(5271 S. K. m. 100, 104, 107, 311)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvuruların süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurularının reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık hakkında ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün haberleşmek için kullandığı gizli haberleşme programı bylock kullandığının bylock tepsit ve değerlendirme tutanağı ile belirlenmiş olması, HTS kayıtları ile örgütün tepe yöneticilerinden olan kişilerle irtibatlı olması, örgütle irtibatlı dernek üyeliğinin olması, yine örgütle irtibatlı özel eğitim kuruluşlarında SGK kaydının bulunmuş olması hususları ile hükme esas alınan deliller birlikte değerlendirildiğinde her ne kadar sanık müdafi tarafından 10.10.2018 tarihli dilekçe ile ilk derece mahkemesinin hükme esas aldığı bir kısım tanıklar hakkında Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldığından CMK'nin 311 maddesi değerlendirilerek bu durumun istinaf incelemesi sırasında dikkate alınması gerektiği ileri sürülmüş ise de, açıklamış bulunduğumuz tanık beyanları dışındaki diğer deliller kapsamıyla ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmünün doğru ve yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Belirtilen husus dışında mahkemenin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanık ve sanık müdafinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla istinaf başvurularının esastan reddine,
Sanığa CMK.nın 100/3-a-11. maddesinde belirtilen Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar bölümünde düzenlenen silahlı terör örgütü üyeliği suçu nedeni ile hükmen verilen hapis cezasının miktarı ve sanığın tutuklulukta geçirmiş olduğu süre dikkate alındığında, orantılılık ilkesinin bozulmamış olduğu ve suçun niteliği karşısında Adli Kontrol Tedbirlerinin yetersiz kalacağı anlaşıldığından, sanığın ve müdafinin tahliye taleplerinin REDDİ ile, tutukluluk halinin DEVAMINA,
Tutukluluk halinin devamı kararına karşı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 104/3 ve 105/son maddesi uyarınca 7 gün içinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesine İTİRAZ kanun yolu açık olduğuna,
Tutuklamanın devamı kararının tutuklu bulunan sanığa bulunduğu Ceza İnfaz Kurumu vasıtası ile TEBLİĞİNE,
Tutuklamanın devamı kararının CMK.nın 107/1.maddesi gereğince tutukluların bir yakınına veya belirlediği bir kişiye, bulundukları Ceza İnfaz Kurumu vasıtası ile gecikmeksizin haber VERİLMESİNE,
Dair hükmün tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe veya aynı süre içerisinde tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine (sanığın tutuklu olması nedeni ile bulunduğu Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğüne veya zabıt katibine) beyanda bulunmak suretiyle, Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 08.01.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)