Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiştir.
İncelenen ve yukarıda numarası belirtilen yerel mahkeme kararına esas teşkil eden dosyadaki duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında yukarıda belirtilen kararla silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK 314/2, 3713 Sayılı Kanunun 5/1, TCK nun 62. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve TCK 53. maddesi gereği belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına, TCK 58/9 maddesi gereği mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verildiği görülmüştür.
Sanık savunmasında: Suçlamaları kabul etmediğini, 2008 yılında bir ekonomi kongresi için Arnavutluğa gittiğini, örgütsel amaçlı olmadığını, telefonunda tespit olunduğu belirlenen örgüt ele başı ...'in resimlerini özel olarak kaydetmesinin söz konusu olmadığını, internet sitelerine girdiği zamanlarda telefonun ön belleğe aldığı görüntüler olduğunu, yine HTS kayıtlarında görüştüğü ileri sürülen kişilerin mesleki ilişkileri nedeniyle görüştüğü kişiler olup örgütsel amaçlı görüşmeler olmadığını, bank...ya örgüt talimatıyla bir para yatırmasının da söz konusu olmayıp suçlamaları kabul etmediğini belirtmiştir.
Sanık müdafi beyanında: Müvekkilinin örgüt üyesi olmadığı gibi örgüte bir yardımın da söz konusu olmadığını, mevcut ... Katılım Bankasındaki hesabının bireysel emeklilik hesabı olduğunu, yapmış olduğu telefon görüşmelerini örgütsel amaçla yapıldığının içeriklerinin tespiti olmadığından örgütsel amaçlı olarak yapıldığının kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin örgüt üyesi olmadığı gibi örgüte yardım etmesinin de söz konusu olmadığını, bu nedenle müvekkili sanığın beraatine karar verilmesini talep etmiştir.
İddia Makamı Esas Hakkındaki Mütalaasında: Sanığın örgüt hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan cezalandırılması gerektiği yönünde görüş bildirmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih 2017/956 Esas, 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24/04/2017 tarih 2015/3 esas 2017/3 karar sayılı ilamı, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 14/07/2017 tarih 2017/1443 esas 2017/4758 karar ve 18/07/2017 tarih 2016/7162 esas, 2017/4786 karar sayılı ilamlarında ve istikrar kazanan bir çok kararında açıklandığı üzere fethullahçı terör örgütü/paralel devlet yapılanması kısaca FETÖ/PDY, gizlilik temeline dayalı, örgüt bütünlüğü içinde sıkı bir disiplin ve hiyerarşi barındıran silahlı terör örgütüdür.
Silahlı terör örgütü üyesi, örgütün amaçlarını benimsemiş olup, örgüt bütünlüğü içerisinde ve hiyerarşik yapıya dahil olarak örgüt tarafından verilen görevleri her zaman için yerine getirmeye hazır vaziyette bekleyen, kendi iradesiyle hareket etmeyip örgüt iradesini benimsemiş ve bunu kendi iradesinin önüne geçirmiş olan, kendisini emir ve talimat almaya hazır hisseden, sorgulamadan hareket eden kişidir. Örgüt üyesi ile örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve üyenin faaliyetlere katılması gerekmekte olup örgüte sadece sempati ile bakılması örgüt üyeliği için yeterli olmayacaktır. Faaliyetler değişik şekillerde ve görünümlerde olabilecektir. Belirtildiği üzere silahlı terör örgütüne üyelik suçunun oluşabilmesi bakımından üyeyle örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden eylem ve faaliyetlerin bulunması gerekmekle birlikte bazı durumlarda olayın niteliği, işleniş şekli, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, eylemin gerçekleştiği yer, zaman ve şartlar ile sanığın dış dünyaya yansıyan davranışları dikkate alındığında kural olarak belirtilen süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özellikleri olmasa dahi sadece örgüt üyeleri tarafından işlenebilecek olan suçu işleyen sanıkların bu nedenle tek bir fiille dahi olsa örgüt üyesi kabul edilmesi mümkün olabilecektir.
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olaya bakıldığında;
Sanık Uşak Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde öğretim üyesi doçent olarak görev yapmaktadır. Dosyada beyanları bulunan tanık ..., … isimli kişilerin tanıklık beyanların gözlem ve kanaatlerini içerdiği, sanığın örgüt üyeliğine işaret eden herhangi bir eyleminin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Dairemizce getirtilen ve sanıktan elde edilen dijital materyallere ilişkin rapor içeriği incelendiğinde, içeriklerin sanığın örgüte yönelik sempatisini ortaya koyan örgüt elebaşının fotoğraflarının da yer aldığı bir kısım görseller içerdiği belirlenmiştir. Yine bir örneği dosyada bulunan ve oluşa uygun olduğu sonucuna varılan 02/09/2019 tarihli sanığın ... Katılım Bankası A.Ş. deki hesap hareketlerini gösteren bilirkişi raporu incelendiğinde, anılan bankada hesabı olan sanığın 03/02/2015 tarihinde TMSF tarafından bankaya el konulmasının ertesi günü 04/02/2015 tarihinde 500 TL tutarında bir katılım hesabı açtığı görülmektedir. Her ne kadar sanığın bu hesabını 16/03/2015 tarihinde vadesinden önce kapattığı rapor edilmiş ise de, söz konusu miktarın sanığın eğitim düzeyi ile dosyaya yansıyıp yukarıda belirtilen hususlarla birlikte bir bütün olarak değerlendirme yapıldığında örgüt elebaşının kamuoyuna yansıyan talimatından sanığın haberdar olmak suretiyle ve belirtilen tarihte söz konusu işlemi yaparak banka yararına hareket ettiği sonucuna varılmıştır.
Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde sanığın örgütle bir iltisakının bulunduğu sonucuna varılmış ancak mevcut delillerin sanığın üyeliğine yeterli olmadığı anlaşılmıştır. Fakat mevcut deliller kapsamında sanığın almış olduğu eğitim ve bulunduğu pozisyon itibariyle örgütsel iltisakı nedeni ile örgüt liderinin kamuoyuna yansıyan ve söz konusu örgütün finans kaynaklarının en önemlilerinin başında gelen Bank ...nın kurtarılmasına yönelik talimatından haberdar olacak şekilde ve bu talimatı algılayarak TMSF nin bankaya el koymasının bir gün sonrasında banka yararına olacak şekilde para yatırmak suretiyle örgütsel desteğini ortaya koyup, işlem yaptığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Sanığın aksi yöndeki tüm savunmaları suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olarak kabul edilmiştir. Bu hususlar çerçevesinde sanığın hakkında verilmiş olan ilk derece mahkemesindeki mahkumiyet hükmünün kaldırılmak suretiyle silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan cezalandırılması gerektiği hususunda heyetimizde tam bir hukuki ve vicdani kanaat oluşmuştur. Bu nedenle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak sanığın bu suçtan cezalandırılması gerekmiştir.
Açıklanan gerekçelerle sanık hakkında her ne kadar silahlı terör örgütü üyeliği suçlaması ile ilk derece mahkemesi tarafından cezalandırılmaları yönünde karar verilmiş ise de sanığın kamu görevi ifa ediyor olması nedeniyle ve Anayasa'ya sadakat yükümlülüğü de gözetildiğinde alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle ceza belirlenerek suç kastının yoğunluğu, suça götüren sebep ve saikler ile birlikte tehlikenin boyutu ile eğitim düzeyi de değerlendirilerek sanığın cezalandırılmasına dair aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Sanık K1hakkında terör örgütü üyeliği suçundan açılan kamu davası nedeni ile Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.12.2017 tarih, 2017/278 esas ve 2017/267 karar sayılı ilamı ile sanığın mahkumiyetine dair verilen karar aleyhine, sanık müdafiileri tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, dairemiz tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 5271 sayılı CMK.nın 280/2. maddesi gereğince incelemeye konu hükmün KALDIRILARAK, sanık hakkında yeniden hüküm kurulmasına, bu suretle;
Sanık K1’ün üzerine atılı ve sabit bulunan örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nun 220/7.maddesi delaleti ile TCK.nın 314/2. maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, sanığın kamu personeli olup, devlet memuru sıfatı ile Anayasal düzene sadakat borcu olan bir kişi olmasına rağmen bu suçu işlemesine nedeni ile suç kastının yoğunluğunun fazla olması, suç sebep ve saikleri ortaya çıkan tehlikenin büyüklüğü dikkate alınarak asgari ceza haddinden ayrılmak sureti ile taktiren ve teşdiden 5 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın eyleminin örgüte bilerek yardım etme fiilini oluşturduğu anlaşıldığından, yardımın niteliği dikkate alınarak,5237 sayılı TCK'nun 220/7.maddesinin ikinci cümlesi gereğince cezası taktiren 2/3 oranında indirilerek 1 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 3. maddesinde belirtilen terör suçu ile cezalandırılmış olması sebebiyle, sanığa verilen cezanın 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5/1. maddesi gereğince yarı oranında artırılarak, 1 yıl 21 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın duruşmalarda mahkeme heyetine karşı saygılı tutumu, verilen cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak,5237 sayılı TCK'nun 62. maddesi gereğince cezası taktiren 1/6 oranında indirilerek, sanığın neticeten 1 yıl 15 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanık hakkında hapis cezasına karar verildiğinden, 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı da gözetilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nın 53. maddesinin uygulanmasına,
Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirmiş olduğu sürelerin 5237 sayılı TCK.nın 63.maddesi gereğince cezasından MAHSUBUNA,
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58/9. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimi hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına,
Diğer istinaf taleplerinin reddine,
2-Sanık hakkında 5271 sayılı CMK.nın 109/3-a maddesi gereğince uygulanmakta olan yurt dışına çıkamama adli kontrol tedbirleri hüküm kesinleşinceye kadar DEVAMINA,
3-Sanıktan el konulan dijital materyallerin incelenmesi sonucu oluşturulacak adli kopyaların dosya içerisinde delil olarak SAKLANMASINA,
b)Sanıktan el konulan dijital materyal asıllarının incelemesi bittikten sonra sanığa İADESİNE,
4-a)Sanık hakkında istinaf aşaması için yapılan yargılama giderlerinin devlet hazinesi üzerinde bırakılmasına,
b)Sanık hakkında ilk derece mahkemesi tarafından yapılan toplam (221,40) TL. yargılama giderinin sanıktan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair; talebe uygun olarak oybirliği ile verilen karar, iddia makamı ile sanık …. ve sanık müdafi Av. …..'ın huzurunda hükmün tefhim veya tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde dairemize verilecek dilekçe veya aynı süre içerisinde tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle, Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere, açıkça okunup usulen anlatıldı. 16.06.2020 (¤¤)