Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiştir.
İncelenen ve yukarıda numarası belirtilen yerel mahkeme kararına esas teşkil eden dosyadaki duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede tarihli karar ile davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında yukarıda 13/07/2018 belirtilen kararla Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan TCK 314/2. maddesi uyarınca 9 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve TCK 53. maddesi gereği belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına, cezanın TCK 58/9. Maddesine göre mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği görülmüştür.
Sanık savunmasında: ''terör örgütü üyesi değilim öncelikle bu suçlama nedeniyle bulunduğum Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda mide kanaması nedeniyle tedavi gördüm esnafım, benim tek hobim futboldur, iş ev ve futbol arasında bir hayatım vardır, ilk derece mahkemesi ile ilgili ilk itirazım ben tanık ....'i tanımıyorum, kendisinin de beni tanığını düşünmüyorum onun beyanlarını kabul etmiyorum, yine dernekler konusunda .... Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneğini ısrar üzerine üye oldum, esnaf arkadaşlarım ısrar etti fakat dernek faaliyetleri kapsamında hiç bir etkinliğe dahil olmadım, 2015 yılı son aylarında Bank .... da hesap açtığım doğru ancak bu durma açıklık getirmek istiyorum, hac için fanus isimli şirket sahibi ....'un ısrarı üzerine bu hesabı açtım, bu hesabı açmamda ki amaç havaleleri ücretsiz olarak yapabilmektir, bildiğim kadarı ile ben hesabı açtığımda banka TMSF ye devredilmişti herhangi bir katılım hesabı açmadım, bylock konusunda yine suçlamaları kabul etmiyorum, ben cep telefonuma bylock programını indirmedim kullanmadım, esnaf arkadaşlar dükkanıma gelerek bazen benden cep telefonumu isterlerdi, sosyal medya hesabından anlayan bir insan değilim, bu nedenle bu programı nasıl kullanılır, nasıl yüklenir bilmiyorum, teknoloji konusunda fazla bilgim olmadığı için bundan sonra bir daha cep telefonu almayı düşünmüyorum, Türkiye Cumhuriyeti adaletine güveniyorum, üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum, ayrıca mahkeme heyetinize iki sayfadan ibaret savunma hazırladım, bu savunma dilekçemi de dosya içerisine konulmasını istiyorum.'' şeklinde beyanda bulunmuştur.
İddia Makamı Esas Hakkındaki Mütalaasında: FETÖ/PDY’nin yargı kararlarıyla ve kararlarda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere silahlı terör örgütü olduğunun kesin olarak tespit edildiği, Bylock programının sadece anılan terör örgütü mensupları tarafından kullanılan gizli haberleşme programı olduğu, örgütün; örgütle iltisaklı dernek, okul, dershane, yurt ve evler vasıtasıyla kendisine finansman ve insan kaynağı temin ettiği, düzenlediği toplantılarla örgüt üyelerinin örgütle olan bağlarını güçlendirdiği ve sempatisi olan kişileri örgüte kazandırmaya çalıştığı,
Sanık ....’ın esnaf olduğu, sanığın kendisine ait 577 52 60 numaralı telefon hattıyla ilk tespit tarihi 11/08/2015 olan Bylock programını kullandığı, Bylock IP’lerine 11/08/2015 - 04/03/2016 tarihleri arasında 1145 kez erişim sağladığı, Bylock tespit ve değerlendirme tutanağına göre bu programı kullanarak örgütsel görüşme yaptığı, ID numarasının 386583 olarak tespit edildiği,
Tanık ....’in soruşturma aşamasında alınan ifadesine göre; Toros Bölgesinde yapılan toplantıları organize ettiği, .... ile irtibatlı olduğu, Yenişehir Bölgesinin Toros İmamı olduğu. Tanık kovuşturma aşamasında sanığı tanımadığını beyan etmiş ise de; soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcısı huzurunda verdiği ifadeye göre kovuşturma aşamasında yaptığı tanıklığının inandırıcı bulunmadığı.
FETÖ ile iltisaklı olduğu için kapatılan İzmir .... Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneğinin üyesi olduğu,
Sanık suçlamayı kabul etmemiş ise de, Bylock tespit ve değerlendirme tutanağı ile tanık beyanına göre savunmasının inandırıcı bulunmadığı,
Bu şekilde sanığın örgütle organik bağ kurarak üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği,
İlk derece mahkemesinin sanığın kastının yoğunluğu, sanığın güttüğü amaç ve saik, tehlikenin ağırlığı, suçun işleniş şekline ve benzer eylemlerinden dolayı aynı suçtan mahkum edilen kişilere verilen cezalara göre temel cezayı asgari hadden ya da asgari hadde yakın şekilde belirlemesi gerekirken yazılı gerekçe ile yüksek olarak tespit etmesi suretiyle fazla ceza tayin ettiği,
Karara karşı sanık ve sanık müdafii tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu,
Sanığın aşamalardaki savunmaları, tanık ....’in soruşturma aşamasında vermiş olduğu ifade, Bylock tespit ve değerlendirme tutanağı, yeni Bylock CBS sorgu sonucu, CGNAT raporu, İzmir Valiliği İl Dernekler Müdürlüğünün 30/05/2017 tarihli cevabi yazısı ile tüm dosya kapsamından anlaşıldığından,
1-İlk derece mahkemesinin sanık hakkında verdiği mahkumiyet hükmünün CMK’nun 280/2.maddesi gereğince kaldırılması,
2-Sanık ....’ın müsnet suçtan eylemine uyan 3713 sayılı Yasanın 7/1.maddesi delaletiyle TCK’nun 314/2, 3713 sayılı Yasanın 5/1, 53, 58/9 ve 63.maddeleri gereğince cezalandırılması,
3-Sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, mevcut delil durumu, atılı suçun kanun maddelerinde öngörülen ceza miktarı nazara alınarak ve ileride mağduriyete yol açmamak amacıyla, CMK’nın 109/3-a,b maddelerinde öngörülen Adli Kontrol Tedbirlerinin uygulanması suretiyle serbest bırakılması,
Kamu adına talep ve mütalaa olunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/7162 E., 2017/4786 K. sayılı ilâmında açıklandığı üzere fethullahçı terör örgütü/paralel devlet yapılanması (FETÖ/PDY); dini, istismar ederek paravan olarak kullanan, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, "Altın Nesil" adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan sui generis özelliğe sahip bir suç örgütüdür.
Örgütün türü ve niteliği açısından değerlendirme yapıldığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet edildiği, illegal faaliyetleri gizleyebilmek için, hiyerarşik yapıya uygun hücre sistemi içinde yapılanarak, grup imamları tarafından emir talimat verilmesi, üyeleri arasında haberleşmenin sağlanması için By-Lock gibi haberleşme araçlarının kullanıldığı, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkın gizlendiği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp, örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu, demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükümet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidarı ele geçirmek olduğu, bu amacla, Polis ve Jandarma teşkilatı, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisini haiz kurumlara sızan üyeleri vasıtasıyla, kendisinden olmayan güvenlik güçlerine, kamu görevlilerine, halka, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Meclis binası gibi simge binalar ve birçok kamu binasına karşı ağır silahlarla saldırıda bulunmak suretiyle amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirildiği, FETÖ/PDY'nin küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü olduğu kabul edilmiştir. Bu örgüt, kuruluşundan 15 Temmuz 2016 tarihine kadar geçen süreçte örgüt lideri Fethullah Gülen tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir. Gerçekleştirdiği eylemlerde kullandığı yöntem, bir kısım örgüt üyelerinin silah kullanma yetkisini haiz resmi kurumlarda görevli olmaları ve bu silahlar üzerinde tasarrufta bulunma imkanlarının varlığı, örgüt hiyerarşisi doğrultusunda emir verilmesi halinde silah kullanmaktan çekinmeyeceklerinin anlaşılması karşısında, tasarrufunda bulunan araç, gereç ve ağır harp silahları bakımından TCK'nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.
Açıklanmaya çalışıldığı üzere fethullahçı terör örgütü/paralel devlet yapılanmasının en önemli özelliklerinden biri dini istismar etmek suretiyle kullanmasıdır. Örgütte gizlilik temel prensip olarak alınmış, örgüt bütünlüğü ve sıkı bir disiplin içerisinde hiyerarşik bir yapılanma söz konusudur. Örgütün bir hücre sistemi içerisinde yapılandığı ve grupların başında imam olarak adlandırılan sorumlularının bulunduğu, bu sorumlu kişilerin hiyerarşik düzen içerisinde kendi üstlerinden aldıkları emir ve talimatları grup üyelerine ilettikleri ve grup üyelerinden de aldıkları bilgileri bir rapor halinde kendi üstlerine aktarmak suretiyle örgütsel faaliyet içerisinde oldukları anlaşılmaktadır. Örgütün en önemli ve temel özelliklerinden birisi olan ve yukarıda değinilen gizliliğin sağlanması bakımından bylock gibi haberleşme araçlarını da kullandığı, halk nezdinde gerçek yüzüyle görünür yüzünü gizlediği gibi devletin tüm kurumlarına sızmak ve demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanarak parlamento hükümet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidarı ele geçirme amacını taşıdığı anlaşılmaktadır.
Fethullahçı terör örgütü/paralel devlet yapılanmasının silahlı bir terör örgütü olduğu konusunda hiçbir tereddüt bulunmamaktadır. Örgüt legal görünüm altında dernek, sendika gibi sivil toplum örgütleri vasıtasıyla toplum içinde örgütlenmeye çalışarak illegal faaliyetlerini perdelemeye çalışmanın yanında, aynı zamanda açıklanmaya çalışıldığı üzere devletin sivil ve resmi tüm kurumlarına da sızma faaliyetlerini devam ettirmiştir. Sivil toplum örgütlerinde örgütsel faaliyetlerini toplantı adı altında yürüttüğü gibi, üyelerinin ev ve iş yerlerinde dahi bu tür örgütsel toplantıları yaptığı, bununla da kalmayıp toplantılara katılan üyelerden örgüt jargonunda himmet olarak adlandırılan paralar da toplamak suretiyle örgüte finansal destek sağladığı anlaşılmaktadır. FETÖ/PDY silahlı terör örgütü, özellikle dernekleşme yoluyla örgüt kontrolünde yürütülen değişik sivil toplum kuruluşları şeklinde ve isimleri de özenle yine örgüt yöneticileri tarafından seçilmiş (samanyolu, atmosfer, galaksi ufuk, feza, zaman, yıldız, gökkuşağı, şifa, nurlu, fatih, burç, sızıntı, çağlayan, ırmak ,yağmur vb.gibi uzayıp giden) ve belli bir bakışı çağrıştıran yapılaşmalar içine girmiştir. Sivil toplum kuruluşlarının demokratik bir toplumun olmazsa olmaz unsurlarından olması karşısında, bağımsız olarak çalışması, toplum içinde gönüllülük esasına göre faaliyet göstermesi gerekmektedir. Bu kuruluşlar dernek, vakıf ve sendikalar şeklinde örgütlenmeler olarak kazanç amacı taşımadan toplum yararına çalışmalar gerçekleştirmesi gereken kuruluşlar olması gerekirken, FETÖ/PDY yönünden bakıldığında bu örgütün talimatı ile kurulan, örgüt kontrolünde olup belli bir merkezden yönlendirilen dernek, vakıf ve sendikaların bağımsız olmadıkları, örgüte maddi ve ayni kaynak sağladıkları, bu kaynaklarla örgütün ayakta kalmasının ve varlığının sürdürülmesinin temin edildiği, toplum yararına çalışmak yerine terör örgütünün yararlarının öncelik olarak görüldüğü, para ve insan kaynağının artırılmasının amaçlandığı dikkate alındığında yasal anlamda bir sivil toplum kuruluşu olmadıkları, legal görünüm altında illegal bir faaliyet içinde oldukları anlaşılmaktadır.
Örgütün kendi üyelerini değişik sektörlerde finanse etmek için .... Katılım Bankası A.Ş.'ni kurdurduğu ve bu nedenle 2014 yılı Ocak ayı içerisinde kamuoyuna yansıdığı üzere örgüt lideri Fethullah Gülen'in kısaca "varınızı yoğunuzu satın Bank....'ya yatırın" şeklinde özetlenebilecek talimatı üzerine örgüt üyelerinin arabalarını satarak, başka bankalardan kredi çekerek ve benzeri şekillerde para yatırdıkları, katılım hesapları açtırdıkları bilinmektedir.
Silahlı terör örgütü üyesi, örgütün amaçlarını benimsemiş olup, örgüt bütünlüğü içerisinde ve hiyerarşik yapıya dahil olarak örgüt tarafından verilen görevleri her zaman için yerine getirmeye hazır vaziyette bekleyen, kendi iradesiyle hareket etmeyip örgüt iradesini benimsemiş ve bunu kendi iradesinin önününe geçirmiş olan kişidir. Örgüt üyesi ile örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve üyenin faaliyetlere katılması gerekmektedir. Örgüte sadece sempati ile bakılması örgüt üyeliği için yeterli olmayacaktır. Faaliyetler değişik şekillerde ve görünümlerde olabilecektir. Örgüt üyesi her zaman için kendisini emir ve talimat almaya hazır hisseden, sorgulamadan hareket eden kişidir. Bilindiği üzere silahlı terör örgütüne üyelik suçunun oluşabilmesi bakımından üyeyle örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden eylem ve faaliyetlerin bulunması gerekmekle birlikte bazı durumlarda olayın niteliği, işleniş şekli, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, eylemin gerçekleştiği yer, zaman ve şartlar ile sanığın dış dünyaya yansıyan davranışları dikkate alındığında kural olarak belirtilen süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özellikleri olmasa dahi sadece örgüt üyeleri tarafından işlenebilecek olan suçu işleyen sanıkların bu nedenle tek bir fiille dahi olsa örgüt üyesi kabul edilmesi mümkün olabilecektir.
Bu açıklamalar kapsamında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın ilk derece mahkemesinde alınan savunması, dairemizde yapmış olduğu savunması ve dosya kapsamı içerisindeki tüm beyanları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın 1986 yılından bu yana İzmir'in değişik semtlerinde tekstil üzerine esnaflık yaptığı, sanığın savunmalarında üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, ayrıca Bylock konusundaki suçlamaları da hiçbir şekilde böyle bir programı indirmediğini ve kullanmadığını savunmuş ise de, dosya içerisine getirtilen ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24.04.2017 tarih 2015/3 esas 2017/3 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; sanığın kendi adına kayıtlı olup kullanımında bulunan .... numarılı GSM hattı ile kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY Silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ByLock'u kullandığı görülmektedir.
Bu duruma dosya içerisinde örneği bulunan Bylock tespit değerlendirme tutanağı ve içeriğinden ulaşılmaktadır. Sanığın tespit ve değerlendirme tutanağı içerisinde ID: 386853 kullanıcı adı: ...., şifre: .... olduğu tespit edilmiş, bu durumda sanığın dairemizce söz konusu ve özellikleri yukarıda belirtilen programın kullanıcısı olduğuna dair sonuca varılmıştır.
Dosya kapsamı içerisinde tanık olarak dinlenen ....'in İzmir Cumhuriyet Başsavcılığında 2014/34430 soruşturma sayılı dosya kapsamında 28/11/2016 tarihinde vermiş olduğu ifadesinde sanığın Toros bölgesinde yaptığı toplantıları organize ettiği ve bu bölgenin sorumlusu olduğu, .... ile irtibatlı olduğunu, sanığın Yenişehir bölgesinin Toros imamı olduğunu belirtir şekilde beyanda bulunmuş olduğu görülmüştür.
Yine dosya içerisinde alınan 24/03/2017 tarihli bilirkişi raporuna göre sanığın Bank .... isimli finans kuruluşunda hesabının bulunduğu, FETÖ/PDY örgüt liderinin vermiş olduğu talimat sonrası 06/02/2015 tarihinde 100,00 TL tutarında katılıp hesabı açtığını, 16/02/2015 tarihinde kapattığı, yine bankanın TMSF ye devri sonrasında 21/07/2015 tarihinde 1080 Euro yatırıp, 20/10/2015 tarihinde 900 Euro para çektiğinin tespit edilmiş olduğu görülmüştür.
Yine sanığın İzmir Valiliği İl Dernekler Müdürlüğünün 30/05/2017 tarihli yazısı doğrultusunda 667 sayılı KHK ile kapatılan İzmir .... Eğitim Kültür ve Dayanışma derneğinde üyelik kaydının bulunduğu anlaşılmıştır.
Sanığın yukarıda belirtilen gerekçelerle, ByLock isimli örgütün gizli haberleşme sistemini örgüt talimatı doğrultusunda kullanmış olması, örgüt liderinin talimatı doğrultusunda 06/02/2015 tarihinde 100,00 TL. miktarında katılım hesabı açmış olması, örgüt ile irtibatlı derneğe üye olması ve ayrıca sanığın Yenişehir bölgesinin Toros imamı olduğu hususundaki tanık beyanları dikkate alındığında, sanığın süreklilik gösterecek şekilde örgüt hiyerarşisine dahil olmak sureti ile silahlı terör örgütü üyesi olduğu sübut bulmuştur.
Sanığın sübut bulan silahlı terör örgütü üyeliği suçu nedeni ile suç kastının yoğunluğu, eylemlerinin niteliği ve ortaya çıkan tehlikenin ağırlığı gibi hususlar dikkate alındığında, suç için yasada öngörülen alt ve üst sınır arasında, oluşa ve hakkaniyete uygun düşecek şekilde asgari ceza miktarı üzerinden makul oranda artırım yapılmak suretiyle temel cezanın belirlenmesi yoluna gidilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince cezanın TCK.nın 61/1 maddesine uygun düşmeyecek şekilde ve yüksek oranda belirlenmiş olması ve ayrıca yargılama aşamasında olumsuz tutum ya da davranışı da görülmeyen sanık hakkında yine oluşa uygun olmayacak şekilde taktiri indirim nedenlerinin uygulanmamak suretiyle yüksek oranda ceza tayin edilmiş olması nedeni ile istinaf talebi doğrultusunda ilk derece mahkemesinin mahkumiyet kararının kaldırılarak, sanığın üzerine atılı ve sübut bulan FETÖ/PDY. silahlı terör örgütü üyeliği suçundan, aşağıdaki hüküm fıkralarında gösterilen gerekçelerle mahkumiyetine dair yeniden hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Sanık .... hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan açılan kamu davası nedeni ile İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 15.02.2018 tarih, 2017/73 esas ve 2018/56 karar sayılı ilam ile sanığın mahkumiyetine dair verilen karar aleyhine, sanık ve sanık müdafii tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuş olmakla, dairemiz tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 5271 sayılı CMK.nın 280/2. maddesi gereğince incelemeye konu hükmün KALDIRILARAK, sanık hakkında yeniden hüküm kurulmasına, bu suretle;
a)Sanık ....’ınüzerine atılı ve sabit bulunan silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nun 314/2. maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, sanığın örgüt içerisinde bulunduğu konumu, eylem yoğunluğu ve çeşitliliğinin fazla olması, ortaya çıkan tehlikenin büyüklüğü ile suç sebep ve saikleri dikkate alınarak asgari ceza haddinden ayrılmak sureti ile sanığın taktiren ve teşdiden 5 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 3. maddesinde belirtilen terör suçu ile cezalandırılmış olması sebebiyle, sanığa verilen cezanın 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5. maddesi gereğince yarı oranında artırılarak, 7 yıl 15 hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın duruşmalarda mahkeme heyetine karşı saygılı tutumu, verilen cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak,5237 sayılı TCK'nun 62. maddesi gereğince cezası taktiren 1/6 oranında indirilerek, sanığın neticeten 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanık hakkında hapis cezasına karar verildiğinden, 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı da gözetilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nın 53. maddesinin uygulanmasına,
Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirmiş olduğu sürelerin 5237 sayılı TCK.nın 63.maddesi gereğince cezasından MAHSUBUNA,
Sanığın silahlı terör örgütü üyeliğinden mahkum olması dikkate alınarak 5237 sayılı TCK'nın 58/9 maddesi gereğince; hükmolunan cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, ayrıca sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 314/1. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,
b)Sanığa verilen hapis cezasının süresi ile sanığın tutuklulukta geçirmiş olduğu süre dikkate alınarak, sanığın tutukluluk halinin kaldırılarak TAHLİYESİNE, başka suç nedeni ile tutuklu veya hükümlü olmaması halinde derhal serbest bırakılması için bulunduğu ceza infaz kurumuna müzekkere yazılmasına,
c)Tutukluluk hali kaldırılan sanık hakkında 5271 sayılı CMK.nın 109/a ve 109/b maddeleri gereğince yurt dışına çıkamama ve haftada bir gün ikametgahı karakoluna başvurarak imza atma adli kontrol tedbirleri uygulanmasına,
2-a)Sanıktan el konularak zaptolunan incelemesi tamamlanan dijital materyallerin incelemesi bittikten sonra sanığa İADESİNE,
b)Dijital materyallerin incelenmesi sonucu oluşturulacak adli kopyaların dosya içerisinde delil olarak SAKLANMASINA,
3-5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 16/1 maddesi gereğince; kesinleşecek kararın soruşturmada görev alan kolluk birimlerine GÖNDERİLMESİNE,
4-a)Sanık hakkında istinaf aşaması için yapılan yargılama giderlerinin devlet hazinesi üzerinde bırakılmasına,
b)Sanığın hakkında ilk derece aşamasında yapılan toplam ( 124,00 ) TL. yargılama giderinin sanıktan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
Dair; talebe uygun olarak oybirliği ile verilen karar, iddia makamı ile sanık .... ile sanık müdafii Av.....'in huzurunda, hükmün tefhiminden itibaren 15 günlük süre içerisinde dairemize verilecek dilekçe veya aynı süre içerisinde tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle, Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere, açıkça okunup usulen anlatıldı.02/10/2018 (¤¤)