T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/152
KARAR NO: 2024/159
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/12/2023
NUMARASI: 2023/665 Esas - 2023/946 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı)
BAM KARAR TARİHİ: 01/02/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 01/02/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/12/2023 tarihli 2023/665 Esas - 2023/946 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 22.07.2021 tarihinde ... İli, ... İlçesi, Silifke istikametinde seyreden dava dışı ...’ye ait, yine dava dışı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, aynı istikamette önünde seyir halinde olan müvekkiline ait ... yabancı plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, söz konusu olayda dikkatsiz davranan ve yeterli takip mesafesini bırakmayarak müvekkilin aracına çarpan araç sürücüsünün fiili asli kusur halleri arasında sayılmış olup, araç sürücüsünün bu maddeyi ihlal ederek müvekkilinin aracında maddi hasar oluşmasına sebebiyet verdiğini, 22.07.2021 tarihli maddi hasarlı tespit tutanağı ile de bu durumun kayıt altına alındığını, sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda tam ve asli kusurlu olduğu hususunın tespit edildiğini, dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulmuş ancak anlaşma sağlanamadığını, davalı şirketin kaza tarihinde geçerli olan 1347653120 Poliçe No'lu Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi nedeniyle araç sürücüsünün tam ve asli kusuru ile neden olduğu maddi hasardan poliçe limitleri ve kapsamı dahilinde sorumlu olduğunu, davalı şirketin başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu olumlu veya olumsuz olarak cevaplamaması nedeniyle davalı ZMMS sigorta şirketi 02.08.2023 tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmolunması gerektiğini beyan etmekle, 1.491,00 EURO KDV dahil hasar bedeli tazminatının temerrüt tarihinden itibaren yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak davalıdan tahsiline, müvekkilinin ekspertiz ücreti olarak ödediği 798,25 EURO ve tercüme ücreti olarak ödediği 624,75 EURO olmak üzere toplam 1.423,00 EURO'nun fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak yargılama giderlerine dahil edilerek davalı sigorta şirketinden tahsili ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Uyuşmazlık konusu kazanın 22/07/2021 tarihinde meydana geldiği ve davacının zarar ve zarar sorumlusunu öğrendiği gözetildiğinde ileri sürülecek tüm talepler açısından hak düşürücü süreler ve zamanaşımı gerçekleştiğini, davacı tarafça yatırılmış olan harç eksik olup bakiye harcın tamamlattırılması aksi halde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin merkezi İstanbul olmasına ve kazanın meydana geldiği yer Mersin olmasına rağmen davacı taraf davayı sigorta şirketinin bölge müdürlüğünün bulunduğu İzmir ilinde ikame etmesinden dolayı mahkememizin yetkili olmadığını, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesinde düzenlenen sigortacıya başvuru şartı yerine getirilmeden dava yoluna başvuru yapıldığından bahisle dava şartının yerine getirilmediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve teminat limitleri dahilinde tazminattan sorulmu olduğunu, kusur durumunun Trafik İhtisas Dairesi tarafından tespit edilmediği gerektiğini, sigorta şirketinin talebi üzerine atanan sıra usulüyle atanan eksper tarafından hazırlanan ekspertiz raporuna 3 iş günü içerisinde itiraz etme ve yeni eksperden rapor alınmasını sağlama hakkına sahip olmasına rağmen davacı tarafından bu usullerin yerine getirilmediğini, ekspertiz ücretine ilişkin talebin mevzuata açıkça aykırı olduğunu, müvekkili şirketin anlaşmalı olduğu onarım merkezinde arabanın tamirinin yapılması sonucunda istontolu bedel üzerinden parça tedarik edileceğini, müvekkili şirketin bu hakkının gözetilmesi gerektiğini, parça ve işçilik fiyatlarına KDV dahil edilerek hesaplanacak hasar bedelinin kabulünün mümkün olmadığını beyan etmekle, müvekkil şirket hakkında açılan davanın dava şartlığı yokluğundan reddine, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddine yargılama ücreti ve ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İlk derece mahkemesince; "....bu kapsamda davacının talebi yönünden yasalarda öngörülen zamanaşımı süresinin sona erdiği gözetilerek, zamanaşımı itirazının yerinde olduğu anlaşılmakla, açılan davanın kısmen kabulüne kısmen reddine.... şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kazanın 22.07.2021 tarihinde meydana geldiğini, 22.07.2021 tarihli maddi hasarlı trafik kazasıyla ilgili 17.07.2023 tarihinde davalı sigorta şirketine e-mail yolu ile başvuru yapıldığını ve aynı tarihte 4089472 numaralı bildirimlerinin kayıt altına alındığının bildirildiğini, Sigorta şirketi tarafından 13476531200001 numaralı hasar dosyasının açıldığını dava yoluna gitmeden önce kusurlu karşı tarafın zorunlu trafik sigortasına başvuru dava şartı olduğundan, davalı sigorta şirketine başvuru yapılan 17.07.2023 tarihinde zamanaşımı kesildiğini, sigorta şirketinin başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde tazminat ödeme yükümlülüğünü yerine getirmesi gerektiğini, Kanun'a göre hak sahibi açısından dava veya Tahkim yoluna gitme, sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren 15 içinde cevap verilmemesi ya da verilen cevabın talebi karşılamaması halinde mümkün olduğunu, mahkeme kararında ise KTK.m.97 hükmünü hiç yer verilmediğini, zamanaşımının işlemeye devam ettiğini yani sigorta şirketinin temerrüde düştüğü ilk gün 02.08.2023 tarihinde kendilerince arabuluculuğa başvurulduğunu, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımının duracağını ve hak düşürücü sürelerin işlemeyeceğini, arabuluculuk görüşmeleri neticesinde tarafların anlaşamadıklarını ve Arabuluculuk Son Tutanağının 06.09.2023 tarihinde düzenlendiğini, son tutanak düzenlenir düzenlenmez aynı gün 06.09.2023 günü dava açtıkları, zamanaşımı süresi geçmeden davanın açıldığını, davanın 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığından bahisle verilen davanın reddi kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; trafik kazasından (maddi hasarlı) kaynaklanan karşı araç ZMM sigortacısından hasar bedeli ve ekspertiz ücretinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın zamanaşımı süresi sona erdikten sonra ikame edildiği gerekçesiyle reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebebleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/I. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmüne, yine aynı kanunun 109/II. maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 154. maddesi "Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir:
1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse.
2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa." hükmünü, 158. maddesi ise "Dava veya def’i; mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş olup da o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir." hükmünü amirdir. Türk Borçlar Kanununda zamanaşımını kesen sebepler sayılmış olup bunlardan birisi de dava açılmasıdır. Davanın açılmasıyla birlikte zamanaşımı kesilir ve yeniden işlemeye başlar.
Somut olayda; kazanın 22/07/2021 tarihinde vuku bulduğu, tutulan Trafik Kazası Tespit Tutanağı çerçevesinde davacı tarafın zararı ve tazminat yükümlüsünü kaza tarihi olan 22/07/2021 tarihinde öğrendiği, davanın ise 06/09/2023 tarihinde ikame edildiği, davacı tarafça davalı sigorta şirketine 17/07/2023 tarihinde başvuru yapıldığı, başvurunun tebliği akabinde 8 iş gününün sona ermesi akabinde sigorta şirketinin temerrütünün 28/07/2023 tarihinde vuku bulduğu, sigorta şirketine başvurunun dava şartlarından olması sebebiyle zamanaşımı süresinin 17/07/2023 ile 28/07/2023 tarihleri arasında durduğu, dava açılmadan önce davacı tarafça zorunlu arabuluculuk müessesine başvurulduğu, arabulucuk sürecinin 02/08/2023 tarihinde başladığı, 06/09/2023 tarihinde sona erdiği, arabuluculuk sürecinde geçen süre boyunca zamanaşımı süresinin durduğu, ancak zorunlu arabulucuk yoluna zamanaşımı süresinin sona erdiği 28/07/2023 tarihinden sonra olacak şekilde 02/08/2023 tarihinde başvurulduğu, bu kapsamda davacının talebi yönünden yasalarda öngörülen zamanaşımı süresinin sona erdiği gözetilerek, zamanaşımı itirazının yerinde olduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi tarafından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK.nun 355. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebebleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/12/2023 tarihli 2023/665 Esas - 2023/946 sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gerekli 427,60-TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 157,75-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/02/2024