(5237 S. K. m. 220, 265, 314) (2911 S. K. m. 33) (3713 S. K. m. 7) (5271 S. K. m. 34, 226, 280, 289)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı hazine vekili, sanıklar vekilleri ve suça sürüklenen çocuk tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvuruların süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurularının reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre;
Gerekçeli karar başlığında suç adının "Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme" şeklinde yazılması gerekirken "terör örgütüne üye olma" şeklinde hatalı belirlenmesi
Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinde, sanıklar M. Ş., U. G., M. V. ve S. D. ile suça sürüklenen çocuk O. M. haklarında, TCK.nın 220/6 maddesinden önce uygulama ve atıf maddesi olan TCK.nın 314/3 maddesine yer verilmemesi sonuca etkili görülmemiştir.
Suç tarihinin sadece kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçu yönünden 20/01/2016 olması karşısında, bu hususun gerekçeli karar başlığında açıkça belirtilmemiş olmasının mahallinde düzeltilebilecek nitelikte bir yazım hatası olduğu anlaşılmıştır.
Mahkemenin kabulüne göre sanıklar M. Ş., U. G., M. V. ve S. D. haklarında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan kurulan hükümlerde TCK. nun 58/9 maddesi gereği mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilmesi gerekirken, bu yönde uygulama yapılmadığı ve aleyhe istinaf bulunmadığı belirlenmiş ise de, bu hususun infaz rejimi ile ilgili olması karşısında kazanılmış hak oluşturmayacağı sonucuna varılmıştır.
Sanık O. Ç. yönünden verilen tüm suçlara yönelik beraat kararları hazine vekili tarafından suç ayrımı yapılmaksızın aleyhe istinaf edilmiş ise de, "kamu malına zarar verme suçu" dışında ki diğer suçlarda nitelikleri itibariyle doğrudan doğruya zarar görmenin söz konusu olmaması ve bu suç yönünden davaya katılma, bu kapsamda istinaf etme hakkı bulunmaması karşısında, beraat kararlarına yönelik inceleme kamu malına zarar verme suçu ile sınırlı yapılmış olup;
Mahkemenin sanık O. Ç. yönünden kamu malına zarar verme suçu ile ilgili olarak verdiği kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan hazine vekilinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Sanık O. Ç. hakkında verilen silahlı terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, terör örgütü propagandası yapma, görevi yaptırmamak için direnme ve 2911 sayılı kanuna muhalefet suçlarının nitelikleri itibariyle bu suçlardan doğrudan zarar görmesi söz konusu olmayan katılan Hazine vekilinin bu suçlara yönelik açılmış olan davalara katılmasına yasal imkan bulunmaması nedeniyle ilk derece mahkemesinin hukukî değerden yoksun katılma kararı da bu kapsamda hükmü istinaf etmeye hak vermeyeceğinden, Hazine vekilinin bu suçlar bakımından yaptığı istinaf talebine ilişkin olarak İSTİNAF BAŞVURUSUNUN REDDİNE,
Sanıklar M. Ş., S. D., M. V., U. G. ve SSÇ. O. M. müdafilerinin istinaf talebi yönünden yapılan incelemede,
Terör örgütünün propagandasına dönüştürülen toplantı ve gösteri yürüyüşünde, kimliğini gizlemek amacıyla yüzünü kapatarak taşla saldırıda bulunulması halinde, eyleminin "2911 sayılı Kanunun 33/1-a ve 3713 sayılı Kanunun 7/3-2. cümlesi" madde ve fıkralarında yazılı suçları oluşturacağı ve TCK'nın 44. maddesindeki düzenleme karşısında, en ağır cezayı gerektiren 3713 sayılı Kanunun 7/3-2. cümlesinde yazılı suçtan cezalandırılma yoluna gidilmesi gerekeceğinin tespiti ile birlikte yapılan değerlendirme de,
Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan kurulan hükümlerde TCK.nun 220/6 madde ve fıkrasının 2.cümlesi gereğince mahkemenin takdirinde olmakla birlikte hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun düşebilecek bir indirim yapılmamasının nedenlerinin kararda tartışılmayarak, hükmün bu yönden gerekçesiz bırakılmış olduğu,
Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçunun oluşması için suçun işlenmesinin örgüt tarafından istenmesi veya örgütün bilgisi dahilin de gerçekleşmesi ve aynı zamanda sanıkların ve suça sürüklenen çocuğun da bunu bilerek işlemelerinin gerekmesi karşısında, 11/10/2015 tarih saat 16.05 itibariyle düzenlenmiş olan olay tutanağı ile dosyaya yansımış belgeler içeriğinden örgütün talimatı olup olmadığı, genel ya da özel bir çağrısının bulunup bulunmadığı veya örgütün bilgisi dahilinde bulunup bulunmadığına, nerelerde yayınlanıp duyurulduğuna dair kesin ve her türlü kuşkudan uzak delillerin neler olduğuna dair değerlendirme ve tartışma yapılmaksızın mahkemece bu konularda herhangi bir gerekçe gösterilmediği,
Terör örgütü propagandası suçundan kurulan hükümlerde sanıkların ve suça sürüklenen çocuğun eylem, davranış veya sözlerinin her biri için ayrı ayrı tespit yapılmadan grupta yer almaları nedeniyle, bir sonuca varıldığı belirlenmekle birlikte özgüleme yapılmaksızın hangi eylem ve söylemlerin hangi sanık ve suça sürüklenen çocuk bakımından atılı suçu oluşturduğu yönünde gerekçe gösterilmemiş olması nedeniyle CMK.nın 34. maddesine muhalefet edildiği,
İddia makamı 02/05/2017 tarihli celsedeki mütalaasında, suça sürüklenen çocuk O.M.'ın iddianamedeki sevk maddesi ile aynı olacak şekilde TCK.nun 265/1-3-4, 31/3, TCK.nun 152/1-a, 31/3 maddeleri ile cezalandırılması yönünde görüş bildirip aynı mütalaayı 11/07/2017 günü de tekrar etmiş olmasına rağmen, CMK.nın 226 maddesine aykırı olarak ek savunma hakkı tanınmadan 3713 sayılı kanunun 5/1 maddesi uyarınca yarı oranında artırım yapılarak cezaya hükmedilmiş olması karşısında, suça sürüklenen çocuğun savunma hakkının da kısıtlandığı anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
CMK'nın 280/1-b ve 289/1-g-h maddeleri gereğince sanıklar M. Ş., S. D., M. V., U. G. ve SSÇ. O. M. müdafilerinin istinaf itirazları yerinde görüldüğünden istinaf taleplerinin kabulü ile sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkındaki hükümlerin ayrı ayrı BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
İstinaf talebinin esastan reddine ve bozma kararları yönünden KESİN surette, Hazine vekilinin istinaf talebinin sıfat yokluğu nedeni ile reddi yönünden ise, CMK 268. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere beyanda bulunmak veya bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle dairemiz tarafından incelenmek ve İTİRAZ kanun yolu açık olmak üzere 12/10/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)