Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiştir.
İncelenen ve yukarıda numarası belirtilen yerel mahkeme kararına esas teşkil eden dosyadaki duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede 22/11/2017 tarihli karar ile davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında yukarıda belirtilen kararla silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK 314/2,3713 SK.5/1,TCK 221/4.2.cümle uyarınca 4 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve TCK 53. maddesi gereği belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verildiği görülmüştür.
Sanık ve müdafine çağrı yapılmış, yapılan çağrı üzerine duruşmada hazır bulunmaları temin edilmiştir.
Sanık savunmasında: Astsubay olarak daha önce görev yapmakta olduğunu, soruşturma aşamasından itibaren samimi beyanlarda bulunduğunu ve bildiği herşeyi eksiksiz anlattığını, ilk derece mahkemesinde cezanın etkin pişmanlık hükümleri uygulanmasına rağmen yüksek olarak belirlendiğini, mahkemenin etkin pişmanlığını göztererek tamamen ceza vermektende vazgeçebileceğini, kendisine bylock yükleyen ve yazışan kişinin gerekli bilgilerini verdiğini, bylock kullandığını, birtakım isimler verdiğini belirterek ve sonuç olarak hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını talep etmiştir.
Sanık müdafi müvekkilinin aşamalardaki doğru ve samimi beyanlarının bulunduğunu, cezanın asgari hadden belirlenmek suretiyle etkin pişmanlık nedeniyle yüksek oranda indirim yapılarak lehe olan tüm hükümlerin müvekkili hakkında uygulanmasını talep etmiştir.
İddia Makamı Esas Hakkındaki Mütalaasında: İlk derece mahkemesi tarafından verilmiş olan mahkumiyet hükmünün kaldırılmak suretiyle sanık hakkında TCK nun 221/4-2.cümlesi uygulanmak suretiyle cezalandırılması gerektiği yönünde görüş bildirmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/7162 E., 2017/4786 K. sayılı ilâmında açıklandığı üzere fethullahçı terör örgütü/paralel devlet yapılanması (FETÖ/PDY); dini, istismar ederek paravan olarak kullanan, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, "Altın Nesil" adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan sui generis özelliğe sahip bir suç örgütüdür.
Örgütün türü ve niteliği açısından değerlendirme yapıldığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet edildiği, illegal faaliyetleri gizleyebilmek için, hiyerarşik yapıya uygun hücre sistemi içinde yapılanarak, grup imamları tarafından emir talimat verilmesi, üyeleri arasında haberleşmenin sağlanması için By-Lock gibi haberleşme araçlarının kullanıldığı, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkın gizlendiği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp, örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu, demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükümet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidarı ele geçirmek olduğu, bu amacla, Polis ve Jandarma teşkilatı, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisini haiz kurumlara sızan üyeleri vasıtasıyla, kendisinden olmayan güvenlik güçlerine, kamu görevlilerine, halka, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Meclis binası gibi simge binalar ve birçok kamu binasına karşı ağır silahlarla saldırıda bulunmak suretiyle amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirildiği, FETÖ/PDY'nin küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü olduğu kabul edilmiştir. Bu örgüt, kuruluşundan 15 Temmuz 2016 tarihine kadar geçen süreçte örgüt lideri Fethullah Gülen tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir. Gerçekleştirdiği eylemlerde kullandığı yöntem, bir kısım örgüt üyelerinin silah kullanma yetkisini haiz resmi kurumlarda görevli olmaları ve bu silahlar üzerinde tasarrufta bulunma imkanlarının varlığı, örgüt hiyerarşisi doğrultusunda emir verilmesi halinde silah kullanmaktan çekinmeyeceklerinin anlaşılması karşısında, tasarrufunda bulunan araç, gereç ve ağır harp silahları bakımından TCK'nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.
Açıklanmaya çalışıldığı üzere fethullahçı terör örgütü/paralel devlet yapılanmasının en önemli özelliklerinden biri dini istismar etmek suretiyle kullanmasıdır. Örgütte gizlilik temel prensip olarak alınmış, örgüt bütünlüğü ve sıkı bir disiplin içerisinde hiyerarşik bir yapılanma söz konusudur. Örgütün bir hücre sistemi içerisinde yapılandığı ve grupların başında imam olarak adlandırılan sorumlularının bulunduğu, bu sorumlu kişilerin hiyerarşik düzen içerisinde kendi üstlerinden aldıkları emir ve talimatları grup üyelerine ilettikleri ve grup üyelerinden de aldıkları bilgileri bir rapor halinde kendi üstlerine aktarmak suretiyle örgütsel faaliyet içerisinde oldukları anlaşılmaktadır. Örgütün en önemli ve temel özelliklerinden birisi olan ve yukarıda değinilen gizliliğin sağlanması bakımından bylock gibi haberleşme araçlarını da kullandığı, halk nezdinde gerçek yüzüyle görünür yüzünü gizlediği gibi devletin tüm kurumlarına sızmak ve demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanarak parlamento hükümet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidarı ele geçirme amacını taşıdığı anlaşılmaktadır.
Fethullahçı terör örgütü/paralel devlet yapılanmasının silahlı bir terör örgütü olduğu konusunda hiçbir tereddüt bulunmamaktadır. Örgüt legal görünüm altında dernek, sendika gibi sivil toplum örgütleri vasıtasıyla toplum içinde örgütlenmeye çalışarak illegal faaliyetlerini perdelemeye çalışmanın yanında, aynı zamanda açıklanmaya çalışıldığı üzere devletin sivil ve resmi tüm kurumlarına da sızma faaliyetlerini devam ettirmiştir. Sivil toplum örgütlerinde örgütsel faaliyetlerini toplantı adı altında yürüttüğü gibi, üyelerinin ev ve iş yerlerinde dahi bu tür örgütsel toplantıları yaptığı, bununla da kalmayıp toplantılara katılan üyelerden örgüt jargonunda himmet olarak adlandırılan paralar da toplamak suretiyle örgüte finansal destek sağladığı anlaşılmaktadır. FETÖ/PDY silahlı terör örgütü, özellikle dernekleşme yoluyla örgüt kontrolünde yürütülen değişik sivil toplum kuruluşları şeklinde ve isimleri de özenle yine örgüt yöneticileri tarafından seçilmiş (samanyolu, atmosfer, galaksi ufuk, feza, zaman, yıldız, gökkuşağı, şifa, nurlu, fatih, burç, sızıntı, çağlayan, ırmak ,yağmur vb.gibi uzayıp giden) ve belli bir bakışı çağrıştıran yapılaşmalar içine girmiştir. Sivil toplum kuruluşlarının demokratik bir toplumun olmazsa olmaz unsurlarından olması karşısında, bağımsız olarak çalışması, toplum içinde gönüllülük esasına göre faaliyet göstermesi gerekmektedir. Bu kuruluşlar dernek, vakıf ve sendikalar şeklinde örgütlenmeler olarak kazanç amacı taşımadan toplum yararına çalışmalar gerçekleştirmesi gereken kuruluşlar olması gerekirken, FETÖ/PDY yönünden bakıldığında bu örgütün talimatı ile kurulan, örgüt kontrolünde olup belli bir merkezden yönlendirilen dernek, vakıf ve sendikaların bağımsız olmadıkları, örgüte maddi ve ayni kaynak sağladıkları, bu kaynaklarla örgütün ayakta kalmasının ve varlığının sürdürülmesinin temin edildiği, toplum yararına çalışmak yerine terör örgütünün yararlarının öncelik olarak görüldüğü, para ve insan kaynağının artırılmasının amaçlandığı dikkate alındığında yasal anlamda bir sivil toplum kuruluşu olmadıkları, legal görünüm altında illegal bir faaliyet içinde oldukları anlaşılmaktadır.
Örgütün kendi üyelerini değişik sektörlerde finanse etmek için .... Katılım Bankası A.Ş.'ni kurdurduğu ve bu nedenle 2014 yılı Ocak ayı içerisinde kamuoyuna yansıdığı üzere örgüt lideri Fethullah Gülen'in kısaca "varınızı yoğunuzu satın ....'ya yatırın" şeklinde özetlenebilecek talimatı üzerine örgüt üyelerinin arabalarını satarak, başka bankalardan kredi çekerek ve benzeri şekillerde para yatırdıkları, katılım hesapları açtırdıkları bilinmektedir.
Silahlı terör örgütü üyesi, örgütün amaçlarını benimsemiş olup, örgüt bütünlüğü içerisinde ve hiyerarşik yapıya dahil olarak örgüt tarafından verilen görevleri her zaman için yerine getirmeye hazır vaziyette bekleyen, kendi iradesiyle hareket etmeyip örgüt iradesini benimsemiş ve bunu kendi iradesinin önününe geçirmiş olan kişidir. Örgüt üyesi ile örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve üyenin faaliyetlere katılması gerekmektedir. Örgüte sadece sempati ile bakılması örgüt üyeliği için yeterli olmayacaktır. Faaliyetler değişik şekillerde ve görünümlerde olabilecektir. Örgüt üyesi her zaman için kendisini emir ve talimat almaya hazır hisseden, sorgulamadan hareket eden kişidir. Bilindiği üzere silahlı terör örgütüne üyelik suçunun oluşabilmesi bakımından üyeyle örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden eylem ve faaliyetlerin bulunması gerekmekle birlikte bazı durumlarda olayın niteliği, işleniş şekli, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, eylemin gerçekleştiği yer, zaman ve şartlar ile sanığın dış dünyaya yansıyan davranışları dikkate alındığında kural olarak belirtilen süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özellikleri olmasa dahi sadece örgüt üyeleri tarafından işlenebilecek olan suçu işleyen sanıkların bu nedenle tek bir fiille dahi olsa örgüt üyesi kabul edilmesi mümkün olabilecektir.
Bu açıklamalar kapsamında somut olay değerlendirildiğinde;
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24.04.2017 tarih 2015/3 esas 2017/3 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, sanığın .... numaralı GSM hattı ile kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ByLock'u teknik olarakta belirlendiği, 29493 ID numarası ile .... kullanıcı adıyla sisteme giriş yaparak bu programı kullanmıştır. Sanığın aşamalardaki beyanlarına da yansıdığı üzere bylock programını kullandığını bu programı telefonuna kimin kurduğunu da söylediği ve bunu ikrar ettiği anlaşılmaktadır.
Sanık 02/03/2017 tarihinde kolluk kuvvetleri tarafından yakalanmış olup, soruşturma aşamasındaki 09/03/2017 tarihli kolluk aşamasında verdiği ifadesi ile başlamak üzere tüm aşamalarda etkin pişmanlık talebinde bulunmuştur. Sanık aşamalarda astsubay olduğunu, eğitim sürecini, iş sürecini anlatmış .... isimli şahsın kendisini örgütle tanıştıran kişi olduğunu, ....'un bu kişinin yerine gelen şahıs olduğunu, Ankarada bulunduğu zaman .... isimli kişiyle irtibatlı olduğunu, Mardinde dershane öğretmenliği yaptığını, hatırladığı bir kişiyle bağlantı kurduğunu, yine İzmirde soy isimlerini belirtmediği ...., ...., .... isimli kişilerle bağlantısının bulunduğunu, yine .... ve .... isimli kişilerle de irtibatının olduğunu belirtip beyanlarda bulunmuştur. .... isimli kişinin .... isimli kişi olup, telefonuna bylock programını yükleyen kişi olduğu yönünde beyanıda mevcuttur. Sanık aynı zamanda soruşturma aşamasında yer gösterme işlemi yapmış, buna dair adresler tespit edilmiş ve tutanak tanzim olunmuştur. Sanığın beyanlarında ve yer gösterme tutanağında ismi geçen kişilerle ilgili olarak herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığı, yapılmış kişiler var ise sanığın beyanına istinaden mi yoksa daha öncesinde mi yapıldığı hususlarında araştırmaya gidilmiş, buna dair 26/01/2018 tarihli rapor dosyaya gönderilmiştir. Sanığın ismini verdiği kişilerden .... in .... isimli kişi olduğu, diğerleri yönünden ise daha fazla detay bilgisine ihtiyaç duyulduğu bildirilmiştir. Bilahare tekrar faydalı olup olmadığı yönünde araştırmaya da gidilmesi üzerine, 14/08/2018 tarihli yazı ekindeki rapor dairemize gönderilmiş, .... kod adlı kişinin .... isimli kişi olabileceği, 09/12/2016 tarihinde tutuklandığı, .... kod adlı kişinin .... isimli kişi olup 29/10/2016 tarihi itibariyle hakkında yürütülen soruşturma bulunduğu, .... isimli kişinin .... isimli kişi olabileceği, bu kişi hakkında ise herhangi bir işlemin yapılmadığı, yine .... isimli kişi hakkında da 2018 yılına ait bir soruşturma bulunduğu ve 11/04/2018 tarihinde hakkında işlem yapılmış olduğu bildirilmiştir.
Bu bilgilerde dikkate alındığında sanığın ismini verdiği kişilerden iki kişi hakkında bir işlem yapıldığı anlaşılmaktadır. Diğer isimlerle ilgili olarak ise belirtildiği üzere daha fazla detay bilgisine ihtiyaç duyulduğu rapor edilmiştir.
Etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için öncelikle sanığın mensubu olduğu örgütte kısa sürelide olsa bir faaliyette bulunması gerekmektedir. Bu nedenle her olayın özelliğine göre sanığın örgüte ne şekilde katıldığı, katılmasına kimlerin aracılık ettiği, örgütte bulunduğu süre içinde irtibat kurduğu diğer örgüt mensupları, varsa kendine yardım edenler ile bu süre içerisinde gerçekleştirilen eylemler, örgüt mensuplarının gidip geldiği kamplar, evler, ofisler gibi yerler hakkında samimi bilgi vermesi gerekmekte olup, etkin pişmanlık hükümlerinin getirilmesindeki amacın terör ve örgütlü suçlarla mücadele açısından en etkili bilgi edinme ve mücadele yöntemlerinden birinin örgütün kendi içinden ve kendi mensuplarını kullanmak suretiyle suç işlemeyi önleyerek mensuplarını yeniden topluma kazandırmak olduğu da gözetildiğinde, pişmanlığını dile getirmek suretiyle örgütte kaldığı süre ve konumu itibariyle, verilen bilgilerin, örgütün yapılanma şekli, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olup olmadığı, sanığın katıldığı belirlenen faaliyetlerde dikkate alınarak mahkemece takdir edilecek ancak sadece örgüt üyelerinin isimlerini söylemek etkin pişmanlıktan yararlanmak için yeterli olmayacaktır.
Sanığın vermiş olduğu bilgilere ilişkin gerektiğinde ifadesinin bir örneği de gönderilmek suretiyle örgütteki konum ve faaliyetine uygun nitelikte faydalı olup olmadığının da İçişleri Bakanlığı, ilgili Cumhuriyet başsavcılığı yada kolluk birimlerinden sorulmasından sonra TCK 221 maddesinde ki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerekecektir. Aynı zamanda sanığın etkin pişmanlık beyanlarını samimi olarak sergileyip sergilemediği de mahkemece takdir edilerek değerlendirilecektir.
Bu hususlar gözetildiğinde gerekli araştırmanın yapıldığı görülmektedir. Dairemizce sanığın tüm aşamalardaki beyanları ve tutumu dikkate alındığında samimiyeti konusunda bir kuşku bulunmamaktadır. Dolayısıyla sanık beyanlarında samimi bulunmuştur. Sanığın aşamalardaki beyanları ve savunmalarından uzun yıllardır örgütün içinde olup, hiyerarşik yapı içinde yer aldığı, talimatla hareket ettiği ve örgütle organik bağının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Sanık beyanlarında kendisinin örgütle tanıştıran kişiden bahsetmekte, görev yerlerinde kendisiyle irtibatlı olan kişilerin isimlerini vermektedir. Her ne kadar aradan geçen zaman içerisinde bunları hatırlayamamış ise de irtibatını ortaya koymaktadır. Kendilerinin peşini bırakmadığını ifade etmesi doğru kabul edilse dahi bağını kopartmak isteyen bir kişinin bu yönde bir gayretinin bulunması gerekmektedir. Sanık her görev yerinde örgütle irtibatlı yeni bir kişiyle irtibat kurduğuna göre bu bağını devam ettirmiştir. Bu nedenle peşlerini bırakmadıkları yönündeki savunması gerçeklikten uzak görülmüştür. Asker olan bir kişinin kod isimli kişilerle irtibat kurması sağlıklı bir durumu göstermemektedir. Bu durum sanığın hiyerarşik yapı içinde yer almak suretiyle ve talimatla hareket ederek örgütle olan organik bağını ortaya koymuş, asker olması hususu da gözetildiğinde örgüt talimatıyla Türk Silahlı Kuvvetlerine sızıldığı yönünde dairemizde kanaat oluşturmuştur. Türk Silahlı Kuvvetleri silahlı Devlet kuvveti olup yurtdışından gelecek her türlü tehdit ve tehlikelere karşı Türk vatanını savunmak, caydırıcılık sağlayacak şekilde askeri gücün muhafazasını ve güçlendirilmesini sağlamakla görevlidir. Sanığın bu şekilde Türk Silahlı Kuvvetlerine anılan şekilde sızma çabasıda gözetildiğinde hakkında takdir ve tayin olacak cezanın alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle belirlenmesi gerektiği yönünde heyetimizde tam bir vicdani kanaat oluşmuştur.
TCK 221/4. maddesinin 2. cümlesinin uygulanabilmesi içinise; failin örgütün kurucusu, yöneticisi, üyesi ya da üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi olması, yakalanmış olması, kısa sürede olsa örgüt içinde bulunması, bu suçu nedeniyle pişman olması ile örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili örgütteki konumuna, faaliyetlerine uygun ve uyumlu bilgi vermesi, verdiği bilgilerinde faydalı olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Bu koşulların birlikte gerçekleşmesi halinde kişi hakkında örgüt kurmak, yönetmek örgüte üye olmak suçundan dolayı ya da örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme ve örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçlarından tayin edilecek cezadan madde metninde belirtilen oranlar içerisinde indirim yapılacaktır.
Burada amaçlanan madde gerekçesinden de anlaşılacağı üzere kişinin örgütün ulaştığı yapılanma itibarıyla dağılmasını sağlama imkanından yoksun olması durumunda söz konusu sıfatları taşıyan bu kişilerin belli şartlarda etkin pişmanlıktan yararlanmasını sağlayabilmektir.
Tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde sanığın beyanlarının TCK nun 221/4-2.cümle kapsamında değerlendirilebilir nitelikte beyanlar olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bu nedenle sanığın dairemizce açıklanan gerekçelerle sabit görülen silahlı terör örgütü üyeliği suçu nedeniyle verilecek cezasından ismi verilmiş olan çok sayıda kişiden az sayıda ismen ulaşılabildiği hususu gözetildiğinde etkin pişmanlık indiriminden yararlandırılma oranı da bununla doğru orantılı olarak yarı oranında belirlenmiş, bu şekilde sanığın cezalandırılması gerektiği yönünde ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmak suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Sanık .... hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan açılan kamu davası nedeni ile Manisa 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 13.10.2017 tarih, 2017/98 esas ve 2017/60 karar sayılı ilamı ile sanığın mahkumiyetine dair verilen karar aleyhine, sanık tarafından ve Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, dairemiz tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 5271 sayılı CMK.nın 280/2. maddesi gereğince incelemeye konu hükmün KALDIRILARAK, sanık hakkında yeniden hüküm kurulmasına, bu suretle;
a)Sanık ....'nin üzerine atılı ve sabit bulunan silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nun 314/2. maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, sanığın silahlı terör örgütüne Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu olarak katılması nedeni ile ortaya çıkan tehlikenin ağırlığının fazla olması ve ayrıca Anayasaya sadakat borcu olan sanığın atılı suçu işlemesi nedeni ile suç kastının yoğunluğunun fazla olması dikkate alınarak asgari ceza haddinden ayrılmak sureti ile taktiren ve teşdiden 5 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 3. maddesinde belirtilen terör suçu ile cezalandırılmış olması sebebiyle, sanığa verilen cezanın 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5. maddesi gereğince yarı oranında artırılarak, 7 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın suça konu örgütün işleyişi hakkında etkin pişmanlıkta bulunduğu anlaşılmakla TCK 221/4-2.cümlesi uyarınca verdiği bilgilerin niteliği dikkate alınarak cezasından taktiren 1/2 oranında indirim yapılarak 3 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın eylemini ikrar etmesi, duruşmalarda mahkeme heyetine karşı saygılı tutumu, verilen cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak,5237 sayılı TCK'nun 62. maddesi gereğince cezası taktiren 1/6 oranında indirilerek, sanığın neticeten 3 yıl 5 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanık hakkında hapis cezasına karar verildiğinden, 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı da gözetilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nın 53. maddesinin uygulanmasına,
Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmış olması göz önüne alınarak 5237 sayılı TCK.nın 221/5.maddesi gereğince taktiren 1 yıl süre ile sanık hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,
Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirmiş olduğu sürelerin 5237 sayılı TCK.nın 63.maddesi gereğince cezasından MAHSUBUNA,
Sanığın silahlı terör örgütü üyeliğinden mahkum olması dikkate alınarak 5237 sayılı TCK'nın 58/9 maddesi gereğince; hükmolunan cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, ayrıca sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,
Diğer istinaf taleplerinin reddine,
b)Sanık hakkında CMK.nın 109/3-a maddesi gereğince uygulanmakta bulunan yurt dışına çıkış yasağı tedbirinin hüküm kesinleşinceye kadar DEVAMINA,
2-Sanıktan 02/03/2017 tarihli arama tutanağı ile elde edilen dijital materyallerin imaj tutanakları dosya içinde muhafaza edildikten sonra karar kesinleştiğinde dijital materyallerin sanığa iadesine,
3-5320 Sayılı Yasanın 16. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde bir suretinin soruşturmada görev yapan ilgili kolluk birimine gönderilmesine,
4-a)Sanık hakkında istinaf aşaması için yapılan yargılama giderlerinin devlet hazinesi üzerinde bırakılmasına,
b)Sanık hakkında ilk derece mahkemesi tarafından yapılan toplam 64,50 TL. yargılama giderinin sanıktan tahsili ile Maliyi Hazinesine gelir kaydına,
Dair; kesin surette talebe uygun olarak oybirliği ile verilen karar, iddia makamı ile sanık .... ve sanık müdafi Av. ....'nın huzurunda, açıkça okunup usulen anlatıldı.16.10.2018 (¤¤)