Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiştir.
İncelenen ve yukarıda numarası belirtilen yerel mahkeme kararına esas teşkil eden dosyadaki duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında yukarıda belirtilen kararla silahlı terör örgütüne üye olma suçundan CMK 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verildiği görülmüştür.
Sanık savunmasında: Atılı silahlı terör örgütü suçlamasını kabul etmediğini, ......... Sendikası isimli sendikanın tüzüğünü incelemesi sonucunda bu sendikaya üye olduğunu, ......... Bankasında hesap açılış tarihinin eski olduğunu, 2014 yılı içerisinde babasının umre parasını biriktirmesi için kendisine verdiği 2000 TL parayı Bank......... hesabına ve babasının isteği üzerine yatırdığını, örgüt liderinin talimatı ile hareket etmediğini, çocuğunu iyi bir eğitim alması için ......... İlköğretim Okuluna yazdırdığını, ekonomik durumu itibariyle yatırmak isteseydi bank.........ya daha fazla para yatırabileceğini, herhangi bir talimat ile hareket etmediğini, söz konusu sendikadan 16 Temmuz 2016 tarihine istifa ettiğini, beraatine karar verilmesini talep ettiğini belirtmiştir.
Sanık müdafi beyanında : Sanığın herhangi bir örgütsel talimatla değil Milli Eğitim tarafından yapılan duyuru ile ......... Sendikasına üye olduğunu ve 15 Temmuz 2016 darbe tarihinden sonra bundan rahatsızlığı nedeniyle sendikadan çekildiğini, hac ve umre paralarının diyanet tarafından bank.........ya yatırıldığını, bankaya yardım edebilecek bir kişi olmadığını, bunun yardım olarak da nitelendirilemeyeceğini, babasının umre ve hacca gitmek için verdiği parayı bu amaçla kullanıncaya kadar inançları gereği faizsiz bankacılık yaptığına inandıkları için bank.........ya yatırdığını, müvekkilinin beraatine karar verilmesini talep etmiştir.
İddia Makamı Esas Hakkındaki Mütalaasında: İlk derece mahkemesi kararının kaldırılmak suretiyle sanığın örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği yönünde görüş bildirmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih 2017/956 Esas, 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24/04/2017 tarih 2015/3 esas 2017/3 karar sayılı ilamı, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 14/07/2017 tarih 2017/1443 esas 2017/4758 karar ve 18/07/2017 tarih 2016/7162 esas, 2017/4786 karar sayılı ilamlarında ve istikrar kazanan bir çok kararında açıklandığı üzere fethullahçı terör örgütü/paralel devlet yapılanması kısaca FETÖ/PDY, gizlilik temeline dayalı, örgüt bütünlüğü içinde sıkı bir disiplin ve hiyerarşi barındıran silahlı terör örgütüdür.
Silahlı terör örgütü üyesi, örgütün amaçlarını benimsemiş olup, örgüt bütünlüğü içerisinde ve hiyerarşik yapıya dahil olarak örgüt tarafından verilen görevleri her zaman için yerine getirmeye hazır vaziyette bekleyen, kendi iradesiyle hareket etmeyip örgüt iradesini benimsemiş ve bunu kendi iradesinin önüne geçirmiş olan, kendisini emir ve talimat almaya hazır hisseden, sorgulamadan hareket eden kişidir. Örgüt üyesi ile örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve üyenin faaliyetlere katılması gerekmekte olup örgüte sadece sempati ile bakılması örgüt üyeliği için yeterli olmayacaktır. Faaliyetler değişik şekillerde ve görünümlerde olabilecektir. Belirtildiği üzere silahlı terör örgütüne üyelik suçunun oluşabilmesi bakımından üyeyle örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden eylem ve faaliyetlerin bulunması gerekmekle birlikte bazı durumlarda olayın niteliği, işleniş şekli, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, eylemin gerçekleştiği yer, zaman ve şartlar ile sanığın dış dünyaya yansıyan davranışları dikkate alındığında kural olarak belirtilen süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özellikleri olmasa dahi sadece örgüt üyeleri tarafından işlenebilecek olan suçu işleyen sanıkların bu nedenle tek bir fiille dahi olsa örgüt üyesi kabul edilmesi mümkün olabilecektir.
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olaya bakıldığında; sanık kamuda öğretmen olarak görev yapmaktadır. Örgütle irtibatı olması nedeniyle kapatılan ......... Sendikasına üye olmuş, çocuklarını kendi beyanında belirtildiği üzere daha iyi bir eğitim alabilmeleri için örgütle iltisakı bulunan okullara gönderdiğini belirtmiştir. Dosyada bulunan ......... Bankası hesapları incelendiğinde sanığın anılan bankada bir hesabının bulunduğu belirlenmiştir. Hesap hareketleri incelendiğinde sanığın 17/09/2014 tarihine muhabire havale notu ile ......... Bankasına 2000 TL tutarında bir para yatırdığı görülmektedir. Sanık söz konusu bankanın örgütle irtibatını bilen birisidir. Örgüt liderinin söz konusu dönemde varınızı yoğunuzu satarak Bank.........ya yatırın şeklinde bir talimatı kamuoyuna yansımıştır. Söz konusu talimatın algılanma ve haberdar olunma süreci her kişiye göre değişecek olup , sanık konumu itibariyle söz konusu talimatı algılayabilecek düzeyde birisidir. Savunmaların aksine söz konusu paranın ileri sürdüğü amaçla bankada muhafaza edildiğine dair bir kayda rastlanılmamış, muhabire havale amaçlı olduğu not edilmiş, bunun da diğer hareketler ile birlikte örgütün amaçlarını bilerek bankaya destek amaçlı olduğu konusunda heyetimizde tam bir hukuki ve vicdani kanaat oluşmuştur. Sanığın söz konusu açıklanan bu eylemleri sanığın silahlı terör örgütü üyesi olduğunu gösterir düzeyde değildir. Ancak bu eylemlerin yardım kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. İlk derece mahkemesinin sanığın daha fazla miktarda para yatırma imkanı varken başka para yatırmamış olması yönündeki değerlendirmesi bilerek ve isteyerek yardım etme kastına işaret etmediği yönündedir. Bu suçun işlenmesinde genel kast yeterli olmakla birlikte sanığın dosyaya yansıyan diğer iltisakları bu talimattan haberdar olmak suretiyle banka yararına işlem yaptığı yönünde ve savunmalarının da suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu hususunda heyetimizde tam bir hukuki ve vicdani kanaat oluşmuştur.
Açıklanan gerekçelerle duruşmalı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda Cumhuriyet Savcısının istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak, sanığın sübut bulan silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan aşağıdaki hüküm fıkralarında gösterilen gerekçelerle, sanığın mahkumiyetine dair yeniden hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Sanık ……. hakkında terör örgütü üyeliği suçundan açılan kamu davası nedeni ile Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.05.2018 tarih, 2017/479 esas ve 2018/115 karar sayılı ilamı ile sanığın beraatine dair verilen karar aleyhine, Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, dairemiz tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 5271 sayılı CMK.nın 280/2. maddesi gereğince incelemeye konu hükmün KALDIRILARAK, sanık hakkında yeniden hüküm kurulmasına, bu suretle;
Sanık …….’nın üzerine atılı ve sabit bulunan örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nun 220/7.maddesi delaleti ile TCK.nın 314/2. maddesi gereğince sanığın suç tarihinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak çalışan öğretmen olması nedeni ile devlet memuru sıfatı ile Anayasal düzene sadakat borcu olan bir kişi olmasına rağmen bu suçu işlemesine nedeni ile suç kastının yoğunluğunun fazla olması, suç sebep ve saikleri ortaya çıkan tehlikenin büyüklüğü dikkate alınarak asgari ceza haddinden ayrılmak sureti ile taktiren ve teşdiden 5 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın eyleminin örgüte bilerek yardım etme fiilini oluşturduğu anlaşıldığından, yardımın niteliği, miktarı ve önem durumu dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK'nun 220/7.maddesinin ikinci cümlesi gereğince cezası taktiren 2/3 oranında indirilerek 1 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 3. maddesinde belirtilen terör suçu ile cezalandırılmış olması sebebiyle, sanığa verilen cezanın 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5/1. maddesi gereğince yarı oranında artırılarak, 1 yıl 21 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına
Sanığın duruşmalarda mahkeme heyetine karşı saygılı tutumu, verilen cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak,5237 sayılı TCK'nun 62. maddesi gereğince cezası taktiren 1/6 oranında indirilerek, sanığın neticeten 1 yıl 15 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanık hakkında hapis cezasına karar verildiğinden, 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı da gözetilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nın 53. maddesinin uygulanmasına,
Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirmiş olduğu sürelerin 5237 sayılı TCK.nın 63.maddesi gereğince cezasından MAHSUBUNA,
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58/9. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimi hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına,
Sanığa verilen hapis cezasının süresi dikkate alındığında yasal şartları mevcut olmadığından sanık hakkında 5728 sayılı yasa ile değişik CMK.nın 231/5-6. maddeleri gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine yer olmadığına,
Sanığa verilen hapis cezasının süresi dikkate alındığında yasal şartları mevcut olmadığından sanığa verilen hapis cezasının 5237 sayılı TCK.nın 50 ve 51. maddeleri gereğince hapis cezasına seçenek yaptırımlara çevrilmesine ve ertelenmesine yer olmadığına,
Diğer istinaf taleplerinin reddine,
2-Sanık hakkında aşağıda ayrıntılı dökümü yapılan toplam (90,85) TL. yargılama giderinin sanıktan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair; talebe uygun olarak oybirliği ile verilen karar, iddia makamı ile sanık ……. ile sanık müdafi avukat …..'ın segbis sistemi vasıtasıyla huzurunda, hükmün tefhiminden itibaren on beş günlük süre içerisinde dairemize veya dairemize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek dilekçe veya zabıt kâtibine beyanda bulunmak (başvuru sahibinin ceza infaz kurumunda bulunması halinde ise kurum müdürüne beyanda bulunmak veya dilekçe vermek) suretiyle, Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere, açıkça okunup usulen anlatıldı. 28.01.2020 (¤¤)