T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/49
KARAR NO: 2024/1155
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/07/2018 (Dava) - 08/10/2021 (Karar)
NUMARASI: 2018/822 Esas - 2021/758 Karar
DAVA: Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali
BAM KARAR TARİHİ: 16/07/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 16/07/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/822 Esas-2021/758 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin, ...Kooperatifinin ekte sunulu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Kooperatif Genel Müdürlüğü'nün e-koop sayfasından alınan liste, Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilen 03.02.2017 tarihli genel kurul toplantısına katılan hazirun listesini gösterir liste, kooperatifin son genel kurul toplantısına katılan üyeleri gösteren 03.02.2017 tarihli hazirun listesine göre davalı kooperatif üyesi olduğunu, kooperatife üye olduğunu iddia eden bir kısım kimselerin başvurusu üzerine İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.04.2015 tarih ve 2014/764 Esas-2015/261 Karar sayılı kararıyla gündem maddeleriyle sınırlı olarak dava dışı ...'a çağrı işlemlerini yürütmek ve ikmal etmek, başvurularda bulunmak, gerekli davetiyeleri göndermek üzere sınırlı bir yetki verildiğini, söz konusu kararın 04.04.2018 tarihinde Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, yetki verilen dava dışı ...'ın kendisini yetki aşımı suretiyle kayyım olarak ilan edip İzmir 36. Noterliğinin 07.05.2018 tarihli ihtarnamesi ile hazirun cetvelini hazırlamak için bilgi ve belge talebinde bulunduğunu, ihtarnamesine cevap dahi verilmesini beklemeden kendisince hangi kriterlere göre belirlendiği belli olmayan üye ya da üye olmayanlara iadeli taahhütlü mektuplar yollayarak yine mahkeme kararında bu yönde yetki verilmemesine rağmen davalı kooperatifin seçilmiş mevcut yönetiminin yetkilerini gasp ederek üyeliklerinin dayanaklarının bildirilmesi, üye olup olmadıklarına ilişkin olarak kendisine gerekli belgelerin ulaştırılması için 20.05.2018 tarihine kadar süre verdiğini, gereğinin ifa edilmemesi halinde üyelerin hazirun cetveline yazılamayacağı uyarısında bulunduğunu, kooperatifçe İzmir 24. Noterliğinin 14.05.2018 tarihli ihtarname keşide edilerek dava dışı ...'ın kendisini kayyım ilan ederek bu ünvanı kullanmasının hukuksuz olduğu, hazirun cetvelini hazırlama görev ve yetkisinin kanun gereği mevcut yönetim kuruluna ait olduğu, hazırlayabileceği düşünülse bile cevabi ihtarnamenin 4 nolu kısmında belirtilen kimselerin üye olarak çağrılmaması gerektiği zikredilerek ...'a, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne, İzmir Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü Kooperatifler şubesine gönderildiğini, 20.05.2018 tarihine kadar üyelerin üyelikleriyle ilgili bilgi vermesini beklemesi gereken dava dışı ...'ın 02.05.2018 tarihinde kendisi tarafından esasında önceden belirlenmiş ve hazirun listesine adı yazılmış 67 kişiden 56 kişiye çağrı usulüne uyarak çağrı yapmak yerine elden asaleten ya da vekaleten (vekillerin vekilliklerinin de şaibeli olduğu) tebliğ yaparak olağanüstü genel kurul tarihinin önceden 08.06.2018 tarihi olarak belirlendiğini de ortaya koyduğunu, dava dışı ...'ın listenin haricindeki 18 kişiye daha elden asaleten ya da vekaleten tebligat yaparak üye devşirmeye çalışmış olup son olağan genel kurul toplantısı olan 03.02.2017 tarihli toplantıya katılan 124 üyeyi gösterir listeye rağmen kendi mantığına göre davalı kooperatif üye sayısını 124+18=142'ye çıkararak yetki gaspı ve aşımı yapmak suretiyle seçilmiş meşru bir yönetim yerine geçmeye çalıştığını, adı geçen yetkilinin yine kendisi tarafından hangi kriterlere göre belirlendiği, kimlere tebligat yapıldığı, kimlerin hangi adresine gönderildiği kendilerince anlaşılamayan 60 kişiye de esasında olağanüstü genel kurul toplantısına çağrı mektubu yerine üyelerin üyeliklerinin tartışıldığı belirtilen yazının aynısını göndermiş olup söz konusu tebligatların usulsüzlüğü iddiaları bir yana mezkur tebligatların sadece 10 kişiye tebliğ edilebildiğini, mahkemece çağrıya yetkili kılınan ...'ın 02.05.2018 tarihli listedeki kendi yandaşlarına elden tebligat yaparak adı geçen kimselere olağanüstü genel kurulla ilgili bilgi verirken, olağanüstü kurula katılmasını istemediği üyelere ise mektup zarfı ve içerisinden çıkan yazıyı göndermiş olup 08.06.2018 tarihinde genel kurula davet etmek yerine üyelere sadece üyeliklerinin sorgulanmasını hedefleyen manipülatif bir yazı gönderdiğini, kasten tarih karmaşası yarattığını, davalı kooperatif tarafından mahkemece çağrıyla yetkili kılınan ...'a İzmir 18. Noterliğinin 01.06.2018 tarihli ihtarname keşide edilerek; listeye alınan toplam 18 kişinin listelerde yer almadığını, adı geçen kimselerin davalı kooperatifte üyelik sıfatlarının kalmadığı, istifalarının yönetim kurulu tarafından kabul edildiğinin, bir kısım üyelerin ise usulüne uygun olarak kooperatiften çıkarıldığının, çağrının usule uygun olarak yapılmadığının bildirildiğini, ihtarnameye davalı kooperatifçe İzmir Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün 29.05.2018 tarihli yazısı da iliştirilmiş olup dayanak yazı içeriğine göre hazirun listesinin hazırlanması yetkisinin kooperatif ana sözleşmesinin 32 nolu maddesi uyarınca yönetim kuruluna ait münhasır haklardan biri olduğu da belirtilerek mahkemece çağrıyla yetkili kılınan ...'a yetki aşımı yaptığının dile getirildiğini, nihayetinde 08.06.2018 tarihinde davalı kooperatif üyesi olan davacı müvekkillerinin olağanüstü genel kurulun yapılacağı toplantı salonu önünde hazır olarak beklemiş olup ...'ın aktif bir şekilde engellemesi üzerine müvekkillerinin toplantı salonuna alınmadığı gibi, özel güvenlik ve hazırda bekleyen kolluk güçleri tarafından içeriye alınmamaları üzerine "tutanaktır" başlıklı belge tanzim edilerek durumun kayıt altına alındığını, ısrarlı talepleri üzerine sadece alınan genel kurul kararlarına karşı şerh koymak amacıyla toplantı salonuna davalı kooperatifin yönetim kurulu başkanı ... ile başkan yardımcısı ...'ın alındığını, sözde toplantıya şerh konulduğunu, akabinde temin edilen 08.06.2018 tarihli korsan genel kurul tutanağı incelendiğinde çağrıyla yetkili kılınan ... tarafından mahkeme kararının dışına çıkılarak olmayan yetkilerin kullandığı, düzmece ihbarnamelerle gündeme maddeler eklendiği ve bu şeklide sözde genel kurulun tamamlandığının anlaşıldığını, söz konusu olağanüstü genel kurulda alınan tüm kararların iptali amacıyla İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/713 Esas sayılı dosyası üzerinden dava ikame edildiğini, söz konusu dava dosyasının derdest olduğunu, geçici tescil işlemine karşı da İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/775 Esas sırasına kayıtlı itiraz davasının ikame edildiğini, davalının geçici tescil isteğinin kesin tescile dönüştürülmesine dair İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/768 Esas sırasına kayıtlı itiraz davasına da müdahale dilekçesi verildiğini, akabinde davalı yanca bu sefer 1163 sayılı Kanun'un 47.maddesi anlamında bizzat kendileri tarafından icra edilen 08.06.2018 tarihli olağanüstü genel kurula dayanak hazirun listesinde üye ve önerge sahibi olarak isim ve imzaları bulunan kimselerin dahi yokluğunda, hem tam katılım sağlanmadan usule aykırı bir şekilde hem de yüklenici ile akdedilen taşınmaz satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinin mahkeme kararı olmadan iptal edilmesi gibi bir hukuki yol olmamasına rağmen bu hususta karar alarak esasa aykırı bir şekilde icra edilen 06.07.2018 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan tüm kararların iptalini temin etmek adına eldeki iptal davasını ikame etmelerinin gerektiğini, sunulu listeye göre davalı kooperatif üyesi olan davacı müvekkillerinin gıyabında 1163 sayılı kanun 47.maddesine göre yapıldığı savunulan olağanüstü genel kurulun üye tam sayısının sağlanmamasından ötürü usule aykırı olması hasebiyle salt bu nedenle dahi iptal edilmesinin gerektiğinin şüphesiz olduğunu, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/306 Esas sırasına kayıtlı dava dosyasında alınan bilirkişi raporuyla da davalı kooperatifin üye sayısının 125 olduğunun saptanmasına rağmen, sadece 63 üyeyle toplanarak 1163 sayılı kanunun 47.maddesi anlamında karar alındığının savunulmasının hukuka aykırı bir garabet örneği olduğunun şüphesiz olduğunu, kooperatiften çıkma/çıkarılma ve ölüm suretiyle kooperatifle ilgisi kalmamış toplam 18 kişinin de hazirun listesine yazılması karşısında dava konusu olağanüstü genel kurul toplantısının usule aykırı bir şekilde üye tam sayısıyla toplanmamasından ötürü iptale tabi olduğunun aşikar olduğunu, 08.06.2018 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısına esas hazirun listesinde ismi yer alıp da dava konusu 06.07.2018 tarihli hazirun listesinde ismi yer almayan, eş deyişle dava konusu toplantıya katılmadığı ayan beyan ortada olan üyelere karşın eldeki dava konusu olağanüstü genel kurulunun 1163 sayılı kanunun 47.maddesine uygun olarak tam üye sayısı ile toplandığının kabulüne hukuki ve fiili olanak bulunmadığını, üstelik tutanaklar incelendiğinde ...'nin, ...'in, ...'nun 08.06.2018'deki toplantıdaki imzalı önergelerin sahipleri iken, bundan sadece 29 gün sonra yapılan dava konusu olağanüstü genel kurula esas hazirun listesinde yer almamalarının hem şaibeyi hem de usulsüzlüğü açık seçik ortaya koymakta olduğunu, kooperatifin toplam 125 üyesi varken, 18'inin üyeliği şaibeli 63 kişiyle toplanıp üstelik bizzat kendileri tarafından icra edilen bir önceki hazirun listesi ve önergelerde imzası bulunan kimselerin dahi katılmadığı dava konusu hazirun listesiyle icra edilen mezkur olağanüstü genel kurulun 1163 sayılı kanunun 47. maddesine aykırı olmasından ötürü iptal edilmesi gerektiğini, sunulu dava konusu olağanüstü genel kurul toplantı tutanağının gündem maddelerinin 1 nolu kısmında; "dışarıdaki bazı kişiler kendilerinin de ortak olduğunu, tutanak ve evrak vermek istediklerini söyledi. Hazirun listesinde yazılı kişiler olmadığından..." denilerek içeride olanların kim dışarıda kalanların kim olduğunun, üye olup olmadıkları ve sunacakları evraklara bakılmadan salt koopetarifin basiretsiz ve usulsüz bir şekilde sözde seçilen ve kendi haklarında dava açılan yönetim kurulu üyelerinin etkisiyle 1163 sayılı kanunun 47.maddesine aykırı bir şekilde üye tam sayısıyla toplanmayan genel kurulda alınan tüm kararların iptal edilmesi gerektiğinin şüphesiz olduğunu, usulsüz bir olağanüstü genel kurul gündem maddesiyle sözleşme iptalinin de hukuka aykırı olduğunu, kooperatifi ciddi bir mali kriz ve hukuki açmaza götüreceğinin şüphesiz olduğunu, kooperatif adına kayıtlı bulunan taşınmazın haraç mezat satışı ya da tasarrufu amacıyla hareket edilmek istendiğinin ortaya çıktığını belirterek, 06.07.2018 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınmış olan tüm kararların iptali ile butlanla sakat olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların dava açma haklarının bulunmadığını, her ne kadar önceki üye kayıt listelerinde davacıların isimlerinin bulunduğu iddia edilmiş ise de davacı tarafın iddia etmiş olduğu listelerin geçerli olmadığını, yetkisiz kişilerce oluşturulduğunu, üye olmayan davacıların iptali istenen olağanüstü genel kurula katılma hakları bulunmadığından katılamadıklarını, davacıların dava açma ehliyeti bulunmadığından davanın usul yönünden reddini talep ettiklerini, üye kayıtlarının nedeninin ise eski yönetim lehine oy verme amaçlı olup kooperatifin İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2012/131 Esas sayılı dosyası içerisinde belirlenen asıl üyelerinin önünü keserek çıkar sağlamaktan başka bir amaca hizmet etmediğini, şuanda kooperatif başkanı olan ...'ın İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/764-2015/261 Esas-Karar sayılı 17.04.2015 tarihli kararı ile genel kurul yapmak üzere kayyım olarak atandığını ve bu kararın Yargıtay'ın 23. Hukuk Dairesi'nin 2015/5186 Esas-2016/3344 Karar nolu kararı ile onanarak kesinleştiğini, ...'ın bu yetkiye dayanarak usulüne uygun olarak genel kurulu toplantıya çağırdığını ve 08.06.2018 tarihli olağanüstü genel kurulun yapıldığını, ...'ın kooperatif başkanlığına seçildiğini, bu genel kurulun sonucunda oluşan yönetim kurulunun talebi üzerine 08.06.2018 tarihli genel kurulun, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünce önce geçici olarak tescil edildiğini ve daha sonrasında ise kesin olarak tescil edilmek suretiyle bu konu hakkındaki tartışmalara son verildiğini, bilahare yine usulüne uygun çağrılar yapılmak suretiyle davaya konu 06.07.2018 tarihli genel kurulun yapıldığını, tüm yasal prosedürlere uyulduğunu ve alınan tüm kararların da yasal mevzuata uygun olarak alındığını, dava dilekçesinde iddia edilen hususların dava ile bir ilgisinin bulunmadığını, davacılar her ne kadar kooperatif üyeleri olduklarını iddia etseler de bu konuda dayandıkları kayıtların yetkisiz kooperatif yöneticileri tarafından oluşturulmuş gerçek dışı kayıtlar olduğunu, kooperatifin yasal yönetiminin ...'ın çağrısı ile toplanan 08.06.2018 tarihli olağanüstü genel kurulda belirlenmiş olup gerçek kayıtların bu yönetim tarafından oluşturulan kayıtlar olduğunu ve hazirun listelerinin de bu kayıtlara göre düzenlendiğini, baştan beri geçersiz olan ve 08.06.2018 tarihli genel kurulda iptaline karar verilen 21.10.2016 tarihli taşınmaz satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinin hukuken ve fiilen ortadan kalkmış olup kooperatife ait olan ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parselde kayıtlı taşınmaz hakkında 08.06.2018 ve 06.07.2018 tarihli genel kurullarda alınan kararlarda hukuka hiçbir aykırılık bulunmadığını, davacıların kooperatifin işleyişini önlemek ve yasal yönetim kurulunun çalışmasını önlemek için sürekli olarak haksız ve dayanaksız şekilde taleplerde bulunduklarını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece, "...Toplanan tüm deliller karşısında; davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ile ... Şti. Bakımından, feragat beyanı sunulduğu, bu davacıların davalarının feragat nedeniyle reddi gerektiği, davacılar ..., ..., ..., ..., ...'in davalarının HMK 150. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verildiği, kısa kararda davacı ..., ... olarak yazılmışsa da bu yazım hatasının gerekçeli karar yazımı sırasında düzeltildiği, davaları feragat nedeniyle reddedilen ve açılmamış sayılmasına karar verilenler dışındaki davacıların davası değerlendirildiğinde; ... Kooperatifi'nin 06/07/2018 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısının Koop. Kan. 47 maddesine göre çağrısız olarak yapıldığı, genel kurul tutanağında 63 ortaktan 42'sinin asaleten, 21'nin vekaleten oy kullandığı ve toplantının Koop. Kan. 47 maddesine uygun olarak yapılmasına itirazın bulunmadığının tespit edildiği, gündem maddelerine geçilmeden evvel 155 çağrı merkezine düşen çağrı nedeniyle İlçe Emniyet Müdürlüğünden gelen yetkililer tarafından toplantı salonu dışındaki bazı kişilerin de ortak olduklarına dair tutanak ve evrak vermek istedikleri, ancak hazirun cetvelinde yazılı tüm ortakların toplantı salonunda bulunduğundan bahisle bu durumun engellendiği, mahkemece görevlendirilen bilirkişilerin sunduğu rapor ve ek rapora göre; gerçekte davalı kooperatifin 124 ortağının olduğu, bunlardan sadece 46'sının hazirun listesinde yer aldığı ve toplantıya katıldığı, hazirun listesindeki isimlerden 17 kişinin ortak olmadığı, dolayısıyla davalı kooperatifin gerçekte 124 ortağından (124-46) 78 ortağının genel kurula çağrılmadığı, katılımlarının sağlanmadığı, toplantıya katılmayan 78 ortağın toplantıya katılmış olması halinde alınan kararlara ilişkin nisabı değiştirecek sayıda olduğu, ayrıca bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere divan başkanlığına seçilen ... ve saymanlığa seçilen ...'ın ortaklık vasfının bulunmadığı gibi bu kişilerin kooperatif üst kuruluş temsilcilerinden de olmadığının anlaşıldığı, Kooperatifler Kanunu'nun 47. maddesinde; 'Kooperatifin bütün ortakları toplantıda hazır bulunduğu sürece ve bir itiraz olmadığı takdirde Genel Kurul toplantılarına dair olan diğer hükümler saklı kalmak şartiyle toplantıya çağrı hakkındaki hükümlere uyulmamış olsa dahi kararlar alınabilir. Bu gibi kararların, ortaklar veya ortakların toptantıda oy birliği ile seçecekleri temsilciler tarafından imzalanması gereklidir' hükmüne yer verildiği, davalı kooperatifin 06/07/2018 tarihli genel kurulunun Koop. Kan. 47. maddesi kapsamında çağrısız olarak yapıldığının anlaşıldığı, Kooperatifler Kanunu'nun 47. maddesi kapsamında çağrısız genel kurul yapılabilmesi için kooperatif ortaklarının tümünün genel kurula katılması ve genel kurulun çağrısız yapılmasına itiraz etmemesi gerektiği, Kooperatif ortaklarından bir kişi dahi genel kurula katılmamışsa o toplantının Kooperatifler Kanununun 47. maddesi kapsamında yapılabilmesinin mümkün olmadığı, hatta ortaklardan biri dahi toplantıya katılıp daha sonra toplantıyı terk ettiğinde terk anından itibaren toplantıya devam olanağı olmadığı, bu durum karşısında davaya konu 06/07/2018 tarihli genel kurulun Koop. Kan. 47. maddesindeki usule uygun çağrısız bir genel kurul olarak yapıldığını kabule olanak bulunmadığı, bu yönüyle alınan kararların içeriği değerlendirilmeksizin yapılan genel kurulun yasaya aykırı olduğu kanaatine varıldığı, Kooperatifler Kanunu'nun 45/5. maddesinde; 'Genel kurulun sevk ve idaresi, ortaklar veya üst kuruluş temsilcileri arasında seçilen başkan ve üyeler tarafından sağlanır.' hükmüne yer verildiği, davaya konu 06/07/2018 tarihli genel kurul toplantısında Divan Başkanlığına seçilen ... ve Saymanlığa seçilen ...'ın bilirkişi raporunda da ortaya konulduğu üzere kooperatif ortağı olmadıkları ve üst kuruluş temsilcisi de olmadıkları anlaşılmakla, genel kurul divanında görev yapmalarının mümkün olmadığı, bu yönüyle yapılan genel kurulun Koop. Kan. 45/5. maddesiyle kooperatif ana sözleşmesinin 34. maddesine aykırı olduğunun saptandığı, Genel kurul kararları bir hukuki işlem olup hükümsüzlüğü olarak yokluk, butlan ve iptal şeklinde ortaya çıkan üç durumu birbirinden ayırmak gerektiği, Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesinde genel kurul kararının iptali konusu düzenlenmiş olup bu maddede iptal talep edilebilecek kişiler ile iptal nedenlerinin ortaya konulduğu, Koop. Kanununda genel kurul kararlarının butlanının veya hükümsüzlüğünün tespiti konusunda bir düzenleme bulunmadığı, fakat Koop. Kan. 98. maddesindeki; 'Bu kanunda aksine açıklama olmıyan hususlarda Türk Ticaret Kanunundaki Anonim şirketlere ait hükümler uygulanır.' hükmü gereğince Kooperatifler Kanununda açık hüküm bulunmadığı hallerde TTK'nın anonim şirkete ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği, Genel kurul kararlarının yoklukla sakat olmasının TTK'da açıkça düzenlenmediği, ancak kararların yoklukla sakat olmasının olanaklı olduğu, Genel kurul kararlarının alınması sırasında kurucu şekli nitelikteki emredici hukuk kurallarına uyulmamışsa alınan genel kurul kararının yok olduğu, hiçbir hüküm ve sonuç doğurmayacağı, örneğin kanunda öngörülen yeter sayılara uyulmamışsa alınan genel kurul kararının yok olduğu, yine TTK 414'e uygun olarak ortakların tamamı toplantıya çağrılmadan alınan genel kurul kararlarının da geçerli olmadığı, yok olduğu, yokluk durumunda alınan genel kurul kararlarının hiçbir hüküm ve sonuç doğurmayacağı, ancak alınan kararların yoklukla sakat olduğuna ilişkin tespit davası açılabileceği, bu davanın herhangi bir süreye tabi tutulabilmesinin olanaklı olmadığı, yoklukla sakatlığın re'sen dikkate alınmak zorunda olduğu, butlanın ise; genel kurul kararları şekil ve usul bakımından geçerli olmakla birlikte konusu bakımından emredici kanun hükümlerine, ahlaka ve adaba aykırı ve imkansız, anonim ortaklığın temel yapısını bozucu nitelikte ise alınan genel kurul kararlarının batıl olacağı, en başından beri geçerli olmayacağı, kanun koyucunun TTK 447. maddesinde genel kurulun batıl kararlarına örnekler verdiği, batıl genel kurul kararlarının hüküm ve sonuçları bakımından yoklukla paralellikler söz konusu olduğu, bunun sonucu olarak batıl genel kurul kararının en baştan geçerli olmadığı, bu kararların iyileştirilmesi olanağı bulunmadığı, butlanın hukuki menfaati bulunan herkes tarafından özellikle ortaklar ve yönetim kurulu tarafından her zaman iddia edilebileceği, re'sen de dikkate alınacağı, butlan durumunda yoklukta olduğu gibi alınan genel kurul kararının kural olarak hiçbir hüküm ve sonuç doğurmayacağı, burada da genel kurul kararının batıl olduğunun herhangi bir süreye tabi olmayan tespit davası ile ileri sürülebileceği, fakat burada hakkın kötüye kullanılmamasının söz konusu olduğu, özellikle butlan bakımından yokluktan farklı olarak şeklen mevcut bir genel kurul kararının meydana gelmiş olmasının zorunlu olduğu, bir genel kurul kararının butlanının dürüstlük kuralına aykırı olarak ileri sürülemeyebileceği, oysa yokluk halinde dürüstlük kuralının bir etkisinin söz konusu olmayacağı (Prof. Dr. Oruç Hami Şener-Ortaklıklar Hukuku Ders Kitabı 4.Bası), kooperatif genel kurul kararlarının iptalinin ise Kooperatifler Kanunu 53. maddesinde düzenlendiği, maddede sayılan kişilerce yine sayılan nedenlerle genel kurul tarihinden itibaren bir aylık hak düşürücü süre içerisinde iptal davası açılabileceği, davalı kooperatifin 06/07/2018 tarihinde Kooperatifler Kanunu 47. maddesine göre çağrısız yapıldığı belirtilen genel kurul toplantısına kooperatifin tüm ortaklarının katılımının sağlanmamış olması karşısında Koop. Kan. 47. maddesine uygun olmadığı, ayrıca kooperatif divan heyetinin Koop. Kan. 45/5 maddesine aykırı olarak kooperatifin ortaklarından seçilmediği, genel kurul kararının alınması sırasında kurucu şekli nitelikteki emredici kurallara uyulmadığının anlaşıldığı, bu durumun yokluk yaptırımına tabi olduğu, davacı tarafça toplantıda alınan kararların butlanla batıl olduğunun tespiti talep edilmiş ise de, mahkemenin re'sen değerlendirme yapma görevi bulunduğu, sonuç olarak; davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ile ... Şti'nin davalarının FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, davacılar ..., ..., ..., ..., ...'in davalarının HMK'nın 150. maddesi uyarınca AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, DİĞER DAVACILARIN DAVASININ KABULÜNE, davalı ...'nin 06/07/2018 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine, mahkeme kararının ticaret sicile tesciline ve ilanına...." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili tarafından, "...Davacıların aktif dava ehliyeti bulunmadığını, genel kurul kararlarına karşı iptal davasını kimlerin açabileceğinin Kooperatifler Kanunu m. 53′ te sayıldığını, davacıların söz konusu şartlara haiz olmadıklarını, davacıların Kooperatifin üyesi bile olmadıklarını, bu konuda kooperatif üyeliğinin tespiti davası açılıp 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/43 Esas dosyası ile görüldüğünü, kim üye kim değil belli olmamasına rağmen huzurdaki dosyada herkes üyeymiş gibi toplantı ve karar sayıları sebebiyle alınan kararların reddedildiğini, bu durumun en büyük çelişki olduğunu, detaylı belgeler ile ispat ettikleri üzere, mahkeme kararları ve bakanlığın tespiti ile; kooperatifin üyelik kayıtlarında dolandırıcılık olduğu ve eski yönetimden kaynaklı birçok usulsuzlük yapıldığı, bu nedenle mevcut yönetime bu konuda yetki verildiği ve bu yönetimin çalışmalarına istinaden üyeliklerin saptanıp davaya konu genel kurulun yapıldığının sabit olduğunu, bilirkişi raporlarına itirazlarının hiçbir zaman değerlendirilmediğini, alınan her yeni rapor/ek raporun kök raporların neredeyse aynısı olduğunu, 16.03.2012 tarihli savcılığa hitaben bilirkişi heyeti ... ve ... tarafından hazırlanan raporun 3. bölümünün a,b,c ve d bentlerinde kooperatife ait kayıt ve defterlerinde yapılan incelemelerden görüleceği üzere birçok usulsüzlük içerdiğinin tespit edildiğini, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/316 Esas sayılı dosyasında kooperatif aleyhine dava açıldığını ve davanın kabul edildiğini, Yargıtay tarafından onanarak 15.10.2014 tarihinde kesinleştiğini, bu ilamda; ‘kimin üye olduğu, kimin üye olmadığı, kimin kendi adına asaleten, kimin vekaleten ve ne oy kullandığı belirlenemediğinden mevcut durum itibariyle 30.06.2011 tarihli genel kurul kararlarının iptal edilmesi gerekmiştir’ şeklinde tespit yapılarak davalı kooperatifin 30.06.2011 tarihli olağan genel kurul toplantısının ve bu toplantıda alınan kararların iptaline karar verildiğini, kooperatifin kayıt ve işlemlerinin sağlıksız olduğunu, üye kaydı ve hazirun cetvellerinin neredeyse tümünde usulsüzlükler bulunduğu, ortakların vecibelerini yerine getirmeleri konusunda usulsüz ve yetersiz takip işlemleri ve dolandırıcılık adı altında davaların sürdüğü, kooperatif yönetimindeki kişilerin kooperatif amacına, mevzuat, usul ve yasaya aykırı davranışlar sergilediğini, bu nedenle kooperatifin amacını yerine getiremediği ve amacına ulaşma imkanının bulunmadığını, İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/62 Esas sayılı dosyasında kooperatife kayyum atanmasına karar verilmiş olduğunu, ortaklık ve ödeme miktarları ile ilgili hususların kayyım tarafından giderilebileceğinin vurgulandığını, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/764 Esas sayılı dosyasına ait 20.01.2015 tarihli bilirkişi raporundan da görüleceği üzere; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 03.04.2014 tarihli raporuna atıfta bulunulduğunu ve üye kaydına ilişkin bir çok usulsüzlüğün saptandığının teyit edildiğini, ardından ilgili mahkemenin davanın kabulüne karar vererek genel kurul yapmak üzere ...'ı kayyum olarak atadığını, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2015/5186 Esas - 2016/3344 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiğini, ...’ın mahkemenin verdiği yetkiye dayanarak usule uygun şekilde Genel Kurulu toplantıya çağırdığını ve 08.06.2018 tarihli olağanüstü genel kurulun yapıldığını, bu genel kurulda ...’ın Yönetim Kurulu Başkanlığına seçilip söz konusu genel kurulun İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünce tescil edildiğini, huzurdaki dava dahil sayısız davanın aynı sebeple ve aynı mahkeme yahut diğer mahkemelerde mevcut olduğunu, müvekkili yasa gereğince yapması gereken genel kurulları yaptığı için buna muhalefet olmak adına sürekli dava açılması ve adliyesinin bu uğurda oyalanmasının kabul edilemez olduğunu, kooperatifin işleyişini önlemek amaçlı olduğunu, davacılar her ne kadar kooperatife üye olduklarını belirtmiş iseler de, dayandıkları üyelik kayıtlarının mevcut yönetimden önceki usulsüzlüklerden sorumlu olan eski yönetim kurulunun oluşturduğu ve gerçek olmadığı da yukarıdaki belgelerle ispat altına alınmış olan kayıtlar olduğunu, kaldı ki daha önceki hazirun listelerinde yer almanın üye olmak için yeterli bir ispat da olmadığını, Kooperatifler Kanunu ve TTK gereği; kooperatife ait ortaklığın tespitinin yalnızca üyenin taahhüt ettiği borcun yerine getirildiğine ilişkin belge ve kayıtlar olduğunu, şahısların elinde ortaklık belgesi, genel kurul ya da yönetim kurul kararı, giriş sözleşmesi yahut aidat ödeneklerine dair makbuz vb. belgeler yok ise mevzuat gereği üyelik kayıtlarının olduğunu söylemenin yahut mevcut yönetimin davacılar ile ilgili üye kaydı yapmasının yasa ve kurallara aykırı olacağını, genel kurul toplantısında alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye veya dürüstlük kurallarına aykırı olduğu ispatlanırsa ancak iptal edilebileceğini, yoksa tek başına çağrının usulsüz olmasının iptal sebebi olmadığını, kaldı ki Kooperatifler Kanunu m.47 gereği; çağrı ile ilgili hükümlere uyulmamasının karar alınabilmesine etki etmediğinin de açık olduğunu (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 1984/4466 Esas-1984/6101 Karar), söz konusu kurul kararlarında yasaya, sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırılık bulunmadığından haksız davanın reddi gerektiğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, 06.07.2018 tarihli olağanüstü genel kurul kararlarının batıl olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle anılan davacılar bakımından davanın kabulüne/feragat nedeniyle reddine/açılmamış sayılmasına karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacılar ve davalı kooperatif arasındaki uyuşmazlığın kooperatif üyelerinin kimler olduğuna ve aktif halde kaç üye olduğuna yönelik olduğu anlaşılmakta olup, mahkemece bilirkişi heyeti eliyle kök ve ek raporlar alındığı, kooperatifin önceki yönetimi ve mevcut yönetimi zamanında yapılan genel kurul toplantılarına ve yönetim kurulu kararlarına dair evrakların, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünden istenip getirtilen evrakların dosya arasına alındığı, davalı kooperatif hakkında ceza davası dosyaları da olduğu anlaşılmakla bu dosyalardaki belgelerin dosya arasına alındığı görülmektedir. Tüm bilgi ve belgelere göre, davalı kooperatifin ortaklarının ve sayısının herbir yönetimce ve hatta aynı yönetimlerin farklı toplantılarında dahi farklı kabullerle esas alındığı görülmektedir. Davacılar kooperatifte 124 ortak olduğunu ve butlanla batıl olduğunun tespitini istedikleri 06.07.2018 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısına kooperatif üyesi olmayan bir kısım üyeler katılırken, kooperatif üyesi oldukları halde kendilerinin katılmasına izin verilmediğini iddia etmiş, buna dair hazirun cetvellerini ve bizzat mevcut yönetim tarafından yapılan 08.06.2018 tarihli GK hazirun cetvelini gerekçe göstererek, mevcut yönetimin çelişkili iş yaptığını, bir toplantıda üye gösterilenlerin kısa süre sonraki toplantıda dahi kooperatif üyesi olarak kabul edilmediğini, bu suretle 06.07.2018 tarihli olağanüstü GK'nun çağrısız toplanarak aldığı kararların batıl olduğunu ileri sürmüş olup, mahkemece alınan bilirkişi raporlarında da bahse konu 124 üyenin herbiri bakımından ayrıntılı inceleme yapıldığı, dava konusu toplantıdaki divan başkanı ve saymanının kooperatif ortağı olmamasının yanısıra, dava konusu GK'nın Kooperatifler Kanunu 47.madde uyarınca tüm ortakların katılımı sağlanmadan yapılması ve bu durumun katılmayan/çağrılmayan ortakların sayısına göre toplantı ve karar nisabına etki edecek durumda olmasına, üyelikler her türlü tereddütten uzak şekilde saptanmadan GK yapılmış olmasına göre 06.07.2018 tarihli olağanüstü GK kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine karar verildiği anlaşılmakla, tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre usul ve yasaya uygun mahkeme kararına yönelik istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir (Benzer yönde bknz. Yargıtay (kapatılan) 23. HD 2013/7202 E.-2013/8331 K.).
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davalı vekilinin İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/822 Esas - 2021/758 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 368,30 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avansdan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 16/07/2024