(5237 S. K. m. 32) (5271 S. K. m. 280, 289)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yargıtay yerleşik içtihatlarında açıklandığı üzere, Sanığın çocuklarını örgüte müzahir okullara göndermesinin örgütsel bir eylem olarak değerlendirilemeyeceği kabul olunarak yapılan inceleme sonucunda;
Ancak Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2017/3381 esas 2018/3968 karar sayılı emsal iştiadında açıklandığı üzere sanığın ceza ehliyetinin olmadığına yönelik beyan ve savunmanın yapılması durumunda bu durumun araştırılıp gerekli adli raporlar aldırıldıktan sonra sanığın eylemi hakkında karar verilmesi gerekirken sanığın aşamalarda TCK'nun 32. maddesi kapsamında akıl hastası olduğu iddia edilmiş olmasına rağmen ilk derece mahkemesi tarafından sanığın ceza ehliyetinin araştırılmadığı usulüne uygun şekilde TCK'nun 32. maddesi kapsamında rapor aldırılmadığı görülmekle, bu durumda taraf teşkili tam olarak sağlanmadığından sanığın ceza ehliyeti tam olarak tespit edilmeden karar verildiğinden, ilk derece mahkemesinin hükmünün mutlak hukuka aykırılık içerdiği, CMK'nın 280/1-b ve 289/1 maddeleri gereğince hükmün BOZULMASINA ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Dair, kesin surette olmak üzere 22/04/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)