T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/82
KARAR NO: 2024/779
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/05/2021 (Dava) - 26/10/2021 (Karar)
NUMARASI: 2021/295 Esas - 2021/892 Karar
DAVA: Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı)
BAM KARAR TARİHİ: 09/05/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 09/05/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/10/2021 tarihli 2021/295 Esas ve 2021/892 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 22/04/2020 tarihinde ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile İzmir Buca 203/35. sokaktan karşı yöne seyir halindeyken, 203/37. sokaktan karşı yöne seyir halinde bulunan ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpması neticesinde trafik kazasının meydana geldiğini, sigorta şirketleri arasındaki mutabakata göre ... plakalı araç sürücüsü ...'ın kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğunu, ...'e ait aracın hasar onarımı için davalı sigorta şirketinde 273216 numaralı hasar dosyasının açıldığını, araç onarıldıktan sonra davalı sigorta şirketi tarafından 14.930,50-TL ödeme yapıldığını, kalan bakiyenin ise ödenmediğini, alınan ekspertiz raporundan da anlaşılacağı üzere araçta meydana gelen hasarın onarımı için yedek parça ve işçilik ücreti olarak 25.000,00-TL olarak belirlendiğini, ancak kısmi ödeme yapıldığını, bakiye hasar onarım bedeli ve ekspertiz rapor ücreti davalı sigorta şirketinden 15/04/2021 tarihinde talep edildiğini, herhangi bir ödeme yapılmadığını, arabuluculuk safhasında da anlaşılmanın sağlanamadığını, kazaya sebebiyet veren ... 'a ait ... plakalı aracın karayolları zorunlu mali mesuliyet sigortasının 14018424 poliçe numarası ile davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenmiş olduğundan ... plakalı araç ile ilgili olarak bakiye hasar bedelinden ve ekspertiz rapor ücretinden sigorta poliçe limitleri kapsamında davalı sigorta şirketinin sorumluluğu bulunduğunu, HMK 107/2 maddesi uyarınca fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı kalması kaydı ile bakiye hasar onarım ücreti (yedek parça ve işçilik ücreti ) olarak şimdilik 100,00-TL'nin davacıya ödenmesine, arabuluculuk sürecinde müvekkilinin vekil ile temsil edilmesinden dolayı A.A.Ü.T.'nin 16. maddesi kapsamında vekalet ücreti, yargılama gideri, 290,00-TL ekspertiz rapor ücreti ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hasara ilişkin taleplerin karşılandığı için iş bu davanın reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin KDV'den sorumlu tutulmasının mümkün olamayacağını, somut olayda sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde atfı kabil herhangi bir kusuru bulunmadığından huzurdaki davanın reddinin gerektiğini, davacının faize ilişkin taleplerinin kabulünün mümkün olamayacağını, açıklanan nedenler ile yetkisiz mahkemede açılan davanın reddinin gerektiğini, davacının hasar bedeline ilişkin zararı karşılandığı için haksız taleplerinin reddinin gerektiğini, her durumda hasar bedelinin Genel Şartlar ekinde yer alan hususlar çerçevesinde belirlenmesinin gerektiğini, kusura ilişkin uyuşmazlığın giderilmesi amacıyla kusura ilişkin uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılmasının gerektiğini, muaccel bir alacak oluşmadığı için müvekkil şirketin temerrüde düşmediğinin dikkate alınarak müvekkil şirketin yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
Mahkemece, ''... davaya konu uyuşmazlığın 22/04/2020 ... tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davalı ...'e ait ... plakalı araçta meydana gelen hasar bedeli miktarının belirlenmesi ile belirlenecek hasar bedelinin davalı sigorta şirketinden tahsili ile alacağı temlik alan davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, bilirkişi heyetinin 14/09/2021 havale tarihli raporlarında, dava konusu trafik kazasının oluşumunda davalı sigorta şirketinin sigortalısı olan ... plakalı araç sürücüsü ...'ın %75 oranında asli, davacı ...'in ise %25 oranında tali kusurlu olduğunu, davaya konu davacıya ait ... plakalı aracın dava konusu trafik kazası sebebiyle uğradığı hasarın onarım miktarının 25.000,00-TL olduğunu, dava açılmadan önce davalı sigorta şirketi tarafından yapılan 14.950,50-TL ödeme yapıldığını, tramer kayıtlarında belirtilen davalı sigorta şirketinin sigortalısına ait aracın sürücüsü ...'ın %100 oranında kusurlu olduğunun kabulü halinde bakiye hasar bedelinin 14.549,50-TL olduğunu, kusur oranları açısından kendi görüşlerinin kabulü halinde ise hasar bedeline KDV dahil edildiğinde davalı sigorta şirketi tarafından 7.174.50-TL eksik, KDV dahil edilmediğinde ise 3.749,50-TL eksik ödeme yapıldığını mütalaa ettikleri, davacı vekilinin 11/10/2021 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile dava dilekçesinde 100,00-TL olarak belirttikleri hasar bedeli yönünden dava değerini fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı tutulmak kaydıyla 3.649,50-TL arttırarak toplamda 3.749,50-TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ettiklerini beyan ettiği ve dava değeri üzerinden eksik harcı mahkememiz veznesine yatırmış olduğu, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/585 Esas 2021/140 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda dosyamız davacısı ile İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/585 Esas 2021/140 Karar sayılı dosyasının davacısı ancak dosyamız açısından dava dışı ... arasında imzalanan 30/04/2021 tarihli Temlik Sözleşmesinin geçersiz olduğu, bu kapsamda ...'ın aktif husumet ehliyetinin bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verildiği, davacı ile dava dışı ... arasında imzalanan 30/04/2021 tarihli Temlik Sözleşmesinde tarafların dava konusu trafik kazası sebebiyle davacı ...'e ait dava konusu araçta oluşan hasar bedeli ile sair hakların dava dışı ...'a temlik edilmesini kararlaştırdıkları, temlik sözleşmesinin 7251 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden önce olacak şekilde 30/04/2020 tarihinde imzalandığı dikkate alındığında geçerli olduğu ve dava konusu talepler açısından hak sahibinin, temlik sözleşmesi gereğince dava dışı ... olduğu, davacı ...'in aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı...'' gerekçesiyle; ''...Açılan davanın aktif husumet ehliyeti dava şartı yokluğu sebebiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-e. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 115/2. maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE...'' şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından her ne kadar dava konusu araçta oluşan hasar bedeli ve sair hakların dava dışı ...'a temlik edilmesi sebebi ile hak sahibinin dava dışı ... olduğu, müvekkilinin aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı şeklindeki gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmişse de daha öncesinde temlik sözleşmesine dayanılarak dava dışı ... adına açmış oldukları davanın temlik sözleşmesinin geçerli olmaması sebebi ile aktif husumet yokluğundan reddedildiğini, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/585 E. 2021/140 K. sayılı kararı ile dava konusu alacaklara ilişkin ...'ın temliğe istinaden dava açma hakkının olmadığı, temlik sözleşmesinin geçerli kabul edilmediğinin karara bağlandığını, söz konusu kararın kesinleştiğini, temlik sözleşmesinin geçersiz olduğunu ve temlik sözleşmesine istinaden söz konusu alacak için ...'ın dava açma hakkının olmadığına ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunduğunu, kesin hükümüm taraflar ve mahkemeyi bağlayacağını, kesin hükmün amacı, daha önce mahkemece incelenmiş ve kesinleşmiş taraflar arasındaki uyuşmazlığın son bulmasını sağlamak ve çelişik kararlar verilmesini önleyerek hukuki istikrarı gerçekleştirmek olup kesin hükümün hakimi bağladığını; ilk davada verilen kesin hüküm ikinci bir davada hakimin önüne getirildiğinde hakimin kesin hükmün amacı gereği bu hükümle bağlı olduğunu ve bu hükmü esas alarak karar vermesi gerektiğini, yerel mahkeme tarafından bu husus dikkate alınmayarak temlik sözleşmesinin geçerliliğinin tekrardan tartışılması ve buna yönelik diğer mahkeme kararı ile çelişkili karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına, davanın kabulü ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, maddi hasarlı trafik kazası neticesinde araçta meydana gelen hasardan kaynaklı hasar bedeli tazminatı istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, açılan davanın aktif husumet ehliyeti dava şartı yokluğu sebebiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-e. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 115/2. maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmiş olup; karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dosyada sureti mevcut, davacı ile dava dışı ... arasında imzalanan 30/04/2020 tarihli temlik sözleşmesi ile 22/04/2020 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacı ...'e ait ... plakalı araçta oluşan hasar nedeni ile hasar bedeli ve sair tazminat haklarının dava dışı ...'a temlik edilmesini kararlaştırdıkları; 7251 Sayılı Kanun 28/07/2020 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, temlik sözleşmesinin 7251 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden önce olacak şekilde 30/04/2020 tarihinde imzalandığı dikkate alındığında, trafik kazasından kaynaklan maddi tazminat alacaklarının temlik edilmesine ilişkin olarak 28/07/2020 tarihinden önce imzalanmış temlik sözleşmesinin geçerli olduğu ve dava konusu talepler açısından araç sahibi olan hak sahibinin temlik sözleşmesi gereğince alacağını temellük eden dava dışı ...'a temlik ettiği, dolayısı ile temlik tarihinden sonra bu haklarını devreden davacı ...'in aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı; İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/585 E. 2021/140 K. sayılı dosyasında davanın tarafları itibarı ile verilen hükmün bu dava için kesin hüküm teşkil etmeyeceği anlaşılmakla, mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin itirazının esastan reddi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/10/2021 tarihli, 2021/295 Esas ve 2021/892 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 368,30-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09/05/2024