Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiştir.
İncelenen ve yukarıda numarası belirtilen yerel mahkeme kararına esas teşkil eden dosyadaki duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında yukarıda belirtilen kararla silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK 314/2 maddesi uyarınca 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve TCK 53. maddesi gereği belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verildiği görülmüştür.
Sanık savunmasında: Üniversite mezunu olup mezuniyeti sonrasında örgütle irtibatlı dershanelerde belirli sürelerde çalıştığını, ........ isimli programı kullandığını, Körfez dershanesinde çalışmaya başladığında Bank ........ dan maaşların yatacağı belirtilerek hesap açmasını istediklerini ve hesap açtığını, 2012 yılında 1-1,5 yıl kadar ........ Gazetesine aboneliğinin bulunduğunu, çalıştığı dershanedeki müdürün toplantılardan önce ........'e ait kitaplardan bölümler okuduğunu, 1-2 yıl kadar zekatını bunlara verdiğini, ........ isimli sendikaya müdürün herkesi üye yaptığını, etkin pişmanlıktan faydalanmak istediğini, çalıştığı dönemde bekar öğretmenlerin örgütün sohbet toplantılarına gitme konusunda zorlandığını, kendisinin çocuklarının olması nedeniyle bu yönde bir zorlamayla karşılaşmadığını, dershanede çalıştığı dönemde maaşının %10'unun kesintiye uğradığını belirtmiştir.
Sanık müdafii müvekkilinin böyle bir terör örgütü ile üyelik bir bağının bulunmadığını, hakkında beraat kararı verilmesini etkin pişmanlık araştırma raporu ile ilgili olarak beyanlarının faydalı olup olmadığı yönündeki kolluk biriminin görüşlerine katılmadıklarını, mahkeme beraatin aksine kanaati mevcut ise etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını talep etmiştir.
İddia Makamı Esas Hakkındaki Mütalaasında: İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, sanık hakkında TCK'nun 314/2, 3713 SK. 5/1, 221/4-2. cümlesi uyarınca cezalandırılması yönünden görüş bildirmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih 2017/956 Esas, 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24/04/2017 tarih 2015/3 esas 2017/3 karar sayılı ilamı, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 14/07/2017 tarih 2017/1443 esas 2017/4758 karar ve 18/07/2017 tarih 2016/7162 esas, 2017/4786 karar sayılı ilamlarında ve istikrar kazanan bir çok kararında açıklandığı üzere fethullahçı terör örgütü/paralel devlet yapılanması kısaca FETÖ/PDY, gizlilik temeline dayalı, örgüt bütünlüğü içinde sıkı bir disiplin ve hiyerarşi barındıran silahlı terör örgütüdür.
Silahlı terör örgütü üyesi, örgütün amaçlarını benimsemiş olup, örgüt bütünlüğü içerisinde ve hiyerarşik yapıya dahil olarak örgüt tarafından verilen görevleri her zaman için yerine getirmeye hazır vaziyette bekleyen, kendi iradesiyle hareket etmeyip örgüt iradesini benimsemiş ve bunu kendi iradesinin önüne geçirmiş olan, kendisini emir ve talimat almaya hazır hisseden, sorgulamadan hareket eden kişidir. Örgüt üyesi ile örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve üyenin faaliyetlere katılması gerekmekte olup örgüte sadece sempati ile bakılması örgüt üyeliği için yeterli olmayacaktır. Faaliyetler değişik şekillerde ve görünümlerde olabilecektir. Belirtildiği üzere silahlı terör örgütüne üyelik suçunun oluşabilmesi bakımından üyeyle örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden eylem ve faaliyetlerin bulunması gerekmekle birlikte bazı durumlarda olayın niteliği, işleniş şekli, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, eylemin gerçekleştiği yer, zaman ve şartlar ile sanığın dış dünyaya yansıyan davranışları dikkate alındığında kural olarak belirtilen süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özellikleri olmasa dahi sadece örgüt üyeleri tarafından işlenebilecek olan suçu işleyen sanıkların bu nedenle tek bir fiille dahi olsa örgüt üyesi kabul edilmesi mümkün olabilecektir.
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olaya bakıldığında;
Sanık değişik tarihlerde ve uzun yıllar örgütle iltisaklı dersanelerde öğretmen olarak çalışmıştır.
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih 2017/956 Esas, 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih 2015/3 esas 2017/3 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ........ isimli programı dosyada bir örneği bulunan ….. ID numaralı tespit ve değerlendirme raporu içeriğine göre ….. numaralı hat ile teknik olarak da belirlendiği üzere kullanmıştır. Dosyada bulunan bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere sanığın örgütle irtibatlı Bank ........ isimli bankada bir hesabının bulunduğu, katılım hesapları nedeniyle hesabın yüksek seyrettiği ….. Medya isimli örgütle bağlantılı kuruluşa kredi kartı ile abonelik ödemesi yapıldığı rapor edilmiştir. Yine dosyada bulunan evrak içeriğinden anlaşıldığı üzere sanığın 667 sayılı KHK ile kapatılan ........ Sendikası isimli sendikaya 16/09/2014 tarihinde üye olduğu da anlaşılmıştır. Sanık 16/06/2017 tarihinde adresinde yapılan aramada kolluk kuvvetleri tarafından yakalanmıştır. Beyanlarının etkin pişmanlık koşullarını oluşturup oluşturmayacağının değerlendirmesine yönelik incelemenin duruşmalı yapılmasına karar verilmiş olması nedeniyle istinaf aşamasında dairemizce etkin pişmanlık beyanlarının faydalı olup olmadığı yönünde araştırma yaptırılmış olup, sanığın söz konusu tüm aşama beyanları ile birlikte araştırma raporu içeriği ile değerlendirme yapıldığında samimi olduğu ve beyanlarının örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili yararlı bilgiler içerdiği yönünde heyetimizde tam bir hukuki ve vicdani kanaat oluşmuştur. Bu durum karşısında etkin pişmanlık hükümlerinin sanık bakımından uygulanabilirliğinin tartışılması gerekmektedir.
Örgütlü suçlarla ilgili etkin pişmanlık düzenlemesi TCK.nın 221. maddesinde bulunmaktadır. Bu maddede ki düzenlemeye göre somut olay kapsamında sanığın hukuki durumunun ancak 221/4. maddesine göre değerlendirilmesi gerekmektedir.
Buna göre sanığın hakkında başlatılmış olan soruşturmadan sonra kolluk kuvvetlerince yakalandığı hususu dikkate alındığında, TCK'nın 221/4-2. cümlesinin somut olaya uygulanabilirliğinin tartışılması gündeme gelmiştir. Bu kapsamda TCK'nın 221/4-2. maddesinin ikinci cümlesinin uygulanabilmesi için; sanığın örgütün kurucusu, yöneticisi, üyesi, ya da üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi olması, hakkında soruşturma başladıktan sonra yakalanmış olması, suçlamayı kabul etmiş ve bu suçu nedeniyle pişman olması ile örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili örgütteki konumuna, faaliyetlerine uygun ve uyumlu bilgi vermesi gerekmektedir. Bu durumda kişi hakkında örgüt kurmak, yönetmek örgüte üye olmak suçundan dolayı ya da örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme ve örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçlarından belli oranda indirim yapılmak suretiyle cezaya hükmedilmesi gerekecektir.
Burada amaçlanan kişinin örgütün ulaştığı yapılanma itibarıyla dağılmasını sağlama imkanından yoksun olması durumunda söz konusu sıfatları taşıyan bu kişilerin belli şartlarda etkin pişmanlıktan yararlanmasını sağlayabilmektir.
Buna göre münhasıran anılan örgüt mensuplarınca kullanılan ........ isimli programı kullandığını belirterek, örgütle irtibatlı ve iltisaklı dersanelerde uzun yıllar boyunca öğretmenlik yaptığını , münhasıran bu örgüt mensuplarınca kullanılan ........ isimli programı telefonuna yüklemesini kimin istediğini söyleyen, örgütle iltisaklı kapatılan zaman isimli gazeteye aboneliği bulunduğunu ifade eden, dersanede toplantılardan önce müdürün örgüt lideri ile ilgili kitaplardan bölümler okuduğunu belirten, örgüte maddi yardımda bulunduğu hususunda bilgiler veren ve bu şekilde örgütün içinde bulunduğu sonucuna varılan ve samimi olarak ikrar da bulunan sanığın pişmanlığını ortaya koyduğu olayda FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyeliği dairemizce sabit görülmüş, ancak soruşturma başladıktan sonra yakalandığı hususu da gözetilerek TCK'nın 221/4-2. cümlesi ile uygulama yapılmak suretiyle verdiği beyanların niteliği gözetilerek cezasından indirim yapılarak cezalandırılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Her ne kadar ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada etkin pişmanlık hükümleri uygulanmaksızın sanığın silahlı terör örgütü üyeliği suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de yukarıda açıklanan gerekçelerle sanığın öğretmen olarak eğitimli bir kişi olduğu dikkate alındığında cezanın belirlenmesi sırasında alt sınırdan uzaklaşılarak etkin pişmanlık hükümleri uygulanmak suretiyle cezadan indirim yoluna gidilerek cezalandırılmasına dair ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek, aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Sanık …… hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan açılan kamu davası sonucunda İzmir 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.01.2018 tarih, 2017/346 esas ve 2018/28 karar sayılı ilamı ile sanığın mahkumiyetine dair verilen karar aleyhine, sanık müdafii tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, dairemiz tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 5271 sayılı CMK.nın 280/2. maddesi gereğince incelemeye konu hükmün KALDIRILARAK, sanık hakkında yeniden hüküm kurulmasına, bu suretle;
Sanık ……’un üzerine atılı ve sabit bulunan silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nun 314/2. maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, sanığın öğretmen olup, eğitim çağındaki çocukların örgüte kazandırılması hususunda görev yapması nedeni ile ortaya çıkan tehlikenin büyüklüğünün fazla olması, suç kastının yoğunluğunun fazla olması hususları dikkate alınarak asgari ceza haddinden ayrılmak sureti ile taktiren ve teşdiden 5 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 3. maddesinde belirtilen terör suçu ile cezalandırılmış olması sebebiyle, sanığa verilen cezanın 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5/1. maddesi gereğince yarı oranında artırılarak, 7 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın isnat olunan suç nedeni ile yakalandıktan sonra etkin pişmanlıkta bulunarak suça konu örgütün işleyişi ve örgüt mensupları hakkında beyanda bulunduğu anlaşıldığından TCK 221/4-2.cümlesi uyarınca verdiği bilgilerin niteliği dikkate alınarak cezasından taktiren 1/2 oranında indirim yapılarak 4 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın eylemini ikrar etmesi, duruşmalarda mahkeme heyetine karşı saygılı tutumu, verilen cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK'nun 62. maddesi gereğince cezası taktiren 1/6 oranında indirilerek, sanığın neticeten 3 yıl 5 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanık hakkında hapis cezasına karar verildiğinden, 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı da gözetilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nın 53. maddesinin uygulanmasına,
Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmış olması göz önüne alınarak 5237 sayılı TCK.nın 221/5.maddesi gereğince taktiren 1 yıl süre ile sanık hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,
Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirmiş olduğu sürelerin 5237 sayılı TCK.nın 63.maddesi gereğince cezasından MAHSUBUNA,
Sanığın silahlı terör örgütü üyeliğinden mahkum olması dikkate alınarak 5237 sayılı TCK'nın 58/9 maddesi gereğince; hükmolunan cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, ayrıca sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,
Diğer istinaf taleplerinin reddine,
2-Sanık hakkında 5271 sayılı CMK.nın 109/3-a maddesi gereğince uygulanmakta olan yurt dışına çıkamama adli kontrol tedbirleri hüküm kesinleşinceye kadar DEVAMINA,
3-Sanıktan el konulan dijital materyallerinin imajının alınmasından sonra sanığa İADESİNE, alınacak imaj kopyalarının ise incelemeleri sonrasında dosya içerisinde delil olarak saklanılmasına,
4-5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 16/1 maddesi gereğince; kesinleşecek kararın soruşturmada görev alan kolluk birimlerine gönderilmesine,
5-a) Sanık hakkında istinaf aşaması için yapılan yargılama giderlerinin devlet hazinesi üzerinde bırakılmasına,
b) Sanığın hakkında ilk derece aşamasında yapılan toplam (252,50) TL. yargılama giderinin sanıktan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
Dair; talebe uygun olarak oybirliği ile verilen karar, iddia makamı ile sanık müdafii Av……'ün huzurunda, sanık ….'un yokluğunda, hükmün tefhim veya tebliğinden itibaren on beş günlük süre içerisinde dairemize veya dairemize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek dilekçe veya zabıt kâtibine beyanda bulunmak (başvuru sahibinin ceza infaz kurumunda bulunması halinde ise kurum müdürüne beyanda bulunmak veya dilekçe vermek) suretiyle, Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere, açıkça okunup usulen anlatıldı. 01.10.2019 (¤¤)