Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiştir.
İncelenen ve yukarıda numarası belirtilen yerel mahkeme kararına esas teşkil eden dosyadaki duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında yukarıda belirtilen kararla Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan TCK 314/2, 3713 Sayılı Kanunun 5/1, TCK nun 58/9 maddeleri gereğince neticeten 10 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür.
Sanık savunmasında: "Ben ilk derece aşamasındaki savunmalarımı tekrar ederim. Hakkımdaki suçlamaları kabul etmiyorum. Her ne kadar .... iş adamları derneğine üye olduğum söyleniyorsa da bu derneğin üyelik kayıtları kontrol edildiğinde ismimim olmadığı görülecektir. Zaten ben o dönemde Aydın a gelmemiştim. O sırada Şanlıurfa ilinde devlet memuru olarak görevliydim. Aydın iline tayinim çıktıktan sonra .... Derneğine üye oldum. Buradaki amacım Aydın da bir amacım olmadığı için derneğin faaliyetlerine katılarak sosyal çevre edinmek için üye olmuştum. Bu derneğe yaptığım bağış örgütsel amaçlı değil tamamen derneğin faaliyetleri kapsamında yaptığım bir bağıştır. Tanık .... ın telefonuna bylock yüklediğim iddiası doğru değildir. Zira benim telefonum küçük telefondur. Kendi telefonumu bylock yükleme imkanım yokken başkasının telefonuna bylock yüklediğim iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Halbuki tutanak soruşturma aşamasındaki beyanımdan dönmüş olmasına rağmen mahkeme yine de ilk beyanı dikkate almıştır. Yine görev yaptığım hastaneye darbe gecesi öldürülen bir binbaşıya ait bir ceset geldi. Benim bununla ilgilendiğime dair tanık beyanları tamamen gerçek dışıdır. Zira ben belirtilen günde hastanede nöbetçi olmama rağmen morg görevlisi olmadığım gibi hastaneye gelen böyle bir ceset de olmamıştır. Hakkımda bylock kullandığım iddiası da gerçek dışıdır. Ben bu husustaki iddialarımı celse arasında mahkemenize yazılı olarak savunma dilekçemi göndererek beyan ettim. .... içeriklerinin benimle ilgisi olmadığı gibi kendi içerisinde dahi çelişkilidir. Bu husustaki celse arasında gönderdiğim dilekçelerimi tekrar ederim " şeklinde savunmada bulunmuştur.
İddia Makamı Esas Hakkındaki Mütalaasında: " Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/07/2018 tarih, 2017/465 esas no ve 2018/245 karar nolu kararında; “…sanığın kendi adına kayıtlı olup kullanımında bulunan 0507 524 63 21 numaralı gsm hattı ile teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY Silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ByLock'u kullandığı, …. ayrıca sanığın 17-25 Aralık 2013 tarihli süreçten sonra örgüt elebaşısının çağrısına uymak suretiyle ve örgüte yardım kastıyla hareket ederek, bankaya daha fazla finans sağlamak amacıyla hesabında bulunan mevduatını artırdığı ve katılım hesapları açtığı, yine haklarında örgüt üyeliği suçlamasıyla soruşturma ve kovuşturma yürütülen bir kısım sanıklarla birlikte .... Sağlık ve Sosyal Hizmet Görevlileri Sendikasına üye olarak İl Temsilcisi olarak yönetimde yer aldığı, .... Derneğine (....) üye olduğu ve derneğe 2620 TL bağış kaydının bulunduğu, gizli tanık İhsan ve .... beyanlarına göre; örgüt mensuplarına bylock isimli programı yükleyerek ve darbe teşebbüsünün yaşandığı gece çalıştığı hastanede örgüt mensuplarına yardım ederek kolaylık sağladığı gözönüne alındığında, sanığın gizlilik ilkesi ile büyük oranda din duygularını sömürerek ilerleyen terör örgütünün hiyerarşik yapısı içerisine dahil olduğu anlaşılmakla …Sanık ....'in üzerine atılı Fethullahçı Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak suçunu işlediği sabit olmakla, eylemine uyan TCK'nun 314/2 maddesi gereğince suçun işleniş şekli, sanığın örgüt içeriğindeki aktif konumu, suça konu eylemlerin çeşitliliği ve suç kastının yoğunluğu dikkate alınarak takdiren ve teşdiden 7 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, … 3713 Sayılı Yasanın 5/1 maddesi gereğince verilen cezada yarı oranında arttırım yapılarak neticeten 10 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, Sanığın yargılama aşamasında suçtan pişmanlık duymayan tavır ve davranışları nedeniyle verilen cezada TCK 62/1 maddesi gereğince indirim yapılmasına yer olmadığına,…” dair hüküm verildiği, buna karşı sanık .... müdafi Av. ....’in istinaf başvurusunda bulunması gereğince; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 2018/4089 esas sayılı dosyasında yapılan sanık ....'in üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yapılan kovuşturma neticesinde;
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün; hücre yapılanması içinde örgütlenmesi, eylem ve birlikteliklerinin dar kapsamlı gruplar içesinde yapılması, sürekli "TEDBİR" söylemi ile gizliliklerini üst derecede tutmaları ve grup birlikteliğinin örgüt tercihleri ile oluşturulması ile grup içindeki bireylerin birbirlerine sadakatın örgüt sadakatı ile oluşması göz önüne alındığında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerini hakkında delil elde etme güçlüğü ile; mevcut delillerin elde edilebilecek en azami deliller olabildiği gerçeğininde değerlendirilerek; sanık ....'in üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediğini ispatlar mahiyette, cezalandırılmasına yetecek, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilmiş olduğu, Sanık ....'in FETÖ/PDY terör örgütü yapılanması içerisinde aktif şekilde rol aldığı ve örgüt ile irtibatı olduğu yönünde deliller değerlendirildiğinde, FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olmak suçunu işlediğinden; 5237 Sayılı TCK'nun 61 /1. maddesinde: “ Hâkim, somut olayda; a) Suçun işleniş biçimini, b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları, c) Suçun işlendiği zaman ve yeri, d) Suçun konusunun önem ve değerini, e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını, g) Failin güttüğü amaç ve saiki, Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanunî tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler…” şeklinde düzenleme kapsamında, sanık ....'in Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan temel cezanın belirlenmesinde; Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 13/11/2018 tarih, 2018/3584 esas no ve 2018/4102 karar nolu kararı, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 07/11/2018 tarih, 2018/3613 esas no ve 2018/3952 karar nolu kararı, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 22/02/2018 tarih, 2017/3711 esas no ve 2018/945 karar nolu kararı, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 26/03/2018 tarih, 2017/4274 esas no ve 2018/1149 karar nolu kararında: “…TCK'nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği tehlike ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak; hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun alt sınırdan makul düzeyde uzaklaşarak bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, sanık hakkında teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek fazla ceza tayin edilmesi…” şeklindeki görüşü gereğince; sanık ....'in Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan temel cezanın belirlenmesinde; TCK’nın 61. maddesinde öngörülen ölçütlerin yeterli gerekçeler olmadan değerlendirilerek, sanık ....'in Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan: suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken temel cezanın tayininde yanılgıya düşülmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesinin usul ve yasanın amacı ve düzenleme gereklerine uymayacağı kanaati ile; Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 13/11/2018 tarih, 2018/3584 esas no ve 2018/4102 karar nolu kararı, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 13/11/2018 tarih, 2018/3622 esas no ve 2018/4110 karar nolu kararı, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 07/11/2018 tarih, 2018/3613 esas no ve 2018/3952 karar nolu kararı, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 19/11/2018 tarih, 2018/3822 esas no ve 2018/4312 karar nolu kararında da yer aldığı üzere;”… Takdiri indirim nedeni olarak sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar karar yerinde tartışılıp değerlendirilmeden olumsuz kişiliğine yahut davranışına dair dosyaya yansıyan bir tesbit bulunmayan geçmişte de sabıkası olmayan sanık hakkında yerinde olmayan gerekçe ile TCK’nın 62. Maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,..” içtihatında belirtildiği üzere; sanık ....'in hakkında TCK’nın 62. Maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi usul ve yasanın amacı ve düzenleme gereklerine uyulmadığı kanaati ile; sanık .... müdafi Av. ....’in istinaf başvurusunun kabulü ile; Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/07/2018 tarih, 2017/465 esas no ve 2018/245 karar nolu kararında yer alan sanık ....'in hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün kaldırılarak; sanık ....'in Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan 5237 sayılı TCK’nın 314/2 maddesinde belirlenen temel cezanın alt sınırından makul düzeyde uzaklaşılarak teşdit uygulanması, 3713 Sayılı Kanunun 5/1 maddesi, TCK'nın 62/1., 53., 58/9. ve 63. maddeleri uyarınca cezalandırılması, mevcut mütaalada talep edilen ceza miktarı ile buna bağlı kaçma şüphesi ve olgusu gereğince sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesi talep ve mütalaa olunur " şeklinde talepte bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Öncelikle sanığın üyesi olduğu iddia edilen FETÖ-PDY Silahlı Terör Örgütüne ilişkin değerlendirme yapmak ve bu yapılanmanın silahlı terör örgütü olup olmadığının tespitini yapmak gerekirse;
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/7162 E., 2017/4786 K. sayılı ilâmında açıklandığı üzere fethullahçı terör örgütü/paralel devlet yapılanması (FETÖ/PDY); dini, istismar ederek paravan olarak kullanan, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, "Altın Nesil" adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan sui generis özelliğe sahip bir suç örgütüdür.
Örgütün türü ve niteliği açısından değerlendirme yapıldığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet edildiği, illegal faaliyetleri gizleyebilmek için, hiyerarşik yapıya uygun hücre sistemi içinde yapılanarak, grup imamları tarafından emir talimat verilmesi, üyeleri arasında haberleşmenin sağlanması için By-Lock gibi haberleşme araçlarının kullanıldığı, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkın gizlendiği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp, örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu, demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükümet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidarı ele geçirmek olduğu, bu amacla, Polis ve Jandarma teşkilatı, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisini haiz kurumlara sızan üyeleri vasıtasıyla, kendisinden olmayan güvenlik güçlerine, kamu görevlilerine, halka, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Meclis binası gibi simge binalar ve birçok kamu binasına karşı ağır silahlarla saldırıda bulunmak suretiyle amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirildiği, FETÖ/PDY'nin küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü olduğu kabul edilmiştir. Bu örgüt, kuruluşundan 15 Temmuz 2016 tarihine kadar geçen süreçte örgüt lideri .... tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir. Gerçekleştirdiği eylemlerde kullandığı yöntem, bir kısım örgüt üyelerinin silah kullanma yetkisini haiz resmi kurumlarda görevli olmaları ve bu silahlar üzerinde tasarrufta bulunma imkanlarının varlığı, örgüt hiyerarşisi doğrultusunda emir verilmesi halinde silah kullanmaktan çekinmeyeceklerinin anlaşılması karşısında, tasarrufunda bulunan araç, gereç ve ağır harp silahları bakımından TCK'nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.
Fethullahçı Terör Örgütünün silahlı bir terör örgütü olduğu konusunda hiçbir tereddüt bulunmamaktadır. Örgüt legal görünüm altında dernek, sendika gibi sivil toplum örgütleri vasıtasıyla toplum içinde örgütlenmeye çalışarak illegal faaliyetlerini perdelemeye çalışmanın yanında, aynı zamanda açıklanmaya çalışıldığı üzere devletin sivil ve resmi tüm kurumlarına da sızma faaliyetlerini devam ettirmiştir. Sivil toplum örgütlerinde örgütsel faaliyetlerini toplantı adı altında yürüttüğü gibi, üyelerinin ev ve iş yerlerinde dahi bu tür örgütsel toplantıları yaptığı, bununla da kalmayıp toplantılara katılan üyelerden örgüt jargonunda himmet olarak adlandırılan paralar da toplamak suretiyle örgüte finansal destek sağladığı anlaşılmaktadır. Örgütün kendi üyelerini değişik sektörlerde finanse etmek için .... Katılım Bankası A.Ş.'ni kurdurduğu ve bu nedenle 2014 yılı Ocak ayı içerisinde kamuoyuna yansıdığı üzere örgüt lideri ....'in kısaca "Varınızı yoğunuzu satın Bankasya'ya yatırın" şeklindeki talimatı üzerine örgüt üyelerinin arabalarını satarak, başka bankalardan kredi çekerek ve benzeri şekillerde para yatırdıkları, katılım hesapları açtırdıkları bilinmektedir.
Silahlı terör örgütü üyesi, örgütün amaçlarını benimsemiş olup, örgüt bütünlüğü içerisinde ve hiyerarşik yapıya dahil olarak örgüt tarafından verilen görevleri her zaman için yerine getirmeye hazır vaziyette bekleyen, kendi iradesiyle hareket etmeyip örgüt iradesini benimsemiş ve bunu kendi iradesinin önüne geçirmiş olan kişidir. Örgüt üyesi ile örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve üyenin faaliyetlere katılması gerekmektedir. Örgüte sadece sempati ile bakılması örgüt üyeliği için yeterli olmayacaktır. Faaliyetler değişik şekillerde ve görünümlerde olabilecektir. Örgüt üyesi her zaman için kendisini emir ve talimat almaya hazır hisseden, sorgulamadan hareket eden kişidir. Bilindiği üzere silahlı terör örgütüne üyelik suçunun oluşabilmesi bakımından üyeyle örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden eylem ve faaliyetlerin bulunması gerekmekle birlikte bazı durumlarda olayın niteliği, işleniş şekli, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, eylemin gerçekleştiği yer, zaman ve şartlar ile sanığın dış dünyaya yansıyan davranışları dikkate alındığında kural olarak belirtilen süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özellikleri olmasa dahi sadece örgüt üyeleri tarafından işlenebilecek olan suçu işleyen sanıkların bu nedenle tek bir fiille dahi olsa örgüt üyesi kabul edilmesi mümkün olabilecektir.
Bu değerlendirme kapsamında somut olay incelendiğinde;
Aydın Atatürk Devlet Hastanesinde Çevre Sağlık teknisyeni olarak çalışan ve kamu görevlisi sıfatını taşıyan sanığın, KHK ile kapatılan .... Sağlık Sen sendikasının Aydın İl Temsilciliğini de yaptığı, yapılan idari soruşturma neticesinde KHK. kapsamında meslekten ihraç edildiği, Fetö/Pdy silahlı terör örgütünün gizli haberleşme amacıyla kullandığı bylock programını 0507 524 6321 numaralı GSM hattına yükleyerek örgüt üyeleri ile oluşturulan gizli ağ içerisinde yer aldığı,
Dosya arasında bulunan bylock tesbit ve değerlendirme tutanaklarına göre İD: …., Kullanıcı Adının .... , şifresinin ..... , adının aplly, giriş sayısı 64, gönderilen mesaj sayısı 104, okunan mail 226, toplam alınan mail 476,silinen mail sayısının ise 144 olduğu, ekli gruplarda 17 kişiyi eklediği, bylock mesaj içeriklerinin incelenmesinde örgütsel nitelik taşıdığının anlaşıldığı, HTS araştırma tutanağı ve bylock içeriklerindeki görüşmeler nazara alınarak programı sanığın kullandığının anlaşıldığı,
Sanık hakkında yapılan araştırmada terör örgütü ile bağlantısı sebebi ile 23 Temmuz 2016 tarihli Resmi Gazete’de 667 sayılı KHK ile kapatılmasına karar verilen .... Sağlık ve Sosyal Hizmet Görevlileri Sendikasına 23/01/2015 tarihinde İl Temsilcisi olarak atandığı, ayrıca sanığın FETÖ silahlı terör örgütünün amaçları doğrultusunda kurulmuş .... Derneğine (.... üye olduğu ve 2014-2015 yıllarında yaptığı toplamda 2620 TL derneğe bağış kaydının bulunduğu, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün amaçları doğrultusunda kurulmuş ....’a ise 2008-2010 yılları arasında 440 TL bağış/aidat verdiği,
Sanığın eylemleri, örgütteki konum ve faaliyetleri hakkında dinlenen tanıklardan Tanık ....ın 29/09/2017 tarihinde verdiği ifadesinde, bylock isimli programı sanığın sendika ile ilgili görüşmeleri buradan yapabiliriz demesi üzerine telefonuna yüklediğini beyan ettiği, ancak 13/03/2018 tarihli Aydın 2.Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada alınan beyanında; Aydın Devlet Hastanesinde anestezi teknikeri olarak 2012-2016 yılları arasında çalıştığını, .... Sağlık Sen'e üye olduğunu, sendikaya üye olunca sendika başkanı olan sanık ile tanıştığını, sanığın söylemesi ile google play den bir program indirdiğini hangi programı indirdiğimi hatırlamadığını, 2016 yılının Nisan ayında programı indirdiğini beyan ettiği,
Tanık ....'ün 11/01/2017 tarihinde Sungurlu Cumhuriyet Başsavcılığında alınan beyanında; sanığın Aydın Atatürk Devlet Hastanesinde çalıştığını, ....-Sağlık Sen Başkanı olduğunu ve toplantılara düzenli olarak katıldığını ifade ettiği,
Sanığın mali hesaplarının incelenmesinde; …. Katılım Bankası hesap hareketlerinin incelenmesi ile düzenlenen bilirkişi raporundan anlaşıldığı üzere ; sanığın 17/25 Aralık 2013 tarihi öncesinde bankada faaliyetlerine başladığı, katılım hesapları açtığı, 19/09/2014 tarihinde 14.000 TL'lik, 03/12/2014 tarihinde 8.200 TL'lik, 05/02/2015 tarihinde 520 TL'lik, 12/02/2015 tarihinde 6.000 TL'lik katılım hesapları açtığı ve 2015 mayıs ayı itibari ile bankada bulunan mevduatını Halkbankasına transfer etmek suretiyle örgüt talimatını yerine getirdiğinin anlaşıldığı,
Sonuç olarak sanığın örgütün gizli haberleşme yöntemi olan bylock programını kullanması, mesaj içeriklerine göre örgütteki konum ve faaliyeti, dinlenen tanık beyanlarının sanığın örgüt yapılanması içerisinde yer aldığına dair beyanları, kapatılan sendikanın Aydın il temsilciliği görevi ve kapatılan dernek üyelikleri, örgüt ile iltisaklı dernek ve kuruluşlara yaptığı bağışlar, incelenen Bank .... hesapları ile dosya kapsamında toplanan tüm delillere göre sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği sübut bulmakla birlikte, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda sanığın atılı suçtan cezalandırılması yönünde karar verilmiş ise de; Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK'nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanunun 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana gelen tehlike ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak; hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken sanık hakkında teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek asgari hadden fazlaca uzaklaşılmak suretiyle fazla ceza tayin edildiği anlaşıldığından, bu yönden yapılan istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılıp, sanığın aşağıdaki hüküm fıkralarında gösterilen gerekçelerle cezalandırılmasına dair yeniden hüküm oluşturulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Sanık …. hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan açılan kamu davası sonucunda Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.07.2018 tarih, 2017/465 esas ve 2018/245 karar sayılı ilamı ile sanığın mahkumiyetine dair verilen karar aleyhine, sanık müdafii tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, dairemiz tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 5271 sayılı CMK.nın 280/2. maddesi gereğince incelemeye konu hükmün KALDIRILARAK, sanık hakkında yeniden hüküm kurulmasına, bu suretle;
Sanık ……'in üzerine atılı ve sabit bulunan silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nun 314/2. maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, sanığın suç tarihinde kamuda Anayasal düzene sadakat ile yükümlü devlet memuru olması ve hatta devlet memuriyetine girer iken bu hususta yemin etmesine rağmen, atılı suçu işlemesi nedeni ile yoğunlaşmış suç işleme kastı ile hareket etmesi, örgüt içerisinde yönetici konumunda olmasa da etkinliğinin fazla olması nedeni ile ortaya çıkan tehlikenin büyüklüğünün fazla olması hususları dikkate alınarak dikkate alınarak asgari ceza haddinden ayrılmak sureti ile taktiren ve teşdiden 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 3. maddesinde belirtilen terör suçu ile cezalandırılmış olması sebebiyle, sanığa verilen cezanın 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5/1. maddesi gereğince yarı oranında artırılarak,9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın duruşmalarda mahkeme heyetine karşı saygılı tutumu, geçmişi ve sosyal ilişkileri, fiilden sonraki davranışları ile cezanın fail üzerinde göstereceği olası etkileri sanık lehine hafifletici sebep kabul edilerek 5237 sayılı TCK.nun 62/1. maddesi gereğince cezası taktiren 1/6 oranında indirilerek, sanığın neticeten 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanık hakkında hapis cezasına karar verildiğinden, 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı da gözetilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nın 53. maddesinin uygulanmasına,
Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirmiş olduğu sürelerin 5237 sayılı TCK.nın 63.maddesi gereğince cezasından MAHSUBUNA,
Sanığın silahlı terör örgütü üyeliğinden mahkum olması dikkate alınarak 5237 sayılı TCK'nın 58/9 maddesi gereğince; hükmolunan cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, ayrıca sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,
Diğer istinaf taleplerinin reddine,
2-a) Sanığa tutuklulukta geçirdiği süre ve sanığa verilen ceza miktarı dikkate alınarak sanığın tutukluluk halinin kaldırılarak TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü değil ise derhal serbest bırakılması için sanığın bulunduğu ceza infaz kurumuna müzekkere yazılmasına,
b)Tutukluluk hali kaldırılan sanık hakkında CMK nun 109/3-a maddesi gereğince yurtdışını çıkamama adli kontrol tedbiri uygulanmasına,
3-a)Dijital materyallerin incelenmesi sonucu oluşturulacak adli kopyaların dosya içerisinde delil olarak SAKLANMASINA,
b)Sanıktan el konulan dijital materyal asıllarının incelemesi bittikten sonra sanığa İADESİNE,
4-5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 16/1 maddesi gereğince; kesinleşecek kararın soruşturmada görev alan kolluk birimlerine gönderilmesine,
5-a)Sanık hakkında istinaf aşaması için yapılan yargılama giderlerinin devlet hazinesi üzerinde bırakılmasına,
b)Sanığın hakkında ilk derece aşamasında yapılan toplam (164,90.-) TL. yargılama giderinin sanıktan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
Dair; talebe uygun olarak oybirliği ile verilen karar, iddia makamı ile sanık ….. ve müdafii Av..... ' ın huzurunda, hükmün tefhiminden itibaren15 günlük süre içerisinde dairemize verilecek dilekçe veya aynı süre içerisinde tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle, Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere, açıkça okunup usulen anlatıldı. 12.02.2019 (¤¤)