Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin Esas No: 2018/3818, Karar No: 2018/4307 ilamında ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.10.2009 gün ve 2009/1-85/242 Sayılı Kararında açıklandığı üzere; sanıklardan birisinin savunulmasının diğer sanık yönünden savunmada zaafiyet yarattığı durumlarda menfaat uyuşmazlığı bulunduğunun kabulü gerektiği; silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılanan sanıklar Z. R. ve A. R.'in karı koca oldukları ve aynı avukat tarafından savunulması nedeniyle menfaat çatışmasının oluştuğu anlaşılmakla; sanıkların ayrı ayrı müdafiler yerine ortak müdafiler tarafından savunmalarının yapılması suretiyle 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun 38/1 ve 5271 Sayılı CMK'nın 152. maddelerine aykırı davranıldığı anlaşılmakla, ortaya çıkmış olan kesin hukuka aykırılık hali nedeniyle ve CMK'nın 289/1-e maddesi gereğince hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiği,
Hüküm fıkrasında karara katılan savcının kim olduğu net tespit edilemediği anlaşıldığından,
İlk derece mahkemesinin kabulüne göre de;
Sanık Z. R.'in bylock ID tespit değerlendirme tutanağının getirtilerek sanığa ve müdafine ayrı ayrı okunarak CMK 217 maddesi gereğince savunmalarının alınması ve bunun sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken KOM şube müdürlüğünün tutanağına göre yazılı şekilde hüküm kurulması CMK 289, 280/1-d uyarınca KESİN hukuka aykırılık hali oluşturduğu anlaşıldığından,
CMK'nın 280/1-b ve 289/1-h maddeleri gereğince hükmün BOZULMASINA ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Sanık (A. R.'e) CMK.nın 100/3-a-11. maddesinde belirtilen Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar bölümünde düzenlenen silahlı terör örgütü üyeliği suçu nedeni ile hükmen verilen hapis cezasının miktarı ve sanığın tutuklulukta geçirmiş olduğu süre dikkate alındığında, orantılılık ilkesinin bozulmamış olduğu ve suçun niteliği karşısında Adli Kontrol Tedbirlerinin yetersiz kalacağı anlaşıldığından, sanığın ve müdafinin tahliye taleplerinin REDDİ ile, tutukluluk halinin DEVAMINA,
Tutukluluk halinin devamı kararına karşı 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 104/3 ve 105/son maddesi uyarınca 7 gün içinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesine İTİRAZ kanun yolu açık olduğuna,
Tutuklamanın devamı kararının tutuklu bulunan sanığa bulunduğu Ceza İnfaz Kurumu vasıtası ile TEBLİĞİNE,
Tutuklamanın devamı kararının CMK.nın 107/1.maddesi gereğince tutukluların bir yakınına veya belirlediği bir kişiye, bulundukları Ceza İnfaz Kurumu vasıtası ile gecikmeksizin haber VERİLMESİNE,
Dair, bozma kararı yönünden kesin surette olmak üzere 17.05.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)