T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/364
KARAR NO: 2024/1330
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/01/2017 (Dava) - 09/09/2021 (Karar)
NUMARASI: 2021/167 Esas - 2021/690 Karar
DAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ: 25/09/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 25/09/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/167 Esas-2021/690 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalının, İzmir 12. İcra Müdürlüğü'nün 2016/16452 sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibinde bulunduğunu, söz konusu takibin dayanağı olan 09.11.2016 tanzim, 20.12.2016 vade tarihli, 400.000,00-TL bedelli bononun müvekkiline tehdit ile imzalatıldığını, olay günü müvekkilinin, nikahsız olarak birlikte yaşadığı ve 01.05.2012 doğumlu oğlu ...'ın da annesi olan davalı ile birlikte alışveriş yapmak üzere Kuşadası ilçesine gittiğini, döner dükkanına girdiklerini ve burada siparişi beklerken, davalının çantasından çıkarmış olduğu boş senedi ve kalemi vererek, “bu senedi, yaz, doldur, imzala” dediğini, müvekkili imzalamak istemeyince, “imzalamazsan seni öldürürüm” diyerek tehdit ettiğini, müvekkilinin, davalının, kendisine ve müşterek çocukları ...'a zarar vermesinden korktuğu için senedi imzalamak zorunda kaldığını, daha sonra davalının senedi de alarak ayrıldığını, Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/9985 Hz. nolu soruşturma dosyasından da anlaşılacağı üzere, bu senedin verilmesi anında (öncesi veya sonrasında da) davalının müvekkiline hiçbir ödemede bulunmadığını, davalının, müvekkiline 400.000,00-TL ödeme yapabilecek ekonomik gücünün bulunmadığını, davalının geçmiş tarihlerde de müvekkilini tehdit ederek dairesini ve parasını aldığını belirterek, müvekkilinin davalıya borçlu bulunmadığının tespiti ile İzmir 12.İcra Müdürlüğü'nün 2016/16452 sayılı icra takibinin iptalini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, müvekkili ile arasındaki alacak-borç ilişkisi karşılığında söz konusu senedi imzaladığını ve müvekkiline verdiğini, aksi yöndeki tüm iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacının bahse konu senedi ölüm tehdidi altında imzaladığı iddiası bütünüyle gerçek dışı olmakla birlikte yalnızca sözlü bir tehdit karşılığında 400.000 TL'lik senedin altına imza atıldığı iddiasının hayatın olağan akışına da aykırı düştüğünü, senedin bedelsiz olarak müvekkiline verildiğinin ispat yükünün davacıda olup, bedelsizlik iddiasını yazılı bir delile dayanarak ispat etmek zorunda olduğunu, tanık delillerine muvafakatlerinin bulunmadığını, ayrıca tehdit iddialarının mesnetsiz, çelişkili ve gerçek dışı olduğunu beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
İZMİR BAM 17. HD'nin KALDIRMA KARARI:
Mahkemece "davanın reddi"ne dair verilen ilk kararın İzmir BAM 17. HD'nin 2018/2469 Esas-2020/1449 Karar sayılı kararı ile yapılan istinaf incelemesi neticesinde; "...Dava, tehdit ve bedelsizlik iddiasına dayalı olup, senedin tanzim edildiği 09.11.2016 tarihinden itibaren TBK'nun 36.maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Mahkemece, dava konusu edilen olay ile ilgili davacı tarafça davalı hakkında Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığı' nın 2016/9985 sayılı dosyası ile şikayette bulunulduğu, Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığı' nca yürütülen soruşturma neticesinde; müşteki ifadesi, şüpheli ifadesi, CD izleme tutanağı, bilgi sahibi ifadesi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair müştekinin soyut iddiası haricinde kamu davası açmaya yeterli her türlü şüpheden uzak kesin elde edilemediğinden bahisle şüpheli hakkında kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, karara müşteki tarafından itiraz edildiği, itiraz üzerine Söke SCH' nin 06/02/2018 tarihli kararı ile itirazın reddine kesin olarak karar verildiği, davacı tarafça iddianın ispatına yönelik tanık deliline dayanıldığı, davanın TBK' nin 37. Maddesinde düzenlenen korkutma sebebine dayalı menfi tespit davası olması sebebiyle korkutmanın varlığına yönelik tanık dinlenebileceği ancak davacı vekilinin mahkemenin 15/02/2018 tarihli celsesinde tanık listesinde bahsi geçen tanıkların senedin düzenlenmesi aşaması ile ilgili görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığını beyan ettiği, bu beyan göz önüne alındığında tanık listesinde bahsi geçen tanıkların dinlenilmesine gerek görülmediği, davacının senedin tehdit ile imzalatıldığı iddasını usulüne uygun deliller ile kanıtlayamadığı,yemin deliline de dayanılmadığından, davanın reddine karar verilmiştir. Ancak davacı tarafın bedelsizlik iddiası da bulunmaktadır. Mahkemece bedelsizlik iddiası yönünden bir gerekçe yazılmadığından; ortada bu yönden denetlenebilir bir karar bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, davacı vekilinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK'nun 353/1-a-4 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine..." şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda, "...Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davacı tarafça, İzmir 12. İcra Müdürlüğü'nün 2016/16452 sayılı dosyasında takip konusu edilen 09/11/2016 tanzim, 20/12/2016 vade tarihli 400.000,00-TL bedelli bononun tehdit ile imzalatıldığından bahisle söz konusu senet dolayısıyla davalıya borçlu olunmadığının tespitine yönelik olarak dava açıldığı, dava konusu edilen olay ile ilgili davacı tarafça davalı hakkında Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığı' nın 2016/9985 sayılı dosyası ile şikayette bulunulduğu, soruşturma neticesinde; müşteki ifadesi, şüpheli ifadesi, CD izleme tutanağı, bilgi sahibi ifadesi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair müştekinin soyut iddiası haricinde kamu davası açmaya yeterli her türlü şüpheden uzak kesin elde edilemediğinden bahisle kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, karara müşteki tarafından itiraz edildiği, itiraz üzerine Söke SCH' nin 06/02/2018 tarihli kararı ile itirazın reddine kesin olarak karar verildiği, davacı tarafça iddianın ispatına yönelik tanık deliline dayanıldığı, davanın TBK' nın 37. maddesinde düzenlenen korkutma sebebine dayalı menfi tespit davası olması sebebiyle korkutmanın varlığına yönelik tanık dinlenebileceği, ancak davacı vekilinin 15/02/2018 tarihli celsede tanık listesinde bahsi geçen tanıkların senedin düzenlenmesi aşaması ile ilgili görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığını beyan ettiği, bu beyan göz önüne alındığında tanık listesinde bahsi geçen tanıkların dinlenilmesine gerek görülmediği, davacının senedin tehdit ile imzalatıldığı iddasını usulüne uygun deliller ile kanıtlayamadığı, olayın niteliği göz önüne alındığında yemin deliline de dayanılamayacağı, davacı tarafa istinaf ilamı doğrultusunda bedelsizlik iddiası ile ilgili yazılı delillerini bildirmek üzere süre verildiği, davacı tarafça bedelsizlik iddiasına yönelik yazılı deliller ile ilgili verilen dilekçede Kuşadası CBS'nin 2016/9985 sayılı soruşturma dosyası ile Selçuk CBS'nin 2020/1810 sayılı soruşturma dosyasına delil olarak dayanıldığı ve ayrıca davalının mal varlığı araştırmasının yapılmasının talep edildiği, Kuşadası CBS'nin 2016/9985 sayılı evrakının istinaf ilamı öncesinde incelenerek değerlendirildiği ve gerekçeli kararda da söz konusu dosyadan bahsedildiği, Selçuk CBS'nin 2020/1810 sayılı dosyasının ise tehdit iddiasına yönelik olup suç tarihinin eldeki dava tarihinden sonra 09/2020 olarak belirtildiği, suç tarihi ve dilekçedeki şikayetler göz önüne alındığında söz konusu dosyanın bedelsizlik iddiasına yönelik bir dosya ve delil niteliğinde olmadığı, davalının mal varlığının araştırılması talebinin de yine bedelsizlik iddiasına ilişkin yazılı delil olarak kabul edilemeyeceği, davacının bedelsizlik iddiasını da usulüne uygun deliller ile kanıtlayamadığı anlaşılmakla, DAVANIN REDDİNE...." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili tarafından, "....Müvekkili ve davalı arasında yıllar süren duygusal beraberlik sonucunda bir müşterek çocukları -....- olduğunu, davalının yıllarca davacının babalık duygularını kullanarak, tehdit ve korkutmayla davacının malvarlığını tamamen kendi üzerine almak amacı ile hareket ettiğini, davalının 'İmzala yoksa seni ve ayrı iki çocuğunu öldürürüm.' demek suretiyle menfi tespit davasına konu kıymetli evrakı (bonoyu) müvekkiline 09.11.2016 tarihinde imzalattığını, Selçuk Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/1810 soruşturma nolu dosyasına 29/04/2021 tarihinde sundukları KYOK itiraz dilekçelerinin İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesince değerlendirilmediğini, yumurta satarak geçimini sağlayan bir insanın 400.000 TL değerine karşılık bir malvarlığının ve/veya maddi birikiminin olmasının hayatın olağan akışına ters bir durum olduğunu, davalının herhangi bir iş yeri veya malvarlığının bulunmadığını, davalının mali durumunun incelenmesi için ilgili kurumlara mahkemece müzekkere yazılmasını talep ettikleri halde mahkemenin bu talebi reddettiğini, davalı adına kayıtlı tüm tapu kayıtların istenilmesini yerel mahkemeden talep ettikleri halde aynı şekilde mahkemenin bu talebi de reddettiğini, mahkemenin, celbini talep ettikleri deliller için Selçuk Vergi Dairesine ve Selçuk Esnaf Odasına bir müzekkere yazmadığını, bu kurumlardan alınacak belgelerin bedelsizlik iddialarını tespit edecek önemli deliller olduğunu, mahkemenin, davalıdan ticari defter kayıtlarını istemeden söz konusu hükmü tesis ettiğini, davalının mal varlığında davacıya tehditle imzalattığı bu 400.000 TL değerindeki bononun herhangi bir maddi karşılığının olmadığını, aynı zamanda öğretideki baskın görüşe göre, bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının, hukuki niteliği bakımından bir sebepsiz zenginleşme davası olduğunu, davalının zenginleşmeye çalıştığını, yerel mahkemenin işin esasına girmeden ve bedelsizlik iddialarının ispatına yarayacak delilleri toplamadan hüküm tesis ettiğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, tehditle alındığı iddia edilen bononun bedelsiz olduğuna dair menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; tehdit iddiasına dayalı olarak davanın süresinde açıldığı, önceki istinaf ilamında da vurgulandığı üzere, savcılık soruşturma evrakları ve tüm dosya kapsamı uyarınca davacı tarafça, davaya konu bononun davalı tarafından tehditle alındığına yönelik iddianın ispatlanamamış olduğu, davacı vekilinin duruşmadaki beyanında açıkça tanıklarının senedin alınış aşamasına dair bir bilgisinin bulunmadığını beyan ettiği, bahse konu bononun bedelsizliğine dair davacı iddiasına ilişkin de herhangi bir ispata yarar delil sunulmadığının görüldüğü, davacının dayandığı delillerin senedin bedelsizliğinin ispatına yeterli olmadığı, davacının bahsettiği Selçuk CBS'nın soruşturma dosyasının davaya konu bono tanziminden sonraya dayalı bir olay olmakla, eldeki ihtilaf bakımından delil teşkil edemeyeceği, Kuşadası CBS dosyasında ise mahkemece de vurgulandığı üzere kovuşturma yer olmadığına dair karar verildiği ve yapılan itirazın da reddedilmiş olduğu, davacının senedin bedelsizliği iddiası bakımından yemin deliline de dayanmamış olduğu görülmekle, davacı vekilinin tüm istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacı vekilinin İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/167 Esas - 2021/690 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 368,30 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avanstan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 25/09/2024