Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık S. G. hakkında uyap kayıtlarında yapılar sorgulamada Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/377 sr sayılı dosyasında suç tarihleri 2014 yılı olan PKK/KCK silahlı terör örgütü üyeliği veya yöneticiliği eyleminden dolayı derdest açık soruşturma dosyasının bulunduğu, silahlı terör örgütü üyeliği veya yöneticiliği eyleminin temadi eden suç olması, temadinin gerçekleştiği ana kadar gerçekleşen eylemlerin örgüt üyeliğine hükmedilebilmesi için süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk unsurlarını içerisinde barındırması sebebiyle sanığın tüm eylemlerinin birlikte değerlendirilip karar verilmesinin zorunlu olması,
Sanık hakkında açılan soruşturma dosyasının aslı veya onaylı örneklerinin ilk derece mahkemesince denetimine olanak verecek şekilde getirtilip incelenmesi, anılan soruşturma dosyası kapsamında dava açılmış ise birleştirme hususunun değerlendirilmesi ve sonucuna göre tüm delillerin bir bütün halinde değerlendirilerek hukuki durumlarının takdir veya tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı olduğunun kabulü gerekir.
Görülen davalardan birinin istinaf aşamasında olması halinde davaların üst mahkeme olan bölge adliye mahkemesince birleştirilmesi hukuken mümkün değildir. Davaların birleştirilerek görülmesinde zorunluluk bulunması hali, CMK'nun 280/1-d maddesinde bozma sebepleri arasında gösterilmemişse de, istinaf incelemesi yapılan bir davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan ya da yeni açılacak diğer bir dava ile birleştirilmesi hukuki olarak zorunlu olduğundan, birleştirme işleminin ancak ilk derece mahkemesince yapılma imkanı bulunduğundan bu husus CMK'nun 280/1-d maddesi kapsamında bozma nedeni olarak kabul edilmiştir. Bu açıklamalarımız ışığı altında yapılan değerlendirme sonucunda sanık S. G.'ün hakkında devam eden aynı suça ilişkin Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/377 sr sayılı dosyasının incelenip dava açılması durumunda birleştirilerek ilk derece mahkemesi tarafından davanın birlikte görülmesi zorunlu olduğundan bu husus CMK'nin 280 ve 289 maddeleri uyarınca mutlak hukuka aykırılık hali oluşturulup bozma sebebi teşkil ettiğinden bu yönüyle hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiği,
İlk derece mahkemesinin kabulüne göre de;
1-Mala zarar verme suçu bakımından TCK'nin 151/1 maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesi gerekirken uygulama maddesinin 152/1-son olarak yazılmış olması,
2-İlk derece mahkemesinde sanığın savunmasını yapması için tercüman atanmasını talep ettiği tercüman ücretinin peşin istenmesi ve sanık tarafından yatırılmaması nedeniyle; tercüman temin edilmediği gerekçesi ile sanığın savunması alınmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesi uyarınca hukuka aykırılık oluşturduğundan savunmasını yapmak isteyen sanığın savunmasını yapmak üzere tercüman atanması bu giderlerin yargılama gideri olarak değerlendirilip, ileride haksız çıkacak tarafa yükletilmesi gerektiği halde sanığın tercüman giderini ödemediği gerekçesi ile tercüman atanmadan susma hakkı kullanmış gibi değerlendirilip, hüküm kurulması sureti ile savunma hakkının kısıtlanmasının hukuka aykırı olduğu,
3-TCK'nin 174/1-2 maddesi kapsamında verilen beraat hükmü bakımından yapılan incelemede sanık aleyhine Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun bulunduğu, her ne kadar ilk derece mahkemesi tarafından suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle beraat hükmü kurulduğu görülmüş ise de, Yargıtay 16. CD'nin yerleşik içtihatları bakımından dosya kapsamındaki delillere göre sanıktan ele geçen maddenin bomba imha raporu, kriminal raporla kapsamında göre el yapımı klor, nitrit, klorak iyonu içeren bomba olduğu, canlılar üzerinde öldürücü, yaralayıcı, cansızlar üzerinde de yakıcı, yıkıcı tahrip edici özelliğe sahip olduğu raporlandığına göre suçun sübuta erdiği gözetilerek ele geçen maddenin vehamet arz edip etmediği de değerlendirilmek suretiyle sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulması gerektiği halde eksik inceleme ile suçun unsuru oluşmadığından bahisle beraat hükmü kurulması hukuka aykırı görüldüğünden,
Sanık müdafi ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının kabulüyle açıklamış bulunduğumuz gerekçelere dayanarak CMK'nin 289 maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Sanığa CMK.nın 100/3-a-11. maddesinde belirtilen Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar bölümünde düzenlenen silahlı terör örgütü üyeliği suçu nedeni ile hükmen verilen hapis cezasının miktarı ve sanığın tutuklulukta geçirmiş olduğu süre dikkate alındığında, orantılılık ilkesinin bozulmamış olduğu ve suçun niteliği karşısında Adli Kontrol Tedbirlerinin yetersiz kalacağı anlaşıldığından, sanığın ve müdafinin tahliye taleplerinin REDDİ ile, tutukluluk halinin DEVAMINA,
Tutukluluk halinin devamı kararına karşı 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 104/3 ve 105/son maddesi uyarınca 7 gün içinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesine İTİRAZ kanun yolu açık olduğuna,
Tutuklamanın devamı kararının tutuklu bulunan sanığa bulunduğu Ceza İnfaz Kurumu vasıtası ile TEBLİĞİNE,
Tutuklamanın devamı kararının CMK.nın 107/1.maddesi gereğince tutukluların bir yakınına veya belirlediği bir kişiye, bulundukları Ceza İnfaz Kurumu vasıtası ile gecikmeksizin haber VERİLMESİNE,
Dair, bozma kararı yönünden kesin surette olmak üzere, 30.05.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)