T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/9
KARAR NO: 2024/95
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/05/2023
NUMARASI: 2023/238 Esas - 2023/366 Karar
DAVANIN KONUSU: Şirketin İhyası (TTK'nun Geçici 7.Maddesinden Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ: 25/01/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 25/01/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/05/2023 tarih 2023/238 Esas - 2023/366 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/740 esas sayılı dosyasında, ortağı olduğu, .... Şti hakkında şirket ortaklığından çıkma talepli dava açtığını, yargılama sırasında şirketin, davalı tarafından resen terkin edildiğinin öğrenildiğini, yargılamaya devam edilmesi amacıyla davalı şirketin ihyası konusunda kendilerine süre verildiğini bildirmiş, terkin edilen ... Şti'nin, tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı cevap dilekçesinde özetle; ... Şti'nin, 04/01/1996 tarihinde tescil edildiğini, sermayesinin 500,00 TL olup 6103 sayılı kanunun 20. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sermayesini zorunlu miktara yükseltmemesi sebebiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun geçici 7. maddesi uyarınca çıkarılan Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 5. maddesinin a bendi uyarınca 04/04/2014 tarihinde münfesih sayılarak tescilli adresine ihtarda bulunulduğunu, bu hususun 15/04/2014 tarih 8550 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığını, yasal süresi
içerisinde ihtara yanıt verilmemesi nedeniyle 12/08/2014 tarihinde sicil kaydının resen silindiğini, bu hususun da 18/08/2014 tarih 8633 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığını, 6102 Sayılı TTK'nun geçici 7/(15) maddesi uyarınca davanın silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde açılmamış olması nedeniyle süre yönünden reddedilmesi gerektiğini, terkin ile ilgili işlemlerin yasada öngörülen usul ve esaslar dahilinde yerine getirildiğini, şirketin sicilde kayıtlı adresine tebligat yapılamamışsa da TTK'nın geçici 7/4. maddesindeki usul dairesinde ilan tarihine göre tebliğ tarihi belirleneceğinden, yapılan ilanla tebliğ işleminin yerine getirildiğini, terkin edilen şirket yetkilerinin basiretli tacir gibi ihtara rağmen bir bildirimde bulunmadıklarını, terkin işlemi sırasında müdürlük tarafından terkin edilen şirket hakkında bir dava veya icra takibi bulunduğunun bilinmesinin mümkün olmadığını bildirmiş, davanın öncelikle süre yönünden reddine ve müdürlüğün yasal hasım olup, yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırı husus ve kusuru bulunmamasına bağlı olarak davanın açılmamasına sebebiyet vermemesi nedeniyle müdürlük aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İlk derece mahkemesince; "....bu davanın dayanağı olan İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/740 esas sayılı dosyasına ait davanın dahi beş yıllık hak düşürücü süreden sonra 26/09/2022 tarihinde açıldığı, bu davanın terkin tarihindeki derdest dava olmadığı, bunun yanında davacı tarafça, terkin tarihinde terkin edilen şirket hakkında derdest bir davanın bulunduğu iddiasında bulunulmadığı gibi toplanan deliller ve belge örnekleri ile bu yönde bir belgeye ulaşılamadığı birlikte değerlendirildiğinde, TTK'nun 7(15).maddesi uyarınca davanın, beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmamış olması nedeniyle reddine...." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin bu şirkete ortak olması nedeniyle vergi borçlarından sorumlu tutulduğunu, vergi dairesi tarafından müvekkilinin banka hesaplarına ve maaşına haciz konulduğunu, müvekkilinin babasına ait olan bu şirket ile müvekkilinin hiçbir ilgisi gelir gider kar ortaklığının bulunmadığını, müvekkilinin bu durumdan çok zarar gördüğünü, müvekkilinin bu davayı açmada hukuki menfaati bulunduğunu, bu nedenle 5 yıllık hak düşürücü sürenin müvekkili bakımından uygulanmamasının gerektiğini, tüm bu nedenlerle mahkeme ilamının bozulmasına veya ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; Şirketin İhyası (TTK'nun Geçici 7.Maddesinden Kaynaklanan) istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebebleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Somut olayda; ihyası talep edilen İzmir-Karşıyaka 7657 sicil numarasında kayıtlı, ... Şirketi, 6103 Sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 20.maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun geçici 7(1/a).maddesi ve TTK'nun 7.maddesi uyarınca çıkarılan Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim Ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 5. maddesinin a bendi uyarınca sermayesini kanunda aranan tutarlara çıkarmadığı gerekçesiyle davalı ... tarafından yapılan iş ve işlemler sonucunda 12.08.2014 tarihinde sicilden resen silinmiştir.
TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrasının son cümlesinde, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaati bulunanların haklı sebeplere dayanarak, silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceği düzenlenmiştir.
Her ne kadar ilk derece mahkemesince karar tarihinde yürürlükte bulunan yasal mevzuat doğrultusunda 5 yıllık hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, dosyanın istinaf incelemesi sırasında Anayasa Mahkemesi'nin 15.09.2023 tarihli 32310 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 22.06.2023 tarihli 2023/33 Esas 2023/117 Karar sayılı kararı ile "13.01.2011 tarihli 6102 sayılı TTK'nın 26/06/2012 tarihli 6335 sayılı Kanunu'nun 38.maddesiyle eklenen geçici 7.maddenin (15) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan "..... silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde ....." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline oybirliğiyle karar verildi" şeklinde iptal kararı verildiği görülmüştür.
TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrasının son cümlesinde, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaati bulunanların haklı sebeplere dayanarak, silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceği hükmü Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğinden artık beş yıllık hak düşürücü sürenin uygulanabilirliğinin kalmadığı ve davanın süresinde açıldığının kabulü gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer istinaf sebebi incelenmeksizin, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı göz önüne alınarak bu yönde yaptığı istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK'nun 353/1-a-4 maddesi uyarınca kaldırılmasına, mahkemece varsa ihya şartlarının bulunup bulunmadığının değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince ESASTAN KABULÜ ile, İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/05/2023 tarih 2023/238 Esas - 2023/366 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın yeniden yargılama yapılarak karar verilmek üzere kararı veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-İstinaf kanun yoluna başvuran tarafın yaptığı istinaf giderlerinin kararın niteliği gereği ilk derece mahkemesinde yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca mahkemesince taraflara tebliğine,
7-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 353/1-a-4 maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/01/2024