Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiştir.
İncelenen ve yukarıda numarası belirtilen yerel mahkeme kararına esas teşkil eden dosyadaki duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında yukarıda belirtilen kararla Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan TCK 314/2 maddesi uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve TCK 53. maddesi gereği belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına, TCK 58/9. maddesi gereği mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verildiği görülmüştür.
Sanık savunmasında: ''Ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, herhangi bir şekilde örgüt üyesi değilim, önceki savunmalarımda da belirttiğim üzere çocuklarımla haberleşmek amacıyla internetten çeşitli programlar indirdim, bu kapsamda .... isimli programı da google play store isimli uygulamadan indirdim, ancak kullanmayınca bu programı sildim, örgütsel amaçla kullanmadığım gibi kimseyi de eklemedim, önceki savunmalarımı tekrar ederim, örgüt üyesi olmadığım örgütsel faaliyetim olmadığı için etkin pişmanlıktan yararlanma talebim de yoktur.'' şeklinde beyanda bulunmuştur.
İddia Makamı Esas Hakkındaki Mütalaasında: İlk Derece Mahkemesinin sanık .... hakkında verdiği mahkumiyet kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirilmenin yerinde olduğu, Sanık suçlamayı kabul etmemiş ve .... programını kullanmadığını belirtmiş ise de, .... tespit ve değerlendirme tutanağına göre savunmasının inandırıcı bulunmadığı, Sanığın aşamalardaki savunmaları, yeni .... CBS sorgu sonucu, CGNAT raporu ve .... tespit ve değerlendirme tutanağı ile tüm dosya kapsamından anlaşıldığından, CMK'nın 280/2. maddesi gereğince sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Öncelikle sanığın üyesi olduğu iddia edilen FETÖ-PDY Silahlı Terör Örgütüne ilişkin değerlendirme yapmak ve bu yapılanmanın silahlı terör örgütü olup olmadığının tespitini yapmak gerekirse;
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/7162 E., 2017/4786 K. sayılı ilâmında açıklandığı üzere fethullahçı terör örgütü/paralel devlet yapılanması (FETÖ/PDY); dini, istismar ederek paravan olarak kullanan, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, "...." adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan sui generis özelliğe sahip bir suç örgütüdür.
Örgütün türü ve niteliği açısından değerlendirme yapıldığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet edildiği, illegal faaliyetleri gizleyebilmek için, hiyerarşik yapıya uygun hücre sistemi içinde yapılanarak, grup imamları tarafından emir talimat verilmesi, üyeleri arasında haberleşmenin sağlanması için .... gibi haberleşme araçlarının kullanıldığı, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkın gizlendiği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp, örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu, demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükümet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidarı ele geçirmek olduğu, bu amaçla, Polis ve Jandarma teşkilatı, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisini haiz kurumlara sızan üyeleri vasıtasıyla, kendisinden olmayan güvenlik güçlerine, kamu görevlilerine, halka, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Meclis binası gibi simge binalar ve birçok kamu binasına karşı ağır silahlarla saldırıda bulunmak suretiyle amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirildiği, FETÖ/PDY'nin küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü olduğu kabul edilmiştir. Bu örgüt, kuruluşundan 15 Temmuz 2016 tarihine kadar geçen süreçte örgüt lideri .... tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir. Gerçekleştirdiği eylemlerde kullandığı yöntem, bir kısım örgüt üyelerinin silah kullanma yetkisini haiz resmi kurumlarda görevli olmaları ve bu silahlar üzerinde tasarrufta bulunma imkanlarının varlığı, örgüt hiyerarşisi doğrultusunda emir verilmesi halinde silah kullanmaktan çekinmeyeceklerinin anlaşılması karşısında, tasarrufunda bulunan araç, gereç ve ağır harp silahları bakımından TCK'nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.
Fethullahçı Terör Örgütünün silahlı bir terör örgütü olduğu konusunda hiçbir tereddüt bulunmamaktadır. Örgüt legal görünüm altında dernek, sendika gibi sivil toplum örgütleri vasıtasıyla toplum içinde örgütlenmeye çalışarak illegal faaliyetlerini perdelemeye çalışmanın yanında, aynı zamanda açıklanmaya çalışıldığı üzere devletin sivil ve resmi tüm kurumlarına da sızma faaliyetlerini devam ettirmiştir. Sivil toplum örgütlerinde örgütsel faaliyetlerini toplantı adı altında yürüttüğü gibi, üyelerinin ev ve iş yerlerinde dahi bu tür örgütsel toplantıları yaptığı, bununla da kalmayıp toplantılara katılan üyelerden örgüt jargonunda himmet olarak adlandırılan paralar da toplamak suretiyle örgüte finansal destek sağladığı anlaşılmaktadır. Örgütün kendi üyelerini değişik sektörlerde finanse etmek için .... Bankası A.Ş.'ni kurdurduğu ve bu nedenle 2014 yılı Ocak ayı içerisinde kamuoyuna yansıdığı üzere örgüt lideri ....'in kısaca "Varınızı yoğunuzu satın Bankasya'ya yatırın" şeklindeki talimatı üzerine örgüt üyelerinin arabalarını satarak, başka bankalardan kredi çekerek ve benzeri şekillerde para yatırdıkları, katılım hesapları açtırdıkları bilinmektedir.
Silahlı terör örgütü üyesi, örgütün amaçlarını benimsemiş olup, örgüt bütünlüğü içerisinde ve hiyerarşik yapıya dahil olarak örgüt tarafından verilen görevleri her zaman için yerine getirmeye hazır vaziyette bekleyen, kendi iradesiyle hareket etmeyip örgüt iradesini benimsemiş ve bunu kendi iradesinin önüne geçirmiş olan kişidir. Örgüt üyesi ile örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve üyenin faaliyetlere katılması gerekmektedir. Örgüte sadece sempati ile bakılması örgüt üyeliği için yeterli olmayacaktır. Faaliyetler değişik şekillerde ve görünümlerde olabilecektir. Örgüt üyesi her zaman için kendisini emir ve talimat almaya hazır hisseden, sorgulamadan hareket eden kişidir. Bilindiği üzere silahlı terör örgütüne üyelik suçunun oluşabilmesi bakımından üyeyle örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden eylem ve faaliyetlerin bulunması gerekmekle birlikte bazı durumlarda olayın niteliği, işleniş şekli, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, eylemin gerçekleştiği yer, zaman ve şartlar ile sanığın dış dünyaya yansıyan davranışları dikkate alındığında kural olarak belirtilen süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özellikleri olmasa dahi sadece örgüt üyeleri tarafından işlenebilecek olan suçu işleyen sanıkların bu nedenle tek bir fiille dahi olsa örgüt üyesi kabul edilmesi mümkün olabilecektir.
Bu değerlendirme kapsamında somut olay incelendiğinde;
Sanık ....'un torbalı ilçesinde plastik şirketinde çalıştığı, sanığın Fetö/Pdy silahlı terör örgütüne üye olduğundan bahisle hakkında açılan kamu davası ile İzmir 13.Ağır Ceza Mahkemesinin 05/03/2018 tarih 2017/820 Esas 2018/131 sayılı kararı ile hakkında mahkumiyet hükmü kurulduğu,
Bu kapsamda sanığın .... numaralı GSM hattı ile ….. İMEİ numaralı telefon cihazı üzerinden 31/12/2015 tarihinde .... uygulamasına giriş yaptığının , .... uygulamasına ait 46.166.164.181 numaralı İP adreslerine 31/12/2015 - 26/01/2016 tarihleri arasında 52 kez bağlantı kurulduğunun tespit edildiği,
İlk derece mahkemesinde dinlenen tanık ....'ün alınan beyanında özetle; haklarında yapılan soruşturma nedeniyle sanık ile aynı nezarethanede 6,5 gün birlikte kaldıklarını, burada yaptıkları konuşmada sanığın kendisine .... kullanmanın suç olmadığını ve kendisinin bu programı play store'dan indirdiğini söylediğini beyan ettiği,
Sanığın alınan savunmalarında KHK ile kapatılan .... Derneği'nde 1 yıl çalıştığını ve örgütün yayın organı olan .... Gazetesi'ne 1 yıl abone olduğunu ikrar ettiği,
Dairemizce .... tesbit ve değerlendirme tutanağının ilk derece mahkemesi hükmünden sonra dosyamıza gelmesi nedeniyle duruşma açılmasına karar verilerek sanık ve müdafii olduğu halde .... tesbit ve içeriklerinin sanık ve müdafiine okunarak savunmasının alındığı,
Sanığa ait .... tesbit ve değerlendirme tutanağına göre ID numarasının …., kullanıcı adı ve şifresinin ….., adının ….. olup , ekleyenlerin bu ID numarasını .... olarak eklediği, giriş sayısının 19, gönderilen mesaj 29,toplam alınan mail 140,alınan mail 31,eklediği arkadaş sayısının ise 5 olduğu, mesaj ve mail içeriklerinin örgütsel nitelik taşıdığı anlaşıldığı, bu halde sanığın dosya içerisindeki tüm delillere göre üzerine atılı Fetö/Pdy silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği sübut bulmuştur.
Her ne kadar ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda sanığın atılı suçtan cezalandırılması yönünde karar verilmiş ise de; Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK'nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanunun 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana gelen tehlike ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak; hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken sanık hakkında teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek asgari hadden fazlaca uzaklaşılmak suretiyle fazla ceza tayin edildiği anlaşıldığından, bu yönden yapılan istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak aşağıdaki hüküm fıkralarında gösterilen gerekçelerle cezalandırılmasına dair yeniden hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Sanık .... hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan açılan kamu davası sonucunda İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.03.2018 tarih, 2017/820 esas ve 2018/131 karar sayılı ilamı ile sanığın mahkumiyetine dair verilen karar aleyhine, sanık müdafii tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, dairemiz tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 5271 sayılı CMK.nın 280/2. maddesi gereğince incelemeye konu hükmün KALDIRILARAK, sanık hakkında yeniden hüküm kurulmasına, bu suretle;
Sanık ....’un üzerine atılı ve sabit bulunan silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nun 314/2. maddesi gereğince işleniş biçimi, suçun işleniş şekli, ortaya çıkan tehlikenin büyüklüğü, sanığın suç sebep ve saikleri dikkate alınarak taktiren 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 3. maddesinde belirtilen terör suçu ile cezalandırılmış olması sebebiyle, sanığa verilen cezanın 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5/1. maddesi gereğince yarı oranında artırılarak, 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın duruşmalarda mahkeme heyetine karşı saygılı tutumu, verilen cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak,5237 sayılı TCK'nun 62. maddesi gereğince cezası taktiren 1/6 oranında indirilerek, sanığın neticeten 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanık hakkında hapis cezasına karar verildiğinden, 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı da gözetilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nın 53. maddesinin uygulanmasına,
Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirmiş olduğu sürelerin 5237 sayılı TCK.nın 63.maddesi gereğince cezasından MAHSUBUNA,
Sanığın silahlı terör örgütü üyeliğinden mahkum olması dikkate alınarak 5237 sayılı TCK'nın 58/9 maddesi gereğince; hükmolunan cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, ayrıca sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,
Diğer istinaf taleplerinin reddine,
2-Sanık hakkında CMK.nın 109/3-a maddesi gereğince uygulanmakta olan yurt dışına çıkış yasağı adli kontrol tedbirlerinin hüküm kesinleşinceye kadar DEVAMINA,
3-a)Sanık hakkında kanun yolu incelemesi için yapılan yargılama giderlerinin devlet hazinesi üzerinde bırakılmasına,
b)Sanığın hakkında ilk derece aşamasında yapılan toplam (50,00) TL. yargılama giderinin sanıktan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
Dair; talebe uygun olarak oybirliği ile verilen karar, iddia makamı ile sanık .... ile sanık müdafi avukat ....'nın huzurunda, hükmün tefhiminden itibaren on beş günlük süre içerisinde dairemize veya dairemize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek dilekçe veya zabıt kâtibine beyanda bulunmak (başvuru sahibinin ceza infaz kurumunda bulunması halinde ise kurum müdürüne beyanda bulunmak veya dilekçe vermek) suretiyle, Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere, açıkça okunup usulen anlatıldı. 10.09.2019 (¤¤)