(5271 S. K. m. 193, 194, 195, 196, 200, 204, 280, 289)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Ceza yargılamasının temel ilkelerinden biri “doğrudan doğruyalık - vasıtasızlıktır.” Bu nedenle CMK.nın 193/1. maddesinde “sanık olmaksızın yargılama olmaz” genel kuralına yer verildikten sonra, bu kuralın istisnaları CMK.nın 193/2, 194/2, 195, 196, 200/1 ve 204. maddelerinde gösterilmiştir. Duruşmada hazır bulunmak isteyen sanığın, duruşmada hazır bulundurulması sadece ödev değil aynı zamanda bir haktır. (Y.C.G.K. 10.06.2008, 9-148/169 s.k.) Adil bir ceza yargılaması sürecinin oluşumunda, sanığın mahkeme nezdinde hazır bulunmasının büyük önemi bulunmaktadır. (Lala v. Hollanda 22 Eylül 1994) Bunun sebebi hem adil yargılama hakkının mevcudiyeti hem de beyanların doğruluğunun anlaşılması ve mağdur ile tanıkların beyanlarıyla karşılaştırılmasıdır. (Sedoviç v. İtalya) Adaletin gerçekten adil bir şekilde sağlanmasının demokratik bir toplumda tuttuğu yer göz önünde bulundurularak savunma hakkının kısıtlanmasına yönelik her bir tedbirin ciddi şekilde gerekli olmasına işaret edilmiştir. Daha az kısıtlayıcı bir tedbirin bulunması halinde o uygulanmalıdır. (Van Mechelen ve diğerleri),Sözleşme ile garantiye alınan hakkın kullanılmasından vazgeçilmesi, bunun açıkça söylenmesi ile mümkün olabilir. (Zana/Türkiye) CMK'nın genel ilkeleri ve 196. maddedeki düzenleme Yargıtay 16. Ceza Dairesince benimsenen Y.C.G.K.'nın 10.06.2008 tarih ve 9-148-169 sayılı kararı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin İçtihatları göz önünde bulundurulduğunda; duruşmada hazır bulunma hakkı adil yargılama kapsamında değerlendirilmekte olup, bu hakkın sınırlanması ancak ciddi şekilde gerekli olması halinde istisna olarak uygulanmalıdır. Bu nedenlerle kovuşturma aşamasında; genel kural sanığın duruşmada hazır bulundurulmasıdır. Bu hak ancak ciddi nedenlere dayalı olarak mahkeme kararı ile sınırlandırılabilir.
Bu açıklamalar ışığında mevcut olaya ilişkin değerlendirme yapıldığında, sanığın karar celsesi olan 16.11.2016 tarihinde başka suçtan tutuklu bulunduğu İzmir 2 Nolu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan, İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesine hitaben yazmış olduğu dilekçesinde ''Dosyanın suretinin henüz kendisine tebliğ edileli 24 saat bile olmadığını, sağlıklı bir savunma yapmanın mümkün olmayacağını, bu yüzden bugünkü duruşmaya katılmak istemediğini'' beyan ettiği dilekçesini mahkemeye göndermiş ve mahkeme kalemince de 16/11/2016 tarihinde bu hususa ilişkin tutanak tutulmuştur. Karar celsesinde başka suç nedeni ile tutuklu olan sanığın duruşmaya getirilmediği, sanığın bu celseye katılmak istemediğine dair dilekçesi duruşmada okunmasına rağmen, sanığın talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeden duruşmaya devam olunarak hüküm tesis edildiği görülmüştür.
Sanığın duruşmadan vareste tutulmasına dair verilen bir karar mevcut olmayıp, sanığın "dosya suretinin kendisine duruşma gününden bir gün önce verildiği bu nedenle sağlıklı savunma yapamayacağını belirterek, bu duruşmaya katılmak istemediği" şeklindeki dilekçesinin, mahkemece mazeret beyanı olarak yorumlanması halinde, talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilerek talebin kabulü halinde, sanığa savunmasını hazırlaması için uygun süre vererek, sonraki celse sanığın duruşmada hazır edilerek esas hakkındaki savunması ve son sözlerinin sorularak sonrasında hüküm tesis edilmesi, sanığın mazeret beyanın mahkemece kabul edilmemesi halinde ise, duruşmaya gelmek istemeyen sanığın, CMK.nın 193/1.maddesinin ikinci cümlesi gereğince duruşmaya zorla getirilmesine karar verilerek, sanığa hazır bulunduğu celsede esas hakkındaki savunmalarını yapma ve son sözlerini söyleme imkanı tanınarak sonrasında hüküm tesis edilmesi gerekir iken, mahkemece sanığa savunmasını hazırlaması için yasal süre tanınmadan, CMK 196/1 maddesi gereğince vareste tutulması yönünde bir karar da olmadan duruşmaya devam edilerek, CMK. nın 193 ve 196 maddelerine aykırı davranılarak sanığın savunma hakkının kısıtlandığı anlaşılmış olmakla,
Sanık müdafiinin istinaf itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı CMK 280/b ve 289/h maddesi gereğince BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Dair, kesin surette olmak üzere 03.02.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)