Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiştir.
İncelenen ve yukarıda numarası belirtilen yerel mahkeme kararına esas teşkil eden dosyadaki duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede 18/01/2018 tarihli karar ile davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında yukarıda belirtilen kararla silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK 314/2 maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve TCK 53. maddesi gereği belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verildiği görülmüştür.
Sanık ...... dairemizde yaptığı savunmasında: "Ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Benim üniversiteyi bitirdiğim döneme kadar suça konu örgütle hiçbir alakam olmadı. Sempatizan dahi olmadım. Üniversiteyi bitirdikten sonra iş aramaya başladım. O dönemde bu örgüt ile ilgili hiçbir bilgim yoktu. İş araştırmalarım sonucunda Ödemiş ilçesinde bulunan Özel ...... Kolejinde iş buldum. Ben muhasebe elemanı olarak çalışmaya başladım. İşe 2012 yılı Mart ayında girdim. Ancak Haziran ayına kadar deneme amaçlı çalıştım. 2012 yılı Haziran ayından itibaren bu okulun bağlı olduğu Özel ...... Eğitim ve Öğretim AŞ de çalışmaya başladım. Çalıştığım işyeri beyan ettiğim gibi Özel ...... Koleji isimli okuldu. Burada öğretmenler yardımcı hizmetler sınıfı ve aşçılar dahil edildikten sonra 70-80 kişilik çalışan gurubu vardı. Ben bu çalışanların maaş ödemelerini yaptım. Çalıştığım bu okulda tüm çalışanlar bu cemaatten olmadığı gibi gelen öğrenciler ve velilerin tamamı da cemaatten değildi. Zaten ilk bakışta böyle bir algı da oluşmuyordu. Herkesin çocuğunun kayıt edilebilmesi için bu görüntüden uzak duruluyordu. Sonraki aşamada Ödemiş ilçesinde Bank ...... şubesi açıldı. Çalıştığım işyeri Bank ...... ile anlaşıp maaş hesaplarını oraya aldığı için mecburen benim adıma da Bank ...... da hesap ve kredi kartı hesabı açıldı. Ben 2013 yılı Eylül ayında evlendim. Düğünümüzde takılan takıların muhafazasında sıkıntı yaşadığımız için 2014 yılı Ocak ayında bankada altın hesabı açtırarak yatırdık. 2014 yılı Ocak ayında altınımızı bozdurup bankadaki bu hesabımızı kapattık. Ben örgütün para yatırılması talimatından haberdar olmadığım gibi bu amaçla da yatırmadım. Eğer bu amaçla yatırsaydım herkesin para yatırdığı dönemde paramı çekmezdim. Yine Bylock kullanımı da çalıştığım iş vesilesiyle oldu. Örgütsel amaçla kullanımı söz konusu değildir. Çalıştığım şirket İzmir il merkezinde bulunan ...... Mali Müşavirlik şirketi ile çalışıyordu. Bu şirkette benim çalıştığım işyeri ile ...... isimli kişi ilgileniyordu. Bu kişi şirketin parasal işleri ile ilgili benimle muhatap olduğundan bir haberleşme programı olduğunu söyleyerek Bylock programını telefonuma indirdi. İndirme sebebi olarak sizin gibi 10-15 şirketle çalışıyorum. Herkese tek tek ulaşmak zor oluyor bu nedenle bu haberleşme programı ile yazınca herkes aynı anda haberdar olur diyerek yükledi. Bylock kullanımı tamamen çalıştığım şirketin muhasebe faaliyeti nedeniyle kullanılmıştır. Bu programın telefonuma yüklendiği dönemde bahsi geçen program şimdiki gibi gizli bir program değildi. Örgütün gizli olarak kullandığından haberdar değildim. Ben sadece günde bir kez muhasebe ile ilgili bildirimlere bakmak için bu programa girmişimdir. Beyan ettiğim gibi örgütsel kullanımım söz konusu değildir. Bu program örgütsel amaçla kurulmuş olabilir. Ben daha önce Bylock u kullananların örgüt üyesi olduğu yönünde genel kanaat olduğu için ben Bylock kullanımımı kabul etmedim. Ancak şu anda bu programı kullandığımı ancak örgütsel amaçla kullanmadığımı söylüyorum. Ben bildiğim herşeyi anlattım. Örgütsel faaliyetim olmadığı için bu amaçla anlatabileceğim bir şey yoktur. Ancak ben suçlamalarla ilgili bildiğim herşeyi anlattım. Ben sadece dini amaçlı 3 adet sohbet toplantısına katıldım. Beni sohbet toplantısına ...... isimli bir öğrenci velisi çağırmıştı. Ancak onun çağırmasıyla gitmedim. Ancak ...... isimli başka bir öğrenci velisinin kendi evine sohbete çağırması üzerine toplam 2 sefer bu kişinin evine 1 sefer de ...... isimli kişinin evine gittim. Bu sohbet gurubunda benim dışımda ......, ......, ...... ve birlikte çalıştığım ...... ile birlikte gittik. ...... sadece bir kez geldi. Sohbeti ...... veriyordu. Ben 3 sefer dışında başka gitmedim. Zira eşim yalnız kaldığı için eşimi yalnız bırakmak istemedim. Benim çalıştığım dönemde benim ve aynı işyerinde çalışan halkla ilişkiler sorumlusu olarak gözüken ...... kod adlı ...... isimli kişi örgütün Ödemiş ilçe imamı imiş. Ben bunu işyerimize zaman zaman gitmesinden ve tavırlarından ilçe imamı olduğunu öğrendim. Bunu bana ......'da söylemişti. Zaten gördüğü itibardan bu belli oluyordu. Zaten yetkisi olmamasına rağmen verdiği talimatlara yaklaşımlardan bu durum belli oluyordu. Ondan önceki ilçe imamı ise ...... isimli kişidir. Bu kişinin herhangi bir kod adı yoktur. Çocuğu da bizim okulumuzda okuyordu. Her iki ilçe imamının çocuğu da ...... kolejinde okuyordu. Bahsettiğim ilçe imamları birbiri ile halef seleftir. Benim örgütle ilgili bildiklerim bundan ibarettir. Ben mütevelli heyeti olduğunu duydum. Ancak kendim böyle bir heyette olmadığım için bu toplantıların nerede yapıldığını ve kimlerin katıldığını bilmiyorum. Çalıştığım okulda müvelli toplantıları yapıldığına tanık olduğunu duymadım. Benim bilgim dışında yapıldıysa bunu bilmiyorum. İfademde bahsi geçen telefonuma Bylock yükleyen ...... hakkında örgüt üyeliğinden işlem yapılıp yapılmadığını bilemiyorum. Ödemiş ilçesinde bu örgütle ilgili çok sayıda itirafçı ve tanık beyanı vardır. Bu tanık beyanlarında benimle ilgili sohbete katıldı ve ...... kolejinin muhasebecisi olduğum dışında başkaca beyan yoktur. Ben örgüt üyesi değilim. Eğer örgüt üyesi olsaydım tanık ve itirafçı beyanlarında adım geçerdi. Suçlamaları kabul etmiyorum. Beraatime karar verilmesini talep ediyorum. Uzun süredir tutukluyum, mağdur durumdayım tahliyemi talep ediyorum" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık … müdafii Av....... dairemizde yaptığı savunmasında: "Sanığın savunmalarını tekrar ederiz. Sanık hakkında ileri sürülen Bank ...... ve Bylock ile ilgili sanığın savunmasından anlaşılacağı üzeri işi ile ilgilidir. Sanığın örgütsel amaçlı Bank ...... ya para yatırması ve Bylock kullanması söz konusu değildir. Sanığın savunması doğrultusunda beraatine karar verilmesini talep ediyoruz. Huzurunuzda samimi olarak beyanda bulunmuştur" şeklinde savunmada bulunmuştur.
İddia Makamı Esas Hakkındaki Mütalaasında: İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/10/2017 tarih, 2017/244 esas no ve 2017/250 karar nolu kararında uygulanan suç niteliği ve yasal mevzuata ilişkin maddelerde usul ve yasaya uygun süreç ve uygulama yapıldığı kanaati ile; sanık …..'in istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmesi talep ve mütalaa olunmuştur.
DELİLLER
-Sanık savunması,
-İzmir Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nün 25/03/2017 tarihli cevabi yazısı,
-BTK'nın cevabi yazısı,
-İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu'nun 31/07/2017 tarihli cevabi yazısı,
-Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nün 16/10/2017 tarihli cevabi yazısı,
-Mali bilirkişi tarafından tanzim edilen 18/05/2017 tarihli rapor,
-İzmir Valiliği İl Dernekler Müdürlüğü'nün 05/04/2017 tarihli cevabi yazısı,
-Sanığa ait nüfus ve adli sicil kayıtları,
-Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığının etkin pişmanlık yönünden 02/05/2018 tarihli yazı cevabı
-Tanık beyanları,
Tanık ...... ifadesinde: "Ben bu konuyla ilgili olarak daha önce poliste ve Savcılıkta ifade vermiştim. O ifadelerim doğrudur. Aynen tekrar ederim. Huzurda bulunan sanık ......'i tanırım. Kendisi ...... Kolejinin muhasebecisiydim. Ben de başka bir dershanede kayıt kabul personeliydim. Benim çalıştığım dershane de kapatıldı. Ödemiş'te öğretmenlik yapan ...... isimli şahıs sohbet toplantıları yapıyordu, bu toplantıların 2-3 tanesi benim evimde yapıldı. Bu sohbet toplantıları 4-5 kişiyle yapılıyordu. Bu sohbet toplantılarında ben vardım, ......, ......, ...... ve ...... isimli şahıslar vardı. Bu sohbet toplantılarında Risale-i Nur okunurdu, Fethullah Gülen'in kitapları okunuyordu, ancak Fethullah Gülen'in CD'lerinin izlendiğini hatırlamıyorum. Sohbet abisi ......'tı. Ben ve huzurdaki sanık dinleyici konumundaydık. Sanığın sohbet abisine himmet verip vermediği konusunda herhangi bir bilgim yoktur " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ...... ifadesinde: "Ben bu konuyla ilgili olarak daha önce poliste ifade vermiştim. O ifadem doğrudur. Aynen tekrar ederim. Huzurdaki sanık ......'in FETÖ/PDY bağlantısına dair herhangi bir bilgim yoktur. Ben Ödemiş'te bulunan ...... Kolejinde personel şefi olarak çalışıyordum. Huzurdaki sanık da bu okulda muhasebeci olarak çalışıyordu. Bunun dışında bir bilgim yoktur " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ......ifadesinde: "Benim soruşturma aşamasında vermiş olduğum beyanlarım doğru ve geçerlidir, ben sanık ......'in kızımı gönderdiğim Ödemiş ilçesinde bulunan örgüte ait ...... Kolejinde çalıştığını biliyorum, parasal konularda okula yapılacak olan aylık ödemeler konusunda kendisi ile görüşmüştüm, ben bunun dışında sanık ......'in örgütle bağı olan okul, dershane, vakıf, dernek ve sendika benzeri kuruluşlarda görev yapıp yapmadığını, bu tür kuruluşlarda üyeliğinin olup olmadığını bilemiyorum, yine sanığın terör örgütünün yayın organlarına abone kazandırma gibi herhangi bir faaliyet içerisinde olup olmadığı konusunda da bilgim bulunmamaktadır. Ben sanık ...... ile okula gittiğimde konuşmuştum, bunun dışında sanık ile telefonla da görüştüğüm zaman olmuş olabilir, bu konuyu net hatırlayamıyorum, kendisinin telefon numarasının rehberimde de kayıtlı olup olmadığını bilemiyorum, bahsettiğim üzere ben sanığın örgüt içerisindeki konumunu bilemiyorum, eklemek istediğim başkaca bir husus bulunmamaktadır" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ...... ifadesinde: "Ben sanık ......'i benim de katılmış olduğum sohbet toplantılarına gelmesi nedeni ile tanıyorum, benim ve sanığın katıldığımız sohbet toplantıları bazen örgüte ait ...... Kolejinin üst katında, bazen de yine örgütle bağı bulunan ...... memurlar derneği isimli dernek binasında yapılırdı, katıldığımız bu toplantılarda genellikle dini içerikli sohbetler yapılırdı, ben sanık ile aynı sohbet grubu içinde yer almadım, kendisi ile farklı sohbet grupları içerisinde idik, ancak bahsettiğim üzere katıldığım bazı sohbet toplantılarında kendisi ile karşılaşmıştım, bahsettiğim sanığın da katıldığı sohbet toplantıları 2013-2014 yılları içerisinde düzenlenen sohbet toplantıları idi, bunun dışında örgütün propagandasının yapıldığına ben şahit olmadım, yine sanık ...... örgüte ait ...... Kolejinin muhasebecisidir, aynı zamanda yukarıda bahsettiğim ...... memurlar derneği isimli derneğin de üyesidir, anlattıklarım dışında sanığın örgütle bağı olan okul, dershane, vakıf, dernek ve sendika benzeri kuruluşlarda görev yapıp yapmadığını, bu tür kuruluşlarda üyeliğinin olup olmadığını bilemiyorum, yine sanığın terör örgütünün yayın organlarına abone kazandırma gibi herhangi bir faaliyet içerisinde olup olmadığı konusunda da bilgim bulunmamaktadır " şeklinde beyanda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Öncelikle sanığın üyesi olduğu iddia edilen FETÖ-PDY Silahlı Terör Örgütüne ilişkin değerlendirme yapmak ve bu yapılanmanın silahlı terör örgütü olup olmadığının tespitini yapmak gerekirse;
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/7162 E., 2017/4786 K. sayılı ilâmında açıklandığı üzere fethullahçı terör örgütü/paralel devlet yapılanması (FETÖ/PDY); dini, istismar ederek paravan olarak kullanan, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, "Altın Nesil" adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan sui generis özelliğe sahip bir suç örgütüdür.
Örgütün türü ve niteliği açısından değerlendirme yapıldığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet edildiği, illegal faaliyetleri gizleyebilmek için, hiyerarşik yapıya uygun hücre sistemi içinde yapılanarak, grup imamları tarafından emir talimat verilmesi, üyeleri arasında haberleşmenin sağlanması için By-Lock gibi haberleşme araçlarının kullanıldığı, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkın gizlendiği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp, örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu, demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükümet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidarı ele geçirmek olduğu, bu amaçla, Polis ve Jandarma teşkilatı, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisini haiz kurumlara sızan üyeleri vasıtasıyla, kendisinden olmayan güvenlik güçlerine, kamu görevlilerine, halka, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Meclis binası gibi simge binalar ve birçok kamu binasına karşı ağır silahlarla saldırıda bulunmak suretiyle amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirildiği, FETÖ/PDY'nin küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü olduğu kabul edilmiştir. Bu örgüt, kuruluşundan 15 Temmuz 2016 tarihine kadar geçen süreçte örgüt lideri Fethullah Gülen tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir. Gerçekleştirdiği eylemlerde kullandığı yöntem, bir kısım örgüt üyelerinin silah kullanma yetkisini haiz resmi kurumlarda görevli olmaları ve bu silahlar üzerinde tasarrufta bulunma imkanlarının varlığı, örgüt hiyerarşisi doğrultusunda emir verilmesi halinde silah kullanmaktan çekinmeyeceklerinin anlaşılması karşısında, tasarrufunda bulunan araç, gereç ve ağır harp silahları bakımından TCK'nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.
Fethullahçı Terör Örgütünün silahlı bir terör örgütü olduğu konusunda hiçbir tereddüt bulunmamaktadır. Örgüt legal görünüm altında dernek, sendika gibi sivil toplum örgütleri vasıtasıyla toplum içinde örgütlenmeye çalışarak illegal faaliyetlerini perdelemeye çalışmanın yanında, aynı zamanda açıklanmaya çalışıldığı üzere devletin sivil ve resmi tüm kurumlarına da sızma faaliyetlerini devam ettirmiştir. Sivil toplum örgütlerinde örgütsel faaliyetlerini toplantı adı altında yürüttüğü gibi, üyelerinin ev ve iş yerlerinde dahi bu tür örgütsel toplantıları yaptığı, bununla da kalmayıp toplantılara katılan üyelerden örgüt jargonunda himmet olarak adlandırılan paralar da toplamak suretiyle örgüte finansal destek sağladığı anlaşılmaktadır. Örgütün kendi üyelerini değişik sektörlerde finanse etmek için ...... Katılım Bankası A.Ş.'ni kurdurduğu ve bu nedenle 2014 yılı Ocak ayı içerisinde kamuoyuna yansıdığı üzere örgüt lideri Fethullah Gülen'in kısaca "Varınızı yoğunuzu satın Bank......'ya yatırın" şeklindeki talimatı üzerine örgüt üyelerinin arabalarını satarak, başka bankalardan kredi çekerek ve benzeri şekillerde para yatırdıkları, katılım hesapları açtırdıkları bilinmektedir.
Silahlı terör örgütü üyesi, örgütün amaçlarını benimsemiş olup, örgüt bütünlüğü içerisinde ve hiyerarşik yapıya dahil olarak örgüt tarafından verilen görevleri her zaman için yerine getirmeye hazır vaziyette bekleyen, kendi iradesiyle hareket etmeyip örgüt iradesini benimsemiş ve bunu kendi iradesinin önüne geçirmiş olan kişidir. Örgüt üyesi ile örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve üyenin faaliyetlere katılması gerekmektedir. Örgüte sadece sempati ile bakılması örgüt üyeliği için yeterli olmayacaktır. Faaliyetler değişik şekillerde ve görünümlerde olabilecektir. Örgüt üyesi her zaman için kendisini emir ve talimat almaya hazır hisseden, sorgulamadan hareket eden kişidir. Bilindiği üzere silahlı terör örgütüne üyelik suçunun oluşabilmesi bakımından üyeyle örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden eylem ve faaliyetlerin bulunması gerekmekle birlikte bazı durumlarda olayın niteliği, işleniş şekli, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, eylemin gerçekleştiği yer, zaman ve şartlar ile sanığın dış dünyaya yansıyan davranışları dikkate alındığında kural olarak belirtilen süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özellikleri olmasa dahi sadece örgüt üyeleri tarafından işlenebilecek olan suçu işleyen sanıkların bu nedenle tek bir fiille dahi olsa örgüt üyesi kabul edilmesi mümkün olabilecektir.
Bu değerlendirme kapsamında somut olay incelendiğinde;
Sanığın kendi adına kayıtlı olup kullanımında bulunan ...... numaralı GSM hattı ile ...... İMEİ numaralı telefon cihazı üzerinden kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY Silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ByLock'u kullandığı, bu hususun İzmir Emniyet Müdürlüğü'nün Bylock raporu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun verileri dikkate alınarak tanzim edilen CGNAT kayıtları ve sanığın ikrar içeren savunması ile sabit olduğu,
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün finans kaynaklarından olan Bank ......'ya yönelik gerçekleştirilen adli ve idari yaptırımlar üzerine, 25 Aralık 2013 tarihinde TUSKON eski genel sekreteri ...... ile örgüt lideri Fethullah Gülen arasındaki konuşmada Bank ......'nın finansal durumunun bankaya örgüt mensuplarınca para yatırılarak düzeltilmesinin kararlaştırıldığı ve bu görüşmenin ulusal medyaya Fetullah Gülen'in "bankaya para yatırın çağrısı" olarak yansıdığı tespiti ile yapılan değerlendirmede, sanığın Bank ......'daki müşteri numarasının 2605733 olduğu, sanık tarafından 20/01/2014 tarihinde 143,25 gram altın yatırılarak açılan katılım hesabının 23/01/2014 tarihinde kapatıldığı, 23/01/2014 tarihinde 154,03 gram altın yatırılarak açılan katılım hesabının 31/01/2014 tarihinde kapatıldığı, 31/01/2014 tarihinde 182,90 gram altın yatırılarak açılan katılım hesabının 06/02/2015 tarihinde kapatıldığı, böylece maddi imkanları ölçüsünde örgüt liderinin talimatına destek verdiği,
FETÖ/PDY örgütü ile irtibatı nedeniyle KHK ile kapatılan Özel ...... Eğitim ve Öğretim A.Ş'ye bağlı Özel ...... Koleji'nde 4 yıl muhasebeci olarak çalıştığı dikkate alındığında, yapılan iş itibariyle sadakatinden ve örgüte bağlılığından emin olmadıkları kişiye bu görevi vermelerinin mümkün olmadığı,
İlk derece mahkemesince dinlenen tanık beyanlarına göre, sanığın FETÖ/PDY'nin Ödemiş ilçesindeki yapılanmasında yapılan sohbetlere katıldığı, sanığın FETÖ/PDY'ye ait Özel ...... Eğitim ve Öğretim A.Ş'ye bağlı Özel ...... Koleji'nde muhasebeci olarak çalıştığının belirtilmiş olması,
Sanık dairemizde ve ilk derece mahkemesindeki savunmalarında, Bylock programını indirdiğini ve kullandığını fakat örgütsel faaliyet amacıyla kullanmadığını, sohbet toplantılarına katıldığını belirten kaçamaklı ikrar içeren savunmada bulunduğu,
Hususları birlikte değerlendirildiğinde sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sabit olduğu dairemizce kabul edilmiş, suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiştir.
Sanığın savunması sırasında kendisine Bylock yükleyen kişinin ...... olduğunu, 3 kez sohbet toplantısına gittiğini belirtip bazı isimleri bildirmiş olması, ayrıca Ödemiş imamı ile ondan önceki Ödemiş imamının ismini bildirmesi dikkate alınarak, sanığın beyanlarının etkin pişmanlık kapsamında olup olmadığı hususunda dairemizce araştırma yapılmış, Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bu konudaki yazı cevabı da dikkate alındığında verdiği bilgilerin sanığın konumuna uygun bilgiler olmadığı, örgüt içinde uzun yıllar kalan ve 4 yılda muhasebeciliğini yapan sanığın FETÖ/PDY üyesi oldukları zaten bilinen kişiler dışında isim vermemiş olması dikkate alındığında koşulları gerçekleşmediğinden hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmamıştır.
Her ne kadar ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda sanığın atılı suçtan cezalandırılması yönünde karar verilmiş ise de; CMK 101/3 maddesinde "Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır." düzenlemesi mevcut olup, tutuklu sanığın delillere ulaşmadaki zorluğu da dikkate alınarak gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları, gerekse Yargıtay içtihatları dikkate alındığında, somut olayda tutuklu bulunan sanığa müdafii tayin edilmeksizin CMK.nın 101/3 maddesine aykırı olarak, sanığın savunma hakkı kısıtlanarak alınan savunma ile yetinilerek hüküm kurulduğu görülüp dairemizce duruşma açılmasına karar verilmiştir.
Dairemizce açılan duruşmada tutuklu bulunan sanığın müdafisi huzurunda yeniden savunması tespit edilmiş, savunması dikkate alındığında etkin pişmanlık ve üye olduğu dernek yönünden araştırma yapılmış olup, dairemizce duruşma açılıp eksikliğin giderildiği hususlar dışında, ilk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanığın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Sanık ...... hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan açılan kamu davası nedeni ile İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 17/10/2017 tarih, 2017/244 esas ve 2017/250 karar sayılı ilamı ile mahkumiyetine dair verilen karar aleyhine, sanık ve müdafii tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuş olmakla, dairemiz tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu saptanıldığından, CMK.nın 280/2. maddesi gereğince istinaf başvurularının ESASTAN REDDİNE
2-a) Dijital materyallerin incelenmesi sonucu oluşturulacak adli kopyaların dosya içerisinde delil olarak SAKLANMASINA,
b) Sanıktan el konulan dijital materyal asıllarının incelemesi bittikten sonra sanığa İADESİNE,
Sanık hakkında yapılmış olan toplam 290,50 TL. yargılama giderinin sanıktan tahsili ile Maliye Hazinesine gelir kaydına,
Dair talebe uygun olarak oybirliği ile verilen karar, iddia makamı ile sanık ...... ve müdafii Av.......'in huzurunda, hükmün tefhiminden itibaren on beş günlük süre içerisinde dairemize verilecek dilekçe veya aynı süre içerisinde tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle dairemize gönderilmek üzere vereceği dilekçe yada tutturacağı tutanak ile Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere, açıkça okunup usulen anlatıldı. 03.07.2018 (¤¤)