(5237 S. K. m. 53, 58, 63, 221, 314) (3713 S. K. m. 5) (5271 S. K. m. 141, 223)
DAVA: Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
KARAR: İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Mahkemenin kararında usule ve esasa dair herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan Cumhuriyet Savcısının ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
SONUÇ: Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Dair, kesin surette olmak üzere 07/06/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
NOT KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
İZMİR
13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ
Esas No:2017/424
Karar No:2017/261
Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan açılan kamu davasının TÜRK MİLLETİ ADINA hüküm vermeye yetkili ve görevli İzmir 13.Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan açık yargılaması sonunda;
İDDİA:
İzmir C.Başsavcılığınca düzenlenen 28/03/2017 gün ve 2017/24472 Soruşturma, 2017/10719 Esas ve 2017/1162 İddianame sayılı iddianamesi ile; FETÖ/PDY terör örgütünün tanımı yapıldıktan sonra;
İ. G.'nün 06/09/2016 tarihli beyanında; Ş. Ö., Ç. A., M. Ö. ve İ. Y.'ın da FETÖ mensubu olduğunu duydum, ancak hiçbir toplantıda karşılaşmadım.
Y. K.'nin 07/09/2016 tarihli beyanında; Ben bu cemaatte bulunduğum sırada, kendileri ile sohbette karşılaşmadığım ancak cemaatte olduklarını birçok yerden duyduğum ve bildiğim polisler ise; A. Ç., İ. Y., Ş. Ö., F. Ö. U ve Ç. D. isimli polis memurlarıydı.
Cemaat toplantısı adı altında, periyodik olarak her hafta belli bir gün toplanan örgüt üyelerinin, oturdukları odaya telefon dahi sokmadan, büyük bir gizlilik içinde buluşmaları, sürekli örgüt lideri Fetullah Gülen'in kitaplarını okuyup, videolarını izlemeleri, seçimlerde kime oy verileceği, kime karşı tavır alınacağı gibi siyasi konuların ele alınması hususları birlikte düşünüldüğünde, Örgüt üyelerinin başta dini değerler adı altında oluşturulan yapının gizli bir örgüt haline geldiğini ve siyasi bir amacının olduğunu bilmemelerinin mümkün olmadığı, bu sebeple sürekli bu tür toplantılara iştirak eden şüphelinin, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü üyesi olduğu kanaatine varıldığı,
İzmir 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 19/12/2016 tarih ve 2016/3986 D.İş sayılı kararına istinaden; sanık Ş. Ö.'in ikametinde yapılan arama sonucu, 1 adet Samsung J7 marka model cep telefonu ve bu telefona takılı vaziyette sim kart ile Sandisk marka 4 gb hafıza kartına el konularak, İlimiz Emniyet Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde incelemeye alındığı ancak çok sayıda kişinin benzer şekilde cihazlarının incelenmekte olması sebebiyle işlemlerin ne zaman biteceğinin henüz belli olmadığı, şüphelinin atılı suçu işlediğine dair kuvvetli ve yetkili delil elde edildiği, cihazlar üzerinde yapılan inceleme sonucu çıkacak bulguların ek delil niteliğinde olabileceği ve Mahkemenize gönderileceği gözetilerek, sanığın eylemine uyan Türk Ceza Kanunu 314/2, 53, 54, 58/9,63 ile 3713 Sayılı Kanunun 5/1 maddeleri gereğince cezalandırılmasına, tutuklu kaldığı günlerin TCK 63 maddesi gereğince cezasından mahsubuna, el konulan cihazlarda, haberleşmede kullanılsın Bylock programının tespiti ya da herhangi bir suç unsuruna rastlanılması halinde müsaderesine, karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
SAVUNMA:
SANIK KOLLUKTAKİ İFADESİNDE ÖZETLE; "Ben 1972 yılında Kilis'te doğdum. İlkokul ve ortaokul eğitimini Kilis ilinde, lise eğitimimi Gaziantep ilinde aldım. 1994 yılında Kayseri polis okulunu kazandım ve 1995 yılı Ocak ajanda mezun olarak Ordu iline atandım. 1998 yılında Tunceli ili Pülümür ilçesine şark hizmeti için gittim. 2000 yılında Muğla ili Bodrum ilçesinde 6-7 ay karakolda çalıştıktan sonra KOM Büro Amirliğinde çalışmaya başladım. 2003 yılında branştan çıkarılarak 3 ay açıkta kaldım. Bu 3 ay sonunda tekrar göreve döndüm ve Manisa ili Koruma Şube Müdürlüğü'ne tayin oldum. Yaklaşık 6-7 ay sonra tekrar Muğla iline mahkeme kararı ile iade edildim. 2005 yılında Aydın iline tayin oldum. 2013 yılında da İzmir ili Aliağa ilçesine tayin oldum. Aliağa'da 6-7 ay resmi ekiplerde çalıştım. Sonrasında Silah Ruhsat Kursu olduğundan beni Silah Ruhsat Bürosuna verdiler. Hem silah ruhsat işlerini hem de o dönem Aliağa İlçe Emniyet Müdür yardımcısı olan H. D. 'un şoförlüğünü yaptım. 2015 yılında H. D.'un ataması Adana iline yapılınca atamam Aliağa Polis Merkez Amirliğine yapıldı ve halen orada yapmaktayım. 2005 yılında Z. Ö. ile evlendim. 4 ve 7 yaşında iki adet çocuğum vardır. Ben bana yöneltilen suçlamaları kabul etmediğim için TCK'nun 221. Maddesinden yararlanmayı kesinlikle kabul etmiyorum. E+A2 sınıfı ehliyetim vardır. Pasaportum bulunmamaktadır ve hiçbir suretle yurtdışına çıkışım olmadı. Herhangi bir siyasi parti, dernek, sendika ve benzeri sivil toplum kuruluşlarına üyeliğim yoktur. Benim bu terör örgütü ile hiçbir bağlantım yoktur. Herhangi bir faaliyetlerine, toplantı ve sohbetlerine katılmadım. Bu örgüte ait hiçbir basın ve yayın organına aboneliğim yoktur. Ş. Ö. kullanıcı isimli facebook hesabım vardır. Bunun dışında hiçbir sosyal medya hesabım yoktur. Mesleğimle alakalı olarak çalıştığım illerde açılan maaş hesaplarım bulunmaktadır. Bunun dışında başkaca hesabım yoktur. Bank Asya isimli banka ile hiçbir zaman hiçbir suretle çalışmadım ve hesabım yoktur. Benim adıma kayıtlı 3 adet GSM hattı bulunmaktadır. Bunlardan 0505 211 60 32 numaralı hattımı 2000 - 2001 yılından beri halen aktif olarak ben kullanmaktayım. 0505 211 60 33 numaralı hattımı 2000 - 2001 yılında aldım ve 2005 yılından sonra kayınvalidem olan Saime MANİSA kullandı. 2005 yılında numarasını tam hatırlayamadığım ama 0505 684 74 79 olabilir numaralı hattımı eşim olan Z. Ö. isimli kişi kullanmaktadır. Samsung marka J2 model cep telefonumu yaklaşık 7-8 aydır kullanmaktaydım ve aramaya evime gelindiğinde görevli arkadaşlar incelemek üzere el koydular. Turkuaz, ByLock, Coverme, Eagle vb haberleşme programlarını kullanmadım. Ben 15-16 Temmuz 2016 tarihleri arası 2 günlük bir akrabamın düğünü için yıllık izin alarak Menemen ilçesine gittim. 15 Temmuz gecesi darbe girişiminden haberim yokken Aliağa Polis Merkez Amirliğinde görevli arkadaşın beni araması ve göreve çağırmasıyla haberdar oldum. Haberim olur olmaz oradan kendi aracım ile ayrılarak görev yerim olan Aliağa Polis Merkezine gelerek görevimin başına geldim. Yaklaşık 24 saat görev yaptım ve demokrasimize ve milletimize yapılan saldırının karşısında durdum. Bütün demokrasi nöbetlerinde görev aldım. Bundan dolayı da taltif döneminde 5 taltif ödüllendirme aldım. Benim FETÖ/PDY terör örgütü ile hiçbir alakam yoktur ve hiçbir faaliyetini tasvip etmiyorum. Zaten bu süreçte bu terör örgütü ve mensupları yüzünden bu duruma düşerek mağdur edildim. Bu sebepten burada bundan dolayı ifademin alınması benim için gurur kinci bir durumdadır. Gerçek suçluların tespit edilerek gereken cezalarını çekmesini istiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
SANIK SULH CEZA HAKİMLİĞİNDEKÎ SAVUNMASINDA; "Ben bu konuda daha önce emniyette ayrıntılı olarak beyanda bulundum. O beyanım doğrudur, tekrar ederim. 22 yıllık polis memuruyum. Fetö üyesi olmayı kesinlikle kabul etmiyorum. Ben devletimin polisiyim. Amirlerim hariç kimseden emir almadım. 15 temmuz günü izindeydim, gece yarısı döndüm göreve başladım. Hatta 5 maaş taltif aldım. Fetö 'ye kesinlikle yardımda bulunmadım. Eşim ve iki çocuğum vardır. Bir yere kaçacak kadar alçak bir insan değilim. Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmak istiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
SANIK MAHKEMEMİZDEKİ SAVUNMASINDA: "Ben üzerime atılı suçlamayla ilgili olarak daha önce poliste ve Sulh Ceza Hakimliğinde ifadeler vermiştim. O ifadelerim doğrudur. Aynen tekrar ederim. Ben FETÖ/PDY üyesi değilim. Fethullah Gülen cemaatine veya başka bir cemaate mensup değilim. 23 yıllık polis memuruyum. Herhangi bir terör örgütü üyesi değilim. Görev yaptığım süre içerisinde üstlerimden başka briç kimseden- emir ve talimat almadım. FETÖ'nün hiç bir eylemini tasvip etmiyorum. Benim Bank Asya'da hesabım yoktur. Katılım hesabım da yoktur. Eşim olan Z. Ö.in Bank Asya'da hesabı olduğu doğrudur. Ancak 2012 yılından sonra onun da herhangi bir hesap hareketi yoktur. Eşim ben Aydın'da görev yaparken özel bir okulda anasınıfında öğretmen yardımcısı olarak çalışıyordu. 2012 yılında işten ayrıldı. Bir daha da işe girmedi. Okulun ismini A. olarak hatırlıyorum. Sonradan bu okulun FETÖ/PDY'ye ait okul olduğunu öğrendim. Sonradan bu okul bu gerekçeyle kapatılmış. Eşim bu okulda çalışmaktayken Bank Asya'da maaş hesabı açmışlardı. Eşimin Bank Asya'da bu gerekçeyle hesabı vardır. Ben Bylock, Eagle, Kakao Talk gibi programları kullanmadım. Ben önlisans mezunuyum. Bu yapıya ait evlerde ve yurtlarda hiç kalmadım, okullarında okumadım, dershanelerine de gitmedim. Benim 2 çocuğum vardır. Birisi 4 diğeri 7 yaşındadırlar. Çocuklarım bu yapıya ait okullarda hiç okumadılar. Ben hiç yurtdışına çıkmadım, pasaportum da yoktur. Ben Zaman gazetesine, Sızıntı dergisine, Yeni Bahar dergisine veya bu yapıya ait herhangi bir gazete veya dergiye abone olmadım. Ben bu yapıya himmet, zekat, burs, bağış, kurban adı altında mal veya para vermedim, bu yapı adına da bunları toplamadım. Ben bu yapının sohbetlerine ve toplantılarına katılmadım. Ben polis memuruyum. 1995 yılı Ocak ayında göreve başladım. 1995-1998 yıllan arasında Ordu'da karakolda çalıştım. 1998-2000 yılları arasında Tunceli Pürümür'de karakolda çalıştım. 2000-2003 yılları arasında Bodrum'da karakolda ve KOM Şube'de çalıştım. 2003 yılında KOM Şubeden çıkarıldım. 2003 yılında Manisa merkez'e sürüldüm. 10 ay Koruma Şube'de çalıştıktan sonra davayla bu kez Muğla merkeze döndüm. Burada 2004-2005 yıllarında önleyici Hizmetler Bürosunda çalıştım. 2005 yılında Aydın'a atandım. Aydın'da 4 yıl karakolda, son 4 yılda ise Silah Ruhsat Büroda çalıştım. 2013'te Aliağa'ya atandım. Aliağa'da Silah Ruhsat Şubesinde çalıştım hem de İlçe Müdür Yardımcısının şoförlüğünü yaptım. Son 1 senedir karakolda çalışıyordum. Benim herhangi bir vakıf demek, sendika üyeliğim yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık mütalaaya karşı diyecekleri ve esas hakkındaki savunmasında: "Önceki savunmalarını tekrar ederim. Mahrem İmam Operasyonunda benden sorumlu olduğu yazılı T. ve Z.isimli kişileri tanımam. Eğer ben bu fişlemedeki gibi mensup isem T. ve Z.isimli kişilerin kimler olduklarının tespit edilmesi gerekir. Tespit edilecek olan bu kişilerle aynı ortamlarda bulunup bulunmadığımın HTS kayıtları karşılaştırılarak tespiti gerekir. Ben bu yapıya para vermedim. Ben örgüte fişlemede belirtildiği şekilde teslim olmuş bir kişi olsaydım hattımda Bylock çıkardı, ayrıca Bank Asya'ya da para yatırmış olurdum. Eşim 2012 yılından önce bu yapının bir anaokulunda çalışmıştı. Daha sonra işten çıkardılar. Aliağa'ya tayin olduktan sonra evimize çok yakın mesafede bu yapının bir anaokulu da vardı. Eğer bu yapının mensubu olsaydım evimize yakın olan bu anaokulunda eşim yine çalışırdı. Ancak herhangi bir çalışması yoktur. Suçlamaları kabul etmiyorum. Aliağa Emniyetinde hakkımızda bu işlemleri yapan polis memurları, başlarındaki amirle birlikte İzmir ilindeki farklı ilçelere sürgün edilmişlerdir. Ben öyle duydum. Hakkımda soruşturma aşamasında aleyhime ifade verdiği belirtilen tanıkların beyanlarında benim hakkımda görgüye dayalı net bir bilgi yoktur. Bildik, duyduk diyorlar ancak kimden nasıl duymuşlar bu konuda net bir açıklama yapmamışlardır. Gözaltına 35-40 kişi olarak alındık. Birlikte gözaltına alındığımız polis memurlarından itirafçı olduğu söylenen polis memurları da vardı ancak bunların da hiç birisi benim hakkımda toplantıya katıldığım, bu yapının içerisinde olduğum şeklinde beyanlarda bulunmamışlardır. Suçlamayı kabul etmiyorum. Beraatimi istiyorum " şeklinde beyanda bulunmuştur.
SANIK MÜDAFİİ AV. S. S. ESAS HAKKINDAKİ SAVUNMASINDA: "Önceki savunmalarımızı tekrar ederiz. Dinlenen tanıklar soruşturma aşamasında şüpheli sıfatıyla ifade vermişlerdir. Bunlar aynı zamanda sanıktır. Beyanları avukat huzurunda alınmamıştır. Daha sonra mahkemedeki beyanlarında bilgilerinin ve görevinin olmadığını söylemişlerdir. CMK.nun 148/4. Maddesi uyarınca avukat huzurunda alınmayan beyanlar mahkeme huzurunda doğrulanmadığı sürece hükme esas alınamaz. Tanıkların beyanının bir an için doğru kabul edilse bile bu tanıklar 2007-2008 yıllarında bu cemaatle tanıştıklarını söylüyorlar. 2007-2008 yıllarında bu şekilde silahlı bir örgüt yoktu. Sadece bir cemaatten bahsedilmekteydi. Bu sebeple söz konusu tarihler nazara alındığında bir terör örgütünden bahsedilemez. Fişlemeyle ilgili belgeleri de kabul etmiyoruz. Bu fişleme listesindeki bilgileri kabul etmiyoruz. Cezalandırılmayı gerektirecek delillerin hiç birisi dosyada yoktur. Bylock kaydı, Bank Asya'nın desteklenmesi amacıyla para yatırılması, sendika, demek, vakıf üyelikleri gibi delillerin hiç birisi müvekkilde yoktur. Müvekkil sadece şüphe üzerine yargılanmaktadır. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın beraatine karar verilmesini talep ediyoruz" şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA:
FETÖ/PDY'nin Türkiye Cumhuriyetinin Anayasal düzenini değiştirmek amacıyla kurulmuş olan silahlı bir terör örgütü olduğu, örgütün liderinin Fethullah Gülen olduğu örgüt içerisinde hücre tipi yapılanmanın bulunduğu, yine terör örgütünün Türkiye / cumhuriyetinin kurumları ve coğrafi yapısı dikkate alınarak teşkilatlanma şeması içerisinde / olduğu, söz konusu terör örgütünün 15 Temmuz 2016 tarihindeki silahlı darbeye teşebbüs f eylemini gerçekleştirdiği,
Sanık Ş. Ö.'in, Aliağa İlçe Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yaparken hakkında Aliağa C.Başsavcılığınca sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu ve Aliağa Emniyet yapılanması içerisinde yer aldığı iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır. Dosya kapsamında mevcut 03/01/2017 tarihli TEM D Büro Amirliğinin raporuna göre, sanığın FETÖ/PDY terör örgütü içerisinde faaliyet gösterebileceği değerlendirilen bazı emniyet mensupları ile irtibatlı olduğunun değerlendirildiği, aynı ilçe emniyet müdürlüğünde görevli polis memurları tanıklar İ. G., Y. K. 06/09/2016 ve 07/09/2016 tarihli beyanlarında, sanığın FETÖ mensubu olduğunu bildiklerini ve duyduklarını ifade etmişlerdir. Tanıklar duruşma aşamasında bu beyanlarını kabul etmediklerini ve sanıkla ilgili bilgi ve görgüye sahip olmadıklarını ileri sürmüşlerdir. Tanıkların 06/09/2016 ve 07/09/2016 tarihli beyanları incelendiğinde, yer, zaman ve olaylarla bağlantılı olmak üzere beyanda bulundukları ve ayrıca tanıkların polis memuru olmaları dikkate alındığında, mesleki bilgi ve tecrübeleri ve kendilerine yönelik herhangi bir kötü muameleden bahsetmeden duruşma aşamasında beyanlarım reddetmeleri yalan tanıklık yoluna başvurdukları sonucuna ulaşılmaktadır. Kamuoyunda Mahrem İmamlar Operasyonu olarak bilinen ve bu operasyonda ele geçirilen FETÖ/PDY'nin emniyet mensuplarını fişledikleri ve bilgilerin bir flash belleğe konulduğu, söz konusu ele geçirilen belgeler içerisinde sanığın FETÖ/PDY tarafından fişlendiğine dair belgenin bulunduğu ve bu belgenin dosya kapsamına alındığı, söz konusu belgeye göre, sanığın FETÖ mensubu olup her şeyiyle teslim olan ancak yöneticilik vasıfları olmayan polis memurunu ifade eden SAY olarak kodlandığı belirlenmiştir. Tüm bu veriler birlikte değerlendirildiğinde, sanığın FETÖ/PDY üyesi olduğu ve üzerine atılı suçun sübuta erdiği anlaşılmakla,
Sanığın eylemine uyan TCK.nun 314/2, 3713 Sayılı TMK.nun 5/1, TCK.nun 53/1, 58/9 maddeleri uyarınca CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın tutuklulukta ve gözaltında geçen sürelerinin TCK.nun 63. Maddesi uyarınca MAHSUBUNA,
Dijital materyallerinin incelemesi sonucu oluşturulan kopyaların dosyada delil olarak saklanmasına,
Tanıklar İ. G., Y. K. hakkında yalan tanıklıktan gereğinin takdir ve ifası için İzmir C.Başsavcılığına SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULMASINA karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur demiştir.
DELİLLER:
-Sanık savunması,
TANIK İ. G.'nün KOLLUKTA ALINAN 06/09/2016 tarihli İFADESİNDE ÖZETLE; "Ş. Ö., Ç. A., M. Ö. ve İ. Y.'ın da FETÖ mensubu olduğunu duydum, ancak hiçbir toplantıda karşılaşmadım" şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK İ. G. MAHKEMEMİZDEKİ İFADESİNDE: Ben bu konuyla ilgili olarak poliste ifade vermiştim. O ifadem doğru değildir. Ben sanığı fazla tanımam. İlçemize sonradan atanarak geldi. Bu şahsın FETÖ/PDY bağlantısına dair hiç bir bilgim ve görgüm yoktur. Benim her ne kadar polisteki ifademde sanık Ş. Ö.'in FETÖ/PDY mensubu olduğunu duyduğum, ancak hiç bir toplantıda karşılaşmadığımı söylediğim yazılmış ise de, ben böyle bir ifade kullanmadım. Aliağa OHAL Büroda çalışan polis görevlileri kendilerine bir liste hazırlamışlardı. Ben sanık hakkında bir bilgim olmadığını söylememe rağmen ifademe farklı yazmışlar. Benim ifademi de bana okutmadan imzalattılar. Eğer ifade vermezsem benim de FETÖ'cü isim listesine katılacağımı söyleyerek beni tehdit ettiler. Ben de korkup ifadeyi okumadan imzaladım, zaten şu an FETÖ'den dolayı tutukluyum. Şu an huzurda verdiğim ifadem doğrudur. Daha önceki ifadem doğru değildir" şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK Y. K.'nin KOLLUKTA ALINAN 07/09/2016 tarihti İFADESİNDE ÖZETLE; "Ben bu cemaatte bulunduğum sırada, kendileri ile sohbette karşılaşmadığım ancak cemaatte olduklarını birçok yerden duyduğum ve bildiğim polisler ise; A. Ç., İ. Y., Ş. Ö., Faruk ONCU ve Ç. D. isimli polis memurlarıydı" şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK Y. K. TALİMAT İLE ALINAN İFADESİNDE: Ben Ş. Ö.'i Aliağa İlçe Emniyet Müdürlüğündeki müdür muavinimizin şoförü olması sebebiyle tanırım. 2003 senesinde ben Aliağa İlçe Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak göreve başladım. Sanık ile hiç bir samimiyetim yoktur karşılıklı sohbetimiz dahi olmamıştır. Ayrıca benim çalıştığım süre zarfında herhangi bir yemek toplantısı, grup sohbetleri yapıldığı konusunda bilgim olmamıştır. Çalıştığım hiç bir mesai arkadaşımın Fetö ile ilgili sohbetlere katıldığını, herhangi bir gruba sohbete dahil olduğunu bilmiyorum, herhangi bir duyum da almadım. Ben sadece ailem ile birlikte Aliağa'da göreve başladığımda rutin aile görüşmeleri kapsamında pikniklere gitmiş bir kişiyim bunun haricinde hiç bir yemeğe dahi gitmedim. Benden de hiç kimse bağış, vesair para talebinde bulunmadı. Böyle bir para bağış talebinde bulunulduğuna dair de bilgim yoktur Benim bilgim bundan ibarettir. Önceki ifademi kabul etmiyorum. Tarafımıza okunmadan imzalatılmıştır. Ayrıca içeriği hakkında da bilgi sahibi olamamıştım benim huzurdaki ifadem doğrudur" şeklinde beyanda bulunmuştur.
-İzmir Organize Suçlarla Şube Müdürlüğünün 28/04/2017 tarihli cevabi yazısı ile; sanığın ByLock kaydının bulunmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır.
-Asya Katılım Bankası A.Ş'nin 28/04/2017 tarihli cevabi yazısı ile; sanığın Bank Asya'da hesabının bulunmadığı anlaşılmıştır.
-İzmir TEM Şube Müdürlüğünün 04/07/2017 tarihli cevabi yazısı ekinde mahkememize gönderilen Export İnceleme Raporu ile; sanıktan elde edilen Samsung marka SM-J200F model kasa imei 357093077419459, yazılım imei 357093077419459 numaralı cep telefonu, cep telefonu içerisinden çıkan 89902860394181 4.5 G 017994 E20LTE ibareli SÎM kart ve cep telefonu içerisinden çıkan SanDisk 4 GB Micro SD HC ibareli hafıza kartının incelenmesinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle alakalı herhangi bir suç ve suç unsuruna rastlanılmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
-KOM Daire Başkanlığı'nın 31/07/2017 tarihli cevabı yazısı ekinde mahkememize gönderilen mahrem imam operasyonu olarak bilinen operasyonda ele geçirilen flash belleğe dair çözümleme sonucu tanzim edilen Veri İnceleme Raporu ile; sanığın "FETÖ mensubu olup her şeyiyle teslim olan ancak yöneticilik vasıflan olmayan polis memurunu ifade ettiği" şeklinde tanımlanan SAY kodu ile kategorize edildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
-Sanığa ait nüfus ve adli sicil kayıtlan.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Yukarıda yazılı iddianame ile açılan dava üzerine, mahkememizce yapılan yargılama sürecinde, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, mahkememizce edinilen vicdani kanaate göre;
Sanık Aliağa Polis Merkez Amirliği'nde görev yapan bir polis memurudur.
İzmir Organize Suçlarla Şube Müdürlüğünün 28/04/2017 tarihli cevabi yazısı ile; sanığın ByLock kaydının bulunmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır.
ASYA Katılım Bankası A.Ş'nin 28/04/2017 tarihli cevabi yazısı ile; sanığın Bank Asya’da hesabı bulunmadığı anlaşılmıştır.
İzmir TEM Şube Müdürlüğü'nün 04/07/2017 tarihli cevabi yazısı ekinde mahkememize gönderilen Export İnceleme Raporu ile; sanıktan elde edilen Samsung marka ... model kasa imei 357093077419459, yazılım imei 357093077419459 numaralı cep telefonu, cep telefonu içerisinden çıkan 89902860394181 4.5 G 017994 E20LTE ibareli SİM kart ve cep telefonu içerisinden çıkan SanDisk 4 GB Micro SD HC ibareli hafıza kartının incelenmesinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle alakalı herhangi bir suç ve suç unsuruna rastlanılmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
KOM Daire Başkanlığı'nın 31/07/2017 tarihli cevabi yazısı ekinde mahkememize gönderilen mahrem imam operasyonu olarak bilinen operasyonda ele geçirilen flash belleğe dair çözümleme sonucu tanzim edilen Veri İnceleme Raporu ile; sanığın "FETÖ mensubu olup her şeyiyle teslim olan ancak yöneticilik vasıfları olmayan polis memurunu ifade ettiği" şeklinde tanımlanan SAY kodu ile kategorize edildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Yukarıda anlatılan deliller ve mahkememizce yapılan değerlendirmeler sonucunda; sanık hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan kamu davası açılmış ise de, soruşturma aşamasında alınan tanık beyanlarının duyumdan ibaret olduğu, herhangi bir vakıaya dayanmadığı, dolayısıyla soyut beyanlar olduğu, kaldıki kovuşturma aşamasında da bu ifadelerin tanıklar tarafından doğrulanmadığı, ayrıca sanığın Bank Asya'da hesabının bulunmadığı, ByLock kullanıcısı olmadığı, her ne kadar mahrem imam operasyonunda ele geçen fişleme bilgilerine göre örgüt tarafından "FETÖ mensubu olup her şeyiyle teslim olan ancak yöneticilik vasıfları olmayan polis memurunu ifade ettiği" şeklinde tanımlanan SAY kodu ile fişlenmiş ise de, bu bilgiyi teyit eder nitelikte dosya içerisinde somut başkaca bir delil bulunmadığı, bu itibarla sanığın atılı suçu işlediği hususunda şüphe oluştuğu, "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince sanığın üzerine atılı suçtan mahkumiyetine Y.li, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşıldığından beraatine karar vermek gerektiği vicdani kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
SONUÇ: Gerekçesi yukarda açıklandığı üzere;
1- Her ne kadar sanık Ş. Ö. hakkında silahlı Terör Örgütü üyeliği suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış ise de; yapılan yargılama neticesinde sanık hakkında mahrem operasyonunda ele geçirilen flash bellekteki fişleme ile kesin kanaat ve gözlem içermeyen, kovuşturma aşamasında da inkar edilen tanık beyanları dışında sanığın üzerine atılı suçu işlediğine yönelik mahkumiyetine yeteni, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşıldığından, sanığın CMK nun 223/2-e maddesi gereğince delil Y.sizliğinden BERAATİNE;
2- Sanığın üzerine atılı yargılamaya konu suçtan soruşturma aşamasında belli sürelerle gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonucu atılı suçtan beraatine karar verildiğinden, CMK.nun 141/2. Maddesi uyarınca CMK.nun 141 vd. maddelerine göre tazminat talep etme hakkı bulunduğunun kendisine BİLDİRİLMESİNE (tefhim ile birlikte bildirildi);
3- Hüküm içeriğine göre mahkememizce yapılan yargılama giderlerinin Hazine üzerinde bırakılmasına;
4- Sanığın polis memuru olarak görev yapması sebebiyle karar kesinleştiğinde kesinleşme şerhli bir suretinin sanığın görev yaptığı İzmir İl Emniyet Müdürlüğü'ne GÖNDERİLMESİNE,
5- Adli Emanetin 2017/9082 sırasında kayıtlı bulunan dijital materyallere ait adli kopyaların DOSYADA DELİL OLARAK SAKLANMASINA,
6- Sanık hakkında CMK.nun 109/3-a maddesi uyarınca verilen adli kontrol kararının karar kesinleştiğinde KALDIRILMASINA,
7- Sanığın kendisini duruşmalarda vekaletnameli avukat ile temsil ettirdiği ve beraatine karar verildiği dikkate alınarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre belirlenen maktu 3960 TL. Vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine,
Dair, sanık Ş. Ö. ve sanık müdafii Av .S. S.'in yüzüne karşı, iddia makamında C.Savcısı ... huzurunda mütalaaya aykırı olarak verilen karar tefhim tarihinden itibaren 7 gün içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere mahkeme katibine beyanda bulunmak sureti ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere oybirliği ile alenen verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26.10.2017 (¤¤)