T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/2041
KARAR NO : 2025/929
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/06/2020 (Dava) - 13/04/2022 (Karar)
NUMARASI : 2020/267 Esas - 2022/281 Karar
DAVA : İtirazın İptali
BAM KARAR TARİHİ : 12/06/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 12/06/2025
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/04/2022 tarih ve 2020/267 Esas - 2022/281 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalı borçlu ... Ltd. Şti ile genel kredi sözleşmesi ve bu krediye ilişkin davalı borçlu ....ile de müteselsil kefalet sözleşmesi yapıldığını, davalı borçlu şirketin sözleşme kapsamında sağlanan krediyi ödememesi sebebiyle Beyoğlu 48. Noterliği'nin 02/07/2019 tarih 86134 yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek hesap kat ihtarı ve ekinde bulunan hesap özetinin borçlulara tebliğ edildiğini, tebliğ edilen hesap özetine borçlu şirket ve kefilin hiçbir itirazı olmadığını, takip öncesinde 3.963,99-TL tahsilat yapıldığını, iş bu miktarın borçtan düşülerek asıl alacak ve ferileri ile birlikte toplam 1.608.671,71-TL alacağın tahsiline ilişkin İzmir 23. İcra Müdürlüğü'nün 2019/11825 Esas sayılı takip dosyasında, ipoteğin paraya çevrilmesi istemi ile İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün 2019/12133 Esas sayılı takip dosyasında başlatılan takiple ilişkilendirilmek suretiyle tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalıların süresinde icra müdürlüğüne müracaat ile takibe itiraz ettiğini, davalıların itirazında haksız olduklarını ileri sürerek, haksız itirazlarının iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; takibe konu alacağın ipotek ile teminat altına alındığını, öncelikle alacağın ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle tahsil edilmesi gerektiğini, iş bu husustaki takip belirtilmeksizin müvekkilleri aleyhine başlatılan ilamsız icra takibinin İİK'nun 45. maddesi hükmüne aykırı olduğunu, yine müvekkili kefil hakkında asıl borçluya müracaat ile bu husustaki borç kesinleştirilmeden müvekkil kefil hakkında takip başlatılamayacağını, ayrıca takibe ve davaya konu kredinin yapılandırıldığı belirtilmekle, yapılandırma evraklarının celbi ile yapılandırma ile ödeme planında değişiklik yapılıp yapılmadığını, bu kapsamda alacağın muaccel olup olmadığının tespiti gerektiğini, davacı tarafça kredi sözleşmesinin tümünün sunulmadığını, bu hususta beyan ve itiraz haklarını saklı tuttuklarını, müvekkili .....'ın geçerli bir kefaletinin bulunup bulunmadığının bu inceleme sonucunda anlaşılabileceğini, yine kefalet sözleşmesinde müvekkili ....'ın el yazısı ile yazılı müteselsil kefilliği kabul ettiğine dair herhangi bir beyanına yer verilmediğini, bu nedenle müvekkili ....'ın müteselsil kefil olduğunun kabul edilemeyeceğini, kefaletin geçerli olsa bile müvekkili ...'nin sadece imzaladığı genel kredi sözleşmesindeki borçla sorumlu tutulabileceğini, başka sözleşmeler kapsamında müvekkili şirkete verilen kredinin müvekkili kefilden istenemeyeceğini, talep edilen faiz oranı ve miktarının fahiş olduğunu savunarak, davanın reddine ve %20'den az olmamak üzere müvekkilleri lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesince; "...Davalı borçlu .... tarafından, takibe dayanak kefalet sözleşmelerindeki imza ve yazılara itiraz ile, kefalet sözleşmelerinin geçerli olmadığı, bu nedenle hakkında başlatılan takibin haksız olduğu itirazında bulunmuş ise de, davalı borçlu ....'a HMK 171 ve 211. maddeleri uyarınca dayanak sözleşme suretleri, meşruhatlı isticvap davetiyesi ile tebliğine rağmen, isticvap için çağrılan duruşmaya iştirak etmediği, bu nedenle sözleşmelerdeki imza ve yazılara ilişkin itirazından vazgeçmiş sayıldığı, dayanak kefalet sözleşmelerinde, kefalet türü, kefalet limiti ve kefalet tarihinin, borçlunun el yazısı ile yazıldığı, bu nedenle kefalet sözleşmelerinin Borçlar Kanunu emredici hükümlerine göre geçerli olduğu, davalı borçlunun iş bu hususa ilişkin itirazında haksız olduğu kanaatine varılmıştır. Davalı borçlular tarafından, takibe konu alacağa ilişkin borç yapılandırması yapılmadığı, takipten önce yapılandırma hükümleri uyarınca temerrüte düşürülüp alacağın muaccel hale getirilmediği, takibe konu alacağın davalı .....'ın kefil olduğu genel kredi sözleşmesinden doğan alacak olmadığı, talep edilen borç miktarı ve faiz oranının doğru olmadığı, hesaplanması gerektiğine ilişkin itirazlarda bulunmuş iseler de; davacı banka ile davalı .... Ltd. Şti arasında Şubat 2018 düzenleme tarihli 3.000.000,00-TL limitli ve Haziran 2018 düzenleme tarihli 5.000,000,00-TL limitli genel kredi ve teminat sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeleri davalı .....'ın kefalet limiti 8.000.000,00-TL olarak, müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı, iş bu sözleşmeler kapsamında, davalı borçlu şirkete KGF teminatı, taksitli ticari kredi, BCH kredisi ve Spot kredisi kullandırıldığı, kredilerin teminatına asıl borçlu şirketin borçlarına teminen 1.400.000,00-TL bedelli taşınmaz ipoteği alındığı, iş bu sözleşmeler kapsamında, davalı borçlu şirkete sağlanan kredi borcunun ödenmesinde aksamalar üzerine, davalı şirketin talebi doğrultusunda, kredilerin yeniden yapılandırıldığı, ancak ödeme yapılmaması üzerine, kredi hesapları kat edilerek, davalılara ihtarname keşide edilerek 09/07/2017 tarihinde davalı borçluların temerrüte düşürüldüğü, ihtara rağmen borç ödenmediğinden, davalı asıl borçlu şirket aleyhine İzmir 26.icra Müdürlüğü'nün 2019/12133 Esas sayılı takip dosyasında, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile her iki davalı aleyhine de İzmir 23. İcra Müdürlüğü'nün 2019/11825 Esas sayılı dosyasında, ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip tarihi itibarı ile mahkememizce görevlendirilen bilirkişi tarafından dosyaya sunulan ilme, hukuka ve dosya kapsamına uygun, benimsenen rapor içeriğine göre, davalı borçluların, sözleşmeler kapsamında sağlanan krediden dolayı ödemeleri gereken bakiye dosya borcu miktarının 1.465.790,32-TL asıl alacak, 122.924,40-TL işlemiş akdi/temerrüt faizi alacağı, 6.146,22-TL faizin %5 gider vergisi alacağı, 6.009,26-TL sigorta poliçe bedeli alacağı, 595,66-TL ihtar gideri alacağı dahil toplam 1.601.465,86-TL olduğu, iş bu borç miktarına, yapılan itirazda davalıları haksız olduğu kanaatine varılmıştır. Davalı borçlular tarafından takibin, İİK nun 45. maddesi hükmüne aykırı olarak başlatıldığına dair itirazda bulundukları, İİK nun 45. maddesinde, rehinle temin edilmiş olan bir alacağın, borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile, alacaklı yalnız rehinin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabileceği düzenlenmiş olup takibe konu, davalı borçlu şirketin genel kredi sözleşmesinden doğan banka alacağının, ipotek ile teminat altına alındığı, iş bu nedenle öncelikle teminat altına alınan miktara ilişkin rehnin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibinde bulunması zorunlu olup, her ne kadar Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, tahsilde tekerrüre sebebiyet vermemek kaydıyla rehinin alacağı karşılamaya yeterli olmadığı açık olması halinde, genel haciz veya iflas yolu ile icra takibi yapılabileceği hususu benimsenmiş ise de, davacı bankanın aynı gün İzmir 23. İcra Müdürlüğü'nde itiraza konu takip dosyasında, davalı borçlu şirket ile davalı borçlu müteselsil kefil .... aleyhine tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile ilamsız icra takibi, İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün 2019/12133 Esas sayılı takip dosyasında ise aynı borç için davalı borçlu şirket aleyhine tahsilde tekerrüre sebebiyet vermemek kaydıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığı, her ne kadar itiraza konu İzmir 23. İcra Müdürlüğü'nün 2019/11825 Esas sayılı takip dosyasında tahsilde tekerrüre sebebiyet vermemek kaydıyla ibaresi yazılı ise de, irtibatlı takip dosyasına ilişkin herhangi bir ibarenin gerek takip talebinde ve gerekse de, borçlulara çıkartılan ödeme emirlerinde yazılı olmadığı, iş bu nedenle itiraza konu takibin aynı gün davalı borçlu şirket aleyhine başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün 2019/12133 Esas sayılı takip dosyasından önce açıldığı, iş bu nedenle borcu rehin ile teminat altına alınan borçlu şirket yönünden ipotek limiti olan 1.400.000,00-TL takip alacağına ilişkin alacak yönünden takibin İİK nun 45. Maddesi hükmüne aykırılık teşkil ettiği, davalı borçlu .....'ın müteselsil kefaletinden doğan borcu rehinle teminat altına alınmadığından, borçlu ..... yönünden İİK nun 45. Maddesine aykırı bir durumun söz konusu olmadığı..." gerekçesiyle davanın KISMEN KABULÜNE karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İzmir 23. İcra 2019/11825 Esas sayılı ilamsız takip ile İzmir 26. İcra Müdürlüğü 2019/12133 esas sayılı dosyasında ipotek takibinin aynı gün açıldığını, her iki takibin dayanağının aynı kredi sözleşmesi olduğunu ve ilamsız takipte açılan ipotek takibine tahsilde tekerrür olmama koşulu ile açılmış olduğu bilgisinin bulunduğunu, ilamsız takibin takip talebine ve ödeme emrine boş kısımlar el ile doldurulmuş olup taraflara bu şekilde ipotek dosyasına ilişkin dosyanın esasının yer aldığı ödeme emirlerinin tebliğ edildiğini, ödeme emrinde söz konusu takibin tahsilde tekerrür olmamak üzere açıldığı ve ipotekle teminat altına alınan kısmın tutarının da belirtildiğini, buna rağmen ipotek takibinden bahsedilmediği hususu ile davanın salt bu nedenle ..... yönünden kısmen reddinin hakka ve hukuka aykırı olduğunu, başlatılan takiplerin birbiriyle ilgili olduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca ipotekli taşınmazın borcun tamamını karşılamaya yetmeyeceğinin anlaşıldığı takdirde alacaklı tarafından borcun tamamına ilişkin tahsilde tekerrür olmamak üzere ilamsız takip başlatılabileceğinin kabul edildiğini, bu bakımdan başlatılan takibin hukuka uygun olduğunu, taraflarınca takip öncesi gayrimenkul değerleme uzmanından kıymet takdirine ilişkin rapor alındığını, taşınmazların değerinin alacağı karşılamaya yetmeyeceğini, takip öncesi ekspertiz raporu alındığını ve ipotek dosyasında ipotekli taşınmazların satışının yapıldığını, satış tutarının ipotek limitini karşılamadığını ve rehin açığı belgesi alınmadığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, genel kredi ve kefalet sözleşmesinden doğan banka alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
İİK'nın 45.maddesi gereğince; rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilir. Ancak rehin tutarının borcu ödemeye yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoluyla takip edebilir. İİK'nın 45.maddesine göre; alacak, rehinle temin altına alınmış ise alacaklı öncelikle rehine müracaat etmeli, buradan alacağını tahsil edemez veya rehnin teminat altına aldığı miktarı aşan bir kısım olursa bu miktar için ilamsız icra takibi yapılabilir. Somut olayda ise, davacı banka tarafından genel kredi sözleşmesi gereğince kullandırılan kredinin geri ödenmediğinden bahisle alacağın tahsiline yönelik ilamsız icra takibi ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla iki ayrı takip yapıldığı, yapılan ilamsız takibe davalıların itirazı üzerine işbu itirazın iptali davası açıldığı, bankacılık alanında uzman bilirkişiden alınan rapora göre takip tarihi itibariyle davalının 1.601.465,86 TL toplam alacak talebinin yerinde olacağının tespit edildiği, davacı lehine 1.400.000,00 TL limitle ipotek verildiği, davacı bankaca ayrıca ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığı, bu takibin henüz sonuçlanmadığı, davacı bankanın ancak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takip sonucu ipotek tutarını aşan kısım için ilamsız takip yapabileceği anlaşılmakla mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu görülmüştür (Aynı yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 11/04/2016 tarihli, 2016/1866 esas ve 2016/6263 karar sayılı ilamı ).
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabul kısmen reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/267 Esas - 2022/281 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde 04/06/2025 tarihli 32920 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7550 Sayılı Yasanın 20. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın Ek-1. maddesinin 2. fıkrası uyarınca ve HMK'nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak oy birliğiyle karar verildi. 12/06/2025