(5237 S. K. m. 28, 271, 272, 286)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/1556 sayılı İddianamesinde şüpheliler hakkında TCK.nın 286/1. maddesinde düzenlenen "Ses ve Görüntülerin Kayda Alınması" suçu ile birlikte sevk maddesi TCK.nın 272/1. maddesi gösterilerek "Yalan Tanıklık" suçu açısından da kamu davası açılmış ise de, dosya muhteviyatı incelendiğinde, şüpheli G. Y. (K.)'in yemin verdirerek tanık dinleme yetkisi bulunan Cumhuriyet Savcısı tarafından Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/1426 sayılı soruşturma dosyasında, CMK.nın 55/2. maddesi uyarınca yemin verdirilerek beyanının alındığı anlaşıldığından, şüphelilerin üzerlerine atılı suçun TCK.nın 272/2. maddesi kapsamında kalması karşısında, sevk maddeleri ile bağlı olmayan mahkemenin ek savunma hakkı vererek TCK.nın 272/2 maddesi gereğince hüküm kurması gerekirken, TCK.nın 271/1 maddesine göre karar vermiş olması nedeniyle, öncelikle soruşturmaya konu hazırlık evrakının dosya ekine aslı yada onaylı sureti alınarak dosya ile ilgili ne gibi bir işlem yapıldığının tespit edilmeden, eylemin 5237 sayılı TCK'nun 277 ve 283 maddeleri yönünden değerlendirilerek hüküm kurulması gerekirken, bu deliller toplanılmadan sanığın savunma hakkının kısıtlanarak hüküm kurulduğu,
Dosya muhteviyatından sanık G. Y.'in savunmasında Z., A. Ö. isimli kişilerin kendisini çocuğuyla tehdit ettikleri hususundaki beyanı dikkate alındığında, mahkemece bu hususda bir değerlendirme yapılarak TCK.nın 28.maddesi gereğince "Karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç işleyen kimseye ceza verilmez. Bu gibi hallerde cebir ve şiddet, korkutma ve tehdidi kullanan kişi suçun faili sayılır." şeklindeki yasal düzenleme gereğince ve sanık G. Y.'in tanık olarak beyan verdikten sonra aynı gün öğlenden sonra tekrar gelerek doğruyu yalan tanıklığa azmetterildiğini anlatması karşısında, TCK.nın 274/1 "Aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında bir hak kısıtlamasını veya yoksunluğunu sonuçlayacak nitelikte karar verilmeden veya hükümden önce gerçeğin söylenmesi halinde, cezaya hükmolunmaz." hükmü gereğince bir değerlendirme yapılmayarak hükmün bu yönlerden gerekçesiz bırakıldığı,
Sanık G. Y. (K.) yönünden verilecek karar sonucunun, diğer sanıklara isnat olunan eylemlerin sübutu ve vasıflandırılması yönünden sonuca etkili olacağı anlaşıldığından, istinaf kararının diğer sanıklara da teşmil ettirilmesi gerektiği anlaşılmakla;
Sanık A. Ö., sanık Z. Ş. müdafi Av. A. Ş. ve Cumhuriyet Savcısının istinaf itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı CMK'nın 280/1-b ve 289/1-g,h maddeleri gereğince tüm sanıklar yönünden ayrı ayrı BOZULMASINA, bozma kararı verildiğinden inceleme raporundaki diğer hususların bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Dair, kesin surette olmak üzere 13/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)