T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/8
KARAR NO : 2025/1116
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/11/2021 (Dava) - 28/09/2022 (Karar)
NUMARASI : 2021/814 Esas - 2022/671 Karar
DAVA : Maddi Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ : 10/07/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 10/07/2025
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/09/2022 tarihli 2021/814 Esas ve 2022/671 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait .... plakalı araç ile karşı taraf sigorta şirketince trafik sigortalı ....plakalı araç arasında 31.7.2021 tarihinde maddi hasarlı bir trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin aracı ile ... İli ... İlçesi .., .... Köprüsü üzerinde ilerlerken, arkasında bulunan davalının aracının arkadan çarparak müvekkilinin aracının hasarlanmasına nedene olduğunu, davacının aracını Bursa’da faaliyet gösteren....ünvanlı hasar tespit bilirkişisine muayene ettirdiğini, yapılan inceleme sonucunda araçta 70.458,22 TL maddi hasarın meydana geldiğini, davacının aracını tamir ettirdiğini ve belirlenen bedeli ödediğini, araçta meydana gelen değer kaybının Almanya’daki piyasa değeri nazara alınarak bilirkişi marifetiyle tespiti gerektiği, şu an itibariyle değer kaybını belirleme imkanı olmadığını, tahkikat aşamasında belirlenecek oranda artırım haklarını saklı tutarak değer kaybı için şimdilik 50,00- € maddi tazminatın ödeme tarihindeki TL karşılığını talep ettiklerini, araçta meydana gelen 70.458,22 TL hasar bedelinden yapılan 21.163,75 TL bedel düşülerek geri kalan 49.294,47 TL bedelin yasal faizi ile birlikte, tahkikat aşamasında belirlenecek oranda artırım yapmak üzere değer kaybı yönünden belirsiz alacak davası şeklinde, şimdilik 50,- € maddi tazminatın yasal faizi ile davalılardan tahsilini talep ve dava etmektedir.
CEVAP :
Davalı .....A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından talep edilen maddi hasar bedelinin bakiyesinin talebinin haksız ve mesnetsiz olduğunu belirterek davanın reddini talep ettiği, dava konusu aracın hasarının hazırlanan sigorta ekspertiz raporu doğrultusunda ödendiğini, davacının sahibi olduğu başvuru ile bedelini talep ettiği .... plakalı araca ilişkin müvekkili tarafından açılan 2021311211773/1 sayılı hasar dosyasında yapılan ekspertiz incelemesi sonucunda hasar bedeli olarak 26.10.2021 tarihinde başvuran hesabına 21.163,75 TL ödeme yapıldığını, benzer bir dava için STK tarafından verilen 2019/104277 E ve 04.04.2020 kararını emsal göstererek davacının aracındaki tüm hasarın karşılandığını, ekspertiz raporları arasındaki farkın onarım verilen ve değiştirilen parçaların fiyatları ile sistem fiyatları ve ıskontolarından kaynaklandığını, değer kaybı talebi için açılan 2021311211773/2 nolu dosyada genel şartlara uygun olarak reddedildiğini, değer kaybı hesabının resmi gazetede yayınlanan Trafik Sigortası Genel Şartları Ek-1 ‘de belirlenen formüle göre uygun yapılması gerektiğini, müvekkil şirkette yapılan başvuru üzerine ZMSS Genel Şartları El-2 ‘de belirtilen Teminat Dışı Haller; Madde 8 Yabancı plakalı araçların Türkiye‘de karıştığı kazalarda yabancı plakalı araçlar için yapılan değer kaybın talebi teminat dışında tutulduğu için reddedildiğini, davacının kusura ilişkin iddialarını kabul etmediklerini, kazada müvekkil şirketçe sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını iddia ederek dosyanın adli tıp kurumuna sevkini talep ettiği, ayrıca davacının aracındaki gerçek zararın tespiti için dosyanın bilirkişi incelemesine göndermesi gerektiğini, müvekkili şirketin söz konusu zarardan poliçe teminatı limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, müvekkil şirketin temerrüt tarihinin, başvurunun müvekkil şirkete ibraz edildiği tarihten 8 iş günü sonrasından itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini belirterek, davanın esastan ve usulden reddini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ....vekili cevap dilekçesinde özetle; temel hak ve hürriyetlerden olan, adil yargılanma hakkı ve bunun alt unsuru olan hukuki dinlenilme hakkı, Anayasanın "hak arama hürriyet" başlıklı 36. Maddesi ile teminat altına alınmış olup bu hükme göre; herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğunu, Anayasa ile güvence altına alınmış olan hukuki dinlenilme hakkı ve adil yargılanma ilkesinin somut olarak sağlanabilmesinin en önemli aracının tebligat olduğunu, çünkü kişinin haberdar olmadığı, bilgilenmediği bir konuda dayanılan vakıalara karşı çıkabilmesi ve kendi dayandığı vakıaları ortaya koyabilmesi ve ispat hakkını kullanıp delillerini ileri sürebilmesinin mümkün olmayacağını, Tebligat Kanunu Madde 16'ya göre, kendisine tebliğ yapılacak kişi adresinde bulunmazsa tebliğ, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya devamlı olarak evde çalışan kimselere yapılacağını, aynı konut, ortak ev anlamına gelip bir apartman veya site içerisindeki komşu, apartman görevlisi veya güvenlik muhatap yerine tebligat yapılabilecek bir kişi olmadığını, asıl olanın tebligatın muhatabın bilinen son adresine adresine yapılması olduğunu, bilinen son adresin tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin, bilinen son adresi olarak kabul edilip tebligatın buraya yapılması gerektiğini, TK 21/2. maddeye göre doğrudan adres kayıt sistemindeki adrese tebliğ yapılması mümkün olmayıp öncelikle bu adreste olağan tebliğ yollarının denenmesi gerektiğini, müvekkilinin bilinen son adresi olduğu anlaşılan adres kayıt sistemindeki adresine önce normal tebliğ usulleri denenmeden TK 21/2. Maddeye göre doğrudan tebliğ yapılmasının müvekkilinin adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının ihlali olacağını, dava dilekçesinin ve ekleri ile tensip zaptını içerir tebligatın tebligat kanunu madde 10 ve madde 16' ya göre muhatap müvekkiline veya aynı konutta oturur kimselere tebliğ edilmesi gerekirken doğrudan 10.01.2022 tarihinde muhtara bırakılmasının usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, kaldı ki kapıya asılı ihtar parçasının da bulunmadığını, müvekkilinin 17.01.2022 tarihinde bir başka tebligatı almak için muhtarlığa gittiğinde mahkemenin dava dilekçesi ve ekleri ile tensip zaptını içerir usule aykırı tebligatını gayri ihtiyari öğrendiğini, usule aykırı yapılan tebligat dikkate alınmayıp müvekkilinin öğrenme tarihi olan 17.01.2022 tarihinin tebliğ tarihi kabul edilmesi gerektiğini, aksi halde adil yargılanma hakkının ihlal edilmiş olacağını, velev ki muhtara yapılan tebligat usulüne uygun kabul edilsin, 10.01.2022 tarihinde tebligatın muhtara bırakıldığını, bu tarihten itibaren 2 haftalık davaya cevap verme süresinin 24.01.2022 tarihinde son bulacağını, davaya cevapları dikkate alınmadan tahkikata geçilmesinin adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının açıkça ihlali olduğunu, 2 haftalık davaya cevap süresi son bulmadan ve tarafları dinlenilmeden yapılan ön duruşmanın hukuken geçersiz olduğunu, ön duruşmanın tekrardan yapılarak taraflarının dinlenilmesini talep ettiklerini, HMK madde 6 uyarınca genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yeri mahkemesi olup müvekkili davalıların yerleşim yeri Ankara olduğundan genel yetkili mahkemenin Ankara mahkemeleri olacağını,......Sigorta tüzel kişi olması sebebiyle merkezinin bulunduğu İstanbul mahkemelerinin genel yetkili mahkemeler olduğunu, HMK madde 7 uyarınca birden fazla davalının bulunduğu uyuşmazlıklarda yetkili mahkemenin davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesi olacağını, haksız fiilden doğan davalarda ise a) haksız fiilin işlendiği yer mahkemesi, b) zararın meydana geldiği veya zararın meydana gelme ihtimalinin bulunduğu yer mahkemesi, c) zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi özel yetkili mahkeme olacağını, bu durumda: a) haksız fiilin İstanbul'da işlendiğini, b) zararın İstanbul'da meydana geldiğini, c) zarar görenin yerleşim yerinin 'Düsseldorf - ALMANYA' özel yetkili mahkemeleri olması gerektiğini, ancak son durumda davacının Türkiye'de mutad meskenin bulunmaması nedeniyle Kanunun tanımış olduğu seçimlik hakkın kullanılamayacağını, diğer iki seçimlik yer mahkemelerinin yetkili olacağını, dolayısıyla haksız fiilden doğan işbu dava için özel yetkili mahkemenin İstanbul mahkemeleri olacağını, yetkili mahkemenin ortak yer mahkemesi olan İstanbul mahkemeleri olduğunu, davacının zararı sigorta şirketi tarafından giderilmiş olmasına rağmen tazminat ve değer kaybı talebinin hukuka aykırı olduğunu, kabul etmemekle birlikte, davalı ... sigortanın poliçe teminat limitlerini aşan kısım için müvekkilinin kasko şirketi ... Şirketinin davaya dahil edilmesine karar verilmesini talep ettiklerini belirterek öncelikle hukuken geçersiz ön duruşmanın yenilenmesi talebi ve yetki itirazının kabulüyle davanın usulden ve esastan reddine, dava masraflarının ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
Mahkemece, ''... taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalının davacıya kaza nedeniyle bakiye hasar bedeli ve değer kaybı borcu olup olmadığının ve varsa miktarının hasardan davalı şirketin sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, davacının hangi tarihten itibaren ne tür faiz talebinde bulunabileceğinin tespiti noktalarında toplandığı anlaşılmakla; mahkememizce yapılan yargılamada toplanan deliller ve bilirkişinin mahkememize ibraz ettiği raporunda, 31.07.2021 tarihinde davalı .....'ye ait olan, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı olan, davalı....'nin sevk idaresindeki ..... plakalı araç seyir halinde iken aracının ön kısımlarıyla davacı .... idaresindeki .... (Düsseldorf – Almanya) plakalı aracın arka kısımlarına çarpması neticesinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, kazada davalı......'nin asli kusurlu olduğu, kazanın sigorta poliçesi teminat süresi içerisinde meydana geldiği, bu nedenle talep edilen hasar bedelinden sigortalının sigortacısı olarak sigorta poliçesi teminat limiti ile sınırlı olmak üzere, davalı ......'nin kaza tarihinde araç maliki ve kaza anında araç sürücüsü davalı .....'nin kusur sorumluluğu ilkelerine göre kaza kaynaklı meydana geldiği anlaşılan 70.458,00 TL hasar kaybı tazminatından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlulukları bulunduğu, davalı sigorta şirketinin davacıya hasar bedeline ilişkin 26/10/2021 tarihinde 21.294,47 TL kısmi ödeme yaptığı, davalıların kalan bakiye 49.294,47 TL'sinden sorumlu olduğu anlaşıldığından davanın hasar bedeli yönünden kabulüne, davalılardan müştereken ve müteselsilen 49.294,47 TL hasar bedeli tazminatının alınarak davacıya verilmesine; ayrıca yabancı plakalı araçlarda 2020 yılı sigorta genel şartları yönetmelik değişikliğine istinaden bu araçların teminat dışı bırakılması sebebi ile değer kaybının olmadığı anlaşılmakla...'' gerekçesiyle; ''...Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile, (davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olmaları, davalı sigortanın teminat limiti ile mahdut sorumlu olması kaydıyla) Davalı .... yönünden 49.294,47 TL hasar bedeli tazminatının 30/09/2021 müracaat tarihine KTK 97. Maddesi mucibince 15 gün ilavesiyle temerrüt tarihi olan 16/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Sigorta'dan alınarak davacıya verilmesine, Davalı ..... yönünden 49.294,47 TL hasar bedeli tazminatının 31/07/2021 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ......'den alınarak davacıya verilmesine, Değer kaybına dair davanın reddine...'' şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; değer kaybının, aracın kaza sonrasında onarımından sonraki değeri ile hasarsız değeri arasındaki farkı ifade ettiğini, değer kaybına ilişkin yargıtayın sayısız içtihatları ışığında değerlendirme yapılacak olursa, kazaya sebebiyet veren asiller..... ile ..... bakımından değer kaybına ilişkin taleplerinin pek tabii ileri sürülebileceğini, başka bir deyişle; davalı sigorta şirketi bakımından değer kabına ilişkin bilirkişinin de değindiği mevzuattaki değişikliğe göre şu aşamada sigorta şirketine karşı taleplerini ileri süremeseler de; davalı asiller bakımından anılı hususun söz konusu olmadığını, bundan dolayı da zaten dava dilekçesinde değer kaybı taleplerinin açıkça davalı asillerden talep edildiğini, diğer bir anlatımla 20/03/2020 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar kapsamında "Yabancı plakalı araçların Türkiye'de karıştığı kazalarda yabancı plakalı araçlara yönelik yapılan değer kaybı taleplerinin kapsam dışına alınması" değer kaybı zarar kalemini ortadan kaldıran bir hukuki düzenleme olmadığını, bu hükümün kabul anlamına gelmemekle birlikte, şu aşamada değer kaybı zarar kaleminin zorunlu sigorta şirketinin karşılayacağı zararlar kaleminden çıkarılmış durumda olduğunu, hal böyle olmakla, trafik kazası sebebiyle KTK'nın yanı sıra genel hüküm mahiyetindeki TBK gereği de davalı asillerin kaza sebebiyle oluşan zararlardan müteselsilen sorumlu olduklarında tereddüt bulunmamasına göre, bu zarar kalemi yönünden davalı asillerin müvekkiline karşı sorumluluğunun devam ettiğini ve davada değer kaybı talebinin bu yönüyle salt asillere yönlendirildiğini, anılı Yönetmelik yalnızca sigorta şirketlerini kapsamakta olup, davalı asillere kesinlikle ileri sürülebileceğini, talebin, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında değişikliğe giden ve halihazırda Danıştay 'da iptali istenen 01.04.2020 tarihli Genelge uyarınca, yabancı plakalı araçların değer kaybı taleplerinin sigorta şirketleri yönünden teminat dışı hal olarak düzenlenmiş oluşu karşısında, fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla, değer kaybı yönünden salt davalı asil araç sürücüsü ve malikine yöneltildiğini, Yerel Mahkemenin "ayrıca yabancı plakalı araçlarda 2020 yılı sigorta genel şartları yönetmelik değişikliğine istinaden bu araçların teminat dışı bırakılması sebebi ile değer kaybının olmadığı" gerekçesiyle değer kaybı yönünden verdiği ret kararının müvekkilinin lüks otomobil sınıfındaki aracı göz önüne alındığında hukuka aykırı olduğu ve eşyanın tabiyatı ile bağdaşmayacağını belirterek ilk derece mahkemesinin eldeki istinaf başvurusuna konu olan gerekçeli kararın lehe yönleri ayrık kalmak kaydıyla, yalnızca itiraz ettikleri değer kaybı bakımından reddine dair kararı bakımından, ortadan kaldırılmasına; davanın kabulüne , avukatlık ücreti ile yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ..... ve ...... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmuş olmasına rağmen gerekçeli kararda davaya cevaplarına yer verilmediğini, cevapları dikkate alınmadan karar verilmiş olması sebebiyle usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasını talep ettiklerini, davaya cevap süresi dolmadan ve tarafları dinlenilmeden ön inceleme duruşması yapıldığını sırf bu sebeple ilk derece mahkemesinin yetkisine itiraz edilemediğini, hukuka aykırı olarak ön inceleme duruşması yapılarak tahkikat aşamasına geçildiğini dolayısıyla hak kaybına uğranıldığını, bu sebeple usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasını talep ettiklerini, hem dilekçelerinde hem de celselerde müvekkilinin kasko şirketi.... Sigorta Anonim Şirketinin davaya dahil edilmesi talep edilmiş olmasına rağmen ilk derece mahkemesinin buna ilişkin ne bir ara karar verdiğini ne de taraflarına müzekkere gönderdiğini, sayılan usule ilişkin açık aykırılıklar sebebiyle adil yargılanma hakkının ağır ölçüde ihlal edilmesi sebebiyle istinaf kanun yoluna başvurularının kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, davacının zararı sigorta şirketi tarafından aynen tanzim yoluyla giderilmiş olmasına rağmen ilk derece mahkemesince tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilk derece mahkmesinin gerekçeli kararında birinci bilirkişi raporunu değil de adli tıp kurumunun hatalı raporunu dikkate aldığının nedenlerini gerekçesiyle açıklamamasının hukuka aykırı olduğunu, yabancı plakalı araçlarda değer kaybı hesaplamasının yapılamamasının asıl nedeni Türkiye'de yapılacak bir hesaplamanın gerçek bir sonuç çıkarmayacağı olup, her ülkede araçların kendi piyasasına göre değerlendiğini, döviz kuru, vergiler gibi ülkeden ülkeye değişen faktörler nedeniyle araçların kendi ülkelerinde farklı bedellere piyasalandığını, Almanya piyasasında bir araç 40-50 bin Euro civarında satılırken Türkiye piyasasında aynı aracın vergiler ve diğer nedenlerle 200 bin Euro'ya satıldığını, piyasalar arasındaki makas açıldıkça da Türkiye'de yapılacak bir değer kaybı hesaplamasının hatalı olacağını, bu durumun işletenin hukuki sorumluluklarını teminat altına alan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'nda yapılana değişiklik ile mevzuatta belirtildiğini, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası için hatalı olarak yapılacak hesaplamanın müvekkili için de hatalı olacağını, bu sebeple ilk derece mahkemesinin değer kaybı yönünden verdiği kararın yerinde olduğunu belirterek, usul ve yasaya aykırı kararın istinaf incelemesi neticesinde “kaldırılması” ve yeniden yargılama yapılarak davanın reddine, davanın dairemizce yeniden görülmesi mümkün değilse, hükmün bozulmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazasından kaynaklı davacı aracında oluşan zarar nedeni ile bakiye hasar ve değer kaybı bedeline ilişkin maddi tazminat istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece davanın hasar bedeli yönünden kabulüne, değer kaybı yönünden reddine karar verilmiş olup, karar davacı vekili ile davalılar ..... ve .....vekili tarafından istinaf edilmiştir.
1-Davacı Vekilinin İstinaf İtirazı Yönünden Yapılan İncelemede;
Davacı vekili karara sadece davalılar ..... ve .... yönünden talep edilen değer kaybı tazminatı talebinin reddi yönünden itiraz etmiş; dosya kapsamında trafik bilirkişisi ve makina mühendisi bilirkişinin düzenlediği raporda dava konusu aracın yabancı plakalı bir araç olması nedeniyle herhangi bir değer kaybı hesaplamasının yapılamayacağı ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında yapılan düzenleme gereği değer kaybı tazminatının teminat dışında bırakıldığı belirtilmiş; itiraz üzerine alınan ATK Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen raporda da değer kaybının hangi yöntem ile hesaplanması gerektiği belirtildikten sonra gerekçesiz olarak değer kaybı oluşmayacağı belirtilmiştir.
Davacı dosya kapsamında alınan raporlara değer kaybı değerlendirmesi yönünden itiraz etmiş, 3' üncü celsede de değer kaybı tazminatını davalı sigortalı araç işleteni ve araç sürücüsünden talep ettiklerini belirtmiştir. Mahkemece ilk rapordaki değerlendirme esas alınarak değer kaybı talebi yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında yapılan düzenlemenin davacı ile davalı sigorta yönünden bağlayıcı olup, diğer davalılar sigortalı araç işleteni ve araç sürücüsü yönünden bu gerekçe ile davanın reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Diğer taraftan, her iki raporda talep edilen değer kaybı tazminatı yönünden yapılan değerlendirmenin hatalı olduğu, ilk raporda belirtilen gerekçe ile değer kaybı tazminatı yönünden tespit yapılmamış olması, yine ATK raporunda gerekçe belirtilmeksizin araçta değer kaybı oluşmadığı yönünde tespit yapıldığı; bu durumda dosya kapsamında alınan raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmıştır. Davalılar ..... ile..... bakımından usul ve yerleşik uygulamaya uygun olarak değer kaybı tazminatının, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp onarılmasından önceki 2. el piyasa değeri ile hasarlandıktan sonra onarılmış haldeki 2. el piyasa değeri arasındaki farkın tespit edilerek belirlenmesi, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları vb. hususlar dikkate alınarak hesaplanması için yeni bir bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken talebin yanlış gerekçe ile reddi kararı usul ve yasaya aykırı olmakla, davacın bu yöne ilişkin itirazın kabulü ile kararın kaldırılması gerekmiştir.
2-Davalılar...... ve ...... Vekilinin İstinaf İtirazları Yönünden Yapılan İncelemede;
-Davalılar .....ve .. ..vekili, süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmuş olmasına rağmen gerekçeli kararda davaya cevaplarına yer verilemediği, cevaplarının dikkate alınmadan karar verilmiş olması sebebiyle kararın usul ve yasaya aykırı olduğu yönündeki itirazlarının incelenmesinde; adı geçen davalıların 19/01/2022 tarihinde cevap dilekçesi sunmuş oldukları, cevap dilekçelerine kararda yer verilmediği gibi Mahkemece kararda bu hususta "Yapılan incelemede ... .. .. ve .... bakımından cevap dilekçesi tebligat parçaları dönmediği, ancak bu husus gözden kaçırılarak cevap süresi dolmazdan evvel ön inceleme yapılmış ise de, ayrıca cevap dilekçesi verilmemesi münasebeti ile ön inceleme yenilenmemiş," şeklindeki gerekçenin dosya kapsamına uygun olmadığı, bu şekilde HMK 297/2 maddesinin ihlal edilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Dava dilekçesinin ve eklerinin davalılara 10/01/2022 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, tebliğ tarihi itibarı ile cevap süresinin 24/01/2022 tarihinde dolacağı nazara alındığında, Mahkemece davaya cevap süresi dolmadan ve davalıların beyanları alınmadan 17/01/2022 tarihinde ön inceleme duruşmasının yapılmış olduğu, dolayısı ile davalıların yetki itirazını ön inceleme duruşmasından önce sunmasına ve ön inceleme duruşmasında talebinin değerlendirilmesini talep etmesine imkan sağlanmadan ön inceleme duruşması yapılarak tahkikat aşamasına geçilmiş olduğundan, davalıların bu yönden itirazlarının yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Davalılar her ne kadar dava dilekçesini ve ekleri ile tensip zaptını içerir tebligatın usulüne uygun olarak taraflarına tebliğ edilmediği yönünde karara itiraz etmiş iseler de; davalıların dava dilekçesinde yer alan adreslerine TK 21. maddeye göre tebligat mazbatası üzerine gerekli tüm şerhler usulüne uygun olarak yazılarak, dava dilekçesi ve tensip zaptının tebliğ edildiği, mazbatada davalıların tebliğ saatinde adreste olmadığı belirtilerek, haberdar edilen komşu adının ve muhtara haber verilmiş olduğunun belirtildiği, kaldı ki, davalıların davadan haberdar olarak yasal süre içerisinde cevap dilekçesi sundukları görülmüştür.
-Mahkemece, davalının yasal süre içinde sunduğu cevap dilekçesi ile yaptığı yetki itirazını 2. ve 3. celsede tekrar ile yetki itirazı hakkında karar verilmesini talep ettiği halde, yetki itirazı hususunda HMK'nın haksız fiilde yetki kuralını düzenleyen 16. maddesi nazara olumlu veya olumsuz değerlendirme yapılmamış olması hatalı olmuştur.
-Davalıların, davanın kasko şirketine ihbar edilmediği, kasko sigortacısının davaya dahil edilmesi gerektiği yönünden yapılan itirazın değerlendirilmesinde; davalılar vekili tarafından aşamalarda kasko sigorta şirketi olan ... A.Ş.'nin genişletilmiş kasko poliçesine istinaden davaya dahil edilmesi talep edilmiş olmasına rağmen, Mahkemece "... İhbar talepleri ile ilgili de lazım gelen avans yatırılmadığı için talep değerlendirilmemiştir..." gerekçesi ile davanın talep gibi kasko sigorta şirketine ihbar edilmediği anlaşılmış, davalılar kararın kaldırılarak kasko sigortacısı şirketin davaya dahil edilmesini talep etmiş ise de, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen ... A.Ş.' nin yargılama sırasında davaya dahil edilmesi usul ve yasaya göre uygun olmamakla birlikte, davalıların taleplerinin esasen davanın kasko şirketine ihbarı talebini içerdiği değerlendirilmiş, davanın sigorta şirketine ihbar edilmesi için eksikliklerin giderilmesi hususunda gerekli ihtarın yapılarak sonucuna göre değerlendirme yapılması gerektiği anlaşılmıştır.
-Makina mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen hasar raporunda belirlenen hasar bedeli ile ATK Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen raporda belirlenen hasar bedeli arasında çelişki oluştuğu; bu durumda dosya kapsamında alınan raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığı, diğer taraftan Mahkemece gerekçeli kararda hasar bedeli yönünden hangi gerekçe ile yapılan hesaplamanın diğerine üstün tutularak hükme esas alındığı hususunun açıklanmadığı, bu suretle HMK'nın 297/2 maddesinin ihlal edildiği anlaşılmakla, davalılar vekilinin istinaf itirazlarının belirtilen yönlerden kısmen kabulü ile kararın kaldırılması gerekmiştir.
3-Mahkemece yapılması gereken;
Mahkemece, davalının yasal süre içinde sunduğu cevap dilekçesi ile yaptığı yetki itirazı hususunda HMK'nın haksız fiilde yetki kuralını düzenleyen 16. maddesi nazara alınarak olumlu veya olumsuz değerlendirme yapılmamış olması hatalı olup belirtilen eksikliğin giderilmesi gerekir.
Dosya kapsamında alınan raporlar da incelenerek, raporlarda hasar bedeli tazminatı yönünden oluşan çelişkinin giderildiği, davacının ve kararı istinaf eden davalıların itirazlarının değerlendirildiği; davalılar ..... ile .... bakımından usul ve yerleşik uygulamaya uygun olarak değer kaybı tazminatının, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp onarılmasından önceki 2. el piyasa değeri ile hasarlandıktan sonra onarılmış haldeki 2. el piyasa değeri arasındaki farkın tespit edilerek belirlenmesi, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları vb. hususlar dikkate alınarak hesaplandığı; İTÜ Makina Mühendisliği bölümünde görevli öğretim üyelerinden oluşan 3 kişilik heyetten denetime açık ve hüküm kurmaya yeterli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi için kararın kaldırılması gerekmiştir.
HMK 61/1 maddesindeki düzenlemeye göre taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebileceğinden, somut uyuşmazlıkta; davalı tarafından davaya cevap dilekçesinde davanın ihbarına yönelik olarak talepte bulunulmasına rağmen Mahkemece bir işlem yapılmadığı anlaşılmakla, gerekirse bu talebe ilişkin delil avansı da ikmal edilerek davanın ihbarı talep edilen şirkete usulüne uygun tebligat yapılması ve davanın ihbar edilmesi gerekirken bu talebin dikkate alınmaması hatalı olup davalıların itirazları bu yönden yerinde olmakla, kararın kaldırılması gerekmiştir.
4-Kabule göre de;
-Hüküm kısmında davalı sigorta tarafından dava öncesinde yapılan ödemenin sigorta poliçesinden mahsubu ile davalı sigortanın sorumlu olduğu bakiye poliçe limitinin tutarının kararda açıkça gösterilmemiş olması hatalı olmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin itirazının kabulü; davalılar ... ve .. . vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle ESASTAN KABULÜNE; davalılar ..... ve .... vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜNE, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/09/2022 tarihli 2021/814 Esas ve 2022/671 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Kararın kaldırılması sebep ve şekline göre davalılar ..... ve ..... vekilinin sair istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı ile davalılar ..... ve .... tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),
5-İstinaf aşamasında davacı ile davalılar ..... ve ..... tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
7-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-(3) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 10/07/2025