(3713 S. K. m. 5) (5237 S. K. m. 53, 62, 314)
Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiştir.
İncelenen ve yukarıda numarası belirtilen yerel mahkeme kararına esas teşkil eden dosyadaki duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında yukarıda belirtilen kararla silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK 314/2, 3713 Sayılı Kanunun 5/1, TCK nun 62. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve TCK.nın 53.maddesi gereği belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verildiği görülmüştür.
Sanık savunmasında: "Suçlamaları kabul etmiyorum, hakkımdaki suçlamalara dayanak ..... kullandığım iddiası ve emniyet mahrem arşivinde …. koduyla örgüte bağlı olarak kayıtlı olduğum iddiasıdır, ben her iki delili de kabul etmiyorum, öncelikle ..... kullanımına ilişkin ne bir kullanıcı adı ne de bana ait bir şifre tespit edilmiş değildir, CGNAT kayıtları ile mahkumiyetime karar verilmiştir, oysa Yargıtay kararlarında da belirtiği üzere CGNAT kayıtları ..... kullanıldığını gösteren tek başına yeterli bir delil değildir, zaten belirtilen sayıda bağlantı yapılması hayatın olağan akışına aykırıdır, yine mahrem imam arşivi ile elde edilen delili de kabul etmiyorum, ben iddia edildiği şekilde örgüte bağlı bir kişi değilim, bu kayıttaki bilgiler bana aittir, tahminime göre Polnet sisteminden alınan bir kayıttır, ancak örgütsel nitelendirmeye ilişkin kısımlarına katılmıyorum, geçerli bir delil değildir, beraatimi talep ediyorum" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık müdafi savunmasında: "Sanığın savunmasını tekrar ediyoruz, ilk derece aşamasında ..... ilgili USER - ID tespitinin beklenilmesini, gerekirse bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmiştik, yine mahrem arşivle ilgili bu kayıtların ham haliyle gönderilmesini bu kayıtları yapan kişinin kim olduğunun tespit edilmesini istemiştik, bu taleplerimizi tekrar ediyoruz " şeklinde savunmada bulunmuştur.
İddia Makamı Esas Hakkındaki Mütalaasında: "İlk Derece Mahkemesinin sanık ..... hakkında verdiği mahkumiyet kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirilmenin yerinde olduğu,07/03/2017 tarihli ..... araştırma ve tespit tutanağı, CGNAT raporu, ..... tespit ve değerlendirme tutanağı, Emniyet Genel Müdürlüğünün 19/02/2018 tarihli emniyet mahrem yapılanması soruşturması esnasında ele geçirilen dijital verilerdeki sanıkla ilgili bilgiler ile tüm dosya kapsamından anlaşıldığından, CMK’nun 280/2. maddesi gereğince sanık müdafinin istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmesi kamu adına mütalaa olunur." şeklinde mütalaada bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Öncelikle sanığın üyesi olduğu iddia edilen FETÖ-PDY Silahlı Terör Örgütüne ilişkin değerlendirme yapmak ve bu yapılanmanın silahlı terör örgütü olup olmadığının tespitini yapmak gerekirse;
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/7162 E., 2017/4786 K. sayılı ilâmında açıklandığı üzere fethullahçı terör örgütü/paralel devlet yapılanması (FETÖ/PDY); dini, istismar ederek paravan olarak kullanan, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, "Altın Nesil" adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan sui generis özelliğe sahip bir suç örgütüdür.
Örgütün türü ve niteliği açısından değerlendirme yapıldığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet edildiği, illegal faaliyetleri gizleyebilmek için, hiyerarşik yapıya uygun hücre sistemi içinde yapılanarak, grup imamları tarafından emir talimat verilmesi, üyeleri arasında haberleşmenin sağlanması için ..... gibi haberleşme araçlarının kullanıldığı, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkın gizlendiği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp, örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu, demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükümet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidarı ele geçirmek olduğu, bu amacla, Polis ve Jandarma teşkilatı, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisini haiz kurumlara sızan üyeleri vasıtasıyla, kendisinden olmayan güvenlik güçlerine, kamu görevlilerine, halka, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Meclis binası gibi simge binalar ve birçok kamu binasına karşı ağır silahlarla saldırıda bulunmak suretiyle amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirildiği, FETÖ/PDY'nin küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü olduğu kabul edilmiştir. Bu örgüt, kuruluşundan 15 Temmuz 2016 tarihine kadar geçen süreçte örgüt lideri ..... tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir. Gerçekleştirdiği eylemlerde kullandığı yöntem, bir kısım örgüt üyelerinin silah kullanma yetkisini haiz resmi kurumlarda görevli olmaları ve bu silahlar üzerinde tasarrufta bulunma imkanlarının varlığı, örgüt hiyerarşisi doğrultusunda emir verilmesi halinde silah kullanmaktan çekinmeyeceklerinin anlaşılması karşısında, tasarrufunda bulunan araç, gereç ve ağır harp silahları bakımından TCK'nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.
Fethullahçı Terör Örgütünün silahlı bir terör örgütü olduğu konusunda hiçbir tereddüt bulunmamaktadır. Örgüt legal görünüm altında dernek, sendika gibi sivil toplum örgütleri vasıtasıyla toplum içinde örgütlenmeye çalışarak illegal faaliyetlerini perdelemeye çalışmanın yanında, aynı zamanda açıklanmaya çalışıldığı üzere devletin sivil ve resmi tüm kurumlarına da sızma faaliyetlerini devam ettirmiştir. Sivil toplum örgütlerinde örgütsel faaliyetlerini toplantı adı altında yürüttüğü gibi, üyelerinin ev ve iş yerlerinde dahi bu tür örgütsel toplantıları yaptığı, bununla da kalmayıp toplantılara katılan üyelerden örgüt jargonunda himmet olarak adlandırılan paralar da toplamak suretiyle örgüte finansal destek sağladığı anlaşılmaktadır. Örgütün kendi üyelerini değişik sektörlerde finanse etmek için ..... Bankası A.Ş.'ni kurdurduğu ve bu nedenle 2014 yılı Ocak ayı içerisinde kamuoyuna yansıdığı üzere örgüt lideri .....'in kısaca "Varınızı yoğunuzu satın Bank.....'ya yatırın" şeklindeki talimatı üzerine örgüt üyelerinin arabalarını satarak, başka bankalardan kredi çekerek ve benzeri şekillerde para yatırdıkları, katılım hesapları açtırdıkları bilinmektedir.
Silahlı terör örgütü üyesi, örgütün amaçlarını benimsemiş olup, örgüt bütünlüğü içerisinde ve hiyerarşik yapıya dahil olarak örgüt tarafından verilen görevleri her zaman için yerine getirmeye hazır vaziyette bekleyen, kendi iradesiyle hareket etmeyip örgüt iradesini benimsemiş ve bunu kendi iradesinin önününe geçirmiş olan kişidir. Örgüt üyesi ile örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve üyenin faaliyetlere katılması gerekmektedir. Örgüte sadece sempati ile bakılması örgüt üyeliği için yeterli olmayacaktır. Faaliyetler değişik şekillerde ve görünümlerde olabilecektir. Örgüt üyesi her zaman için kendisini emir ve talimat almaya hazır hisseden, sorgulamadan hareket eden kişidir. Bilindiği üzere silahlı terör örgütüne üyelik suçunun oluşabilmesi bakımından üyeyle örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden eylem ve faaliyetlerin bulunması gerekmekle birlikte bazı durumlarda olayın niteliği, işleniş şekli, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, eylemin gerçekleştiği yer, zaman ve şartlar ile sanığın dış dünyaya yansıyan davranışları dikkate alındığında kural olarak belirtilen süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özellikleri olmasa dahi sadece örgüt üyeleri tarafından işlenebilecek olan suçu işleyen sanıkların bu nedenle tek bir fiille dahi olsa örgüt üyesi kabul edilmesi mümkün olabilecektir.
Bu değerlendirme kapsamında somut olay incelendiğinde ;
Sanık .....nın 2015 yılında ..... olarak görevliyken Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulunun takdirleri ile re'sen emekliliğe sevk edildiği, 675 sayılı KHK ile rütbesinin geri alındığı, sanığın adına kayıtlı ..... numaralı gsm hattı üzerinden örgütün gizli haberleşme sistemi olan ..... programını kullandığının anlaşılması üzerine hakkında soruşturma başlatıldığı,
Sanığın Fetö/Pdy silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla açılan kamu davasında İlk Derece Mahkemesince mahkumiyetine hükmedildiği, sanık müdafiinin istinaf talebinde bulunması üzerine Dairemizce duruşma açılmasına karar verildiği,
Sanığın alınan savunmasında örgüte üye olmadığını ..... programını kullanmadığını belirterek atılı suçlamayı kabul etmediği,
Sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda; tanık .....'ın 04/08/2016 tarihli beyanında "...2012nisan ayında çocukların okulları devam ederken ..... Müdürü .....'yı ..... Müdürü .....'yı ..... Müdürlüğüne atadı, ..... Müdürlüğüne getirdiği ..... öğrendiğim kadarı ile FETÖ/PDY operasyonları kapsamında tutuklanmış, Temmuz ayında ise beni Asayiş Müdürlüğünden Sosyal Hizmetle Şube Müdürlüğüne atadı. Yerime atadığı ..... yine bu çerçevede emekliye sevk edilmiş bir personeldir.." şeklinde,
Tanık .....'in alınan 12/08/2016 tarihli beyanında "...daha önce telefonlarımızın .....'in İl Emniyet müdürlüğü döneminde, şu anda tutuklu olduğunu bildiğim ..... Müdürü ..... tarafından, diğer arkadaşlarımla birlikte usulsüz olarak iletişim bilgilerinin sorgulandığı noktasında şikayetimizi iletmiştik, ......, zaten emniyet müdür yardımcısı olan ....., ....., ....., ....., Şube Müdürleri ....., ....., ....., ....., ....., ....., ....., ..... gibi isimleri ile daha özelde çalışmalar yaptığını biliyoruz, bunların bir kısmı emekli edildi, bir kısmı açığa alındı, bir kısmı da halen cezaevinde tutuklu bulunmaktadır" şeklinde beyanda bulundukları,
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 2017/68532 sayılı "emniyet mahrem yapılanması" soruşturması kapsamında ..... isimli gizli tanıktan ele geçirilen micro SD kart içerisinde bulunan verilerin incelenerek rapor haline getirilmesi neticesinde düzenlenen veri inceleme raporunda Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeleri tarafından fişlendiğinin belirtildiği, sanık .....'nun elde edilen verilerde sorgulanması neticesinde oluşturulan raporda sanığın rütbesinin 2. Sınıf Emniyet Müdürü, aktif ünvanının İl Emniyet Müdür Yardımcısı, fiili çalıştığı yerin ..... örgüt tarafından fişlemeye karşılık gelen harf kodunun …. ( FETÖ mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı en üst seviyede olan kişi) olarak belirtildiği,
İlk derece mahkemesince sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulduktan sonra FETÖ / PDY silahlı terör örgütünün gizli haberleşme yöntemi olan ..... programının kullandığına dair tespit ve değerlendirme tutanağının dosyamız içine geldiği, incelenen içeriğe göre ID numarasının ....., kullanıcı adının ....., şifre ....., adı ....., giriş sayısının 41, alınan mail sayısı 122, alınan mesaj sayısı 20, okunan mail 124, gönderilen mesaj 20 olduğu, sanık ve müdafine dairemize gönderilen ..... tespit ve değerlendirme tutanağının ayrıntılı bir şekilde okunduğu, ancak sanığın ..... kullanmadığını belirterek suçlamayı kabul etmediği,
Bu kapsamda dosya içeriğine göre sanığın örgütün gizli haberleşme yöntemi olan ..... programını kullanarak gizli yapılanma içerisinde yer aldığına dair tespit ve değerlendirme tutanağı, garson isimli gizli tanıktan ele geçirilen sd kart içerisinde …… olarak kodlanmış olması, tanık beyanları ve elde edilen tüm deliller kapsamında FETÖ / PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediğinin sübuta erdiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda sanığın atılı suçtan cezalandırılması yönünde karar verilmiş ise de; Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK'nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanunun 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana gelen tehlike ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak; hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken sanık hakkında teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek üst hadde yakın ceza tayin edildiği anlaşıldığından, bu yönden istinaf talebinin kabulü ile duruşmalı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak aşağıdaki hüküm fıkralarında gösterilen gerekçelerle sanığın sübut bulan silahlı terör örgütü üyeliği suçundan mahkumiyetine dair yeniden hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Sanık ..... hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan açılan kamu davası sonucunda Manisa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.04.2017 tarih, 2017/328 esas ve 2018/326 karar sayılı ilamı ile sanığın mahkumiyetine dair verilen karar aleyhine, sanık müdafii tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, dairemiz tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 5271 sayılı CMK.nın 280/2. maddesi gereğince incelemeye konu hükmün KALDIRILARAK, sanık hakkında yeniden hüküm kurulmasına, bu suretle;
Sanık .....’nun üzerine atılı ve sabit bulunan silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nun 314/2. maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, sanığın suç tarihinde Anayasal düzeni korumakla görevli Emniyet Müdürlüğü bünyesinde amir sıfatı bulunan rütbeli polis olmasına ve devlete memur sıfatı ile sadakat borcu bulunmasına rağmen, atılı suçu işlemesi nedeni ile yoğunlaşmış suç işleme kastı ile hareket etmesi, ifa ettiği kamu görevinin sağladığı imkan ve olanaklar ile suç işlemesi dikkate alındığında ortaya çıkan tehlikenin büyüklüğünün fazla olması ve sanığın örgüt içerisindeki etkin konumu dikkate alınarak asgari ceza haddinden ayrılmak sureti ile taktiren ve teşdiden 5 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 3. maddesinde belirtilen terör suçu ile cezalandırılmış olması sebebiyle, sanığa verilen cezanın 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5/1. maddesi gereğince yarı oranında artırılarak, 7 yıl 18 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına
Sanığın duruşmalarda mahkeme heyetine karşı saygılı tutumu, verilen cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak,5237 sayılı TCK'nun 62. maddesi gereğince cezası taktiren 1/6 oranında indirilerek, sanığın neticeten 6 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanık hakkında hapis cezasına karar verildiğinden, 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı da gözetilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nın 53. maddesinin uygulanmasına,
Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirmiş olduğu sürelerin 5237 sayılı TCK.nın 63.maddesi gereğince cezasından MAHSUBUNA,
Sanığın silahlı terör örgütü üyeliğinden mahkum olması dikkate alınarak 5237 sayılı TCK'nın 58/9 maddesi gereğince; hükmolunan cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, ayrıca sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,
Diğer istinaf taleplerinin reddine,
2-Sanık hakkında 5271 sayılı CMK.nın 109/3-a maddesi gereğince uygulanmakta olan yurt dışına çıkamama adli kontrol tedbirleri hüküm kesinleşinceye kadar DEVAMINA,
3-Sanıktan el konulan dijital materyallerinin imajının alınmasından sonra sanığa İADESİNE, alınacak imaj kopyalarının ise incelemeleri sonrasında dosya içerisinde delil olarak saklanılmasına,
4-5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 16/1 maddesi gereğince; kesinleşecek kararın soruşturmada görev alan kolluk birimlerine gönderilmesine,
5-a)Sanık hakkında istinaf aşaması için yapılan yargılama giderlerinin devlet hazinesi üzerinde bırakılmasına,
b)Sanığın hakkında ilk derece aşamasında yapılan toplam (25,00) TL yargılama giderinin sanıktan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
Dair; talebe uygun olarak oybirliği ile verilen karar, iddia makamı ile sanık ..... ile sanık müdafi avukat .....'nın huzurunda, hükmün tefhiminden itibaren on beş günlük süre içerisinde dairemize veya dairemize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek dilekçe veya zabıt kâtibine beyanda bulunmak (başvuru sahibinin ceza infaz kurumunda bulunması halinde ise kurum müdürüne beyanda bulunmak veya dilekçe vermek) suretiyle, Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere, açıkça okunup usulen anlatıldı. 07.01.2020 (¤¤)