buna katılıyoruz, müvekkilim söz konusu şirkete 2006 yılında ortak olmuştur 2015 yılında kendi isteği ile ayrılmıştır ortak olduğu dönemlerde Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasi ve sosyal olayların iyi değerlendirilmesi gerekmektedir, çünkü o tarihte örgüt lideri olarak nitelendirilen kişi hakkında bile beraat kararları verilmiş bunun üzerine dosya onanmıştır müvekkilim iyi niyetlerle eğitim çalışmalarına katılmak amacı ile şirket ortağı olmuştur ve derneğe üye olmuştur, kesinlikle bunların illegal bir oluşum olduğunun bilmesi mümkün değildir kendisi ilk okul dan sonra okuyamamış okuyamayan çocuklara yardım için bu faaliyetlere katılmıştır, biz mahkemece yaptırılan bilirkişi raporunda görül düğü üzere müvekkilim talimat ile bank asyaya para yatırması ve ya para artışı yoktur, tanık beyanlarını aleyhe olan hususları kabul etmiyoruz müvekkilim de anlattığı gibi dinlenen polis memurunun ifadesi hükme esas alınması mümkün değildir, yerel mahkeme aynı zamanda darbe komisyonunu araştırma raporuna atıf yapmıştır ancak bu rapor yayınlanmamıştır, bu nedenle mahkemenin kabulünün yerinde olmadığını düşünüyoruz, atılı suçlamadan dolayı mahkemenin beraatine karar verilmesini istiyoruz" şeklinde beyanda bulunmuştur.
İddia Makamı Esas Hakkındaki Mütalaasında:
Her ne kadar sanık …. hakkında terör örgütü üyeliği suçundan yargılama yürütülüp cezalandırılmasına ilişkin karar verilmiş ise de, Sanığın eşi olan ümit çulhacı hakkında da FETÖ / PDY terör örgütü üyeliğinden İzmir cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan bir soruşturmanın bulunduğu anlaşılmış olup, Yerleşmiş Yargıtay uygulamalarına göre eşlerden her ikisi hakkında FETÖ / PDY üyeliği suçundan soruşturma bulunması halinde her iki dosyanın birleştirilip, delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla, Sanık … hakkında ki ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına, Sanığın eşi olan ve hakkında FETÖ / PDY terör örgütü üyeliğinden soruşturma olduğu belirlenen …. ile birlikte yürütülüp, delil değerlendirilmesinin birlikte yapılması için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi , tutukluluk sebep ve şartlarında herhangi bir değişiklik bulunmadığından tutukluluk halinin devamına karar verilmesi talep ve mütülaa etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Sanık hakkında Selçuk ilçesinde bulunan yurt, dershane ve öğrenci evi şeklinde yapıları bünyesinde barındıran ve örgütsel bağlantısı nedeniyle kapatılan .... Basın Yayın ve Dağıtım Pazarlama Ticaret ve Sanayi A.Ş. isimli şirketin ortağı olduğu, bahsedilen şirket bünyesinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün genel amaçlarına uygun olarak hareket ettiği, bahsedilen yapıya işletmesi ve sahip olduğu maddi gücü ile maddi destek sağladığı, HTS analiz raporuna göre FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Selçuk ilçe yapılanmasında bulunana ve bylock kayıtları ile tespit edilen başka dosya şüphelileri ile çok sayıda iletişim kaydı bulunduğu, Selçuk eğitim gönüllüleri yardımlaşma ve dayanışma derneği ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün irtibatı nedeniyle kapatılan dernek üyesi olduğu, Selçuk ilçesinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün ana mütevelli heyeti olarak kabul edilen heyet içerisinde bulunduğu sanığın bu şekilde silahlı terör örgütü olan FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gayesini bilerek ve benimseyerek örgüte devamlı katılmaya yönelik iradesini bu eylemlerle ortaya koyduğu ve anlatılan eylemlerin örgüt üyeliği suçunu oluşturduğu gerekçesiyle sanık hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/30402 esas sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve gayesini bilerek Selçuk ilçe yapılanmasında yer aldığı, maddi gücünü kullanarak yapıya destek verdiği, 2006 yılından 2015 yılına kadar sanığın Selçuk ilçesinde örgüte ait bünyesinde yurt, kreş, dershane, etüt merkezi gibi kurumları barındıran örgütle irtibatlı olduğu için KHK ile kapatılıp el konulan şirkete ortak olarak girdiği, 2015 yılına kadar örgüte maddi destek ve finans sağlayan ilçe mütevelli heyetinde yer aldığı bu kapsamda örgüt toplantılarına katıldığı, bylock kayıtlarında tespit edilen örgüt üyeleri ile HTS kayıtlarına göre iletişim sağladığı, örgütün illegal yüzünü perdeleyen derneğe üye olduğu böylece sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne hiyerarşik yapısında yer aldığı süreklilik yoğunluluk ve çeşitlilik gösteren örgütsel faaliyetler ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyesi olmak eylemini gerçekleştirdiği gerekçesiyle TCK 314/2, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK 62 TCK 53, 58/9 , 63 maddeleri uyarınca neticeten 7 yıl 11 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına tutukluluk halinin devamına karar verildiği,
Sanık ve Sanık Müdafi tarafından süresinde istinaf yoluna gidilmesi sebebiyle dairemiz tarafından yapılan incelemede uyap kayıtları üzerinde yapılan sorgulamada ilk derece mahkemesinin 12/09/2017 tarihli tensip zaptında da açıklandığı zere sanığın eşi olan Ümit çulhacı hakkında da İzmir CBS tarafından FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmak eyleminden dolayı soruşturma yapıldığı, sanığın bylock kullandığı iddia edilen eşi ….. adına kayıtlı 0530 761 27 79 numaralı telefon hattını takılarak kullanıldığı, bylock'un ilk giriş tespit tarihinin 15/11/2014 olduğu dikkate alınarak 15/01/2015 tarihleri arası HTS kayıtlarının excel formatında ilk derece mahkemesine gönderilmesi için BTK müzekkere yazıldığı, dairemizce yapılan araştırmada mahkemenin tensip zaptında karara bağladığı bu hususu duruşmanın ilerleyen aşamalarında değerlendirmediği ,
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmekte olan sanığın eşi .... adına kayıtlı İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2018/144840 sayılı soruşturma dosyasının akıbetinin araştırılmadığı, kanun yolunun denetimine olanak verilecek şekilde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığından bu dosyanın getirtilerek incelenmesi sanığın ve eşinin birlikte bylock kullanıcısı olup olmadığı , bylock tespit ve değerlendirme tutanakları temin edilerek bylock içeriklerine bakılmak sureti ile belirlenmesi gerekirken bu hususun araştırılmadığı, görülerek dairemizce durumun değerlendirilmesi için duruşma açıldığı, dairemizce yapılan duruşma sırasında da uyap kayıtları üzerinde yapılan araştırmada sanığın eşi olan Ümit çulhacı hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/144840 soruşturma sayılı soruşturma evrakının bulunduğu halen soruşturmanın devam edip açık olduğu, eşi .... hakkında ki bylock tespit edildiği iddia edilen telefon ve telefon hattını eş olan sanıkların birlikte kullanıp kullanmadığı hususun araştırılması gerektiği , Yargıtay'ın bu konuda son vermiş olduğu içtihatlarda 16 . Ceza Dairesinin 2018/3838 Esas 2018/4307 sayılı ilamı da dikkate alındığında eş olan sanıklar hakkında mükerrer ve çelişkili kararların önüne geçilebilmesi ve dava dosyasında ki tüm delillerin getirtilerek birlikte incelenmesi, eşler hakkında ki dava ayrı yapılıyorsa birleştirme karar verilmesi yönündeki ilamın dikkate alınarak dairemizce yapılan değerlendirmede;
Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf incelemesi sırasında ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir soruşturmanın veya kovuşturmanın Bölge Adliye Mahkemesinde birleştirmesine yasal olanak bulunmadığı, iki dereceli yargılama sistemi olan yargılama sistemimizde Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesinden sonra ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ve soruşturmanın ancak ilk derece mahkemesi bünyesinde birleştirilebileceği bununla birlikte 5235 sayılı yasanın 47/3 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemelerinin ilk derece mahkemesi sıfatı ile sadece Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı, Daire Başkanı, Bölge Adliye Mahkemesi Üyeleri ve Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcısı ve Savcıları ile ilgili olarak şahsi eylemleri nedeniyle ilk derece mahkemesi sıfatıyla işlem yapabileceği hususu değerlendirildiğinde,
Sanık ....'nın eşi hakkında ki İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/144840 sayılı soruşturma evrakının sanık hakkında ki dairemizde incelenmekte olan dava dosyası ile birleştirilerek görülmesinde hukuki zorunluluk bulunduğu dosya kapsamına göre de sanık .... ve eşi .... hakkında ki delillerin bir arada değerlendirilerek maddi gerçeğin açığa çıkarılmasının zorunlu bulunması birleştirmenin ancak ilk derece mahkemesi tarafından yapılabilmesi sanıkların hukuki durumlarının bunun sonucuna göre takdir ve tayini gerektiğinden bu durumun kesin hukuka aykırılık teşkil etmesi CMK nın 289 maddesi kapsamında bozma kararı verilmesinin gerektirmesi nedeniyle ilk derece mahkemesi hükmünün sanık ve müdafiinin ayrı ayrı istinaf talepleri kabul edilerek yukarıda açıklamış bulunduğumuz gerekçelere dayanılarak CMK 289, 280/1-d maddeleri uyarınca kaldırılarak bozulmasına, bozma kararı verilen dosyanın yeniden incelenmek ve karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, sanığın anayasal düzene karşı suç işlemiş olması tutuklamasını gerektirir kuvvetli suç şüphesini gerektiren somut delillerin bulunması atılı suçun niteliği delil durumu bozmadan sonra ki yargılama safahatı dikkate alındığında adli kontrol tedbirinin yetersiz kalacağı, tutuklama tedbirinin devamını orantılık ilkesine aykırılık oluşturmayacağı, ölçülülük ilkesinin bozulmayacağı anlaşılarak, tahliye taleplerinin reddi ile tutukluluk halinin devamına karar verilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklanacağı üzere;
1-Sanık hakkında silahlı törür örgütü üyesi olma suçunu işlediğinden bahisle açılan kamu davasında, İzmir 17. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 15/05/2018 tarih ve 2017/43 (E) ve 2018/204 (K) sayılı ilam ile sanığın mahkumiyetine dair verilen karar aleyhine, sanık ve sanık müdafi tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, dairemiz tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 5271 sayılı CMK.nın 280/2 maddesi gereğince incelemeye konu hükmün KALDIRILARAK,
2-Sanığın eşinin İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/144840 soruşturma numaralı evrakının bulunduğu halen uyap ortamında ki kayıtlara göre tahkikatının sürdüğü ve eşit ümit Çulhacı hakkında bylock tespit edildiği anlaşıldığından eş olan sanıkların birbirlerine aleyhine ileri sürülen iddialar mükerrer ve çelişkili kararların önüne geçtiği ve dava dosyasında ki tüm delillerin getirtilerek birlikte değerlendirilmesi zorunluluğunun Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2018/3838 Esas 2018/4307 sayılı ilamı dikkate alınarak Bölge Adliye Mahkemesinde dosyaların birleştirilmesine yasal olanak bulunmadığı, aynı derecede yargılama yapan mahkemede birleştirilerek görülmesinde hukuki gereklilik bulunduğu, dosya kapsamına göre de her iki sanık hakkındaki delillerin bir arada değerlendirilerek maddi gerçeğin ortaya konulmasında zorunluluk bulunması nedenleriyle, söz konusu dosyaların ilk derece mahkemesinde bu dosya üzerinde birleştirilmesi ve Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri çerçevesinde yargılama yapılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekliliği anlaşıldığından, bu durumun hukuka aykırılık teşkil ettiğinden, bu nedenle, CMK’nin 280/1-d maddesi uyarınca, diğer yönleri incelenmeyen hükmün BOZULMASINA, bozma kararı yönünden yeniden incelenmek ve karar verilmek üzere dosyanın hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Sanık ....'nın üzerine atılı suçun CMK.nın 100/3-a-11. maddesinde belirtilen Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar bölümünde yer alması, atılı suç yönünden dosya kapsamında, sanığın tutuklanmasına yeterli kuvvetli suç şüphesini gerektiren somut delillerin bulunması ve atılı suçun niteliği dikkate alındığında adli kontrol tedbiri uygulamasının bu aşamada yetersiz kalacağı ve tutuklama tedbirinin devamı yönündeki kararın işlendiği iddia edilen suça ve bu suçun kanunda öngörülen cezasına nazaran ölçülü olduğu anlaşıldığından, CMK.100 ve devamı maddeleri gereğince sanığın tutukluluk halinin devamına,
Sanığın bulunduğu cezaevi müdürlüğüne müzekkere yazılarak; tutuklamanın devamına ilişkin karardan bir suretin sanığa tebliğ edilmesi, sanığın tutukluluk halinin devamına ilişkin kararın kendisi yahut C.Başsavcılığı kanalıyla tutuklunun bir yakınına veya belirlediği bir kişiye gecikmeksizin haber verilmesi,
Tutukluluğun devamı kararına karşı dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine bulunulacak beyanla, ya da tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle, yüzüne karşı karar verilen ilgilinin kararın verildiği tarihten, kararın verildiği sırada hazır bulunamayan ilgilinin ise kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren, yedi gün içerisinde karara karşı itiraz kanun yolu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine başvurulabileceğine,
Dair; talebe uygun olarak oybirliği ile kesin surette verilen karar, sanığın (segbis sistemi vasıtasıyla) ile sanık müdafinin ve iddia makamının huzurunda açıkça okunup, usulen anlatıldı.16/01/2019 (¤¤)