Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiştir.
İncelenen ve yukarıda numarası belirtilen yerel mahkeme kararına esas teşkil eden dosyadaki duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede sanık .... yönünden davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
Sanık .... hakkında yukarıda belirtilen kararla Silahlı Terör Örgütüne Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme suçundan TCK'nın 314/3 ve 220/7 maddesi yollamasıyla 314/2, 220/7, 3713 Sayılı Yasanın 5/1, TCK nun 62,maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve TCK 53. maddesi gereği belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verildiği görülmüştür.
Sanık .... savunmasında: Ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum terör örgütü üyesi değilim, terör örgütüne yardım da etmedim, hakkımda delil olarak ileri sürülen mütevelli niteliklerinin anlatıldığı el yazısı ile tutulan not defteri bana ait değildir, ben mütevelli değilim, örgüt faaliyetlerine katılmadım hakkımda ki bütün suçlamaları red ediyorum, bahsi geçen not defterindeki yazılar bana ait değildir, şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık .... müdafii Av. .... duruşmada alınan beyanlarında: sanığın savunmasını tekrar ediyoruz, sanık üzerine atılı suçu işlememiştir, Ağustos 2015 tarihinde Bank .... ya yatırılan para örgütsel talimat ile yatırılmamıştır, örgütsel talimat 2014 yılı Ocak ayında verildiği dikkate alınırsa , para talimat döneminde yatırılmamıştır, hal bu ki müvekkil ev hanımı olup, kendi geliri bulunmamakta, parayı da kendisi de yatırmamıştır, bu durumu soruşturma aşamasında da beyan etmiştir, müvekkil aleyhinde beyanda bulunan tanıklar Büyükşehir sınırları içerisinde bulunduğu halde usule aykırı olarak talimat ile dinlenilmiştir, tanıklardan .... soruşturma aşamasının müvekkil aleyhine beyanda bulunmamasına rağmen kovuşturma aşamasında beyanını değiştirmiştir, yine tanık ....'nun müvekkili tanımadığı anlaşılmaktadır, kaldı ki bu tanıkların kendileri şüpheli olup, bu nedenle tanık sıfatı ile yeminli olarak dinlenilmeleri usule uygun değildir, tanık beyanlarını kabul etmiyoruz, bulunan not defteri ile ilgili olarak müvekkil bu not defterinin kendisine ait olduğunu kabul etmemektedir, bununla birlikte içeriği suç teşkil etmeyen yazı ve beyanlar ifade hürriyeti çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir, dosya kapsamında ki mevcut deliller sanığın üzerine atılı bulunan örgüt üyeliği veya mahkumiyetine karar verilen örgüte yardım suçunun ispata elverişli değildir, benzer olaylar ile ilgili gerek dairemiz kararlarında gerek ise yargıtay kararlarında beraat kararları verilmiştir, bu sebeplerle sanığın öncelikle beraatine karar verilmesine beraat kararı verilmediği takdirde müvekkil hakkında lehe uygulama yapılarak HAGB bırakılmasına karar verilmesini talep ediyoruz, şeklinde beyanda bulunmuştur.
İddia makamı esas hakkındaki mütalaasında: FETÖ/PDY’nin yargı kararlarıyla ve kararlarda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere silahlı terör örgütü olduğunun kesin olarak tespit edildiği, Bylock programının sadece anılan terör örgütü mensupları tarafından kullanılan gizli haberleşme programı olduğu, FETÖ ile iltisaklı okulların, yurtların, ....’nın ve derneklerin anılan terör örgütüne finansman ve insan kaynağı temin ettiği, Fethullahçı Terör Örgütü’nde mütevelli olarak adlandırılan kişilerin dini sohbet toplantıları dışında örgütün hayatiyetini devam ettirebilmesi için örgüte maddi ve ayni destek sağlamakla kalmayıp, bu tür destek sağlayabilecek kimseleri tespit ederek örgüte kazandırmaya çalışan örgüt içerisinde özellikli ve ayrıcalıklı olarak konumlandırılmış, örgütün gerçek amacına vakıf, bu amaç doğrultusunda kendilerine sorumluluklar yüklenmiş kişiler olduğu, bu kişilerin küçük bölgeciler tarafından tespit edilen himmet miktarlarını kendilerinin ya da kendilerine bağlı gruptan toplayarak küçük bölgecilere verdiği, küçük bölgecilerin de bu paraları büyük bölgecilere aktardığı, bu şekilde örgüte finansman temin ettikleri,
1-İlk derece mahkemesinin sanık ...., .... ve .... hakkında verdiği mahkumiyet kararlarında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirilmenin yerinde olduğu,
2-Sanık ....’ın örgüt üyeliği suçundan mahkum edilen ....’ın eşi, ....’nin kayınvalidesi ve ....’nin annesi olduğu,
Tanık .... ve ....’nun soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki ifadelerine göre sanığın mütevelli olduğu ve mütevelli toplantılarına düzenli olarak katıldığı, Bank ....’daki hesap hareketlerine göre sanığın Bank ....’daki hesabında 2013 yılı aralık ayında sıfır bakiye olduğu halde, örgüt liderinin talimatı üzerine Bank ....’daki hesabını 2014 yılı ağustos ayında 2.500TL’ye çıkardığı, bunu örgüte destek amacıyla yaptığı, bu şekilde sanığın örgütle organik bağ içerisinde olduğu ve üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği,
İlk derece mahkemesinin sanığı örgüt üyeliğinden mahkum etmesi gerekirken, yazılı şekilde örgüte yardım suçundan mahkum ederek eksik ceza tayin ettiği; kabule göre de sanık hakkında TCK’nun 220/7. maddesine göre belirlenen 1 yıl 8 ay hapis cezasını 3713 sayılı Yasanın 5/1. maddesine göre yarı oranında artırdığında sonuç cezayı 1 yıl 18 ay yerine 2 yıl 6 ay olarak tespit ederek, sonraki indirimleri de bu miktar üzerinden yaparak fazla ceza tayin ettiği, TCK’nun 58/9. maddesinin örgüte yardım suçundan mahkum edilen kişiler hakkında uygulanamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde uygulayarak aleyhe ceza tayin ettiği,
Sanık .... müsnet suçlamayı kabul etmemiş ise de tanık .... ile ....’nun beyanları ve Bank .... hesabına ilişkin bilirkişi raporuna göre savunmasının inandırıcı bulunmadığı,
Karara karşı sanıklar müdafii tarafından lehe ve Cumhuriyet savcısı Korhan Sert tarafından sanık .... aleyhine istinaf başvurusunda bulunulduğu,
Sanıkların aşamalardaki savunmaları, Bank .... hesaplarına ilişkin bilirkişi raporu, Bylock sorgu raporu, Bylock tespit ve değerlendirme tutanağı; tanık ...., ...., .... ve ....’nun beyanları, sanık .... ile ....’ın ev ve araçlarında yapılan arama neticesinde ele geçen belgeler ile tüm dosya kapsamından anlaşıldığından;
1-CMK‘nın 280/1-a. maddesi gereğince sanık ...., .... ve .... müdafiisinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE karar verilmesi,
2-İlk derece mahkemesinin sanık .... hakkında verdiği mahkumiyet kararının CMK’nun 280/2.maddesi gereğince kaldırılması,
3-Sanık ....’ın müsnet suçtan eylemine uyan TCK’nun 314/2, 3713 sayılı Yasanın 5/1, 53, 58/9 ve 63. maddeleri gereğince cezalandırılması,
4-15/08/2016 tarihli tutanakla el konulan eşyaların dosyada delil olarak saklanması, aynı tutanakla sanıklardan elde edilen dijital materyallerin imajlarının dosyada delil olarak saklanması ve dijital materyallerin sanıklara iade edilmesi, kamu adına talep ve mütalaa olunur, şeklinde mütalaada bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/7162 E., 2017/4786 K. sayılı ilâmında açıklandığı üzere fethullahçı terör örgütü/paralel devlet yapılanması (FETÖ/PDY); dini, istismar ederek paravan olarak kullanan, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, "Altın Nesil" adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan sui generis özelliğe sahip bir suç örgütüdür.
Örgütün türü ve niteliği açısından değerlendirme yapıldığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet edildiği, illegal faaliyetleri gizleyebilmek için, hiyerarşik yapıya uygun hücre sistemi içinde yapılanarak, grup imamları tarafından emir talimat verilmesi, üyeleri arasında haberleşmenin sağlanması için By-Lock gibi haberleşme araçlarının kullanıldığı, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkın gizlendiği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp, örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu, demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükümet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidarı ele geçirmek olduğu, bu amacla, Polis ve Jandarma teşkilatı, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisini haiz kurumlara sızan üyeleri vasıtasıyla, kendisinden olmayan güvenlik güçlerine, kamu görevlilerine, halka, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Meclis binası gibi simge binalar ve birçok kamu binasına karşı ağır silahlarla saldırıda bulunmak suretiyle amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirildiği, FETÖ/PDY'nin küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü olduğu kabul edilmiştir. Bu örgüt, kuruluşundan 15 Temmuz 2016 tarihine kadar geçen süreçte örgüt lideri Fethullah Gülen tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir. Gerçekleştirdiği eylemlerde kullandığı yöntem, bir kısım örgüt üyelerinin silah kullanma yetkisini haiz resmi kurumlarda görevli olmaları ve bu silahlar üzerinde tasarrufta bulunma imkanlarının varlığı, örgüt hiyerarşisi doğrultusunda emir verilmesi halinde silah kullanmaktan çekinmeyeceklerinin anlaşılması karşısında, tasarrufunda bulunan araç, gereç ve ağır harp silahları bakımından TCK'nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.
Açıklanmaya çalışıldığı üzere fethullahçı terör örgütü/paralel devlet yapılanmasınınen önemli özelliklerinden biri dini istismar etmek suretiyle kullanmasıdır. Örgütte gizlilik temel prensip olarak alınmış, örgüt bütünlüğü ve sıkı bir disiplin içerisinde hiyerarşik bir yapılanma söz konusudur. Örgütün bir hücre sistemi içerisinde yapılandığı ve grupların başında imam olarak adlandırılan sorumlularının bulunduğu, bu sorumlu kişilerin hiyerarşik düzen içerisinde kendi üstlerinden aldıkları emir ve talimatları grup üyelerine ilettikleri ve grup üyelerinden de aldıkları bilgileri bir rapor halinde kendi üstlerine aktarmak suretiyle örgütsel faaliyet içerisinde oldukları anlaşılmaktadır. Örgütün en önemli ve temel özelliklerinden birisi olan ve yukarıda değinilen gizliliğin sağlanması bakımından bylock gibi haberleşme araçlarını da kullandığı, halk nezdinde gerçek yüzüyle görünür yüzünü gizlediği gibi devletin tüm kurumlarına sızmak ve demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanarak parlamento hükümet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidarı ele geçirme amacını taşıdığı anlaşılmaktadır.
Fethullahçı terör örgütü/paralel devlet yapılanmasının silahlı bir terör örgütü olduğu konusunda hiçbir tereddüt bulunmamaktadır. Örgüt legal görünüm altında dernek, sendika gibi sivil toplum örgütleri vasıtasıyla toplum içinde örgütlenmeye çalışarak illegal faaliyetlerini perdelemeye çalışmanın yanında, aynı zamanda açıklanmaya çalışıldığı üzere devletin sivil ve resmi tüm kurumlarına da sızma faaliyetlerini devam ettirmiştir. Sivil toplum örgütlerinde örgütsel faaliyetlerini toplantı adı altında yürüttüğü gibi, üyelerinin ev ve iş yerlerinde dahi bu tür örgütsel toplantıları yaptığı, bununla da kalmayıp toplantılara katılan üyelerden örgüt jargonunda himmet olarak adlandırılan paralar da toplamak suretiyle örgüte finansal destek sağladığı anlaşılmaktadır.FETÖ/PDY silahlı terör örgütü, özellikle dernekleşme yoluyla örgüt kontrolünde yürütülen değişik sivil toplum kuruluşları şeklinde ve isimleri de özenle yine örgüt yöneticileri tarafından seçilmiş (samanyolu, atmosfer, ufuk, feza, zaman, yıldız,gökkuşağı, şifa, nurlu, fatih, burç, sızıntı,çağlayan,ırmak ,yağmur vb.gibi uzayıp giden) ve belli bir bakışı çağrıştıran yapılaşmalar içine girmiştir. Sivil toplum kuruluşlarının demokratik bir toplumun olmazsa olmaz unsurlarından olması karşısında, bağımsız olarak çalışması, toplum içinde gönüllülük esasına göre faaliyet göstermesi gerekmektedir. Bu kuruluşlar dernek, vakıf ve sendikalar şeklinde örgütlenmeler olarak kazanç amacı taşımadan toplum yararına çalışmalar gerçekleştirmesi gereken kuruluşlar olması gerekirken , FETÖ/PDY yönünden bakıldığında bu örgütün talimatı ile kurulan, örgüt kontrolünde olup belli bir merkezden yönlendirilen dernek, vakıf ve sendikaların bağımsız olmadıkları, örgüte maddi ve ayni kaynak sağladıkları, bu kaynaklarla örgütün ayakta kalmasının ve varlığının sürdürülmesinin temin edildiği, toplum yararına çalışmak yerine terör örgütünün yararlarının öncelik olarak görüldüğü, para ve insan kaynağının artırılmasının amaçlandığı dikkate alındığında yasal anlamda bir sivil toplum kuruluşu olmadıkları, legal görünüm altında illegal bir faaliyet içinde oldukları anlaşılmaktadır.
Örgütün kendi üyelerini değişik sektörlerde finanse etmek için .... Katılım Bankası A.Ş.'ni kurdurduğu ve bu nedenle 2014 yılı Ocak ayı içerisinde kamuoyuna yansıdığı üzere örgüt lideri Fethullah Gülen'in kısaca "varınızı yoğunuzu satın ....'ya yatırın" şeklinde özetlenebilecek talimatı üzerine örgüt üyelerinin arabalarını satarak, başka bankalardan kredi çekerek ve benzeri şekillerde para yatırdıkları, katılım hesapları açtırdıkları bilinmektedir.
Silahlı terör örgütü üyesi, örgütün amaçlarını benimsemiş olup, örgüt bütünlüğü içerisinde ve hiyerarşik yapıya dahil olarak örgüt tarafından verilen görevleri her zaman için yerine getirmeye hazır vaziyette bekleyen, kendi iradesiyle hareket etmeyip örgüt iradesini benimsemiş ve bunu kendi iradesinin önününe geçirmiş olan kişidir. Örgüt üyesi ile örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve üyenin faaliyetlere katılması gerekmektedir.Örgüte sadece sempati ile bakılması örgüt üyeliği için yeterli olmayacaktır. Faaliyetler değişik şekillerde ve görünümlerde olabilecektir. Örgüt üyesi her zaman için kendisini emir ve talimat almaya hazır hisseden, sorgulamadan hareket eden kişidir. Bilindiği üzere silahlı terör örgütüne üyelik suçunun oluşabilmesi bakımından üyeyle örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden eylem ve faaliyetlerin bulunması gerekmekle birlikte bazı durumlarda olayın niteliği, işleniş şekli, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, eylemin gerçekleştiği yer, zaman ve şartlar ile sanığın dış dünyaya yansıyan davranışları dikkate alındığında kural olarak belirtilen süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özellikleri olmasa dahi sadece örgüt üyeleri tarafından işlenebilecek olan suçu işleyen sanıkların bu nedenle tek bir fiille dahi olsa örgüt üyesi kabul edilmesi mümkün olabilecektir.
Somut olay incelendiğinde, sanıklar ...., .... ve .... haklarında ilk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunun değerlendirildiği, bu nedenle bu sanık ve müdafiilerinin istinaf taleplerinin yerinde görülmediğinden esastan reddine karar verildiği,
Sanık .... hakkında ise Manisa C.Başsavcılığı tarafından sanığın örgüt üyesi olduğundan bahisle istinaf talebinin değerlendirilmesi sonucu, sanık hakkında duruşma açılmasına karar verildiği,
Sanık ....'ın ev hanımı olduğu, örgüt tarafından yapılan çağrı neticesinde sanığın 2014 yılı Ağustos ayında hesabına 2500 TL para yatırdığının anlaşıldığı, evinde yapılan aramada Fetullah GÜLEN'e ait "Yakaran Gönüller" isimli kitabın ele geçirildiği,etkin pişmanlık kapsamında ifadeleri alınan sanıklar ...., ....'nın alınan beyanlarında sanık Sanık ....'ın PDY/FETÖ örgütü mütevellisi olduğunu, örgüt sohbet ve toplantılarına katıldığının ve örgüte himmet verdiğini beyan ettikleri,
Yapılan yargılama neticesinde sanığın kızı ....'den ele geçirilen ve mütevelli olmanın şartları yazılı belgenin sorulması üzerine sanığın kendi el ürünü olmadığını, böyle bir belge tanzim etmediğini belirttiği,sanıktan alınan yazı ve imza örneklerinin bilirkişi marifetiyle karşılaştırılması sonucunda dosya arasında bulunan 13/07/2018 tarihli raporda .... Eğitim ve Kültürü Geliştirme Derneği Akhisar logolu kağıt üzerinde mütevellinin vasıflarının yazılı olduğu notun sanığın eli ürünü olduğunun tesbit edildiği, bu halde sanığın örgüt yapılanmasında mütevelli üyesi olup bu vasfı taşımak için gereken şartları yazarak belirlediğinin değerlendirildiği, sözkonusu mütevelli şartlarının anlatıldığı belgede ticari ve şahsi işlerde dürüstlük, devam edildiğinde prensipli, hizmetin değer ve kıymetinin bilinmesi, allaha itaat edilmesi kalbim almıyor aklım almıyor olabilir hoca efendiye teslim olmak gibi sözde şartların sıralandığı anlaşılmıştır.Örgütte mütevelli olabilmek için sanık tarafından örgütün sözde elebaşı Fetullah Gülen'e sınırsız ve sorgusuz itaat edilmesi şartını belirlemesinin sanığın suç kastı yoğunluğunu ortaya koyduğu değerlendirilmiştir.
Sanık ....'ın mütevelli olduğuna dair tanık anlatımları, örgüt liderinin talimatı doğrultusunda örgütün finans kaynaklarından olan Bank .... isimli bankaya para yatırmış olması, sanığın el yazısı ile yazılan mütevelli olmanın vasıf ve kriterlerine ilişkin düzenlemiş olduğu belge içeriği, yapılan aramada ele geçen Fetullah Gülen'e tarafından yazılan kitap ve tüm dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanığın süreklilik ve çeşitlilik gösteren eylemleri ile örgüt hiyerarşisine dahil olduğu anlaşıldığından, sanığın ve müdafiinin istinaf taleplerinin reddine, sanık aleyhine istinaf talebinde bulunan Cumhuriyet Savcısının istinaf talebinin ise kabulüne karar verilerek, istinaf aşamasında yapılan duruşmalı yargılama sonucunda ilk derece mahkemesi tarafından sanık .... için kurulan hükmün kaldırılmasına karar verilerek, sanığın sübut bulan FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçundan aşağıdaki hüküm fıkralarında gösterilen gerekçelerle mahkumiyetine dair yeniden hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Sanık .... hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan açılan kamu davası nedeni ile Manisa 3.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 12.01.2018 tarih, 2017/54 esas ve 2018/36 karar sayılı ilam ile sanığın mahkumiyetine dair verilen karar aleyhine, sanık müdafii tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuş ise de; ilk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu saptanıldığından, CMK.nın 280/1-a maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,
2-Sanık .... hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan açılan kamu davası nedeni ile Manisa 3.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 12.01.2018 tarih, 2017/54 esas ve 2018/36 karar sayılı ilam ile sanığın mahkumiyetine dair verilen karar aleyhine, sanık müdafii tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuş ise de; ilk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu saptanıldığından, CMK.nın 280/1-a maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,
3-Sanık .... hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan açılan kamu davası nedeni ile Manisa 3.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 12.01.2018 tarih, 2017/54 esas ve 2018/36 karar sayılı ilam ile sanığın mahkumiyetine dair verilen karar aleyhine, sanık müdafii tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuş ise de; ilk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu saptanıldığından, CMK.nın 280/1-a maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,
4-Sanık .... hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan açılan kamu davası nedeni ile Manisa 3.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 12.01.2018 tarih, 2017/54 esas ve 2018/36 karar sayılı ilam ile sanığın silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etmek suçundan mahkumiyetine dair verilen karar aleyhine, Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı ve sanık müdafii tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuş olmakla, dairemiz tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 5271 sayılı CMK.nın 280/2. maddesi gereğince incelemeye konu hükmün KALDIRILARAK, sanık hakkında yeniden hüküm kurulmasına,bu suretle;
a)Sanık ....’ın üzerine atılı ve sabit bulunan silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nun 314/2. maddesi gereğince işleniş biçimi, suçun işleniş şekli, ortaya çıkan tehlikenin büyüklüğü, sanığın suç sebep ve saikleri dikkate alınarak taktiren 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 3. maddesinde belirtilen terör suçu ile cezalandırılmış olması sebebiyle, sanığa verilen cezanın 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5. maddesi gereğince yarı oranında artırılarak, 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına
Sanığın duruşmalarda mahkeme heyetine karşı saygılı tutumu, verilen cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak,5237 sayılı TCK'nun 62. maddesi gereğince cezası taktiren 1/6 oranında indirilerek, sanığın neticeten 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanık hakkında hapis cezasına karar verildiğinden, 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı da gözetilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nın 53. maddesinin uygulanmasına,
Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirmiş olduğu sürelerin 5237 sayılı TCK.nın 63.maddesi gereğince cezasından MAHSUBUNA,
Sanığın silahlı terör örgütü üyeliğinden mahkum olması dikkate alınarak 5237 sayılı TCK'nın 58/9 maddesi gereğince; hükmolunan cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, ayrıca sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,
Diğer istinaf taleplerinin reddine,
b)Sanıklardan el konulan dijital materyaller ile ilgili oluşturulan adli inceleme kopyalarının dosyada delil olarak SAKLANILMASINA, incelemesi tamamlanan dijital materyallerin hüküm kesinleştiğinde,kendisinden el konulan sanığa İADESİNE,
5-Sanıklar ...., ....,.... ve .... hakkında CMK.nın 109/3-a maddesi gereğince uygulanmakta olan yurt dışına çıkış yasağı adli kontrol tedbirlerinin hüküm kesinleşinceye kadar ayrı ayrı DEVAMINA,
6-Sanık .... için ilk derece ve istinaf aşamalarında yapılan toplam ( 320,37 ) TL yargılama giderinin sanıktan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair talebe uygun olarak oybirliği ile verilen karar, iddia makamı ile sanık .... ve sanık .... müdafi Av. ....'un huzurunda, hükmün tefhiminden itibaren 15 günlük süre içerisinde dairemize verilecek dilekçe veya aynı süre içerisinde tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle, Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere,açıkça okunup usulen anlatıldı. 02.11.2018 (¤¤)