T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1878
KARAR NO: 2024/1591
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/06/2024 (Dava) - 19/09/2024 (Ara Karar)
NUMARASI: 2024/535 Esas (Derdest Dosya)
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ: 06/11/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 06/11/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/535 Esas sayılı ve 19/09/2024 ara karar tarihli dosyasının yapılan ön incelemesi sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13/08/2023 tarihinde davalı sigorta şirketine ZMSS Poliçesi ile sigortalı bulunan ... plakalı araç şoförünün dikkatsizlik sonucu müvekkiline ait araçla çarpışması neticesinde yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kolluk tarafından tutulan kaza tespit tutanağında ve soruşturma evresinde alınan kusur raporuna meydana gelen kazada davalı sigorta güvencesinde bulunan ... plakalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin aracı ile seyir halindeyken kaza sebebiyle ağır yaralanmış olup geçici ve sürekli iş gücü kaybı yaşayacak şekilde malul kaldığını, ... plakalı aracın ZMSS poliçesi ... Sigorta AŞ tarafından tanzim edildiği için ... Sigorta A.Ş.' nin kusuru oranında hasardan ve zarardan sorumlu olduğunu, 2918 sayılı Kanunun 97. maddesi uyarınca davalı şirkete dava öncesi müracaatlarında göndermiş oldukları kaza dosyası, kusur raporu, alkol raporu, epikriz raporları, ameliyat ve muayene, heyet raporlarına rağmen müvekkillerinin hakkını sürüncemede bırakarak ödeme yapılmadığını, kaza sebebiyle müvekkilinin ağır yaralandığını, sunmuş oldukları adli muayene raporu ve ameliyat raporlarından ve heyet raporlarından da anlaşılacağı üzere ağır derecede etkileyecek nitelikte olduğu ve yaralamanın hafif düzeyde olmadığının ve malul kaldığının tespit edildiğini, belirtilen KTK Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesinin kişi başına sakatlık teminatı olarak teminat sağladığını, kaza tarihi ve aynı zamanda günümüz yürürlükteki yönetmeliğine ilişkin rapor alındığını ve ekte sunulduğunu, Erişkinleri İçin Engellilik Değerlendirilmesi yönetmeliği hükümlerinin uygulanması gerektiğini (Yargılama sırasında maluliyet raporunun değişme ihtimaline binaen fazlaya ilişkin haklarımızı saklı tutuklarını), yargılamanın uzun süreceği durumu nazara alındığında yaşadığı kazadan kaynaklı geçimini sağlama noktasında zorluk yaşayan müvekkiline geçici ödeme taleplerinin bulunduğunu, 6098 Borçlar Kanunu’nun III. Geçici ödemeler başlıklı 76.maddesi ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları (Değişik:RG-2/2/2016-29612)'nın B.2. Tazminat Ve Giderlerin Ödenmesi başlıklı maddesinin 2.5. hükümleri uyarınca dosyaya sunmuş oldukları davalı tarafların kusurlu olduğuna dair kusur raporu, davacının sosyoekonomik durumunun yaşından kaynaklı olarak muhtaçlık derecesinde oluşu, maluliyetlerinin ciddi şekilde oluşu ve uzun süren dava süreci nazara alınarak iddialarının haklılığını ve inandırıcılığını ispat eden deliller ışığında müvekkilinin mağduriyetlerinin giderilmesi amacıyla davalının müvekkili için 500.000,00 TL geçici ödemeye mahkum edilmesine, (dava sonu belirlenecek rakamın bu tazminattan mahsubuna) işbu taleplerinin duruşma günü beklenmeksizin tensiple hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin zararının Yargıtay kabullerine uygun tespiti ve buna bağlı zararın tahsili için işbu maluliyetine ilişkin olarak dosyada yapılacak bilirkişi incelemeleri neticesinde taleplerinin artırılması hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.050,00 TL bakıcı giderleri, geçici ve sürekli iş göremezlik (maluliyet) maddi tazminatın davalı kurumlardan ilgili sigorta poliçe teminatları dahilinde kusurları oranında tahsili ile kendilerine ödenmesi amacıyla mahkeme yetki alanına giren Asliye Ticaret Mahkemesinde işbu davayı açtıklarını, davanın maddi külfetlerini karşılayacak durumda olmayan müvekkilinin adli yardım talebine istinaden; Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334. maddesine göre, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler hükmüne amir olduğunu, bu durumda müvekkilinin yargılama harç ve giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını, buna müteakip dosya kapsamında bulunan fakirlik belgesinin sunulduğu ve adına taşınmaz kaydının olmadığına ilişkin evrakların sunulduğunu, mahkemece yapılacak inceleme ile açıkça göstereceğini, müvekkilinin hiçbir işte çalışmadığını, dosyada mevcut bulunan mali ve ekonomik durum araştırmalarında müvekkilinin ekonomik durumunun iyi olmadığını ortaya koyduğunu belirterek, belirsiz alacak davalarının tespiti ve geçici ödeme taleplerinin ve adli yardım taleplerinin kabulü ile tensiple birlikte hüküm altına alınmasına, müvekkilinin meydana gelen geçici ve sürekli iş gücü (maluliyet) kaybı tazminat ve bakıcı giderleri miktarının tespitine, müvekkilinin taleplerinin artırılması hakları saklı kalmak kaydıyla HMK’nın 107.maddesi gereği 50,00 TL bakıcı gideri, 50,00 TL geçici iş göremezlik ve 950,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olacak şekilde toplam 1.050,00 TL TAZMİNATIN davalı kurumdan zararın meydana geldiği tarihten, aksi durumda da davalı şirkete ihbar tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek ticari faizi ile davalıdan kusuru oranında tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 19/09/2024 TARİHLİ ARA KARARI:
İlk derece mahkemesince; "....Davacı vekilinin geçici ödeme talebinin kısmen kabulü ile; TBK'nın 76/1. maddesi hükmü gereği davalı tarafından davacıya 1.050,00 TL geçici ödeme yapılmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine...." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili tarafından; "....Geçici ödeme taleplerinin 500.000,00 TL üzerinden olmasına rağmen dava değeri üzerinden miktar belirleme yoluna gidilmesi hususunun Yargıtay’ın sayısız kararları ile çeliştiğini, nitekim geçici ödemenin yegane gayesinin müvekkilinin yaşamış olduğu kaza sebebiyle sosyoekonomik yaşantısını korumu altına alınmasını sağlamak olduğunu, mahkemenin müvekkilinin işbu hususta koruma altına alması gerektiğini, tam aksi yönde karar verme cihetine gidildiğini...." beyanla, mahkeme ara kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, 13/08/2023 tarihinde meydana gelen kaza sonucu davacının yaralanmasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik tazminatının, geçici iş göremezlik tazminatının ve bakıcı giderinin sigorta şirketinden tahsili talebine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davacı vekilinin geçici ödeme talebinin kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Uyuşmazlığa ilişkin olan yasal düzenlemeler incelendiğinde;
6100 sayılı HMK İhtiyati tedbirin şartları Madde 389- (17) "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
(2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır."
6098 Sayılı TBK II. Geçici ödemeler Madde 76: “Zarar gören, iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunduğu ve ekonomik durumu da gerektirdiği takdirde hâkim, istem üzerine davalının zarar görene geçici ödeme yapmasına karar verebilir.
Davalının yaptığı geçici ödemeler, hükmedilen tazminata mahsup edilir; tazminata hükmedilmezse hâkim, davacının aldığı geçici ödemeleri, yasal faizi ile birlikte geri vermesine karar verir." hükmünü içermektedir. |
6100 Sayılı HMK Madde 341: (1) (Değişik:22/7/2020-7251/34 md.) İlk derece mahkemelerinin aşağıdaki kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir:
a) Nihai kararlar.
b) İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar.
(2) Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/41 md. ) Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir. (1)
(3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. (1)
(4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz. (1)
(5) İlk derece mahkemelerinin diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, bölge adliye mahkemelerine başvurulabilir.
Diğer geçici hukuki korumalar 6100 Sayılı HMK Madde 406: “Mahkemece, gerekli hâllerde, mal veya haklarla ilgili defter tutulmasına ya da mühürleme işleminin yapılmasına karar verilebilir.
(2) İhtiyati haciz, muhafaza tedbirleri ve geçici düzenleme niteliğindeki kararlar gibi geçici hukuki korumalara ilişkin diğer kanunlarda yeralan özel hükümler saklıdır.” hükümlerini içermektedir.
Dosya kapsamı ve yukarıdaki yasal düzenlemeler değerlendirildiğinde; TBK 76. maddesinde düzenlenen geçici ödeme ile, HMK 389 ve devamında düzenlenen ihtiyati tedbir arasında, talep şekli ve zamanı, teminat hususu ve itiraz hususlarının farklı şekilde düzenlendiği, HMK 406/2. madde düzenlemesi de dikkate alırıdığında, TBK 76. maddesinde düzenlenen geçici ödemelerin geçici hukuki koruma niteliğindeki ön ödeme olduğu, zira geçici ödeme için ihtiyati tedbir gibi teminat hususunun düzenlenmediği, ihtiyati tedbirin dava dışı da talep edilebileceği, dava dışı talep edilmiş ise 2 hafta içinde asıl davanın açılması gerektiği, oysa ki geçici ödemenin ancak dava açıldıktan sonra bir yan talep olarak ileri sürülebileceği, ihtiyati tedbirin belirli bir süre içinde uygulanması aksi taktirde kendiliğinden kalkacağı, oysa ki geçici nitelikteki ödemenin asıl dava kesinleşinceye kadar ileri sürülebileceği, geçici ödemeye hükmedilmiş ise bu ödemenin 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içinde talep edilebileceği, ihtiyati tedbir kararına karşı kanun yollarına başvurulabilir iken sadece geçici ödemeye ilişkin karar ara karar olduğundan ancak esas hüküm ile birlikte Kanun yoluna başvurulabileceği, ayrıca ihtiyati tedbir kararına uymayan kişiye disiplin cezası öngörülmüş iken geçici ödeme kararına uymayan tarafa karşı sadece ilamlı icra takibinde bulunulabileceği, HMK 396. maddeye göre şartların değişmesi halinde ihtiyati tedbir kararı kaldırılırken TBK 76. maddede düzenlenen geçici ödemeler bakımından böyle bir düzenlemeye yer verilmemiş olması gibi farklı yasal düzenlemeler nedeniyle, geçici ödeme avans niteliğinde olup, tazminata mahsuben yapıldığı,davada haksız çıkılması halinde faizi ile birlikte iadesinin gerektiği, bu niteliği itibariyle, ihtiyati tedbir olarak nitelendirilemeyeceği, HMK 341. Maddesinde istinaf kanun yoluna başvurulabilecek kararların sınırlı olarak sayıldığı, yorum ile genişletilemeyeceği, ara karar niteliğindeki geçici ödemeye yönelik ancak nihai karar ile birlikte kanun yoluna başvurulabileceği anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; TBK'nın 76. Maddesinde düzenlenen tedbiren geçici ödeme talebine ilişkin mahkemece verilen geçici ödeme talebinin reddine dair kararın ara karar niteliğinde olduğu, bu kararlara karşı ancak esas hüküm ile birlikte kanun yoluna başvurulabileceği anlaşıldığından, davacılar vekilinin tedbiren geçici ödeme talebinin kısmen reddi kararına karşı istinaf başvurusunun HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin 6098 Sayılı TBK nın 76. maddesi uyarınca geçici ödeme talebinin reddine ilişkin 19/09/2024 tarihli ara kararına karşı istinaf başvurularının, HMK'nun 341/1. maddesi uyarınca istinafı kabil olmadığından USULDEN REDDİNE,
2-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı tarafın adli yardım talebi kabul edilmiş olup harç yatırmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
3-İstinaf aşamasında karşılanan yargılama giderlerinin dava sonunda haksız çıkan kişiden tahsil olunmak üzere şimdilik suç üstü ödeneğinden karşılanmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06/11/2024