(5237 S. K. m. 221, 314) (YCGK 26.09.2017 T. 2017/16-956 E. 2017/370 K.) (16. CD. 24.04.2017 T. 2015/3 E. 2017/3 K.) (16. CD. 14.07.2017 T. 2017/1443 E. 2017/4758 K.)
Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiştir.
İncelenen ve yukarıda numarası belirtilen yerel mahkeme kararına esas teşkil eden dosyadaki duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında yukarıda belirtilen kararla silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan TCK 314/2, 221/4 maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası karar verildiği görülmüştür.
Sanık savunmasında: Manisa'da sanayicilik yaparak serbest çalıştığını, bölgesindeki mütevelli toplantılarına bir iki defa çağrılarak gittiğini ancak sonra gitmek istemediğini belirttiğini, .....'a üye olduğunu 3-4 ay sonra çıktığını, komşusu olan ..... isimli kişinin kendisini söz konusu derneğe birçok kez çağırdığını, bu durumu sorduğunda ise daha geniş çevrelere ulaşmak amacıyla bunu yaptıklarını söylediklerini, aralarında fikir ayrılığı olduğu için ayrıldığını, bir kısım yurt içi gezilere ve ticari amaçlı olarak yurt dışı gezilere katıldığını, Bank .....'nın kapısından dahi geçmediğini, Güney Afrika, Hindistan, Avustralya gibi ülkelere Manisa'dan işadamları ile seyahat ettiklerine, etkin pişmanlık kapsamında beyanda bulunduğunu, hatta 17/25 Aralık sürecinden sonra ortalık karışınca .....'ın yanına gelerek ''sen şimdi her şeyi anlatırsın, lütfen anlatma'' diye bir uyarıda bulunduğunu, kendisine herhangi bir şekilde çağrı yapan olmadığı için ifade vermediğini, ifadesi alınsa idi de bildiklerini anlatacağını, 17/25 Aralık sürecine kadar da ara ara toplantılara katıldığını, Allah kelamı olan her yere gittiğini, birçok tarikatların toplantısında da bulunduğunu, içinde bir takım şüpheler olduğunu, 17/25 Aralık sürecinden sonra kafasında birçok şeyin netleşmesi sonucunda uzaklaştığını ve bunların arasında bulunduğu dönemde herhangi bir terör faaliyetinde bulunmadığını, dini duyguları nedeniyle 17/25 Aralık öncesinde söz konusu yapı ile birlikteliklerinin olduğunu, okula giden çocuklarını dahi 2014 yılının ilk dönemi sonunda okuldan aldığını, 17/25 Aralık sürecinden sonra toplantılara katılmadığını, tüm bağını kestiğini, beraatine karar verilmesini aksi halde ise hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını talep etmiştir.
Sanık müdafii müvekkili sanığın beyanlarını iştirakle 17/25 Aralık süreci döneminde olanlara tepki olarak ilk önce çocuklarını bunların okullarından aldığını, Bank .....'da örgütsel bir hesap hareketinin bulunmadığını, katılmış olduğu yurt dışı gezilerin Türkiye'ye yatırım yapmak amacıyla olduğunu, müvekkilinin 2014 yılından sonra hiçbir şekilde örgütsel faaliyet olaraka tanımlanabilecek bir eyleminin bulunmadığını, sadece resmi olarak kurulan bir derneğe üyeliğinin bulunduğunu, müvekkilinin beraatine karar verilmesini talep etmiştir.
İddia Makamı Esas Hakkındaki Mütalaasında: İstinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği yönünde görüş bildirmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih 2017/956 Esas, 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24/04/2017 tarih 2015/3 esas 2017/3 karar sayılı ilamı, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 14/07/2017 tarih 2017/1443 esas 2017/4758 karar ve 18/07/2017 tarih 2016/7162 esas, 2017/4786 karar sayılı ilamlarında ve istikrar kazanan bir çok kararında açıklandığı üzere fethullahçı terör örgütü/paralel devlet yapılanması kısaca FETÖ/PDY, gizlilik temeline dayalı, örgüt bütünlüğü içinde sıkı bir disiplin ve hiyerarşi barındıran silahlı terör örgütüdür.
Silahlı terör örgütü üyesi, örgütün amaçlarını benimsemiş olup, örgüt bütünlüğü içerisinde ve hiyerarşik yapıya dahil olarak örgüt tarafından verilen görevleri her zaman için yerine getirmeye hazır vaziyette bekleyen, kendi iradesiyle hareket etmeyip örgüt iradesini benimsemiş ve bunu kendi iradesinin önününe geçirmiş olan, kendisini emir ve talimat almaya hazır hisseden, sorgulamadan hareket eden kişidir. Örgüt üyesi ile örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve üyenin faaliyetlere katılması gerekmekte olup örgüte sadece sempati ile bakılması örgüt üyeliği için yeterli olmayacaktır. Faaliyetler değişik şekillerde ve görünümlerde olabilecektir. Belirtildiği üzere silahlı terör örgütüne üyelik suçunun oluşabilmesi bakımından üyeyle örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden eylem ve faaliyetlerin bulunması gerekmekle birlikte bazı durumlarda olayın niteliği, işleniş şekli, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, eylemin gerçekleştiği yer, zaman ve şartlar ile sanığın dış dünyaya yansıyan davranışları dikkate alındığında kural olarak belirtilen süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özellikleri olmasa dahi sadece örgüt üyeleri tarafından işlenebilecek olan suçu işleyen sanıkların bu nedenle tek bir fiille dahi olsa örgüt üyesi kabul edilmesi mümkün olabilecektir.
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olaya bakıldığında; sanık Manisa ilinde serbest olarak çalışan ve sanayicilik yaptığı anlaşılan bir kişidir. Etkin pişmanlık kapsamında beyanları bulunan .....'nun mütevelli heyetlerinde gördüğü, .....'in örgütsel amaçlı geziye katıldığı, .....'in ..... sohbet toplantılarında gördüğü, ....., ....., ....., ....., ....., ....., ....., ..... ve .....'in sanığın örgüt içerisindeki ana mütevelli heyeti içerisinde gördüklerine dair beyanları da dikkate alınarak mütevelli toplantılarında bulunup yurt içi ve dışı gezilere katılarak örgütle bağlantılı dernekte kapanıncaya kadar yönetim kurulu üyesi olarak faaliyette bulunduğu hususları gözetilmek suretiyle ve beyanlarının etkin pişmanlık pişmanlık kapsamında olduğu gözetilerek etkin pişmanlıktan yararlandırılmak suretiyle ilk derece mahkemesince cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür.
Dosya kapsamında beyanları bulunan;
..... kollukta müdafii huzurunda alınan beyanında; 2007 yılında yapılan 12 günlük bir yurt dışı gezisinde ..... isimli kişinin kendisini örgütün iş adamlarına yönelik derneği olan .....'daki Çarşamba günü yapılan toplantılara çağırmaya başladığını, bir kaç toplantıdan sonra Çarşamba ve Perşembe akşamları .....'da ve evlerde yapılan sohbetlere de gelmesini istediğini, ilk olarak Çarşamba veya Perşembe günü yapılan bir sohbet toplantısını gittiğinde sanığı da orada gördüğünü, dairemizde tanık sıfatı ile alınan beyanında ise 2007 yılından itibaren o dönem cemaat olarak bilinen yapının toplantılarına sanıkla birlikte katılmaya başladıklarını, 17/25 Aralık öncesinde katılmış oldukları sohbet grubunun alt mütevelli grubu olduğunu, asıl kararların üstte bulunan ana mütevelli heyetinde alındığını, 17/25 Aralık sürecinden sonra sanığın örgütle irtibatını kestiğini bildiğini,
.....'ın kollukta müdafii huzuru ile yaptırılan teşhiste sanıkla aynı sohbet grubunda bulunduklarını,
..... kollukta müdafii huzurunda alınan beyanında; 2006 yıllarında ..... hoca isimli kişinin kendisini mütevelli grubuna almak istediğini, fakat toplantılara düzenli katılmayan ve verilen hedefleri yerine getiremeyen kişilerin başka mütevelli gruplarına aktarıldığını, kendisinin de bu şekilde 6-7 gruba dahil olduğunu, ana mütevelli grubuna bağlı olarak 1, 2, 3. Bölge olarak sınıflandırılan mütevelli heyetleri gruplarından birinde sanığı da tanıdığını,
..... 30/12/2016 günü kollukta müdafii huzurunda alınan beyanında; 7-8 yıl önce mütevelli heyeti olarak Sudan'a gittiğini, burada prefabrik bir okul yaptırılacağını, gezinin amacının burayı ziyaret etmek olduğunu, sanığın da katıldığını, yine 3 yıl önce örgütün il imamı ..... tarafından düzenlenen Gaziantep gezisine sanığın da katıldığını,
..... kollukta müdafii huzurunda alınan beyanında; 2013 yılında yapılmış olan Şanlıurfa, Gaziantep gezisine sanığın da katıldığını,
.....kollukta müdafii huzurunda alınan beyanında; 2005 veya 2006 yılından ..... tarafından organize edilen Hindistan gezisine sanığın da katıldığı,
..... kollukta müdafii huzurunda alınan beyanında; .....'da yapılan sohbet toplantısında sanığı gördüğünü,
..... kollukta müdafii huzurunda alınan beyanında; 2008-2010 yılları içerisinde yapılan Gaziantep Şanlıurfa gezisinde sanığı gördüğünü,
..... kollukta müdafii huzurunda alınan beyanında; il imamının yapmış olduğu geniş katılımlı mütevelli heyet toplantılarında diğer mütevelli heyetlerinden gördüğü kişilerden birinin de sanık olduğunu belirttiği, dairemizde tanık sıfatı ile alınmış olan beyanında ise 2010 yılında yapılmış olan ve mütevelli üyelerinin katıldığı bir toplantıda sanığı gördüğünü, kendisinin 2010 yılından itibaren o dönem cemaat olarak bildiği bu yapıdan ayrılması nedeniyle sonraki dönemlere ilişkin bilgisinin bulunmadığını, soruşturma aşamasında vermiş olduğu beyanlarının 2010 yılına ait olan dönemi kapsadığını belirtmiştir.
Dosya içinde bulunan Bank ..... hesap hareketlerine ilişkin 11/05/2018 tarihli dairemizce de yeterli görülen tutunak içeriğinden de anlaşılacağı üzere örgüt liderinin talimatı dönemine isabet edecek şekilde sanıkla ilgili banka yararına yapılmış bir işlem ve hesap hareketine rastlanılmadığı belirlenmiştir.
Sanığın yine 26/04/2018 tarihli tutanak içeriğinden 667 KHK ile kapatılmış olan Manisa Sanayici ve İş Adamları derneğine üyeliğinin bulunduğu ve yönetim kurulunda da yer aldığı görülmüştür.
Fetö/Pdy silahlı terör örgütü yapılanmasında örgütün dini görünümlü sohbet toplantılara adı altında örgütsel bağları artırma ile aidiyeti güçlendirme ve diri tutma bakımından farklı isimlerle de olsa bir takım toplantılar yaptığı anlaşılmaktadır. Örgütün, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin kararlarına da yansıdığı üzere gerçek yüzü 17/25 Aralık 2013 tarihinde kamuoyuna yansımış ve toplumun geniş katmanları ve kesimleri tarafından bilinir hale gelmiştir. Dini sohbet toplantıları dışında örgütün hayatiyetini devam ettirmesi için bir üst katmanda olup örgüte maddi ve ayni destek sağlamakla kalmayıp, bu tür destek sağlayabilecek kimseleri tespit ederek örgüte kazandırmaya çalışan örgüt içinde ayrıcalıklı olarak konumlandırılmış, örgütün gerçek amacına vakıf ve bu amaç doğrultusunda sorumluluk yüklenen ve mütevelli olarak örgüt jargonunda tabir edilen kimselerin belirtilen amaçla bu toplantıları yaptıkları dikkate alındığında, özellikle dairemizde dinlenmiş olan tanık beyanı içerikleri de dikkate alındığında sanığın 17/25 Aralık 2013 sonrasında anılan toplantılara giderek örgütsel bir faaliyetinin bulunduğu hususu her türlü kuşkudan uzak bir şekilde delillendirilememiştir. Kaldı ki bir an için sanığın bu süreç sonrasında mütevelli toplantılarına gittiği kabul edilse dahi sanığın örgütün gerçek ve nihai amaçlarını bildiği, dosyaya yansımış olan delillerle kesin olarak ortaya konulamamıştır. Dairemizde oluşan vicdani kanaat bu yönde gelişmiştir. Duruşmaya getirilmiş olup dairemiz huzurunda da tartışılmış olan deliller sanığın mahkumiyetine yeterli görülmemiştir. Bu nedenle sanığın üzerine atılı suçtan mahkumiyetine yeter derecede delil elde edilemediğinden ve delil yetersizliğinden beraatine karar verilmesi sonucuna varılarak ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmak suretiyle yeniden karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Sanık ..... hakkında terör örgütü üyeliği suçundan açılan kamu davası nedeni ile Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.10.2018 tarih, 2018/304 esas ve 2018/637 karar sayılı ilamı ile sanığın silahlı terör örgütü üyeliği suçundan mahkumiyetine dair verilen karar aleyhine, sanık müdafii tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, dairemiz tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 5271 sayılı CMK.nın 280/2. maddesi gereğince incelemeye konu hükmün KALDIRILARAK, sanık hakkında yeniden hüküm kurulmasına, bu suretle;
Sanık ..... hakkında her ne kadar terör örgütü üyeliği suçunu işlediğinden bahisle, 3713 sayılı kanun 7 maddesi atfı ile 5237 sayılı TCK.nın 314/2, 53, 54, 58/9, 63 ve 3713 sayılı kanunun 5. maddeleri gereğince cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de, sanığın üzerine atılı suç yönünden suç kastının bulunduğu yönünde mahkumiyetini gerektirir,her türlü şüpheden arındırılmış, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, CMK.nın 223/2-c,e maddesi gereğince BERAATİNE,
2-Sanığın beraat ettiği suç nedeni ile gözaltında kaldığı anlaşıldığından, CMK.nın 141 ve 142.maddeleri gereğince hükmün kesinleştiğinin kendisine tebliğinden itibaren 3 ay ve her halde hükmün kesinleşmesinden 1 yıllık süre içerisinde oturduğu yer (oturduğu yer Ağır Ceza Mahkemesi aynı zamanda tazminat istemine konu işlem ile ilgili ise ve aynı yerde başka bir Ağır Ceza Mahkemesinin bulunmaması halinde bu mahkemeye en yakın) Ağır Ceza Mahkemesinde dava açarak tazminat isteminde bulunabileceği hususundaki yasal hakkının bulunduğunun sanığa hatırlatılmasına,
3-Sanığın beraatine karar verildiğinden sanık hakkında 5271 sayılı CMK.nın 109/3-a maddesi gereğince uygulanmakta olan yurt dışına çıkamama adli kontrol tedbirinin KALDIRILMASINA,
4-Beraat eden sanık ..... kendisini atadığı müdafii ile temsil ettirdiğinden müdafiinin emek ve mesaisi karşılığında, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden hüküm tarihi itibarı ile ilk derece mahkemesi aşaması için 4.360 TL. istinaf aşaması için 1.362 TL. olmak üzere toplam 5.722 TL. ücreti vekaletin Maliye Hazinesinden tahsili ile beraat eden sanık .....’a verilmesine,
5-Sanık beraat ettiğinden yargılama giderlerinin devlet hazinesi üzerinde bırakılmasına,
Dair; talebe aykırı olarak oybirliği ile verilen karar, iddia makamı ile sanık ..... ve sanık müdafii Av......'in huzurunda hükmün tefhiminden itibaren on beş günlük süre içerisinde dairemize veya dairemize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek dilekçe veya zabıt kâtibine beyanda bulunmak (başvuru sahibinin ceza infaz kurumunda bulunması halinde ise kurum müdürüne beyanda bulunmak veya dilekçe vermek) suretiyle, Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere, açıkça okunup usulen anlatıldı.12.11.2019 (¤¤)