(5237 S. K. m. 43, 53, 299) (5271 S. K. m. 223, 303)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Adalet Bakanlığı Ceza İşler Genel Müdürlüğünün 14/07/2017 günlü ve 75723908-e106-03-2448-2017-E.9874 sayılı olur kararı uyarınca TCK 299 maddesindeki suç kapsamında sanığın Cumhurbaşkanına hakaret suçundan 16/01/2016 tarihinde yaptığı facebook isimli sosyal paylaşım sitesindeki paylaşım yazısı, 10/10/2015 tarihinde aynı paylaşım sitesinde yazılı olarak paylaştığı paylaşım yazısı ile 12/10/2015 tarihinde Cumhurbaşkanına benzetilen bir kişinin ağzıyla bir kuşun kafasını kopardığını gösteren karikatür paylaştığı, 16/01/2016-10/10/2015 tarihindeki yazılı paylaşımları ile 12/10/2015 tarihindeki karikatür paylaşımı eylemi ile Cumhurbaşkanına hakaret eylemini işlediği kanaatiyle TCK 299/3 maddesi kapsamında kovuşturma izni verildiği sanık hakkında iddianame ile kamu davası açılırken kovuşturma izni verilen üç farklı eylem nedeniyle kovuşturma izninde açıklanan biçimde iddianame tanzimi gerektiği halde Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının 20/12/2017 gün ve 2017/3364 esas sayılı iddianamesi ile şüpheli hakkında sadece 10/10/2015-16/01/2016 tarihlerinde facebook paylaşım sitesinden yapmış olduğu yazılı paylaşımlarının Cumhurbaşkanına hakaret eylemi oluşturduğu iddianamede anlatılarak sanık hakkında iki eylemden ötürü kamu davası açıldığı,
İlk derece mahkemesinin yapmış olduğu kovuşturma ve kabulde de iddianame ile bağlı kalınarak sadece sanığın facebook paylaşım sitesinde yazılı olarak paylaştığı 10/10/2015-16/01/2016 tarihli paylaşım yazılarının suç teşkil ettiği kabul edilerek sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulduğu,
Sanığın 10/10/2015 ve 16/01/2016 tarihlerinde iddianameye konu olan facebook paylaşım sitesindeki paylaştığı yazılar ve içeriği dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde,
Her ne kadar sanık C. B. hakkında Cumhurbaşkanına Hakaret suçundan dava açılmış ve sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
Demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden birini ve toplumun ilerlemesi ve bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade hürriyeti, sadece kabul gören veya zararsız veya kayıtsızlık içeren bilgiler veya fikirler için değil aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir. Bunlar demokratik bir toplumun olmazsa olmaz tölerans ve hoşgörünün gerekleridir” (Prof. Dr. D. Tezcan, Yrd. Doç. Dr. M. R. Erdem, Yrd. Doç. Dr. O. Sancaktar, Türkiye’nin İnsan Hakları Sorunu, 2.Baskı, sh.462)
Günümüz özgürlükçü demokrasilerinde, istisnaları dışında, geniş bir yelpazeyle düşünceyi açıklama korunmakta ve ifade hürriyeti kapsamında değerlendirilmek suretiyle özgürlüğün sağladığı haklardan en geniş şekilde yararlandırılmaktadır.
Ne var ki; iftira, küfür, onur, şeref ve saygınlığı zedeleyici söz ve beyanlar, müstehcen içerikli söz, yazı, resim ve açıklamalar, savaş kışkırtıcılığı, hukuk düzenini cebir yoluyla değiştirmeye yönelen, nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve şiddet yaratmaya yönelik bulunan ifadeler ise düşünce özgürlüğü bağlamında hukuki koruma görmemekte, suç sayılmak suretiyle cezai yaptırımlara bağlanmaktadır (Yargıtay CGK'nın 03/11/2009 tarih ve 2009/9-190 esas 2009/253 karar sayılı ilamı).
Siyasiler, üst düzey bürokratlar ile kamuya mal olmuş kişiler, diğer insanlara nazaran ağır eleştirilere daha fazla katlanmak zorunda oldukları demokratik toplumlarda kabul edilmektedir. Ancak hakarete hiçbir kimse katlanamaz. İfade hürriyeti bakımından eleştiri ile hakaret ayrı ayrı değerlendirilmesi gereklidir.
Yukarıda yapılan teorik açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, sanığın suç teşkil ettiği iddia olunan mahkumiyet hükmüne esas alınan paylaşımlarının tahkir edici mahiyette olmayıp, bu paylaşımların karikatürize edilmiş siyası eleştiri mahiyetinde paylaşımlar olduğu, muhatabını aşağılayıcı veya şeref ve saygınlığını zedeleyici mahiyette olmadığı anlaşıldığından, unsurları oluşmayan suç nedeni ile sanığın beraat kararı verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Bu sebeple toplanılan deliller karşısında olayın daha ziyade aydınlanmasına dairemizce gerek duyulmadığından CMK 303/1-a düzenlemeside dikkate alınarak;
1-Sanık C. B. hakkında Cumhurbaşkanına Hakaret suçunu işlediğinden bahisle açılan kamu davasında, Fethiye 2.Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 10/04/2018 tarih 2018/16 Esas ve 2018/252 Karar sayılı ilam ile sanığın mahkumiyetine dair verilen karar aleyhine, sanık müdafi tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, dairemiz tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 5271 sayılı CMK.nın 303/1-a maddesi gereğince incelemeye konu hükmün KALDIRILARAK, hukuka aykırılığın düzeltilmek suretiyle sanık hakkında yeniden hüküm kurulmasına, bu suretle;
Sanık C. B. hakkında Cumhurbaşkanına Hakaret suçunu işlediğinden bahisle 5237 sayılı TCK.nın 299/1-2, 43, 53 maddeleri gereğince cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de; sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı anlaşıldığından, CMK.nın 223/2-a,maddesi gereğince BERAATİNE,
2-Sanık beraat ettiğinden yargılama giderlerinin devlet hazinesi üzerinde bırakılmasına,
3-Sanık C. B.'un beraatine karar verilmiş olması dikkate alınarak, hüküm tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesi üzerinden 2.180,00 TL. Ücrete vekaletin Maliye Hazinesinden tahsili ile kendisini atadığı müdafii ile temsil ettiren sanığa verilmesine,
Dair, kesin surette olmak üzere 27/09/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)