Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiştir.
İncelenen ve yukarıda numarası belirtilen yerel mahkeme kararına esas teşkil eden dosyadaki duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında yukarıda belirtilen kararla Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan TCK 314/2 maddesi uyarınca 7 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür.
Sanık savunmasında: ''Ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Özellikte dosyaya hükümden sonra gelen .... tespit ve değerlendirme tutanağını kabul etmiyorum. Ben terör örgütü üyesi değilim. Doğuda terör örgütünden mağdur olmuş bir ailenin çocuğuyum, devletin bana vermiş olduğu Başbakanlık bursu ile okumuş bir kişiyim. Bu nedenle terör örgütüne üyelik suçum olamaz. Bu nedenle hakkımda beraat kararı verilmesini talep ediyorum. Ben uzun süredir tutuklu durumdayım, mağdurum, hakkımdaki deliller toplanmış olup, karartılma ihtimali bulunmamaktadır. Bu nedenle tahliyeme karar verilmesini talep ederim.'' şeklinde beyanda bulunmuştur.
İddia Makamı Esas Hakkındaki Mütalaasında: İlk Derece Mahkemesinin sanık .... hakkında verdiği mahkumiyet kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirilmenin yerinde olduğu,
Sanık suçlamayı kabul etmemiş ise de; .... tespit ve değerlendirme tutanağı ile Bank .... hesabına ilişkin bilirkişi raporuna göre savunmasının inandırıcı bulunmadığı,
Sanığın aşamalardaki savunmaları, 30/01/2018 tarihli yeni .... CBS sorgu raporu, CGNAT raporları, .... tespit ve değerlendirme tutanağı, 22/12/2017 tarihli Bank .... hesabına ilişkin bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamından anlaşıldığından,
1-CMK‘nın 280/2. maddesi gereğince sanık ve sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Sanığın tutuklanma şart ve sebeplerinde bir değişiklik olmadığından tutukluluk halinin devamına, karar verilmesi, kamu adına talep ve mütalaa olunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Öncelikle sanığın üyesi olduğu iddia edilen FETÖ-PDY Silahlı Terör Örgütüne ilişkin değerlendirme yapmak ve bu yapılanmanın silahlı terör örgütü olup olmadığının tespitini yapmak gerekirse;
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/7162 E., 2017/4786 K. sayılı ilâmında açıklandığı üzere fethullahçı terör örgütü/paralel devlet yapılanması (FETÖ/PDY); dini, istismar ederek paravan olarak kullanan, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, "...." adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan sui generis özelliğe sahip bir suç örgütüdür.
Örgütün türü ve niteliği açısından değerlendirme yapıldığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet edildiği, illegal faaliyetleri gizleyebilmek için, hiyerarşik yapıya uygun hücre sistemi içinde yapılanarak, grup imamları tarafından emir talimat verilmesi, üyeleri arasında haberleşmenin sağlanması için .... gibi haberleşme araçlarının kullanıldığı, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkın gizlendiği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp, örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu, demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükümet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidarı ele geçirmek olduğu, bu amaçla, Polis ve Jandarma teşkilatı, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisini haiz kurumlara sızan üyeleri vasıtasıyla, kendisinden olmayan güvenlik güçlerine, kamu görevlilerine, halka, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Meclis binası gibi simge binalar ve birçok kamu binasına karşı ağır silahlarla saldırıda bulunmak suretiyle amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirildiği, FETÖ/PDY'nin küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü olduğu kabul edilmiştir. Bu örgüt, kuruluşundan 15 Temmuz 2016 tarihine kadar geçen süreçte örgüt lideri Fethullah Gülen tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir. Gerçekleştirdiği eylemlerde kullandığı yöntem, bir kısım örgüt üyelerinin silah kullanma yetkisini haiz resmi kurumlarda görevli olmaları ve bu silahlar üzerinde tasarrufta bulunma imkanlarının varlığı, örgüt hiyerarşisi doğrultusunda emir verilmesi halinde silah kullanmaktan çekinmeyeceklerinin anlaşılması karşısında, tasarrufunda bulunan araç, gereç ve ağır harp silahları bakımından TCK'nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.
Fethullahçı Terör Örgütünün silahlı bir terör örgütü olduğu konusunda hiçbir tereddüt bulunmamaktadır. Örgüt legal görünüm altında dernek, sendika gibi sivil toplum örgütleri vasıtasıyla toplum içinde örgütlenmeye çalışarak illegal faaliyetlerini perdelemeye çalışmanın yanında, aynı zamanda açıklanmaya çalışıldığı üzere devletin sivil ve resmi tüm kurumlarına da sızma faaliyetlerini devam ettirmiştir. Sivil toplum örgütlerinde örgütsel faaliyetlerini toplantı adı altında yürüttüğü gibi, üyelerinin ev ve iş yerlerinde dahi bu tür örgütsel toplantıları yaptığı, bununla da kalmayıp toplantılara katılan üyelerden örgüt jargonunda himmet olarak adlandırılan paralar da toplamak suretiyle örgüte finansal destek sağladığı anlaşılmaktadır. Örgütün kendi üyelerini değişik sektörlerde finanse etmek için .... Katılım Bankası A.Ş.'ni kurdurduğu ve bu nedenle 2014 yılı Ocak ayı içerisinde kamuoyuna yansıdığı üzere örgüt lideri Fethullah Gülen'in kısaca "Varınızı yoğunuzu satın Bankasya'ya yatırın" şeklindeki talimatı üzerine örgüt üyelerinin arabalarını satarak, başka bankalardan kredi çekerek ve benzeri şekillerde para yatırdıkları, katılım hesapları açtırdıkları bilinmektedir.
Silahlı terör örgütü üyesi, örgütün amaçlarını benimsemiş olup, örgüt bütünlüğü içerisinde ve hiyerarşik yapıya dahil olarak örgüt tarafından verilen görevleri her zaman için yerine getirmeye hazır vaziyette bekleyen, kendi iradesiyle hareket etmeyip örgüt iradesini benimsemiş ve bunu kendi iradesinin önüne geçirmiş olan kişidir. Örgüt üyesi ile örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve üyenin faaliyetlere katılması gerekmektedir. Örgüte sadece sempati ile bakılması örgüt üyeliği için yeterli olmayacaktır. Faaliyetler değişik şekillerde ve görünümlerde olabilecektir. Örgüt üyesi her zaman için kendisini emir ve talimat almaya hazır hisseden, sorgulamadan hareket eden kişidir. Bilindiği üzere silahlı terör örgütüne üyelik suçunun oluşabilmesi bakımından üyeyle örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden eylem ve faaliyetlerin bulunması gerekmekle birlikte bazı durumlarda olayın niteliği, işleniş şekli, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, eylemin gerçekleştiği yer, zaman ve şartlar ile sanığın dış dünyaya yansıyan davranışları dikkate alındığında kural olarak belirtilen süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özellikleri olmasa dahi sadece örgüt üyeleri tarafından işlenebilecek olan suçu işleyen sanıkların bu nedenle tek bir fiille dahi olsa örgüt üyesi kabul edilmesi mümkün olabilecektir.
Bu değerlendirme kapsamında somut olay incelendiğinde;
Sanık ....'in Fetö/Pdy silahlı terör örgütü ile lise yıllarında dershane aracılığıyla irtibat kurduğu, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Din Kültürü Öğretmenliği bölümünü kazandıktan sonra Fetö/Pdy iltisaklı … dershanesi aracılığıyla ışıkevi tabir edilen örgüt evlerine yerleştirildiği, sanığa örgüt tarafından …. kod isminin verildiği, sanığın İzmir ilindeki öğrenci yapılanması içerisinde yer aldığı, kolluk aşamasında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak isteyen sanığın .... numaralı GSM hattı ile .... İMEİ numaralı telefon cihazı üzerinden 01/10/2015 tarihinde, .... numaralı GSM hattı ile .... İMEİ numaralı telefon cihazı üzerinden 09/09/2014 tarihinde ve ....numaralı GSM hattı ile .... ve .... İMEİ numaralı telefon cihazları üzerinden 12/08/2014 tarihinde .... uygulamasına giriş yaptığı, C.Başsavcılığında alınan savunmasında müdafii olduğu halde örgüt yapılanmasını anlatıp ayrıntılı bilgi veren sanığın İzmir 13.Ağır Ceza Mahkemesinde alınan savunmasında etkin pişmanlık ifadelerinde n vazgeçen sanığın örgüt içerisinde olmadığını, .... kullanmadığını belirterek eski ifadelerini reddettiği anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesi kararından sonra, sanığa ait .... değerlendirme ve tesbit tutanağının Dairemize gönderilmesi üzerine, istinaf talepleri doğrultusunda duruşma açılmasına karar verilerek, sanığın yeniden savunmasının alındığı gibi .... değerlendirme ve tesbit tutanağı içeriği okunarak, ilk derece mahkemesi hükmünden sonra dosyaya gelen bu delile karşı sanığın savunması alınmıştır.
Sanık tarafından her ne kadar suçlamalar kabul edilmeyerek, örgütün gizli haberleşme sisteminin kullanılmadığı ve örgüt üyesi olmadığı savunulmuş ise de; sanık hakkında gönderilen .... değerlendirme ve tesbit tutanağı içeriğine göre ID:…. kullanıcı adının; "...." şifresinin; "...." adının ise; "...." olarak belirlendiği, giriş sayısının 581, alınan mail sayısının 150,toplam gönderilen mail sayısının 493, giden arama sayısının 48 olduğu, sanığı .... ağında ekleyenlerin ...., ...., ….,…, olarak adlandırdıkları, bu kod isminin sanığın etkin pişmanlıktan faydalanmak amaçlı verdiği savunmada kendisine verildiğini belirttiği kod ismi ile birebir uyumlu olduğu, incelenen mesaj içeriğinde konu olarak sanığın mesaj ile …. ID kullanan örgüt üyesine tc kimlik numarasını gönderdiği, mesaj içeriğinde sanığın gerçek ad ve soyadını yazarak kendisine ait TC kimlik numarası olan …olarak yazdığı nazara alındığında Dairemizce sanığın .... programını kullandığının sübuta ermiş olup, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kullandığı .... programını kullanması, içeriklerinden de anlaşıldığı üzere örgüt yapılanması içerisinde yer alması, hazırlık aşamasında etkin pişmanlık kapsamında verdiği bilgilerin müdafii huzurunda alınması, her ne kadar yargılama aşamasında etkin pişmanlık talebinden dönerek eski ifadelerini kabul etmediğini belirtmiş olsa da, ifade içeriklerinin araştırma tutanakları ile uyumlu olması, sanığın örgüt içerisinde konum ve faaliyetleri ile dosyadaki tüm deliller nazara alınarak üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmak suçunu işlediği sabit olmakla, incelenen ilk derece mahkemesi kararında sanık hakkında cezanın bireyselleştirilmesi kapsamında TCK 62 maddesinin tatbik edilmediği, Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK'nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle, aynı Kanunun 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde; suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana gelen tehlike ile sanıkların kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak eylemlerinin niteliğine göre alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle yeniden ceza hesaplanması cihetine gidilerek ancak sanık hakkında TCK 62 maddesi uygulanması gerektiği de nazara alınarak aşağıda belirtilen hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Sanık .... hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan açılan kamu davası sonucunda İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.07.2018 tarih, 2017/798 esas ve 2018/401 karar sayılı ilamı ile sanığın mahkumiyetine dair verilen karar aleyhine, sanık sanık ve sanık müdafii tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, dairemiz tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 5271 sayılı CMK.nın 280/2. maddesi gereğince incelemeye konu hükmün KALDIRILARAK, sanık hakkında yeniden hüküm kurulmasına, bu suretle;
Sanık ....'in üzerine atılı ve sabit bulunan silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nun 314/2. maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, sanığın örgütün gizli haberleşme sistemini son derece yoğun kullanmış olması nedeni ile örgüt içerisindeki aktivitesinin son derece fazla olması, sanığın suç kastının yoğunluğunun fazla olması ve ortaya çıkan tehlikenin büyüklüğünün fazla olması hususları dikkate alınarak asgari ceza haddinden ayrılmak sureti ile taktiren ve teşdiden 5 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 3. maddesinde belirtilen terör suçu ile cezalandırılmış olması sebebiyle, sanığa verilen cezanın 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5/1. maddesi gereğince yarı oranında artırılarak, 7 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına
Sanığın duruşmalarda mahkeme heyetine karşı saygılı tutumu, verilen cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak,5237 sayılı TCK'nun 62. maddesi gereğince cezası taktiren 1/6 oranında indirilerek, sanığın neticeten 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanık hakkında hapis cezasına karar verildiğinden, 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı da gözetilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nın 53. maddesinin uygulanmasına,
Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirmiş olduğu sürelerin 5237 sayılı TCK.nın 63.maddesi gereğince cezasından MAHSUBUNA,
Sanığın silahlı terör örgütü üyeliğinden mahkum olması dikkate alınarak 5237 sayılı TCK'nın 58/9 maddesi gereğince; hükmolunan cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, ayrıca sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,
Diğer istinaf taleplerinin reddine,
2-a)Sanığa verilen hapis cezasının süresi ile sanığın tutuklulukta geçirmiş olduğu süre dikkate alınarak, sanığın tutukluluk halinin kaldırılarak TAHLİYESİNE, başka suç nedeni ile tutuklu veya hükümlü olmaması halinde derhal serbest bırakılması için bulunduğu ceza infaz kurumuna müzekkere yazılmasına,
b)Tutukluluk hali kaldırılan sanık hakkında 5271 sayılı CMK.nın 109/3-a maddesi gereğince yurt dışına çıkamama adli kontrol tedbirleri uygulanmasına,
3-a)Dijital materyallerin incelenmesi sonucu oluşturulacak adli kopyaların dosya içerisinde delil olarak SAKLANMASINA,
b)Sanıktan el konulan dijital materyal asıllarının incelemesi bittikten sonra sanığa İADESİNE,
4-Sanık hakkında aşağıda ayrıntılı dökümü yapılacak toplam (320,25) TL. yargılama giderinin sanıktan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
Dair; talebe uygun olarak oybirliği ile verilen karar, iddia makamı ile sanık .... ve sanık müdafii Av.....'in Segbis vasıtasıyla huzurunda hükmün tefhiminden itibaren .... günlük süre içerisinde dairemize verilecek dilekçe veya aynı süre içerisinde tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine (sanığın Ceza İnfaz Kurumunda bulunması halinde ise nedeniyle bulunduğu Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğüne veya zabıt katibine) beyanda bulunmak suretiyle, beyanda bulunmak suretiyle, Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere, açıkça okunup usulen anlatıldı.05.03.2019 (¤¤)