T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/2087
KARAR NO : 2025/923
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/09/2022
NUMARASI : 2021/483 Esas - 2022/656 Karar
DAVA : RücuenTazminat (Yangın Sigorta Poliçesi Kapsamında Ödenen Zararın Rücuen Tazmini)
DAVA TARİHİ : 12/08/2021
BAM KARAR TARİHİ : 11/06/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 11/06/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/09/2022 tarihli, 2021/483 Esas ve 2022/656 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sigortalı ....Şirketinin, maliki olduğu iş yerinin müvekkili şirket tarafından 24293 1616 nolu yangın sigortası poliçesi ile teminat altına aldığını, 10/07/2020 tarihinde, soğuk hava deposuna hava perdesi yapma işini üstlenen davalının çalışanı......'ın kaynak yaparken çıkan alevli yangın nedeni ile sigortalı işyerinde bina, emtea, demirbaş, makine tesisat ve enkaz kaldırma zararının oluştuğunu, hasardan sonra yapılan incelemelerde sigortalı firmanın sevkiyat, muhafaza odaları, üretim depo kısımlarına şeffaf hava perdesi yapılması hususunda sözleşme imzaladığı davalının, çalışanının kaynak yaparken gerekli özenin göstermemesi ve önlem almaması sebebi ile çıkan kıvılcımlar sebebi ile sandviç panellerinin içindeki elyafın tutuşturmasının yangına sebebiyet verdiğini, tüm sorumluluğun davalı firmada olduğunun belirlendiğini, yangın sonrasında müvekkili tarafından, tespit edilen hasar bedellerinin 17/07/2020 ve 05/10/2020 tarihinde sigortalı firmaya ödendiğini, müvekkilinin anılan hasar bedellerini ödemekle mukavele şartları ile TTK m. 1472 ve BK m. 183 vd hükümleri uyarınca sigortalıyı halef olduğunu ve zarara sebebiyet verenler aleyhine mevcut her türlü talep ve dava haklarının davacıya intikal ettiğini bildirdiğini, davacının TBK m. 122'den kaynaklanan munzam zarar talep etme hakkı dâhil ve fakat bununla sınırlı olmaksızın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 3.124.792,64-TL tazminat alacağının, 1.000.000,00-TL'sine ödeme günü olan 17/07/2020, 2.124.792,64-TL'sine ödeme günü olan 05/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2015/9046 E, 2015/9157 K. 14/10/2015 tarihli, Yargıtay içtihadı birleştirme genel kurulunun 22.03.1944 tarih, 37 E, 9 K ve 03/07/1944 sayılı kararına dayandığı ilamı ile Yargıtay 17.H.D 2014/13522 K, 2014/ 19676 k 25/12/2014 tarihli ilamında sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı rücu davalarında asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunun belirtildiğini, bu nedenle asliye ticaret mahkemesinin görevsiz olduğunu, dava konusu olayda işin yapılması için sigortalı firma ile müvekkili işletme arasında teklif formu neticesinde sözlü olarak mutabakata varıldığını, aralarında taşeron sözleşmesi bulunmadığını ve sipariş sözleşmesi ile çalışma yapılıp, soğuk hava deposuna civatalı montajlı şekilde 4 adet hava perdesi yapılması konusunda 5.000 TL ücret ile anlaşıldığını, soğuk hava perdelerinden 3 tanesinin bağlantısının kaynak makinası kullanmaksızın civata ile gerçekleştirilip monte edildiğini ancak sigortalı firma yetkilisi .....'in, müvekkili işletmenin sözlü uyarılarına rağmen tüm iş güveliği önlemlerini hiçe sayarak ve yazılı talimat vermeye vakit olmadığını, bu nedenle tüm sorumluluğun bu anlamda kendisinde olduğunu bildirerek "işlemi kaynakla gerçekleştirin" şeklinde sözlü talimat verdiğini, müvekkilinin yazılı talimat olması gerektiğini beyan ettiğini ancak şirket yetkilisinin işin acil olduğunu, yazılı talimatın sonradan verilebileceğini, 4.hava perdesinin bağlantısının fiziki konumu nedeniyle civata ile yapılamayacağını, işlemin acil olduğunu ve sorumluluğun yetkili personelde olduğunu beyan ederek işlemin yapılmasını istediğini, bunun neticesinde yapılan işlem sonrasında hava perdesi kaynakla montajlanırken duvarın iç kısmında kalan izolasyon malzemelerinin yanması sonucunda mezkur olayın gerçekleştiğini, müvekkili işletme çalışanlarının ilk müdahaleyi yaptıklarını, aşırı duman oluşması sonucunda müdahalenin etkisiz kalması üzerine itfaiye ekiplerinin gelmesinin beklendiğini, sonuncu hava perdesinin kaynak makinesi ile yapılmasının iş güvenliği konusunda eğitimlerini ve belgelerini muntazaman tutan müvekkilinin kendisinin insiyatif alarak talimat olmaksızın yapabileceği bir işlem olmadığını, dört adet hava perdesinden ilk üç tanesini, civatalı montajlı şekilde yapan müvekkilinin, iş yeri talimatı olmaksızın insiyatif alarak son hava perdesini kaynak makinesi ile yaparak yangına sebebiyet vermesinin iş güvenliği konusunda eğitimlerini ve evraklarını muntazaman tutması nedeniyle hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu noktada sigortalı iş yeri yetkilisinin sözlü bir talimatı ve isteğinin olduğunun açık olduğunu, olaydan sonra müvekkiline sigorta şirketinden ödeme alabilmek için geriye dönük olarak 19/06/2020 tarihli sipariş sözleşmesi imzalattırıldığını, sigorta ile tam anlamıyla uzlaşabilmek için taşeron sözleşmesi adı altında hasardan sorumlu olduğuna dair sözleşme imzalatmak istenilmiş ise de, müvekkili tarafından imzalanmadığını, müvekkilinin taşeron sözleşmesini imzalamaması nedeniyle verilen sözlü talimatın, yazılı şekilde verileceği güvenini yaratan sigortalı firmanın sözlü talimatını yazıya dökmediğini ve müvekkilini sigorta şirketine karşı hedef gösterdiğini, ardından çıkan yangından müvekkili işletmenin sorumlu olabileceğine dair ihtarname keşide ettiğini, 24/07/2020 tarihli cevabi ihtarnamede, yangının firma yetkilisinin sözlü talimatı nedeniyle çıktığını, müvekkili işletmenin kusur ve ihmalinin bulunmadığını bildirdiklerini, olayda sigortalı firmanın kusuru olmasına rağmen mezkur olayın sigortalı firmanın yetkilisinin sözlü talimatı ile gerekli önlemleri almayarak dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle ihmalinden kaynaklandığını, bu nedenle zarardan sorumlu olduğunu, sigortalı iş yeri yetkililerinin sigorta şirketi ile olan poliçeleri gereği kendilerine kusur yüklenmemesi ve fabrikanın tam donanım yenilenebilmesi için poliçe nezdinde eksiklerini, olay gerçekleştikten sonra bir bir tamamladıklarını, her sene çok yüksek bedeller ödeyen sigortalı şirketi kaybetmemek için sigorta şirketi yetkililerinin, sigortalısının kusur durumunu gizlemeye çalıştıklarını, ekspertiz raporunda belirlenen hasar miktarı ile müvekkili işletmeye yönelik kusur iddialarını kabul etmediklerini, davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu bildirdiğini, görevsizlik itirazlarının değerlendirilmesini ve davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:
Mahkemece;"...Tüm dosya kapsamı, taraflarca sunulan ve bildirilerek mahkememizce toplanan deliller, dava dilekçesinde dile getirilen iddialar ile cevap dilekçesinde dile getirilen savunmalar, yeminli tanık beyanları, mahkememizce usul, yasa ve dosya kapsamına uygun, hükme ve denetime elverişli nitelikte kabul edilen bilirkişi raporu ile; davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı sigortalı şirkete ait iş yerinin yangın sigortası poliçesi ile sigortalandığı, poliçe dönemi içinde 10/07/2020 tarihinde sigortalı iş yeri ile davalının yaptıkları sözleşme kapsamında ve sigortalı iş yeri çalışanı tanığın talimatı ve gözetimi altında davalının çalışanlarının gerçekleştirdikleri soğuk hava deposuna 4 adet hava perdesinin montajlanması sırasında yangının çıktığı, davalı tarafça; yangından sonra geriye dönük olarak 19/06/2020 tarihli sipariş sözleşmesi imzalattırıldığı, taşeron sözleşmesinin de imzalanmasının istenilmesine rağmen imzalanmadığı, kendilerinin sigorta şirketine hedef gösterildiği iddia edilmiş ise de, yangının davalı tarafça sözleşme kapsamında yapılan iş sırasında davalı çalışanının eylemi sonucu oluşması nedeniyle davalı tarafın sorumluluğu açısından yazılı bir sözleşmesinin bulunup bulunmadığının bir öneminin bulunmadığı ve 19/06/2020 tarihli sipariş sözleşmesinin davalının sorumluluğuna etki edecek bir içerik taşımadığı açık olmakla bu yöndeki davalı iddiasının uyuşmazlığın çözümüne ve davalının sorumluluğuna bir etkisinin bulunmadığı, davalı tarafça; hava perdelerinden üç tanesinin bağlantısının kaynak makinası kullanmaksızın civata ile gerçekleştirilip monte edildiği, ancak sigortalı firma yetkilisi tanığın, müvekkili işletmenin sözlü uyarılarına rağmen tüm iş güveliği önlemlerini hiçe sayarak ve yazılı talimat vermeye vakit olmadığını, daha sonra verileceğini belirterek iş yeri yetkilisinin talebi ile kaynaklı olarak yapılıp 4. hava perdesinin kaynakla montajlanması sırasında izolasyon malzemelerinin yanmasıyla yangının meydana geldiğinin iddia edilmesine rağmen iş yeri yetkilisi tanığın, işin kendi sorumluluğu ve talimatı altında, ilk üç montajın çelik dubellerle yapılmasından sonra önceden fark etmedikleri kaynak yapılan ürünle arada plastik bir kaplama malzemesi olması gerekmesine rağmen ara ürün deposunda duvar olmadığı için kaplama montajının kaynak ile yapıldığını, yangının kaynak sıçramasından dolayı değil, sacın elyaf ile birleşimi yerinde ısınmadan dolayı çıktığını ve işin kendi gözetimi ve talimatları altında yapıldığını bildirdiği, buna karşın her iki davalı tanığının, davalı tarafın, kaynakla işlem yapılamayacağını ısrarla dile getirdiği ve yazılı talimatın daha sonra düzenlenip verileceğine dair bir beyanda bulunmadıkları, davalı tarafça bu yöndeki iddiayı kanıtlar nitelikte dosyaya hiçbir delil sunulmadığı birlikte değerlendirildiğinde davalının, kaynakla işlem yapılmaması gerektiğine ilişkin ısrarlı beyanda bulundukları ve yazılı talimat verileceğine ilişkin iddiasını kanıtlayamadığı gibi bu durumun davalı çalışanının işlemi kaynakla yapması ve davalı tarafın yapılacak işlemle ilgili iş yapılan yerde gerekli önlemleri alması yükümlülüğünü de ortadan kaldırır bir neden olmadığı, bilirkişi raporunda yangının, hava perdesinin montajının ilk üçünün çelik perçin ile vidalama yöntemiyle yapılmasından sonra 4.kapının kaynak ile yapılması ve çevresindeki yanıcı malzemelerin tutuşması ile meydana geldiğinin açıklandığı, buna göre dosyada toplanan tüm deliller, bilirkişi raporu ve tanık beyanları ile yangının çıkış sebebinin açık ve tartışmasız olup yangına sebebiyet verenlerin kusur durumu ile kusur oranlarının belirlenmesi gerektiği, kusur durumu ile kusur oranlarının belirlenmesinin mahkememizin toplanan delillere göre takdirinde olup toplanan tüm deliller, tanık beyanları ve bilirkişi raporuna göre değerlendirilmesi sonucunda her ne kadar bilirkişi raporunda sigortalı iş yeri ve çalışanı ile davalı ve çalışanına ayrı oranlarda kusur yüklenmiş ise de, adam çalıştıranın sorumluluğu çerçevesinde dava dışı sigortalı iş yeri çalışanının ve davalının çalışanının kusurundan da çalıştıranların sorumlu olduğu göz önünde tutularak sigortalı iş yeri ve çalışanının kusuru ile davalı ve çalışanının kusuru ve kusur oranlarının bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, bilirkişi raporunda çalışanlara atfedilen kusurun, çalışanların sorumlusu olan dava dışı sigortalı şirket ile davalının belirlenen kusur oranlarına eklenmesi gerektiği, gerek sigortalı iş yerinin gerekse olayda yetkilendirdiği çalışanı ....'in kapalı yerde yapılacak kaynak işlemi için çalışma öncesi alanda yanıcı ve yangını hızlandırıcı malzeme olup olmadığı kontrolü yapmamaları, kaynakla işlem yapılması talimatının sigortalı çalışanı tarafından verilmesi ve işlemin yetkilinin talimatı ve gözetimi altında yapılması, kaynakla işlem yapılmasına rağmen işin yapılmasından önce ateşli iş izninin sigortalı iş yeri tarafından hazırlanmaması, bunlara bağlı olarak raporda ayrıntıları belirtilen yazılı mevzuata aykırı davranmaları ve alınması gereken önlemleri almamaları nedeniyle yangının çıkmasında dava dışı sigortalı şirketin %60 oranında kusurlu olduğu, buna karşın yangına sebebiyet verenin davalı çalışanı olması ve yangının davalının sözleşme ile üstlendiği iş sırasında meydana gelmiş olması nedeniyle; davalının, çalışma yapılacak alanda gereği gibi kontrolünü yerine getirmemesi, riskleri tespit edip tedbirleri almaması, yüksek risk halinde gerektiği takdirde çalışmayı reddetmemesi, yazılı izin ve talimat almadan kaynakla çalışma yapmasına bağlı olarak raporda ayrıntıları belirtilen yazılı mevzuata aykırı davrandığı, davalının eylem ve ihmallerine göre %40 oranında kusurlu olduğu, her ne kadar davacı ve davalı taraflarca bilirkişi raporunda belirlenen kusur durumuna ve kusur oranlarına itirazda bulunulmuş ise de; tarafların itiraz dilekçelerinde aksi iddialarını soyut nitelikte dile getirip, kusur ve kusur durumunu etkiler hiçbir delil ve belge örneğini dosyaya sunmamaları nedeniyle ve dosyada toplanan deliller ve bilirkişi raporu karşısında itirazlarının haklı olmadığı, bilirkişi raporunda ayrıntıları açıklandığı üzere ekspertiz raporu ile tespit edilip belirlenen yangından zarar gören mal varlığının niteliklerinin ve tutarlarının, ekspertiz raporunda tespit edilen nitelik ve değerlere uygun olduğu, buna göre davacı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin poliçe kapsamına ve maddi gerçekliğe uygun olup davalı tarafça ödemenin fahiş olduğu iddia edilmiş ise de, iddialarını kanıtlar nitelikte hiçbir delil ve belgenin dosyaya sunulmaması nedeniyle ekspertiz ve bilirkişi raporu karşısında davalı tarafın bu konudaki iddiasını kanıtlayamadığı gibi başkaca bir delil toplanmasının da gerekmediği, ekspertiz raporunda ve bilirkişi raporunda sigortalı iş yerinde meydana gelen zararın 3.124.792,64TL olarak belirlendiği, davacı sigorta şirketinin, yaptığı ödemeyi davalı tarafın kusuru oranında davalı taraftan talep edebileceği, kendi sigortalısının kusuruna düşen bedeli talep etmesinin mümkün bulunmadığı, buna göre davacı tarafça sigortalısı şirkete 17/07/2020 tarihinde 1.000.000,00TL ve 05/10/2020 tarihinde 2.124.792,64TL olmak üzere toplam 3.124.792,64TL ödeme yapılmasına bağlı olarak, %40'ı oranındaki 1.874.875,58TL tazminat talebinde bulunabileceği anlaşılmakla, davanın kısmen kabulü ile; sigorta poliçesine bağlı ve halefiyet ilkesi gereği, davacı tarafça sigortalısına ödenen hasar bedelinin, davalının kusuru oranına denk gelen 1.249.917,06TL tazminatın ödeme tarihlerinden işleyecek faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, uyuşmazlığa konu olayın tacirler arası haksız fiilden kaynaklanmış olması, tarafların ve dava dışı sigortalının tacir olup ticari işletmeleri ile ilgili olmasına bağlı olarak davacı tarafın avans faizi talebinin yasal normlara uygun olması nedeniyle kabulüne karar verilen alacağın avans faizi ile tahsiline karar vermek gerektiği.." gerekçesiyle "...Davanın kısmen kabulü ile; 1.249.917,06TL tazminatın 1.000.000,00TL'lik bölümünün 17/07/2020 tarihinden 249.917,06TL'lik bölümünün 05/10/2020 tarihinden itibaren tahsil tarihine kadar işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, davanın kısmen reddi ile; davacı tarafın fazlaya ilişkin 1.874.875,58TL'lik isteminin reddine..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
Karara karşı davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; öncelikle dava dilekçesi ekindeki sipariş sözleşmesi ile bir işi yapmayı taahhüt eden davalı olup, sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin önceki işlerine bakarak asıl işveren-alt işveren olarak değerlendirilmesi kabul edilemeyeceğini, anılan sorumluluk sigortalı işyerinde bir iş kazası olduğunda zarar görenlerin aldığı sorumluluk kapsamında dikkate alınabilecek bir sorumluluk olabileceğini, davaya konu olayda davalı taraf ile daha önce de başka işler için anlaşılmış olması davaya konu münferit olay için genel bir ilişkiye dökülemeyecek olup, münferit olarak değerlendirilmek zorunda olduğunu, davalı taraf sigortalı işyerine 19/06/2020 tarihli D00000000009634 nolu sipariş sözleşmesi tahtında soğuk hava deposuna hava perdesi yapma işini üstlenen tacir olduğunu, yani taraflar arasındaki ilişki anılan davaya konu sipariş sözleşmesi kapsamında yapılacak bir edim ve karşılığında ödemesi yapılacak bir ücrete dayalı olup, Ticaret Kanunu ve Borçlar Kanunu kapsamında değerlendirilmek zorunda olduğunu, davaya konu olayda sigortalı firma ile davalı arasındaki ilişki bu kapsamda değerlendirilemeyeceğini, dolayısı ile anılan bilirkişi raporuna itiraz edilmiş ise de itirazları dikkate alınmaksızın işbu tek rapor ile hüküm kurulmuş olup ilamın kaldırılmasının gerektiğini, bilirkişi raporunda sigortalı firmaya % 50 ve tanık olarak dinlenen çalışan ....'e % 10 kusur atfedilmiş ise de işi ücret karşılığı alan ve yapanlara % 40 kusur verilmesinin kabul edilemeyeceğini, zira bilirkişiler açıklandığı üzere asıl işveren-alt işveren sorumluluğunu kabul ederek kusur atfında bulunduğunu, dava dilekçesi ekinde uzman raporu incelendiğinde "kaynak ustası, yangın söndürme cihazı, perdeleme, yanmaz battaniye vb gibi önlemleri almış olsaydı ya da kapı üzerinde vidalı metal çerçeve sökülerek kaynak işi dışarıda yapılıp tekrar yerine vidalama ile yapılsaydı" yangına sebebiyet verilmeyeceği açık şekilde belirtildiğini, bu anlamda kaynak konusunda tüm taahhütlerle sorumluluğu üzerine alan ve uzman olan kaynakçının "iş güvenliğine aykırı hareket ederek, davalının da çalışanını kontrol etmeksizin veya hataya onay vererek iş yapması" basiretli bir tacirden beklenemeyecek olup, raporda sigortalı firma ve çalışanına verilen % 60 kusurun hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, açıklamalar ışığında bilirkişi raporuna itiraz edilmiş ise de itirazları dikkate alınmaksızın işbu tek rapor ile hüküm kurulmuş olup ilamın kaldırılmasının gerektiğini, mahkeme davanın kısmen kabulüne karar vermek ile hüküm kısmında davalıya reddolunan tutar üzerinden 192.743,78-TL.si vekalet ücretine hükmetmiş ise de AAÜT m.13/3'e aykırı vekalet ücretine hükmettiğini, AAÜT m.13/3 uyarınca tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekil yararına bu tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceğini, dolayısı ile davalı vekiline lehine verilen vekalet ücreti davacıya verilen 147.993,36-TL.lik vekalet ücretini geçemeyecek olup, ilamın bu yönden de kaldırılmasının gerekeceğini, arz edilen ve re'sen göz önünde bulundurulucak sair nedenlerle; icranın tehirine, ilamın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; öncelikle iş bu dava haksız fiile dayandırılmış olup ticari olmayan ve halefiyet prensibine dayalı açılan davanın niteliği gereği Ticaret mahkemelerinin görevli olmadığını, kusur oranlarının kabulünün davalı tarafça mümkün olmadığını, bunun yanı sıra davacı yanın taleplerinde ise sorumluluğun asıl- alt işveren olarak değerlendirilmemesi gerektiği iddiasına katılmalarının mümkün olmadığını, her ne kadar davacı yan, müvekkili ile ihbar olunan arasında daha önce başka işler de yapılmış olmasını dava konusu olayı münferit hale getirdiğini ve dava konusu olayın münferit olarak değerlendirilmesi iddiası bulunuyor ise de mahkemenin kusur sorumluluğu yönünden değerlendirmesine iştirak ettiklerini, müvekkili ile ihbar olunan arasında açık bir şekilde asıl-alt işveren ilişkisinin bulunmakta olduğunu, firma yetkilisi .....'in beyanları çok açık olup taşeron hizmeti aldığı müvekkili işçilerine talimatı kendisinin verdiğini, sorumluluğun kendisine ait olduğunu belirttiğini, bunun yanı sıra kaynak yapılan malzemenin üzerinde plastik kaplama olması gerektiğini ancak olmadığını da beyan ettiğini, plastik kaplama eksikliği müvekkilden kaynaklı bir eksik olmadığını, soruşturma dosyasındaki ifadelerden de görüleceği üzere 4 adet hava perdesinin ilk üçünün civatalı montajlı şekilde yapıldığını, sonuncu hava perdesinin ise kaynak makinesi ile yapılması iş güvenliği konusunda eğitimlerini ve belgelerini muntazaman tutan müvekkilin kendisi insiyatif alarak talimat olmaksızın yapabileceği bir işlem olmadığını, bu noktada sigortalı iş yeri yetkilisinin sözlü bir talimatı ve isteğinin olduğunu, iş bu nedenle sigortadan zarar bedelinin temini için kötü niyetli olarak müvekkilinin hedef gösterildiğini, fabrikanın tam donanımlı olarak tekrar inşa edildiğini, montaj işlemlerinin daha hızlı bitmesi için firma yetkilisinin yazılı talimat vermeksizin sözlü talimatı ile gerçekleştirilen işlem sonucunda oluşan hasardan dolayı sigortalı .... firmasının kusuru bulunmakta olup haksız fiil hükümlerine göre müvekkilin kusurunun bulunduğuna yönelik mahkeme hükmü mevcut ise de işveren sigortalı firmanın işin bir an önce bitirilmesi için sözlü talimat vererek mezkur olayın oluşmasında gerekli önlemleri almayarak dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlal ettiği dolayısıyla mezkur olayın gerçekleşmesinde kusur ve sorumluluğunun bulunmakta olduğunu, müvekkili firma çalışmasını yaparken İSG uzmanı olmadan yapmış talimatları işyeri yetkilisi ....'den aldığını, ...., civata ile işlem yapan müvekkiline işlemin üretim devam ederken yapılması gerektiği için kaynak makinesi ile çalışma talimatı verdiğini, talimat alarak iş yapan müvekkili çalışanın kusurlu olduğunu ancak talimat veren ve davacının halefi olduğu ihbar olunan ve yetkilisinin ise kusurlu olmadığı kanaatinde ise usul, esasa kırdırılmış olacağını, dolayısıyla mahkemenin kusur tayinine katılmakla birlikte bilirkişinin belirlemiş olduğu ve mahkemenin karar vermiş olduğu kusur oranları yönünden incelemesi taleplerinin bulunmakta olduğunu, izah olunan nedenler ile kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, yangın sigorta poliçesi kapsamında kendi sigortalısına ödeme yapan davacının, yaptığı ödemenin halefiyete dayalı olarak zarar sorumlusu olduğunu iddia ettiği davalıdan rücuen tahsilineilişkin maddi tazminat davasıdır.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
1-Davalı vekilinin mahkemenin görevine ilişkin istinaf itirazı haklı bulunmamıştır. Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda; 22.03.1944 tarih, 37 Esas, 9 Karar sayılı (03.07.1944 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan) Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "sigortacının halefiyete dayalı açtığı davanın aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/I maddesinde de, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı açıkça düzenlenmiştir.
Ticaret Mahkemelerinin görev alanı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/1 maddesinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." ifadesi ile ticari davalar ile sınırlandırılmıştır. Ticari davalar ise TTK 4. maddesinde sayılmıştır. Buna göre 4/1 maddesinde nispi ticari davalar 4/1-a fıkrasından f fıkrasına kadar sayılan hususlar ise mutlak ticari davalar olarak sayılmıştır.
Bir davanın nispi ticari dava sayılması için TTK 4/1.maddesi birinci fıkrasında belirtildiği gibi her iki tarafında tacir olduğu ve her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bir dava olması gerekmektedir.
Somut olaya bakıldığında; davacı .... Sigorta A.Ş'nin sigortalısı ... San.A.Ş tacir olduğu gibi, davalı da mahkemece yapılan esnaf tacir araştırması neticesine göre bilanco usulüne göre defter tutan 1. Sınıf tacirdir. Davacı ve davalının tacir olduğu ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesiyle ilgili olması karşısında davacının halefiyete dayalı olarak açtığı rücuen tazminat davasının nispi ticari dava olduğu gözetildiğinde, davaya bakan Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu açıktır.
2-Dava konusu yangına olayına olarak taksirle yangına neden olma suçundan davalı ... hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/3098 sayılı soruşturma dosyasında elektrik-elektronik mühendisi Çalışma Bakanlığı emekli iş güvenliği müfettişinden alınan kusur raporunda dava dışı .... San.AŞ. yönetiminin alınması gereken mevzuat hususlarını yerine getirdiğinden olayda kusurlu bulunmadığı, yangına hassas olan kesim bölümünde bulunan malzemelerin bulunduğu yerde elektrik kaynağının yapılmasına müsaade eden, olay yerinde yeterli sayıda yangın söndürme cihazı bulundurmayan .... Makine yetkili sorumlusu ....ın tali kusurlu bulunduğununu mütalaa edildiği görülmüştür.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda, ceza soruşturma dosyasında alınan kusur raporu hiç tartışılmadan, yangının çıkmasında dava dışı sigortalının %50, dava dışı sigortalı çalışanı ....'in %10, davalı ...'ın %30, davalı çalışanı ....'ın ise %10 kusurlu olduğu mütalaa edilmiş, dava dışı sigortalı ile davalı arasında soğuk hava deposuna hava perdesi yapılması ve montajı işine ilişkin hukuki ilişkinin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu gözetilerek bu hukuki ilişki çerçevesinde tarafların yangının oluşumundaki kusurlarının yeterince tartışılmadığı, taraflar vekillerinin rapora yönelik esaslı itirazları karşılanmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğu görülmüştür.
O halde mahkemece, daha önceki bilirkişi heyetinden, kusura ilişkin olarak ceza soruşturma dosyasında alınan kusur raporu ile ekspertiz raporunu tartışan, dosya kapsamındaki tüm kanıtları değerlendiren, taraflar vekillerinin kusurun tespitine yönelik esaslı itirazlarını karşılayan, raporlar arasındaki çelişkileri gideren, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkinin niteliklerini de gözeten denetime uygun ek rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir. Bu nedenle, davacı vekili ile davalı vekilinin kusura ilişkin istinaf itirazları haklı bulunarak kararın ortadan kaldırılması gerekmiştir.
3-Kabule göre de; sigortalısına ödediği tazminat bedelinin davacı sigorta şirketi tarafından halefiyet ilkesi gereğince davalıan tahsilinin talep edildiği davada davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olmasına rağmen, davalı yararına, davacı lehine belirlenen vekalet ücretinden dava yüksek miktarda vekalet ücretine hükmolunmuştur. Ancak Avukatlık Ücret Tarifesinin 13/3 maddesi uyarınca; "Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez." Bu düzenlemeye göre maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda davalı lehine hükmedilecek avukatlık ücreti davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceğinden, aksi şekilde daha yüksek vekalet ücretine karar verilmiş olması da doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekili istinaf itirazlarının kabulü, davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine, davalı vekilinin göreve ilişkin istinaf itirazının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekili istinaf itirazlarının yukarıda açıklanan gerekçelerle ESASTAN KABULÜNE; davalı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜNE; İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/09/2022 tarihli 2021/483 Esas ve 2022/656 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının REDDİNE,
4- İSTİNAF AŞAMASINDA,
a-Davacı taraftan alınan 80,70-TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
b-Davalı taraftan alınan toplam 21.345,46-TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
5-İstinaf aşamasında davacı ve davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
7-Kararın taraflara tebliği, harç, teminat ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 11/06/2025