T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/2090
KARAR NO : 2025/910
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/12/2021 (Dava) - 09/06/2022 (Karar)
NUMARASI : 2021/888 Esas - 2022/572 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Rücuen Tazmin İstemli)
BAM KARAR TARİHİ : 11/06/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 11/06/2025
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/888 Esas-2022/572 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket nezdinde trafik poliçesi ile sigortalı davalının maliki olduğu ... plakalı aracın 28/03/2020 tarihinde.... plakalı aracın hasarlanmasına.... plakalı aracın da hem hasarlanmasına hem değer kaybına neden olduğunu, kaza yerine gelen polisler tarafından düzenlenen trafik kazası tespit tutanağında da görüleceği üzere; Karayolları Trafik Kanunu’nun 52/1b maddesinin ihlal edilmiş olduğunun belirtildiğini, ayrıca olay yerini terk eden sürücünün kazanın oluşumunda %100 tam ve asli kusurlu olduğunu, davalının asli ve tam kusurlu olarak, .... plakalı aracın hasara uğraması dolayısıyla müvekkili şirketçe poliçe kapsamında ödenen 13.322,20 TL ve yine .... plakalı aracın hasara ve değer kaybına uğraması dolayısıyla müvekkili şirketçe poliçe kapsamında ödenen 6.380,40 TL (5.582,40 TL hasar, 798,00 TL değer kaybı) olmak üzere toplam 19.702,64 TL tazminatın tamamından sorumlu olduğunu, davalıya ait aracın sürücüsü kaza mahallini terk etmek suretiyle poliçe genel şartları davalı tarafından ihlal edilmiş olduğundan, poliçe genel şartlarının B.4/f maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 95.maddesi uyarınca müvekkili şirketin sigortalısına rücu hakkı doğduğunu, davalı tarafça bir ödeme yapılmayınca aleyhine İzmir 10. İcra Müdürlüğü’nün 2021/8035 sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı tarafından borca itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, itirazın kötü niyetli ve icra takibini uzatma amaçlı olduğunu, arabuluculuk görüşmeleri neticesinde anlaşma sağlanamadığını belirterek, davalı borçlunun İzmir 10. İcra Müdürlüğü’nün 2021/8035 sayılı takip dosyasına vaki borca itirazının iptaline ve takibin devamına, haksız itirazda bulunan davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalıya usulüne uygun olarak tebligat çıkarıldığı, ancak davaya cevap vermediği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece; "....Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; uyuşmazlık konusu trafik kazası neticesinde sadece maddi hasar oluştuğu ve bedensel zararın meydana gelmediğinin tüm dosya içeriğiyle sabit olduğu, kaza sonrasında araç sürücüsünün kaza yerinden ayrılmasını gerektiren can güvenliği ya da tedavisini gerektiren yaralanması olup olmadığının dosya kapsamında belli olmadığı, kaldı ki davalı tarafın böyle iddiasının da bulunmadığı, ayrıca 28/03/2020 tarihli düzenlenen olay yeri basit krokisinde kazanın maddi hasarlı trafik kazası olduğuna yönelik tutanak tutulmuş olup, davacı ..... . A.Ş. nezdinde 31.12.2019/2020 tarihleri arasında ZMS (trafik) poliçesiyle davalı .... Tic. Ltd. Şti. adına sigortalı .... plakalı.... model .... marka otomobilin tespit edilememiş olan firari sürücüsünün kazanın oluşumunda, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun diğer sürücü kusurlarından 52/B ile sürücü asli kusurlarından 84/F ve 84/L maddelerini ihlal ettiği, dava dışı ...., ..... ve .... plakalı araçlar olay mahallinde yolun sağ kenarında nizami park halinde olduklarından kazanın oluşumuna katkı sağlayacak kurallara aykırı etkenlikleri olmadığı da anlaşılmakla, davanın İzmir 10. İcra Müdürlüğü’nün 2021/8035 sayılı dosyası ile ve takip tarihi itibariyle kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebinin reddine, 13.322,2 asıl alacak, 2.286,23 işlemiş avans faizi, 798 asıl alacak, 98,09 işlemiş avans faizi, 1.520 asıl alacak, 204,58 işlemiş avans faizi, 4.062,44 asıl alacak, 553,55 işlemiş avans faizi olmak üzere toplam 22.845,09 TL'lik miktar yönünden davanın kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak yargılamayla belirlendiğinden, likit ve hesaplanabilir olmadığından, şartlar oluşmadığından davacı lehine İİK. 67/2 uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmediği, sonuç olarak; DAVANIN KISMEN KABULÜNE, davalının İzmir 10. İcra Müdürlüğü'nün 2021/8035 sayılı takip dosyasındaki 22.845,09 TL'lik miktara yönelik İTİRAZININ İPTALİ ile, takibin 19.702,64 TL'lik alacak yönünden takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, alacak yargılamayla belirlendiğinden; likit ve hesaplanabilir olmadığından davacı lehine İİK. 67/2 uyarınca icra inkar tazminat talebinin şartları oluşmadığından REDDİNE.." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili tarafından; "...Olayın davacının bahsettiği gibi olmayıp kazayı yapan sürücü ....’nın olay sırasında panik ve korkuyla araçtan uzaklaştığını, sakinleştikten sonra Kemalpaşa karakoluna giderek ifadesini verdiğini, alkol testine girdiğini ve yükümlülüklerini yerine getirdiğini, mahkemece sürücünün olaydan sonra ifadesini verip vermediğinin incelenmediğini, tutanakların istenmediğini, sürücünün kaza yerini korku ve panikle kısa süreliğine terk etmiş olmasının hayatın olağan akışına göre gayet normal olduğunu, poliçe teminat kapsamı dışına taşımanın hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını, mahkemece sürücünün gerçekten olay yerini kasten terk edip etmediği, yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği araştırılmadan, salt davacının iddiaları yönünde hüküm kurulduğunu, her ne kadar davaya katılamadıkları için lehlerine olan delilleri sunamamış olsalar da mahkemece yeterli araştırma yapılmadan karar verildiğini, mahkemenin karakol tutanaklarını karakoldan re’sen isteyip ulaşabileceğini, sürücünün olay yerinden ayrıldığını, ancak daha sonra polise müracaat ederek kazayı bildirmesi, kaza anında, kaza yapan karşı taraftan korkup, can güvenliğinden endişe ederek olay yerinden uzaklaşması, kazanın meydana geldiği yerde durmak başkaca kazalara yol açacağı için olay yerinden daha uygun bir yere aracını götürmesi gibi durumlarda sigortanın karşı tarafa ödediği tazminatı olay yerini terk eden sürücüden geri almasına veya kazayı sigorta poliçesi kapsamına çıkarmasına yasal imkân bulunmadığını, sadece olay yerini terk etmenin sigorta şirketinin sorumluluğunu kaldırır bir sebep olmadığını, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2016/5264 Esas-2019/1876 Karar sayılı kararında; ‘Sadece olay yerini terk etmenin sigorta şirketinin rücu etmesi için yeterli olmayacağı, kazanın sürücünün ağır kusuru ile meydana geldiğinin, sürücünün ehliyetsiz olduğunun, sürücünün alkollü olduğunun ispatlanmasına ihtiyaç olduğu’ şeklinde belirtildiğini, yapılan tebligatların kendilerine ulaştırılmamış olması sebebiyle işbu davadan haberlerinin olmadığını, cevap sürelerini ve duruşmaları istemsizce kaçırdıklarını, savunma haklarını kullanamadıklarını, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, maddi hasarlı trafik kazasında trafik sigortacısının yaptığı ödemeyi olay yeri terk nedenine dayalı olarak rücu talebiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davalının aracının trafik sigortasının davacı tarafından yapılmış olduğu, davalı sigortalının aracının kaza tarihinde kimliği belirsiz sürücü tarafından, davadışı park halindeki iki araca çarpmak suretiyle zarara neden olduktan sonra olay mahallinde aracın bırakılması suretiyle olay yerinin terk edildiği, davadışı zarar gören 3.kişilere ödeme yapan davacı sigorta şirketinin "olay yeri terk" nedenine dayalı olarak sigortalısı olan davalıya rücu istemli olarak icra takibi yaptığı ve itiraz üzerine de işbu itirazın iptali davasını açtığı, davalı tarafça davaya cevap verilmediği ve alınan bilirkişi raporuna karşı da herhangi bir beyan ve itirazda bulunulmamış olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece konusunda uzman trafik, makine mühendisi ve sigortacı bilirkişilerden oluşan heyetten rapor alındığı, rapora göre kazanın meydana gelmesinde davalı sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, nizami şekilde park halinde bulunan davadışı araçların bir kusurunun bulunmadığı, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, fotoğraflar, eksper raporları ve davacının ödeme dekontlarının irdelendiği ve davacı tarafça 3.kişilere yapılmış olan hasar ve değer kaybı ödemelerinin piyasa koşullarına uygun ve kaza ile uyumlu olduğunun belirlendiği, icra takip dosyasında istenebilecek faiz oranlarına göre usulünce rücuya konu edilebilecek tutarın hesaplandığı, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, kaldı ki bilirkişi raporu usulünce tebliğ edildiği halde davalı tarafça rapora bir itirazda da bulunulmaması nedeniyle davacı taraf yararına usuli müktesep hak oluştuğu, istinaf dilekçesinde ileri sürülen panik ve korkuyla olay yerinin terkinin makul karşılanması gerektiğine dair itirazın; yasa ve genel şartlardaki olay yeri terke dair makul karşılanacak durumlara dair açık ve sınırlayıcı düzenlemeler karşısında kabulünün mümkün olmadığı, mahkemece davalı şirket adresine çıkarılan tebligatların usule uygun olup davalı şirket tarafından dosyaya sunulan vekaletnamedeki adresin de aynı adres olduğu, savunma hakkının kısıtlanmasının sözkonusu olmadığı görülmekle, davalı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davalı vekilinin İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/888 Esas - 2022/572 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 1.560,54 TL istinaf karar harcından peşin alınan 391,00 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 1.169,54 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avanstan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/06/2025