(5237 S. K. m. 62, 314) (3713 S. K. m. 5) (5271 S. K. m. 223)
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiştir.
İncelenen ve yukarıda numarası belirtilen yerel mahkeme kararına esas teşkil eden dosyadaki duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında yukarıda belirtilen kararla silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK nun 62/1 maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür.
Sanık savunmasında: "Ben ilk derece aşamasında savunmamı ayrıntılı olarak yapmıştım, savunmalarıma ekleyeceğim husus yoktur, suçlamayı kabul etmiyorum, beraatimi talep ediyorum" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık müdafi savunmasında: "Aşamalardaki savunmalarımızı tekrar ederiz, ilk derece mahkemesi eksik araştırma ile sanığın mahkumiyetine karar vermiştir, lehe olan delilleri toplamadığı gibi sanığın öğrenim gördüğü fatih üniversitesinin erasmus programı ile Nijerya’daki üniversitesine gitmesini aleyhe delil olarak kabul etmiştir, biz sanığın erasmus başvuru dosyasının getirilerek kendi isteği ile mi bu üniversiteye gittiğinin araştırılmasını istiyoruz, yine o dönem cemaat olarak bilinen bu yapıya ait üniversitede eğitim gören öğrencilere bu üniversite tarafından dağıtılan banka kartının suç olmadığını değerlendiriyoruz, zira sanık kendi iradesi ile bu kartı almamıştır, ayrıca sanığın telefonuna kakao talk isimli programı kurduğu yönünde iddialar mevcuttur, ancak bu programı örgütsel bir amaçla kullanmamıştır, eğer inceleme raporu getirtilseydi bu durum görülecekti, sanığın 9 günlük sgk kaydının örgüt üyeliği açısından delil olarak kabul edilebilmesi mümkün değildir, sanık maddi imkansızlıklar nedeniyle fabrikada işe girmiş ancak daha sonra şartlara dayanamadığı için işe girmiştir, 9 günlük çalışması vardır, bunun örgüt üyeliği olarak kabul edilebilmesi mümkün değildir, sanığın üniversite eğitimi gördüğü kurum dışında bu yapı ile bağlantısı yoktur, yargıtay içtihatları doğrultusunda ancak sempatisi mümkündür, yine ..... ile hts kaydının var olduğu belirtiliyor ise de sanığın savunmasında belirttiği sanığın bir dönem arkadaşlık yaptığı E. D. ın kızı ..... ile bir dönem arkadaşlık ilişkisinden kaynaklanan birkaç telefon görüşmesi olmuştur, bu görüşmenin örgütsel bir amacı yoktur, savunmalarımız doğrultusunda öncelikle beraatini talep ediyoruz, mahkeme aksi kanaatte ise talep ettiğimiz araştırmaların yapılmasını talep ediyoruz" şeklinde savunmada bulunmuştur.
İddia makamı esas hakkındaki mütalaasında: "Sanık …. hakkında örgüt üyeliği suçundan kamu davası açılmış ise de; sanığın müsnet suçu işlediğine dair, savunmasının aksini gösterir, mahkumiyetine yetecek şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil mevcut olmadığı, Bank..... hesabına ilişkin bilgisayar kayıtları incelendiğinde; hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemi olduğu, Bank….’ya destek olmak amacıyla yapılan herhangi bir bankacılık işlemine rastlanmadığı, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında bahsedilen HTS kayıtlarının, örgütle iltisaklı ; yurtta kalma, üniversitede okuma, şirkette çalışma ve kakao talk programını kullanmanın örgüte üye olma suçunun sübutu bakımından tek başına ya da birlikte delil olamayacağı, İlk Derece Mahkemesinin delil yetersizliği nedeniyle beraat kararı vermesi gerekirken yazılı gerekçe ile mahkumiyet kararı verdiği, İlk Derece Mahkemesinin sanık hakkında vermiş olduğu mahkumiyet kararının CMK’nun 280/2 Maddesi gereğince kaldırılması, Sanığın müsnet suçtan CMK’nun 223/2-e Maddesi gereğince beraatine karar verilmesi kamu adına mütalaa olunur." şeklinde mütalaada bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/7162 E., 2017/4786 K. sayılı ilâmında ve istikrar kazanan bir çok kararında açıklandığı üzere fethullahçı terör örgütü/paralel devlet yapılanması kısaca FETÖ/PDY, gizlilik temeline dayalı, örgüt bütünlüğü içinde sıkı bir disiplin ve hiyerarşi barındıran silahlı bir terör örgütüdür.
Silahlı terör örgütü üyesi, örgütün amaçlarını benimsemiş olup, örgüt bütünlüğü içerisinde ve hiyerarşik yapıya dahil olarak örgüt tarafından verilen görevleri her zaman için yerine getirmeye hazır vaziyette bekleyen, kendi iradesiyle hareket etmeyip örgüt iradesini benimsemiş ve bunu kendi iradesinin önüne geçirmiş olan kişidir. Örgüt üyesi ile örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve üyenin faaliyetlere katılması gerekmektedir. Örgüte sadece sempati ile bakılması örgüt üyeliği için yeterli olmayacaktır. Faaliyetler değişik şekillerde ve görünümlerde olabilecektir. Örgüt üyesi her zaman için kendisini emir ve talimat almaya hazır hisseden, sorgulamadan hareket eden kişidir. Bilindiği üzere silahlı terör örgütüne üyelik suçunun oluşabilmesi bakımından üyeyle örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden eylem ve faaliyetlerin bulunması gerekmekle birlikte bazı durumlarda olayın niteliği, işleniş şekli, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, eylemin gerçekleştiği yer, zaman ve şartlar ile sanığın dış dünyaya yansıyan davranışları dikkate alındığında kural olarak belirtilen süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özellikleri olmasa dahi sadece örgüt üyeleri tarafından işlenebilecek olan suçu işleyen sanıkların bu nedenle tek bir fiille dahi olsa örgüt üyesi kabul edilmesi mümkün olabilecektir.
Somut olay değerlendirildiğinde, Sanık ……'ın İstanbul Fatih Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünde okuduğu, üniversitenin KHK ile kapatılmasından sonra …. Üniversitesine geçerek üniversiteden mezun olduğu,
İlk derece mahkemesince; Sanığın annesi adına kayıtlı olan ve kendi kullanımında bulunan ….numaralı hat ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün tepe yöneticilerinden .....nın kızı ile çok sayıda ve sürekli telefon görüşmeleri bulunduğunun tespit edilmesi, lise ve üniversite eğitimlerini örgüte bağlı okullarda yapmış olması, öğrenci değişimi programı kapsamında aynı örgüt okullarından Nijerya’da bulunan N.İ.L. Üniversitesine 5 ay süreyle gitmesi, ..... isimli programı kullanması ve Bank ..... isimli örgüt finans kuruluşunda hesabının bulunması, bu örgüte mensup kişileri gizleme ve koruma iradesinin devam ettiğini ortaya koyması ve sanığın 2014 yılına kadar Fetö/Pdy terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olan ve kayyım atanan şirkette çalıştığına ilişkin SGK kaydının bulunması hususları ilk derece mahkemesince değerlendirilerek sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulduğu,
Sanık ve müdafiinin istinaf talepleri üzerine Dairemizce duruşma açılmasına karar verildiği, sanığın alınan savunmasında suçlamaların doğru olmadığını, ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasındaki savunmasını tekrar ettiği anlaşılmıştır.
Yapılan değerlendirmede sanığın örgüt hiyerarşisinde veya gizli haberleşme ağında bulunduğuna dair somut bir delilin bulunmadığı, hakkında örgüt soruşturması yapılan kişiler ile telefon ile görüşülmesinin örgüt üyeliği suçunun oluşması için yeterli olamayacağı, Yargıtay 16.Ceza Dairesinin içtihadlarında da belirtildiği üzere çeşitlilik yoğunluk ve süreklilik kavramlarının sanık hakkında uygulanabilir olmasının gerektiği, yapılan incelemede SGK kaydında Lidya konservecilik şirketinde 9 gün çalışma kaydının bulunduğu, Bank ..... kayıtlarında örgütün talimatını yerine getirerek katılım hesabı veya bakiye artışının sözkonusu olmadığı, kakao talk programının sadece örgüt üyeleri tarafından kullanılan bir program olmadığı, sadece örgüt evinde kalmasının veya örgüt iltisaklı üniversite de öğrenim görmesinin örgüt üyeliği suçunu oluşturamayacağı, TCK ve yerleşik yargıtay içtihatlarına göre örgüt üyeliği; örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girerek, kendisinin de benimsediği örgütün amaçları doğrultusunda kendi iradesini örgüt iradesine terk edip, örgüte organik, canlı, geçişken ve etkin olacak şekilde bağlılığın sonucu, kendisine verilen emir ve talimatları, hiyerarşik konumuna uygun olacak şekilde sorgulamaksızın, tam bir teslimiyet duygusuyla yerine getirmeyi ve buna hazır olmayı, bu şekilde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetleri icra etmeyi ifade ettiği, açıklanan tüm bu deliller karşısında sanığın konumu ve kişisel özellikleri de değerlendirildiğinde, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin içtihadları ve uygulamaları nazara alınarak, atılı suçun kanuni tanımındaki maddi unsurların oluştuğu yönünde kesin bir kanaat de edinilemeyen sanığın, cezalandırılmasına yetecek her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden ilk derece mahkemesi karar kaldırılmak suretiyle, CMK.nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Sanık ….. hakkında terör örgütü üyeliği suçundan açılan kamu davası nedeni ile Manisa 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 03.05.2018 tarih, 2018/109 esas ve 2018/316 karar sayılı ilamı ile sanığın mahkumiyetine dair verilen karar aleyhine, sanık ve sanık müdafii tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, dairemiz tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 5271 sayılı CMK.nın 280/2. maddesi gereğince incelemeye konu hükmün KALDIRILARAK, sanık hakkında yeniden hüküm kurulmasına, bu suretle;
Sanık K3 hakkında her ne kadar terör örgütü üyeliği suçunu işlediğinden bahisle, 5237 sayılı TCK.nın 314/2,53/1,58/9,63 ve 3713 sayılı kanunun 5/1. maddeleri gereğince cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de, sanığın üzerine atılı suçu işlediği yönünde mahkumiyetini gerektirir, her türlü şüpheden arındırılmış, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, CMK.nın 223/2-e maddesi gereğince BERAATİNE,
2-Sanık hakkında 5271 sayılı CMK.nın 109/3-a maddesi gereğince uygulanmakta olan yurt dışına çıkamama adli kontrol tedbirleri hüküm kesinleşinceye kadar DEVAMINA,
3-Sanığın beraat ettiği suç nedeni ile gözaltında ve tutuklulukta kaldığı anlaşıldığından, CMK.nın 141 ve 142.maddeleri gereğince hükmün kesinleştiğinin kendisine tebliğinden itibaren 3 ay ve her halde hükmün kesinleşmesinden 1 yıllık süre içerisinde oturduğu yer (oturduğu yer Ağır Ceza Mahkemesi aynı zamanda tazminat istemine konu işlem ile ilgili ise ve aynı yerde başka bir Ağır Ceza Mahkemesinin bulunmaması halinde bu mahkemeye en yakın) Ağır Ceza Mahkemesinde dava açarak tazminat isteminde bulunabileceği hususundaki yasal hakkının bulunduğunun sanığa hatırlatılmasına,
4-Sanık beraat ettiğinden yargılama giderlerinin devlet hazinesi üzerinde bırakılmasına,
Dair; talebe uygun olarak oybirliği ile verilen karar, iddia makamı ile sanık ….. ile sanık müdafi avukat …..'nın huzurunda, hükmün tefhiminden itibaren 15 günlük süre içerisinde dairemize verilecek dilekçe veya aynı süre içerisinde tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine (sanığın Ceza İnfaz Kurumunda bulunması halinde ise nedeniyle bulunduğu Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğüne veya zabıt katibine) beyanda bulunmak suretiyle, beyanda bulunmak suretiyle, Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere, açıkça okunup usulen anlatıldı. 11.06.2019 (¤¤)