T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1798
KARAR NO: 2024/1544
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/04/2024
NUMARASI: 2021/739 Esas - 2024/334 Karar
DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
DAVA TARİHİ: 01/02/2016
BİRLEŞEN DAVA İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2020/526 ESAS - 2022/271 KARAR
DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
DAVA TARİHİ: 22/09/2020
BAM KARAR TARİHİ: 31/10/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 31/10/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/04/2024 tarihli 2021/739 Esas ve 2024/334 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 27/02/2013 tarihinde otobüs durağında beklerken, ...'a ait davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın çarpması sonucunda ağır bir şekilde yaralandığını, müvekkiline çarpan araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunu, kazaya sebebiyet veren aracın ZMMS sigortalısının davalı sigorta şirketi olduğunu, iş bu şirketin ...na devredildiğini, bu nedenle davalının müvekkilinin uğradığı zararın tümünden sorumlu olduğunu, bu nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL işgücü/efor kaybı nedeniyle maddi tazminatın temerrüt tarahinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... A.Ş’ye T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından el konulmuş olup, bu şirketin tüm ödeme işlemlerini kendi bünyesinde gerçekleştirdiğini, ... A.Ş'nin müvekkili kuruma devrinin söz konusu olmadığını, husumet itirazında bulunduklarını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, kamu kurumu niteliğini haiz müvekkil kurumun, ... Yönetmeliğinin 9 ve 15. maddeleri esaslarına uygun olarak yapılan müracaatının değerlendirerek, Yönetmeliğin 14. maddesi kapsamında tespit edilen tazminat miktarını hak sahiplerine ödeyecekken, davacı tarafından dava öncesinde başvuru yapılmadığını, bu sebeple müvekkili kurumun davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili kurum zorunlu mali mesuliyet sigortası teminat limitleri ve ... plakalı aracın kusur oranı ile sınırlı sorumlu olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DOSYADA
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1977 doğumlu olup, ... İlkokulunda öğretmenlik yaptığını, 27/02/2013 tarihinde yanında öğretmen arkadaşı ... var iken Buca ilçesi Menderes Caddesi üzerinde otobüs beklediği durakta, davalı ...'a ait olan ve diğer davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... Plakalı aracın çarpması neticesinde ağır şekilde yaralandığını, müvekkiline çarpan araç sürücüsünün asli kusurlu olduğu İzmir 14. Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/861 E. Sayılı dosyasıyla sabit olduğunu, mahkumiyet hükmünün kesinleştiğini, dava dışı sürücü ...'ın tam kusurlu şekilde hareket ederek sebebiyet verdiği bu kaza nedeniyle müvekkilinin hastaneye kaldırıldığını, akabinde ameliyat geçirdiğini, ve bakıma muhtaç kaldığını, müvekkilinin ilk müdahalesinin Buca Seyfi Demirsoy Hastanesinin Acil Servisinde yapıldığını, sağ bacaktaki derin yaraya 15 dikiş atılarak, sağ bacağın alçıya alındığını, kalça kemiğindeki kırıklara ise ilk müdahalenin mümkün olmayacağının söylendiğini ve müvekkilin en az 3-4 gün Ortopedi Servisinde kalması gerektiğinin bildirildiğini, bunun üzerine müvekkilinin 27/02/2013 tarihinde Ortopedi Servisine yatırıldığını ve 10 gün bu serviste kaldığını, zaten psikolojisi bozuk durumda olan müvekkilinin bu defa eskisi gibi yürüyemeyeceği korkusuyla daha da zor günler yaşamaya başladığını, nitekim © da “walker” denilen 4 ayaklı bir araç yardımıyla ev içinde küçük adımlarla yürümeye başladığını, 15 gün fizik tedavi gördüğünü, müvekkilinin kazadan sonra hiçbir zaman eski sağlığına kavuşamadığını, aylarca bakıma muhtaç duruma düştüğünü, kaza nedeniyle uğradığı maluliyetin tespiti ve maddi zararın tazmini için, müvekkile çarpan ... plakalı aracın 4231174 nolu poliçe ile ZMMS5 sigortasını tanzim eden ... Sigorta A.Ş.'ne izafeten ...na karşı İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/125 E. sayılı dosyası ile dava ikame edildiğini ve müvekkildeki kesin ve sürekli işgöremezlik oranının 53 Olduğu tespit edilerek 19.03.2018 Tarihli hesaplama ile müvekkilin 538.810,99 TL TL kesin işgöremezlikten kaynaklı zararı oluştuğuna karar verildiğini, sigorta şirketine başvuru yapıldığını, sigorta şirketi tarafından hasar dosyası açıldığını, ancak ödeme konusunda olumsuz cevap verildiğini belirterek, davanın belirsiz alacak davası olarak görülmesine, ZMMS poliçesinin teminat limiti üzerinde kalan sürekli işgöremezlik zararından Şimdilik 1.000,00 TL kesin işgücü / efor kaybı nedeniyle maddi tazminatın hasar dosyasının celbi ile belirlenecek temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı şirketten tahsiline, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazaya karıştığı ifade edilen ... plakalı aracın müvekkil şirket tarafından 27.12.2012-2013 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 519593412 no.lu İhtiyari Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, kaza tarihi itibariyle Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçe limitinin 250.000,00-TL olduğunu, davacı tarafça zorunlu sigorta kapsamında ...'na dava açılmış olup, izmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/125 Esas sayılı dosyası üzerinden görülen işbu davanın halen derdest olduğunu, izah edildiği üzere müvekkili şirketin sorumluluğunun zorunlu trafik sigortası limiti tükenince devreye gireceğinden söz konusu derdest dava ve o davanın kesinleşmesinin huzurdaki dava bakımından oldukça önemli olduğunu, bu sebeple izmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/125 Esas sayılı dosyasının celbi ile huzurdaki dava bakımından kesinleşmesinin beklenilmesini, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
Mahkemece; "...Davacının yaralanmasına sebebiyet veren 27/03/2013 tarihli kazanın gerçekleşmesinde davalı ve birleşen dosya davalısının sigortacısı oldukları araç sürücüsü ...'ın %100 kusurlu olduğuna dair düzenlenen ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 12/05/2017 tarihli raporunun kaza tespit tutanağında gösterilen görüş ile uyumlu olduğu, bu haliyle davacının yaralanmasında kusurunun bulunmadığı kabulü ile kazanın davalıların sigortalısı araç sürücüsünün asli ve %100 kusuruyla meydana geldiği kabul edilmiştir. Davacının sürekli iş gücü kaybının tespitine yönelik olarak istinaf kaldırma kararı sonrasın toplanan tüm geçmiş tarihli tedavi kayıtları ile dosyada mevcut diğer tanı ve tedavi kayıtlarının birlikte incelenmesi neticesinde ATK 2.Üst Kurulu'nun 11/05/2023 tarihli raporu ile davacının sürekli iş gücü kaybı miktarı%4,3 olarak belirlendiği, dosyaya sunulan aktüerya raporuna göre karar tarihine en yakın gelir durumuna göre sürekli gücü kaybı zararının 372.840,89-TL olduğu kabul edilmiştir. Asıl davada davalı ...'nın sorumluluğu kaza tarihindeki zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları dairesinde belirlenen 250.000,00-TL miktar ile sınırlı olup, bu miktarın üzerindeki davacı zararının ihtiyari mali sorumluluk sigortacısından talep edilmesi mümkündür. Birleşen dosya kapsamına göre davalı ... Sigorta Şirketi'nin 27/12/2012-27/12/2013 tarihleri arasında geçerli 5195993412 poliçe numaralı Motorlu Kara Taşıtları Birleşik Kasko Sigorta Poliçesi ve plaka değişikliğine dair 27/02/2023 tarihli zeyilname ile zarar veren ... aracın sigortacısı olduğu, poliçenin 2.sayfasında Artan Mali Sorumluluk klozu ile KZMMS sigorta poliçesi limiti üzerinde yer alan zararlar için sınırsız teminat belirlendiği, 5.sayfada yer alan "Artan Mali Sorumluluk Sınırsız Teminatı" açıklamaları ile 250.000,00-TL'ye kadar manevi tazminat taleplerinin de bu kloz içerisinde yer aldığının açıklandığı görülmüştür. Birleşen dosya davalısı ... Sigorta Şirketi vekili tarafından 01/07/2021 tarihli 20.247,58-TL tutarlı ödeme ile davacının zararının karşılandığı savunulmuş ise de, davalı tarafça bir ödeme belgesi sunulmadığı, dosya kapsamına göre davacının dava dışı kusur sorumlularına karşı İzmir 14.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/210 Esas sayılı dava dosyasında dava ikame ettiği, dava sonucu hükmün icrası kapsamında ödeme yapıldığı, İzmir 22.İcra Dairesi'nin 2020/3034 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde ödemenin İzmir 14.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/214 Esas 2019/557 Karar sayılı 26/12/2019 tarihli ilamına istinaden yapıldığı, ilamda 25.000,00-TL manevi tazminat ve fizik tedavi, pansuman, muayene farkı, medikal malzeme, ambulans, mr fark ücreti, ilaç gideri, ek ders fark ücreti zarar kalemlerine istinaden 2.783,26-TL maddi tazminata hükmedildiği, birleşen dosya davalısı şirket bu takipte davalı ve borçlu değil ise de ihbar olunan sıfatıyla 3.kişi olarak dosya borcunu ödemiş olduğu, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının görülmekte olan mahkememiz dava dosyası ile aynı neviden zarar kalemleri olmadıkları ve poliçe limitlerinde eksilme oluşturmadıkları değerlendirilmiş ve bu nedenle yapılan ödemelerin mahkememizce tespit edilen zarar miktarından mahsup edilemeyeceği değerlendirilmiştir. Asıl dava dosyası yönünden taraflarca faiz başlangıç tarihine karşı kanun yoluna başvurulmadığından bu hususta yine 01/02/2016 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiş, birleşen dosya yönünden ise davacı tarafça davalı sigorta şirketine 21/08/2018 tarihinde yazılı başvuru yapıldığı, 8 iş günü sonrası 07/09/2018 tarihinde davalı tarafın temerrüde düştüğü gözetilerek bu tarihten itibaren yasal faize hükmedildiği..." gerekçesiyle "...Mahkemenin 2021/739 Esas sayılı asıl dava dosyası yönünden; davanın kabulü ile, poliçe limiti miktarınca belirlenen sürekli iş gücü kaybından kaynaklanan 250.000,00-TL maddi tazminatın dava tarihi 01/02/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ndan alınarak davacıya verilmesine, birleşen İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/526 Esas sayılı dava dosyası yönünden; birleşen davanın kabulü ile, sürekli iş gücü kaybından kaynaklanan 122.840,89-TL maddi tazminatın temerrüt tarihi 07/09/2018'den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte birleşen dosya davalısı ... Sigorta Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine, şeklinde hüküm kurulmuştur.
Karara karşı davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; usuli kazanılmış haklar gözetilmeden hazırlanan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu ve kaldırma sebebi olduğunu, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/125 Esas, 2018/719 Karar sayılı kararına karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmadığını, bu sebeple ilk hesap raporu ile davalı tarafın lehine usuli müktesep hak doğmuş olup ilk hesap raporu tarihine göre hesaplama yapılmasının gerektiğini, usuli kazanılmış hak mevcut olmasına rağmen buna dikkat edilmeksizin karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu ve kaldırma sebebi olduğunu, maluliyet raporunun mevzuata uygun hazırlanmamasının kaldırma sebebi olduğunu, maluliyet raporunda davacının ruhsal davranış bozuklukları da arazlar arasında sayıldığını, nevrotik bozukluklar kalıcı bedensel zararlardan olmadığı için, maluliyet oranının tespitinde esas alınmaması gerektiğini, sakatlık raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, bu sebeple kararın kaldırılmasının gerektiğini, davacının ıslah talebi açısından zamanaşımı dikkate alınmadan hüküm kurulmasının bozma sebebi olduğunu, davacı tarafından ıslah edilen talep kısmının ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı dolmuş bulunduğundan bu kısıma ilişkin olarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, kararın bu yönüyle de kaldırılmasının gerektiğini, hesaplama yöntemi PMF olmalı, aksi halde ise teknik faiz indiriminin uygulanması gerektiğini, tazminat hesaplamasının kaza ve ilk dava tarihindeki Yargıtay uygulaması uyarınca PMF yaşam tablosu kullanılarak yapılmasının gerektiğini, TRH tablosunun kullanıldığı halde ise teknik faiz indirimi uygulanmasının gerektiğini, kararın belirttikleri gerekçeler sebebiyle kaldırılması ve talepleri doğrultusunda öncelikle tehiri icra kararı verilerek yeniden inceleme yapılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Asıl ve birleşen dosyada maddi tazminat davasıdır.
Mahkemece; asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm asıl dosya davalısı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
İlk Derece Mahkemesinin önceki 31/05/2018 tarih ve 2016/125 Esas 2018/719 sayılı kararının Dairemizin 16/09/2021 tarihli ve 2020/531 esas - 2021/798 karar sayılı kararı ile; "...Somut olayda; olay tarihi olan 27.03.2013 günü saat 00:00 sıralarında Sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı ve Davalı ... A.Ş. tarafından sigortalı otomobili ile Buca Belediyesi istikametinden gelip, çift yönlü Menderes Caddesini takiben Şirinyer Ptt yönüne seyirle olay mahalli No:222 önüne geldiğinde, ıslak zeminde frenleme yaparak direksiyon hâkimiyetini kaybedip, aracıyla sağa yönelerek önce elektrik direğine akabinde yaya kaldırımı üzerinde bekleyen davacı yaya ... ‘e çarpması sonucu davacı yayanın yaralanmalarıyla sonuçlanan dava konusu kazanın meydana geldiği, kazanın meydana gelmesinde sürücü ... ‘ın, %100 (Yüzde yüz) oranında asli ve tam kusurlu, davacı yaya ... ‘in ise kusursuz olduğu İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesinin 12/05/2017 tarihli raporu ile sabittir.
Davalı vekilinin istinafının maluliyet raporlarına yönelik olduğu, maluliyet raporları arasında çelişki bulunduğu ve bu çelişkinın giderilmesi için İstanbul ATK 3. İhtisas Kurulundan rapor alınması gerektiğine ilişkindir.
Davacının sunduğu Ege Üniversitesi Hastanesinin 02/06/2015 tarihli Engelli Sağlık Kurulu Raporunda; psikolojik yönden değerlendirme yapılmadığı, sadece kırıklara bağlı yürüyüş bozukluğu teşhisinin yer aldığı, engellik oranının ise % 8 olarak bildirildiği anlaşılmaktadır.
Trafik kazasına maruz kalan kişilerin kaza nedeniyle psikolojik olarak etkilenecekleri tartışmasız bir gerçek olsa da, bu etkilenmenin maluliyete sebep olacak yoğunlukta olup olmadığı hususunun konunun uzmanları tarafından saptanması gerekir. (benzer nitelikte Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 05/11/2015 tarihli 2015/2215 esas - 2015/11707 karar sayılı ilamı).
Davacının maluliyet oranının tespiti için Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalından alınan rapora göre ise; "... Davacının meslekte kazanma gücündeki azalma oranının olay tarihindeki yaşına göre % 50 ve bügünkü yaşına göre de % 53 olarak bulunduğu, tıbbi iyleşme süresinin 6 ay olduğunun.." tespit edildiği, davacıya nevrotik bozukluk (stres bozukluğu) nedeni ile % 49 oranında sürekli maluliyet verildiği, ancak raporu düzenleyen heyette psikiyatri ve nöroloji uzmanı doktorun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Ayrıca; davacının psikiyatrik muayenelerine ilişkin reçete, tedavi evrakları ve tıbbi diğer belgelerinin ve SGK kayıtlarının dosya içerisinde bulunmadığı görülmektedir.
Bu durumda mahkemece; kazayla ilgili tüm tedavi ve muayene evrakları ile davacının var olduğu bildirilen psikolojik rahatsızlığı ile ilgili tüm reçete, tedavi evrakları ve ilgili belgeleri ilgili kurumlardan celbedilerek yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden aralarında psikiyatri ve nöroloji uzmanı hekiminde bulunduğu heyetten davacıda post travmatik stres bozukluğu mevcut olup olmadığı, varsa kalıcı olup olmadığı ve sürekli maluliyetine neden olup olmadığı ile davacının kazaya bağlı diğer yaralanmalarının da değerlendirilerek Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre davacının sürekli maluliyeti konusunda taraf ve yargı denetimine elverişli bilirkişi raporu alınıp maluliyet oranlarının belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Kabule göre ise; davalı ... harçtan muaf olmadığı halde, harçtan muaf olduğu gerekçesiyle davalıdan harç alınmasına yer olmadığına karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davalının istinaf başvurusunun esastan kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir..." gerekçesi ile kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür.
Mahkemenin ilk kararından sonra davacı tarafından İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/526 esas - 2022/271 karar sayılı dosyasında sürekli iş gücü kaybı tazminatı talebiyle 22/09/2020 ZMMS limitini aşan kısım için davalı .... Sigorta A.Ş.' ye karşı dava açıldığı, açılan bu davanın Dairemiz kaldırma kararından sonra 10/03/2022 tarihli karar ile bu dosya birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, alınan bilirkişi raporlarının somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, Dairemiz kaldırma kararına uygun olarak inceleme ve araştırma yapıldığı, hüküm tesisi yoluna gidildiği, davalı ... tarafından Dairemiz kaldırma kararından sonra alınan maluliyet raporuna ve 02/02/2024 tarihli ek aktüer bilirkişi raporuna, hesap yöntemine itiraz edilmediği, davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu, her ne kadar ilk hükmü sadece davalı ... istinaf etmiş ise de, kaldırma kararından sonraki hükümde miktar olarak davalı aleyhine daha yüksek bir tutara hükmedilmediği, davacının maaşında meydana gelen artışların hesap raporunda nazara alınmasında usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığı anlaşılmakla asıl dosya davalısı ... vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/04/2024 tarihli, 2021/739 Esas ve 2024/334 Karar sayılı kararına karşı davalı ... vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 17.077,50-TL istinaf nispi karar harcından, istinafa gelirken alınan 4.269,37-TL 'nin mahsubu ile bakiye 12.808,13-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir yazılmasına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine),
3-Davalı tarafın yatırmış olduğu istinaf kanun yoluna başvuru harcı olan 1.169,40 TL'nin hazineye gelir yazılmasına,
4-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
7-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince miktar itibarıyla kesin olmak üzere 31/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.