(2709 S. K. m. 138) (5237 S. K. m. 3, 61) (657 S. K. m. 6) (5271 S. K. m. 100, 104, 105)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Öğretmen olan sanık hakkında ceza tayin olunurken örgütün önemli insan kaynaklarından biri olduğu anlaşılan eğitim ve gelişme çağındaki çocuklar üzerindeki örgütsel bağ aşılama ve güçlendirme yönündeki etkisi de dikkate alındığında temel cezanın Anayasanın 138/1. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle, aynı kanunun 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde ve aynı zamanda devlet memuru olması da dikkate alındığında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 6 maddesindeki "Devlet memurları, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve kanunlarına sadakatla bağlı kalmak ve milletin hizmetinde Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını sadakatla uygulamak zorundadırlar. Devlet memurları bu hususu "Asli Devlet Memurluğuna" atandıktan sonra en geç bir ay içinde kurumlarınca düzenlenecek merasimle yetkili amirlerin huzurunda yapacakları yeminle belirtirler ve özlük dosyalarına konulacak aşağıdaki "Yemin Belgesi"ni imzalayarak göreve başlarlar" şeklindeki düzenleme karşısında, sanığın devlete karşı sadakat borcunun bulunması ve bu hususta yeminli olarak görev yapmasına rağmen devletin Anayasal düzenine karşı suç niteliğinde olan eylemini gerçekleştirmesi nedeniyle diğer kişilere nazaran suç kastının yoğunluğunun fazla olması göz önünde bulundurularak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, asgari hadden cezalandırılması yoluna gidilerek eksik ceza tayin edilmiş ise de aleyhe istinaf başvurusu bulunmadığından bu hususun eleştiri konusu yapılması ile yetinilmiştir.
Belirtilen husus dışında mahkemenin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanık ve sanık müdafinin ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmemiş olmakla İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Sanığa CMK.nın 100/3-a-11. maddesinde belirtilen Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar bölümünde düzenlenen silahlı terör örgütü üyeliği suçu nedeni ile hükmen verilen hapis cezasının miktarı ve sanığın tutuklulukta geçirmiş olduğu süre dikkate alındığında, orantılılık ilkesinin bozulmamış olduğu ve suçun niteliği karşısında Adli Kontrol Tedbirlerinin yetersiz kalacağı anlaşıldığından, sanığın ve müdafinin tahliye taleplerinin REDDİ ile, tutukluluk halinin DEVAMINA,
Tutukluluk halinin devamı kararına karşı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 104/3 ve 105/son maddesi uyarınca 7 gün içinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine İTİRAZ kanun yolu açık olduğuna,
Dair hükmün tebliğinden itibaren on beş günlük süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe veya aynı süre içerisinde tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine (sanığın tutuklu olması nedeni ile bulunduğu Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğüne veya zabıt katibine) beyanda bulunmak suretiyle, Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 29.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)