T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/2061
KARAR NO : 2025/908
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/11/2021 (Dava) - 05/10/2022 (Karar)
NUMARASI : 2021/1219 Esas - 2022/849 Karar
DAVA : Maddi Tazminat (Yat Sigorta Poliçesine Dayalı)
BAM KARAR TARİHİ : 11/06/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 11/06/2025
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/1219 Esas-2022/849 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin "..." isimli ticari olarak kullanılan fıber motor yatın sahibi olduğunu, davalı sigorta şirketi ile tekne sigortası poliçesi düzenlediğini, teknenin 19.09.2020 tarihinde Bodrum Torba’dan Yalıkavak mevkiine seyir halinde iken denizde başıboş bulunan (bölgede bulunan balık çiftliklerinden veya balıkçı teknelerinden sıkça kopan halatların bu tip tehlike yarattığını) halatlara her iki pervanesini sararak çapariz yaptığını ve motorların durmasına neden olduğunu, tekne kaptanının hemen demir attığını ve halatları kesmek için suya girdiğini, ancak halatları temizleyemeden teknenin şiddetli rüzgar ve dalgalardan dolayı demir taradığını fark ederek önlem almak için tekrar tekneye çıktığını, demir tutmadığı için teknenin karaya oturmasını engelleyemediğini, bölgede cep telefonlarının çekmiyor olması ve telsiz çağrılarına da cevap alamamalarından dolayı karadaki tekneye 1.5-2 saat kadar müdahalede bulunamadıklarını, müvekkilinin durumunu davalı sigorta şirketine bildirerek 19.09.2020 tarihi itibariyle hasar dosyası açılmasını sağladığını, bundan sonraki şirket talimatlarına uyduğunu, davalı sigorta şirketinin tüm başvurulara rağmen bir türlü süresinde hasar tespiti için eksper ataması yapmadığı için 5 Kasım 2020 tarihinde ihtar bildirimini yapmak zorunda kaldıklarını, buna rağmen hasar tespit raporu tutularak hasarın ne olduğu, neden kaynaklandığı ve ödeme yapıp yapmayacakları konusunda hiçbir şekilde sigorta şirketinden kendilerine ulaşılmadığını, tekne ticari bir tekne olduğundan hasarın bir an önce giderilip yaşanan gelir kaybının artmaması için tüm onarımın kendileri tarafından karşılanarak şu ana kadar bu hasarla ilgili yaklaşık 150.000,00 USD masraf yapıldığını, olumlu ya da olumsuz dönüş sağlamayan sigorta şirketinin art niyetli olduğunun ve kendilerini oyalayarak taleplerini zamanaşımına uğratmak istediklerinin açık olduğunu, arabuluculuk başvurusunun anlaşamama tutanağıyla sonuçlandığını, yapılacak bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkacak bu hasar bedelinin tespitini talep ettiklerini, çıkacak hasar bedelinin poliçe teminatından fazla olması halinde öncelikle sigortacının kusuruyla eksik belirlenen tekne değerinin belirlenmesini, bundan doğacak sigorta priminin hasar ödemesinden mahsubunu da talep ettiklerini belirterek, poliçe kapsamına giren hasarların tespitine, bu hasar bedelinin şimdilik 100.000,00 USD’lik kısmının 19.09.2020 tarihinden bu yana işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu davanın konusu bir deniz alacağı olduğundan bu davaya bakmakla görevli mahkemenin Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatıyla İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, dava konusu hasarın gerçekleşme şekli hakkında muğlaklık bulunduğunu ve tespiti gerektiğini, bildirim neticesinde hasar dosyası açıldığını ve eksper raporu alındığını, ekspertiz raporlarının delil niteliği taşıdığını, eksper raporunun ilgili kısımlarının; "Teknenin kaptanı ile gemicisinin olay beyanları birbiri ile örtüşmemektedir. Kaptan, söz konusu seyir sırasında havanın kötüleşmesi nedeni ile Paşa limanına girildiğini, buna karşılık teknenin gemicisi ise seyir sırasında Rus uyruklu misafirlerinin denize girme talebi üzerine koya girildiğini beyan etmektedir. Ayrıca yapılan araştırmada, teknede bir bayan personelin daha olduğu duyumu alınmış ancak, bu şahıs hakkında donatan herhangi bir bilgi vermemiştir. İlaveten teknede bulunduğu beyan edilen misafirler ile de görüşme imkanı bulunamamıştır. Sigortalı, bu şahısların iletişim bilgilerinin kendisinde olmadığını beyan etmiştir" şeklinde olduğunu, yapılan bu tespitler uyarınca müvekkili şirket tarafından alınan araştırma raporu kapsamında da hasarın meydana gelişi ile ilgili olarak çelişki bulunduğu tespitinin yapıldığını, bu kapsamda öncelikle saptanması gereken hususun iddia edilen hasarın nasıl meydana geldiği olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla poliçe kapsamında tekne teminatı bakımından sigorta bedeli 125.000,00 USD olup, poliçe özel şartı uyarınca hasar miktarına “Sigorta bedeli üzerinden %1 tenzili muafiyet uygulanacaktır" düzenlemesinin yer aldığını, TTK’nın 1448.maddesinin birinci fıkrasının da; “Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiği durumlarda, zararın önlenmesi, azaltılması, artmasına engel olunması veya sigortacının üçüncü kişilere olan rücu haklarının korunabilmesi için, imkânlar ölçüsünde önlemler almakla yükümlüdür” şeklinde olduğunu, bu yükümlülüğe uymamanın yaptırımının ise madde devamında 2. fıkrada; “bu yükümlülüğe aykırılık sigortacı aleyhine bir durum yaratmışsa, kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılır” şeklinde belirtildiğini, dava konusu olay bakımından bu durumun da araştırılmasını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava konusu olayın teminat içinde olduğu kabul edilse dahi aşkın sigortanın söz konusu olduğunu, kusur, teminat ve zarar yönünden de mahkemece aralarında kaptan ve sigorta hukukçusunun da bulunduğu bilirkişi heyetine inceleme yaptırılması gerektiğini, müvekkili şirketin ihbar tarihinden 45 gün sonrasından işleyecek faiz ile sorumlu olabileceğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece; "...Tüm dosya kapsamı, hasar dosyası ve 09/09/2022 tarihli bilirkişi heyet raporundan anlaşıldığı üzere; taraflar arasında imzalanan 'Gezinti Tekneleri Sigorta Poliçesi' ile sigortalı o günkü adıyla ... isimli teknenin 19.09.2020 tarihinde saat 16.30 sıralarında Torba mevkisinden Yalıkavak istikametine doğru seyir halinde iken, teknenin Paşalimanı koya giriş yapmasından sonra motorlarının devre dışı kalması ve müteakip kötü hava şartlarından dolayı demirinden kurtulup kıyıya sürüklenmesi sonucu hasar meydana gelmiş olduğu, ister hava muhalefeti nedeniyle, ister müşterinin talebi üzerine koya girilmesinin sigorta poliçesi kapsamı açısından farklı sonuç doğurmadığı, her iki durumda da sigortalının kusurundan bahsedilemeyeceği, teknenin koya giriş yapmasından sonra motorlarının devre dışı kalmasına müteakip kötü hava şartlarından dolayı demirinden kurtulup kıyıya sürüklenmesi sonucu, özellikle tekne yüzeyinin fiberglass malzeme olmasından dolayı darbeler ile yırtılarak su almasının olağan bir sonuç olduğu, koyun konumunun da sapa bir yer olmasından dolayı kurtarma operasyonu için havanın sakinleşmesini bekleme zorunluluğunun kaçınılmaz olduğu, bu bekleme sürecinde teknenin hasarının minimize edilebilmesinin mümkün olmayabileceğinin anlaşıldığı, sigortalı teknenin seyir alanının Karadeniz, Marmara, Ege, Akdeniz (Adriyatik denizi dahil ve Portsaid-Cebelitarık girişi) olduğu, gövde makine ve teçhizatların sigorta bedelinin 125.000,00 USD olduğu, sigorta bedeli üzerinden %1 muafiyet uygulanacağının kararlaştırıldığı, seyrüsefer sırasında oluşan hasarın sigorta poliçesi kapsamında kaldığı, gemi donatanının hasarın önlenmesi ve artmasının engellenmesi konusunda her türlü çabayı sarfettiği, aksinin ispat yükünün sigortacıya ait olup, aksine bir delilin dosyaya sunulmadığı ve bu konudaki davalı sigorta şirketi vekilinin savunmalarının doğru olmadığının anlaşıldığı, talimat yoluyla alınan 09/09/2022 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre; teknede meydana gelen toplam hasar bedelinin 156.521,37-USD(Amerikan Doları) olduğu, sigorta bedelinin gövde, makine ve teçhizatlar için 125.000,00 Amerikan Doları olup, hasar tutarının sigorta bedelini aştığı, bu nedenle sigortalanan tekne tam ziya kabul edilerek sigorta bedeli olan 125.000,00 USD ile teknenin karaya oturduğu yerden, İçmeler Ağanlar tersanesine gelinceye kadar oluşan ekspertiz raporunda yazılı, bilirkişi kurulunca da makul görülen ve toplam 12.976,64-USD(Amerikan Doları) olarak hesaplanan masrafların da ayrıca ödenmesi gerektiği, poliçede %1 oranında muafiyet uygulanacağı yazılı ise de tam kayıp hali mevcut olduğundan bu muafiyetin uygulanmayacağı, teknenin hasarına ilişkin sigortalının talebi reddedildiği için sigortalının hasarı kendisinin onardığı, teknenin sigortalı tarafından 3.kişiye satılması sonucu, sigortalıya tam sigorta bedeli ödeneceğinden sovtaj bedelinin düşülmesinin gerektiği, 10/11/2020 tarihli ekpertiz raporunda yazılı sovtaj bedeli olan 40.000,00 Amerikan Doları sovtaj bedelinin, bilirkişi heyetince de uygun görüldüğü, buna göre sigortacının ödemesi gereken tazminat tutarının: tam hasar halinde ödenmesi gereken sigorta bedeli:125.000,00 Amerikan Doları ve teknenin kurtarılması ve güvenli bir yere nakli bedeli: 12.976,64 Amerikan Doları olmak üzere toplam 137.976,64 Amerikan Doları olduğu, bundan sovtaj bedeli: 40.000,00 Amerikan Doları mahsup edildiğinde ödenmesi gereken toplam tazminat tutarının 97.976,64 Amerikan Doları olduğu anlaşıldığından, aksi yöndeki davalı vekilinin savunmalarına itibar edilmeyerek davanın kısmen kabul kısmen reddinin gerektiği, sigortacıya ihbarın 20/09/2020 tarihinde yapıldığı ve ihbarı izleyen 45. güne göre temerrüt tarihinin 04/11/2020 olduğu anlaşılmakla, sonuç olarak; DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, 97.976,64 USD(Amerikan Doları) aynen veya fiili ödeme günündeki kur üzerinden temerrüt tarihi olan 04/11/2020 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un, 3678 sayılı Yasa ile değişik 4/a maddesi gereğince, Devlet Bankaları'nın o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE...." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili tarafından; "...Davanın tümden reddi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hasarın meydana geliş sebebinden çok hasarın meydana geliş şeklinin önemli olduğunun ileri sürüldüğünü, bu değerlendirmelere katılmanın mümkün olmadığını, bilirkişi ve mahkeme tarafından gözden kaçırılan hususun; sigortalının rizikoyu ağırlaştırmama yükümlülüğünü ihlal etmesi olduğunu, TTK 1444.maddesinde; ‘Sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasından sonra, sigortacının izni olmadan rizikoyu veya mevcut durumu ağırlaştırarak tazminat tutarının artmasını etkileyici davranış ve işlemlerde bulunamaz’ denildiğini, TTK’nın 'Zararı Önleme, Azaltma ve Sigortacının Rücu Haklarını Koruma Yükümlülüğü' başlıklı 1448.maddesinin birinci fıkrasında; ‘Sigorta ettiren, zararın önlenmesi, azaltılması, artmasına engel olunması veya sigortacının üçüncü kişilere olan rücu haklarının korunabilmesi için, imkânlar ölçüsünde önlemler almakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğe uyulmamanın yaptırımı ise ikinci fıkrada tazminattan indirim yapılır’ şeklinde belirtildiğini, dava konusu olay bakımından bu durumun da araştırılması gerekirken eksik inceleme ile hatalı olarak davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda olayın meydana geliş şeklinin tam olarak aydınlatılamadığını, ekspertiz raporu ve olay yeri inceleme raporunda belirtilen çelişkilerin giderilemediğini, hal böyleyken hasarın poliçe teminatı dışında değerlendirilmesi gerektiğini, ekspertiz ataması sonrası elde edilen bulguların; ‘Teknenin kaptanı ile gemicisinin olay beyanları birbiri ile örtüşmemektedir. Teknede bir bayan personelin daha olduğu duyumu alınmış ancak, bu şahıs hakkında, donatan herhangi bir bilgi vermemiştir. İlaveten teknede bulunduğu beyan edilen misafirler ile de görüşme imkanı bulunamamıştır’ şeklinde olduğunu, hasarın meydana geliş şeklinin şüpheli bulunması nedeniyle ekspertiz raporuna ilaveten olay yeri inceleme raporu da aldırıldığını, bu raporda; ‘Çevreden olay hakkında bilgi sahibi olabilecek kimsenin bulunmadığı ve olay yerinde kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen deniz içerisindeki halat türü nesnelere rastlanmadığının tespit edilmesinden, teknede gemici olarak bulunan Muhammed Bayhan’ın alınan yazılı beyanında teknede Rus uyruklu bir bayan ile bir erkek şahsın bulunduğu ve denize girmek istemeleri nedeni ile olayın meydana geldiği Paşa Limanı Koyunda demir attıklarını beyan etmesine rağmen, tekne kaptanının beyanında hava muhalefeti nedeni ile belirtilen yerde demir attıklarını beyan etmesindeki çelişkili ifadelerden, teknede kamarot olarak görev yapan ... isimli bir bayanının bulunduğunun yapılan çevre araştırmasında elde edilen bilgilerden anlaşılmasına rağmen gerek tekne kaptanı ve gerekse gemici ile tekne sahibinin bu kişiden hiç bahsetmemelerinden, teknede Kamarot olarak görev yapan ... isimli bir bayanının bulunduğunun yapılan çevre araştırmasında elde edilen bilgilerden anlaşılmasına rağmen gerek tekne kaptanı ve gerekse gemici ile tekne sahibinin bu kişiden hiç bahsetmemelerinden, Kaptan ... beyanında telsizin çekmemesi nedeni ile gemici ....’ın yüksek bir yere çıkarak telefonla Sahil Güvenliğe haber verdiğini beyan etmesine rağmen, Sahil Güvenliğin kaptanın müracaatı üzerine olaydan bir gün sonra olay yerine geldiği ve olay yeri görgü tespit tutanağını olaydan bir gün sonra düzenlediğinin tespit edilmesinden, kazanın meydana geldiği sırada gerek kaptanın ve gerekse teknede bulunanların telaş içinde olmaları ve tekneyi kurtarmak İçin çaba sarf etmeleri gerektiği halde önceliği kamera çekimine vermeleri ve kamera kaydı ile olayı belgelemeye çalışmalarının tespit edilmesinden, incelemede pervane kolu üzerinde bulunan kısa bir halatın pervane koluna adeta düğüm atılarak bağlandığı izlenimini vermesinden, yazılı beyanlarındaki çelişkili ifadelerden’ şeklinde tespit edilen bulgular ışığında hasarın meydana geliş şeklinin şüpheli ve çelişkili bulunduğunu, netice olarak hasar başvurusunun haklı olarak reddedildiğini, bilirkişi raporunda ise bu durumun aydınlatılamadığını, gelinen aşamada teknenin tamir edilmiş oluşu, keşfin su altında gerçekleştirilememesi gibi nedenlerle de hasarın meydana geliş şeklinin tespit edilemediğini, beyanlar üzerinden hatalı bir değerlendirme yapılarak hasarın teminat kapsamında olduğu yönünde görüş bildirildiğini, oysaki hasar teminat kapsamında değerlendirilse dahi sigortalı açıkça rizikoyu ağırlaştırmama yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğinden sigorta tazminatından indirim yapılması gerektiğini açık bir şekilde ortaya koyduğunu, bu itirazları değerlendirilmeksizin mahkeme tarafından eksik inceleme ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, yat sigortası poliçesine dayalı olarak hasar tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacıya ait olup davalıya "yat sigorta poliçesi" ile sigortalı ticari teknenin pervanelerinin denizdeki halatlara takılması sonucu karaya oturması suretiyle hasar gördüğü, davacının başvurusuna rağmen zararın şüpheli olduğu gerekçesi ile sigorta tazminatının ödenmemesi üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davalı sigorta şirketi tarafından araştırma raporu düzenletildiği ve buna istinaden şüpheli durum nedeniyle ödeme yapılmadığı ileri sürülmüşse de, şüpheli durum olarak belirtilen ifade tutarsızlığı ve gemideki yolcu ve diğer görevlinin ifadelerinin alınamamış olması hususunun zararın teminat dışı olması için bir sebep olmayıp, poliçede bu yönde açık herhangi bir hüküm de olmadığı gibi, zararın teminat dışı olduğunu ileri süren davalı tarafça bu yönde somut bir delilin de ortaya konulamamış olduğu, mahkemece alınan ve denetime ve hüküm tesisine elverişli bilirkişi heyet raporunda ve gerekse davalının eksperlerince düzenlenen raporda olayın meydana geliş şekline dair şüphe bulunmayıp, pervanelerini halat sarması nedeniyle teknenin seyredemez hale gelmesi ve sonrasında atılan demirin taraması ile karaya sürüklenmesi suretiyle davaya konu hasarların meydana geldiğinin, olay yerinin sapa bir yer olmasından dolayı da kurtarma operasyonu için havanın sakinleşmesinin beklenmesinin normal olduğunun ortaya konulduğu, tüm bu hususların konusunda uzman bilirkişilerce de belirlenip teyit edilmiş olduğu, teknenin koya girme sebebinin sigorta teminatı bakımından farklılık yaratmayacağının, kaptanın gerekli tüm kurtarma ve yardım talep işlerini süresinde ve doğru şekilde yaptığının, ispat yükünün sigortalıya geçmesi için bir sebebin somut olarak ortaya konulamamış olduğunun bilirkişilerce de ortaya konulduğu ve seyrüsefer sırasında oluşan hasar masraflarının, esasen sigorta bedelinden yüksek olmakla tam ziya kabul edilmesi gerektiği, poliçe limitine göre değerlendirme yapılarak sovtajının düşülmesi ve kurtarma masraflarının ilave edilmesiyle sonuç zarar rakamı olarak bulunan 97.976,64-USD'nin sigorta teminatı kapsamında kaldığı, herhangi bir istisna durumunun somut olayda sözkonusu olmadığı, teknenin karaya oturduğu yerden tersaneye getirilinceye kadarki masraflarının da piyasa koşullarına göre makul olduğunun belirlendiği, mahkemece alınan bilirkişi heyet raporundaki hesaplanan tutar ile eksper raporundaki hesaplama arasında çelişki doğuracak nitelikte bir fark da bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davalı vekilinin Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/1219 Esas - 2022/849 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 64.934,75-TL istinaf karar harcından peşin alınan 16.233,69 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 48.701,06 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avanstan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 11/06/2025