(5271 S. K. m. 206, 216)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Silahlı terör örgütü üyeliği suçunun temadi eden bir suç olması nedeniyle suç tarihinin 19/11/2016 tarihli tutanak içeriğine göre yakalanma tarihi olan 19/11/2016 olduğu gözetilmeksizin gerekçeli karar başlığında hatalı olarak 15/07/2016 yazıldığı, ancak bu hususun mahallinde düzeltilebilir nitelikte maddi hata olduğu anlaşılmıştır.
Ceza Muhakemesi Kanununun 206.maddesinde "Delillerin ortaya konulması ve reddi", 215. maddesinde "Dinleme ve okumadan sonra diyeceğin sorulması" ile 216. maddesinde "Delillerin tartışılması" düzenlemelerine yer verilmiş olup, kanun sistematiği içerisinde bu çerçevede aynı kanunun 217. maddesindeki usule göre de hakimin delilleri serbestçe takdir edebileceği düzenlemesine yer verilmiştir.
Bu duruma göre, CMK 206.maddesine göre delillerin ileri sürülmesi, incelenmesi, irdelenmesi, açıklanması ve tartışılması şeklinde ortaya konulmasından sonra, CMK'nın 215. maddesi uyarınca Cumhuriyet savcısına, sanık müdafiine diyecekleri ve bunun yanında ileri sürülen beyanlar ve belgeler üzerindeki değerlendirilmelerinin sorulması ile sonrasında bu delillerin maddi olaya ve hukuka uygun olup olmadıkları belirlendikten sonra Cumhuriyet savcısının esas hakkında mütalaasının alınması gerekecek, deliller CMK 216.maddesindeki usule uygun tartışılacaktır. Ancak CMK. 216/1. maddesindeki sıralamaya aykırılığın nispi bir hukuka aykırılık olması nedeniyle bu sıraya uyulmaması durumunda kuralın koruduğu amaca bir zarar gelmemişse savunma hakkının kısıtlanmasından söz edilemeyecektir. Ceza yargılamasının dolayısıyla mahkemenin asıl amacı maddi gerçeği ortaya çıkarmaktır. Maddi gerçek ancak iddia ve savunma makamının görüşlerinin tartışılması sonucunda ortaya çıkacak olup, hükmünde duruşmada ortaya konularak tartışılmış olan delillere dayandırılması gerekecektir. Örneğin bir tanık duruşmada dinlenilmiş, bir belge yada rapor okunmuş ise sanık ve müdafiine bu beyana karşı söz hakkı verilmesi gerekmektedir. Usulüne uygun kurulmuş ve geçerli olduğu belirlenen vekalet ilişkisi ile müdafi bu ilişkinin devamı süresince sanıkla ilgili her türlü işlemde söz sahibi olabilecektir. Aksi durum ise savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracak CMK.nın 215. maddesine aykırılık oluşturacaktır.
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde;
Sanığın kendisini müdafii ile temsil ettirmesine ve sorgusunun yapıldığı celsede müdafiinin hazır bulunmasına rağmen, sorgusu sonrasında müdafiye savunma konusunda diyecekleri sorulmamak, tanık beyanlarının tartışılmasına imkan verilmemek ve ayrıca okunan belgelere karşı da diyecekleri sorulmamak sureti ile, sanık müdafisinin aktif olarak yargılamaya katılımı sağlanmadan, tüm yargılama boyunca iddia makamının mütalaası sonrasında sadece esasa ilişkin savunma yapması için bir kez söz hakkı tanınmak sureti ile savunma hakkının kısıtlandığı anlaşılmıştır.
Sanık müdafi Av. E. G.'ün istinaf itirazları bu sebeplerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün CMK'nın 280/1-b ve 289/1-h maddesi gereğince BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Dair, kesin surette olmak üzere 08/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)