Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Her ne kadar sanık ....... hakkında Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dava açılmış ve sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
Dosya kapsamına göre;
Bilirkişi ....... raporunda, sanığın ....... Bankası AŞ hesabını çocuklarının okul taksidini yatırmak ve kart borcunu ödemek maksadıyla kullandığı, katılım hesabı ve para yatış işlemi olmadığının belirtildiği,
Sanık soruşturma aşamasındaki savunmasında, 17/25 Aralık süreci öncesinde bir iki kez sohbet adı altında düzenlenen toplantılara katıldığını, kovuşturma aşamasında ise örgüt toplantılarına katılmadığını beyan ettiği,
Sanığın 2009-2014 yılları arasında dönemin iktidar partisi belediye meclis üyesi iken seçime 1 ay kala iktidarın örgüte bakış açısını eleştirerek 2014 yılı yerel seçimlerinden 1 ay önce belediye meclis üyeliğinden istifa ettiği, istifası ile ilgili http://kirkagac.net isimli haber sitesinde çıkan örgütsel tavırla hareket ettiğine ilişkin beyanat verdiği,
Tanık ……… soruşturma aşamasında beyanında, tam tarihini bilmediği bir zamanda Kırkağaç Genç İşadamları Derneğinde yapılan sohbet toplantılarında sanığı da gördüğü, toplantıların dini içerikli ve Fetö’den bahseder şekilde olduğunu beyan ettiği, kovuşturma aşamasında ise kendisinin 17/25 aralık sonrasında toplantılara katılmadığını beyan ettiği,
Tanık ….. soruşturma aşamasında beyanında, tam tarihini bilmediği bir zamanda, ……. Yurdunda kandil gecelerinde düzenlenen sohbet toplantılarında sanığı gördüğünü, ev sohbetlerinde sanığı gördüğünü, bu sohbetlerin dini amaçlı yapıldığını beyan ettiği, kovuşturma aşamasında sanığı kandil programlarında gördüğünü beyan ettiği tespit edilmiştir.
Yapılan bu tespitlere göre, sanığın 17/25 Aralık sonrasına sarkan faaliyetleri olduğu konusunda yeterli delil bulunmadığı, bu bağlamda sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu hususunda her türlü kuşkudan uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilememiş olup, tanıkların ifadelerinde bahis ettikleri eylemlerin örgütün gerçek amacının henüz geniş halk kitleleri tarafından henüz bilinmediği 17/25 Aralık 2013 tarihi öncesine ilişkin olup, sanığın örgütün gerçek amaçlarının ortaya çıktıktan sonraki dönem de örgüt ile bağını ve örgütsel eylemlerini devam ettirdiği yönünde dosya kapsamında her türlü şüpheden arındırılmış kesin ve inandırıcı bir delil elde edilememiş olup, sanığın TCK.nın 30.maddesi gereğince 17/25 Aralık 2013 tarihi öncesi eylemleri için hata hükümlerinden yararlandırılması gerektiği anlaşılmıştır. Suç kastı tespit edilemeyen sanığın CMK.nın 223/2-c,e maddeleri gereğince beraatine karar verilmesi gerekir iken, mahkumiyetine karar verilmesi nedeni ile, istinaf talebi doğrultusunda hükmün düzeltilerek beraat eden sanık lehine ücreti vekalet taktiri yapılarak yargılama giderinin devlet hazinesi üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Bu sebeple toplanılan deliller karşısında olayın daha ziyade aydınlanmasına dairemizce gerek duyulmadığından CMK 303/1-a düzenlemesi de dikkate alınarak;
1-Sanık ....... hakkında Silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle açılan kamu davasında, Manisa 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 27/02/2018 tarih 2017/117 Esas 2018/130 Karar sayılı ilam ile sanığın mahkumiyetine dair verilen karar aleyhine, sanık tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, dairemiz tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 5271 sayılı CMK.nın 303/1-a maddesi gereğince incelemeye konu hükmün KALDIRILARAK, hukuka aykırılığın düzeltilmek suretiyle sanık hakkında yeniden hüküm kurulmasına, bu suretle;
Sanık ……. hakkında Silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle 5237 sayılı TCK.nın 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7. maddesinin atfıyla 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 314/2 ve 3713 Sayılı Yasanın 5. Maddesi ve Türk Ceza Kanunun 53,54,58,63 maddeleri gereğince cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de; sanığın üzerine atılı suçu işlediği yönünde, mahkumiyetini gerektirir her türlü şüpheden arındırılmış, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, CMK.nın 223/2-c,e maddesi gereğince BERAATİNE,
2-Sanık beraat ettiğinden yargılama giderlerinin devlet hazinesi üzerinde bırakılmasına,
3-Verilen karar itibariyle adli kontrol kararının KALDIRILMASINA,
4-Beraat eden sanık kendisini atadığı müdafii ile temsil ettirdiğinden müdafiinin emek ve mesaisi karşılığında, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden hüküm tarihi itibarı ile ilk derece mahkemesi aşaması için 4.360,00 TL. ücreti vekaletin Maliye Hazinesinden tahsili ile sanığa verilmesine,
5-Sanıktan el konulan dijital materyallerinin imajının alınmasından sonra sanığa İADESİNE, alınacak imaj kopyalarının ise incelemeleri sonrasında dosya içerisinde delil olarak saklanılmasına,
6-Sanığın beraat ettiği suç nedeni ile gözaltında ve tutuklulukta kaldığı anlaşıldığından, CMK.nın 141 ve 142.maddeleri gereğince hükmün kesinleştiğinin kendisine tebliğinden itibaren 3 ay ve her halde hükmün kesinleşmesinden 1 yıllık süre içerisinde oturduğu yer (oturduğu yer Ağır Ceza Mahkemesi aynı zamanda tazminat istemine konu işlem ile ilgili ise ve aynı yerde başka bir Ağır Ceza Mahkemesinin bulunmaması halinde bu mahkemeye en yakın) Ağır Ceza Mahkemesinde dava açarak tazminat isteminde bulunabileceği hususundaki yasal hakkının bulunduğunun sanığa hatırlatılmasına, (ihtarat yapıldı)
Dair; hükmün tebliğinden itibaren onbeş günlük süre içerisinde dairemize veya dairemize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek dilekçe veya zabıt kâtibine beyanda bulunmak (başvuru sahibinin ceza infaz kurumunda bulunması halinde ise kurum müdürüne beyanda bulunmak veya dilekçe vermek) suretiyle, Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 11/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)