T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1460
KARAR NO : 2025/679
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/06/2019 (Dava) - 08/04/2022 (Karar)
NUMARASI : 2019/294 Esas - 2022/329 Karar
DAVA : Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı)
BAM KARAR TARİHİ : 06/05/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 06/05/2025
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/04/2022 tarih ve 2019/294 Esas - 2022/329 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olduğunu, 09.03.2003 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında, kooperatifin fesih ve tasfiyesi yönünde karar alındığını, 06.02.2004 tarihinde, kendisine teslim edilmeyen 4 dükkân nedeniyle alacaklı olduğundan bahiste ihtarname keşide ettiğini, Bornova 1.Noterliği kanalı ile keşide ettiği ... yev. nolu ihtarnameye cevap dahi verilmediğini, bedelini peşin ödeyerek ... Şirketinden üyelik devri yoluyla satın aldığı 2 adet dükkanın tapusunu da dava açarak alabildiğini, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi ile İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı davaların, yaklaşık 16 süren yargılama sonunda kabul edildiğini ancak sözü edilen 2 adet dükkânın, işbu davada talep ettiği dükkanlarla hiçbir ilişkisinin bulunmadığını, işbu davaya konu ettiği 2 adet dükkanı ise, 08.01.1995 tarihinde imzalamış olduğu ortaklık taahhütnamesiyle ve 900.000,00 TL bedelle, doğrudan ...nden satın aldığını ancak bedelini ödediği 2 adet dükkanın mülkiyetinin, kendisine değil, yasal olmayan yollardan diğer davalılara devredildiğini, kooperatifteki usulsüzlüklerle ilgili olarak, hesap tetkik komisyonu oluşturulduğunu, kendisinin de dahil olduğu komisyon tarafından tespit edilen usulsüz işlemlerle ilgili olarak 10.10.2001 tarihli raporun düzenlendiğini, kooperatifteki usulsüzlüklerden zarar gördüğü için İzmir Ağır Ceza Mahkemeleri ile İzmir Asliye Ceza Mahkemesinde açılan davalara müdahil olduğunu, arkadaşlarının yargılanmasına sebebiyet verdiği için 18 yıldır işbaşında olan mevcut kooperatif yönetiminin de kendisine husumet beslediğini, ısrarlarına rağmen ceza mahkemelerinde açılan davalara, kooperatifin müdahil olmadığını, 08.01.1995 tarihinde kooperatifin merkezine giderek, 8052 / 3 Parsel üzerinde inşa edilen binada (numaratajda C Blok) yer alan 40 m'lik ve 25 m'lik iki adet dükkânı, pazarlık yaparak 900.000,00 TL bedelle satın aldığını, T. C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı müfettişleri tarafından hazırlanan raporda da belirtildiği üzere davalı kooperatifin, inşaatların yapımını üstlenen ...ın öncülüğünde kurulduğunu ve yüklenici firmanın güvence verdiğini, müteahhit firma ile kooperatifin aynı adreste faaliyet gösterdiklerini, 08.01.1995 tarihli sözleşmenin, müteahhit firma ve kooperatif yetkililerinin huzurunda hazırlanıp, imzalandığını; bahsedilen sözleşmede, Yönetim Kurulu Başkanı ... ile İkinci Başkan ...'ın imzalarının ve kooperatifin kaşesinin bulunduğunu, ayrıca kooperatif Müdürü ...'ın da, kendi eliyle “Bu iki dükkan 900.000.000 Liraya satılmıştır” yazıp, imzaladığını, kooperatife olan borcuna karşılık 30 adet senet verdiğini ve senet bedellerini bankaya yatırmak suretiyle ödediğini, yönetim Kurulu Başkanı ... ile Kooperatif Müdürü ...'ın, İzmir Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada (2000/17 Esas) mahkum olduklarını; birlikte hareket eden eski ve yeni yöneticilerin, proje değişikliği yaparak, C Bloktaki bağımsız bölümlerin sayısını ve alanlarını yükselttiklerini, böylece daha önce 25 m olan kendisine satılan dükkanın alanının 50m'nin üzerine çıktığını, sözü edilen dükkanın, kendisine beslenen husumet nedeniyle, üye kaydetmek suretiyle ...'un eşi ...'a verildiğini; adı geçenin de, ...'e sattığını, bahsedilen dükkanın şu anda ... adına kayıtlı olduğunu, iki dükkanın yan yana (bitişik nizam) olduğunu ileri sürerek, üçüncü şahıslar üzerine çıkartılmış olan kendisine ait dükkânların (... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parselde (numaratajında C Blok olarak kayıtlı) A* B * C Bloklarında A Blokta No:7'de 7/A Girişli 17 nolu dükkan ile ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesinde ... Ada, ... Parselde (numaratajında C Blok olarak kayıtlı) A * B * C Bloklarında B Blokta 7/1 nolu girişte 7/1.A 25 nolu dükkanın tapularının iptal edilerek, tapuda kendi adına kayıt ve tescil edilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı olmak kaydıyla, tapuların iptaline ve adına tescilleri noktasında herhangi bir geciktirici neden ve imkânsızlık olması halınde, günün şartlarına uygun olarak serbest piyasa değerleri üzerinden belirlenen bedellerin davalılarca müteselsilen ve müştereken kendisine ödenmesine veya karşılık gelecek şekilde kooperatifin tüzel kişiliğinde bulunan dükkân veya dairelerin kendi adına kayıt ve tescil edilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı Sınırlı Sorumlu B... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava harcına esas değerin eksik gösterildiğini, davacının talep ettiği iki adet dükkânın değerinin, 20.000.00 TL'nin çok üzerinde olduğunu, işbu davada, 1994 yılına ait ödeme belgelerine dayanarak iki adet dükkânın davacı adına tescil edilmesi istenmiş olup, aleyhe kabul anlamına gelmemesi kaydıyla, davacının talepleri için hem taşınır, hem de taşınmazlara ilişkin zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, bu nedenle davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddedilmesinin gerekli olduğunu, inşaatların yapımının tamamlanmasıyla, tüm daire ve dükkanların, 1999 - 2000 yıllarında hak sahiplerine teslim edildiğini; davacının da, itirazsız olarak iki adet dükkânı alıp, kullanmaya başladığını, 1995 yılında davalı kooperatife ortak olan davacının, 27.05.2001 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini ve 29.05.2011 tarihinde yapılan yönetim kurulu toplantısında başkan olarak görev aldığını, buna rağmen kooperatiften 2 adet dükkan alıp, kullandığını, aradan 20 yıl geçtikten sonra ... ada, ... parselde yer alan A bloktaki 17 nolu dükkan ile B bloktaki 25 nolu dükkanları talep etmesinin, hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davaya konu taşınmazlar (A-17 ve B-25 nolu dükkanlar) için davacı adına tesis edilmiş üyelik bulunmadığı gibi aidat da ödenmediğini, dava dilekçesinin ekinde sunulan makbuzların, aidat ödemeleri ile ilgili olmadığını, 1995 yılında ödediği 35.000.00 TL ile şu anki rayiç bedeli 500.000,00 TL x 2- 1.000.000.00 TL olan dükkanlara sahip olmaya çalıştığını, bu dükkanlar için ödenmesi gereken meblağ hesaplandığında, faizleriyle birlikte büyük rakamlara ulaşacağını, dava konusu dükkanların davacıya devri yönünde alınmış genel kurul kararı bulunmadığını, sabit ödemeli ortak statüsünde olmayan davacının, tapu iptali ve tescil talebinde bulunamayacağını, 08.01.1995 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında, ...a ait 40 m'lik ve 25 m'lik C bloktaki iki adet dükkanın davacıya devrinin onaylandığını ancak dava konusu dükkanların davacıya devri konusunda alınmış bir genel kurul kararı bulunmadığını, davacının, 21.10.2001 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına, davalılarla birlikte katıldığını ancak alınan kararlara itiraz etmediğini ve muhalefet şerhi koymadığını savunarak, davanın öncelikle usulden reddedilmesini, esasa girilmesi halinde esastan reddedilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ileri sürülüş biçiminden, davacı tarafın iddialarının, yanılma ve/veya aldatmaya dayandığı sonucunun çıktığını, Türk Borçlar Kanunu'nun 39. maddesine göre, yanılma veya aldatma ya da korkutma sonucu sözleşme imzalamak zorunda kalan tarafın, bir yıl içerisinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmediği veya verdiği şeyi geri istemediği takdirde, sözleşmeyi onamış sayıldığını, bu maddedeki bir yıllık sürenin hak düşürücü olduğunu; davacının bahsettiği hadiselerin en az 15 yıl öncesine ait olduğunu, davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığının, bizzat davacının beyanları ile sabit olduğunu, bu nedenle davacının öncelikle hak düşürücü süre yönünden reddedilmesi gerektiğini, davacının terditli olarak, öncelikle mevcut tapunun iptal edilip, taşınmazların kendi adına tescil edilmesini, bu mümkün olmadığı takdirde tazminat (taşınmazın rayiç değeri) ödenmesini talep ettiğini, huzurdaki davanın ayni bir hakka dayandığının ve zamanaşımına tabi olmadığının ileri sürülebileceğini ancak davacının asıl amacının tazminat almak olduğunu, dava konusu taşınmazların, 08.01.1995 tarihli Ortaklık Taahhütnamesi ile alındığı kabul edildiğine göre, bu tarihten itibaren 10 yıl içinde dava açılmasının gerekli olduğunu, bu haliyle davanın, zamanaşımı yönünden de reddedilmesi gerektiğini, davacının dürüstlük kuralına uymadığını ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı hareket ettiğini, davanın bu yönden de reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafın iddialarının gerçeği yansıtmadığını, esasa girilmesi halinde davanın esas yönünden de reddedilmesi gerektiğini, müvekkilinin, şu anda maliki olduğu taşınmazı, davacının henüz kooperatif üyesi dahi olmadığı 20.09.1993 tarihinde, eşi ...'dan satın aldığını, satış bedeli olan 135.000.000 TL'yi peşin olarak ödediğini, satın alınan taşınmazın, “C Blok köşe 45 m dükkan” şeklinde tanımlandığını, davacının, 1997 yılında yönetim kurulunda görev yapmaya başladığını ve proje değişikliği hakkında bilgi sahibi olduğunu, proje değişikliğinden eşinin ve müvekkilinin de zarar gördüğünü zira ilk projede 3 cepheli olan dükkanın, güneyden binaya giriş verilmesi nedeniyle 2 cepheli hale geldiğini ve güney cephesinin kapandığını, iddia edilenin aksine, müvekkiline ait dükkanın yerinin hiç değişmediğini, ilk projede de, yeni projede de aynı olduğunu, müvekkilinin, 1993 yılında dükkan ile birlikte dükkanın üstünde yer alan 1. kattaki 2 nolu daire (altlı / üstlü) için de üye olduğunu ve bu durumun yeni projede de aynı şekilde devam ettiğini, dava dilekçesinin ekinde dosyaya sunulan Ortaklık Taahhütnamesinde, dükkanın C blokta olduğunun yazılmasıyla yetinildiğini ancak yerinin belirsiz olduğunu, dava dilekçesinin ekinde dosyaya ibraz edilen projenin, şimdiki durumu gösteren yeni proje olduğunu, bu projenin 1994 yılında hazırlandığını ve ruhsatının 1995 yılında alınabildiğini, müvekkilinin eşinin ise, 07.01.1997 tarihinde Yönetim Kurulunda görev aldığını ve proje değişikliğinden, yönetim kurulunda görev aldığı zaman haberdar olduğunu, yeni proje ile kendileri de mağdur olduğundan, eşinin müdahalesinden söz edilemeyeceğini, dava konusu taşınmazın, 20.09.1993 tarihinde eşi tarafından satın alındığını, davacının üyeliğinin ise, taşınmazın satılmasından çok daha sonra 08.01.1995 tarihinde gerçekleştiğini, 2001 yılında, müteahhit aleyhine tespit davası açılmasından sonra kritik bir sürece girildiğini, 27.05.2001 tarihinde yapılan genel kurul öncesinde eşinin, sayısal üstünlüğü sağlayabilmek amacıyla sahibi olduğu hisselerden birisini (dükkan üyeliği) müvekkiline devrettiğini, üyelik devrinin başka bir amacının bulunmadığını, davacı tarafın ödeme iddiasının, dava dilekçesinin ekinde dosyaya ibraz edilen belgenin 3 ve 4'üncü sayfalarına dayandığını ancak bu evrakta kooperatife ait bir imza veya kaşe bulunmadığını, kaldı ki, bu belgelerde bahsedilen dükkânın, müvekkiline ait dükkân olmadığını, öte yandan sözü edilen belgelere, ödeme tarihinin 25.01.1994 ve 30.09.1994 olarak yazıldığını, sözü edilen tarihlerin, davacının üyeliğinden önce olduğunu, davacının, kendisine ait olan 4 dükkândan 40 ve 25 m”lik iki dükkânın (ki, bunlar dava dışı dükkânlardır), 08.01.1995 tarih ve 63 sayılı kararla ... Firmasından satın alındığı yönünde iddialar ileri sürdüğünü, bu işlem sırasında davacıya, Ortaklık Taahhüt ve Üyelik Belgesi verildiğini, dükkânlar için 900.000.000 TL ödendiği iddia edilmiş ise, ibraz edilen belgelerdeki ödeme miktarının 870.000.000 TL”'den ibaret olduğunu, dava dilekçesinde bahsedilen ceza davalarının, işbu dava ile bir ilişkisinin bulunmadığını savunarak, davanın başkaca bir inceleme yapılmadan ve esasa girilmeden hak düşürücü süre, zamanaşımı veya dürüstlük kuralına ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırılık nedeniyle reddedilmesini, aksi takdirde davanın esastan reddedilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin, dava konusu taşınmazı (.../... Parselde yer alan B Bloktaki 25 nolu dükkan), 13.11.2007 tarihinde, 7.000,00 TL bedelle ...'dan resmi işlemle satın aldığını, ibraz edilen belgeler 1995 ile takip eden yıllara ait olduğuna göre, davacının, yaklaşık 24 yıldır kooperatifi tescile zorlamamasının açıklanmaya muhtaç olduğunu, mevcut haliyle davacının iyi niyetli olduğunun kabul edilemeyeceğini, davacı ...'nın, İzmir 10. Sulh Hukuk Mahkemesinde (2018/406 Esas), el atmanın önlenmesi talebiyle müvekkilinin aleyhine dava açarak, bitişikte yer alan ve müvekkiline ait olan dükkandan gelen müdahalenin önlenmesini istediğini, sözü edilen davada, bitişikteki dükkanın müvekkile ait olduğunu açıkça beyan ve kabul ettiğini, davanın, ...'nın aleyhine sonuçlandığını, bu defa müdahale eden dükkanın kendisine ait olduğunu iddia etmekle çelişkiye düştüğünü, taşınmazın satın alındığı iddia edilen tarihten buyana 24 yıl geçtiğini, zimmet ve görevi kötüye kullanma suçlarını işleyen kooperatif yöneticilerinin, dava konusu dükkanları eşlerinin adına tescil ettirmek suretiyle hileye başvurduklarını iddia eden davacının, aradan 24 yıl geçtikten sonra dava açtığını oysa Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin E.2012/10938- K.2012/10436 ve E.2019/366 -K.2019/2824 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, hata, hile ve gabin nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil davalarında hak düşürücü sürenin, öğrenme tarihinden itibaren 1 yıl olduğunu, müvekkilinin, ...'un malikliğine dayanarak dava konusu taşınmazın mülkiyetini iktisap ettiğini, davacının iddialarından, arabuluculuk görüşmeleri sırasında haberdar olduğunu, ibraz edilen belgelerin, kooperatifin iç meselesi olduğunu oysa müvekkilinin kooperatif üyesi olmadığını, tapu iptali ve tescil davalarında, son kayıt malikinin kötü niyetli olduğunu ispat etme yükümlülüğünün davacıya düştüğünü, buna karşılık davacının, müvekkilinin kötü niyetli olduğuna yönelik herhangi bir iddiada bulunmayan davacının, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu zımnen de olsa kabul ettiğini,12 yıllık kat maliki olmasına rağmen müvekkilinin, satmak veya devretmek gibi yollara başvurmadığını, şerh gerektirecek bir hakka konu etmediğini ve kendi menfaatine kullandığını savunarak, haksız ve yersiz açılan davanın, hak düşürücü süreye uyulmaması nedeniyle usulden, aksi takdirde esastan reddedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesince; "...Mahkememizce, davalı kooperatifin ticari defter ve kayıtlarına ilişkin olarak açmış olduğu zayi davasının sonuçlanması beklenilmiş, söz konusu dosyanın karara bağlanmasından sonra ilgili dava dosya örneği dosyamız arasına kazandırılmış ve ayrıca İzmir Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün cevabı yazısına göre yargılama aşamasında deprem nedeniyle yıkımı gerçekleşen dava konusu taşınmazlar üzerinde davacının tapu iptal tescil isteğinin arsa payı istemine dönüştüğü dikkate alınarak bilirkişi heyetince belirlenen eksik harç davacıya tamamlatılmıştır. Bu kapsamda, davacının iddialarının temelini dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu 1995-1997 yılları arasındaki döneme ait muhtelif tarih ve bedelli senetlerin oluşturduğu, davacının bu senetler karşılığında davalı kooperatife 900.000.000 TL ödeme yaptığı ve sabit bedelli ortak olduğunu ileri sürdüğü, kooperatiflerde ortaklık sıfatının kazanılmasının beş hâlde söz konusu olabildiği, ilk olarak kooperatifin kuruluşunda kurucu ortakların, kuruluşun gerçekleşmesiyle ortak sıfatını aslen kazandığı, daha sonraki evrede ise giriş talebinin kabulü yoluyla veya payın bir başkası tarafından devir alınmasının yönetim kurulu tarafından kabulüyle ortaklık gerçekleştiği, bir diğer ihtimal olarak da ortaklığın taşınmaz mülkiyetine veya bir teşebbüsün işletilmesine bağlandığı durumlarda, taşınmazın veya işletmenin devir alınması hâlinde ortaklık sıfatının kazanıldığı ve son olarak ise ana sözleşmede hüküm bulunması durumunda miras ile kooperatif paydaşlık hakkı kazanıldığı, somut uyuşmazlıkta davacının davalı kooperatife dava dışı ... Ltd. Şti'den devraldığı 2 adet dükkan nedeniyle ortak olduğunun ihtilafsız olduğu, her ne kadar davacı davalı kooperatife 30 taksitte yapmış olduğu 900.000.000 TL ödemenin başka 2 adet dükkan ortaklığına ilişkin olduğunu ileri sürmüş ise de dava dilekçesi ekinde sunulan ve davacının davalı kooperatife sunduğu ortaklık taahhütnamesinde söz konusu üyeliklerin C Blokta bulunan 40 ve 25 m2'lik dükkanlara ilişkin olduğu ve aynı taahhütnamenin altında "40 m2'lik dükkana tuvalet 25 m2'lik dükkana su ve pis su çıkışı konacak, 2 dükkan toplam 900.000.000 TL (dokuzyüzmilyon liraya) satılmış olup 30 taksitte ödenecektir." şeklinde açıklama ve davalı kooperatif imza ve kaşesinin bulunduğu, ayrıca davalı kooperatif üye defterinde C Blok altı 25 m2'lik dükkan ve C Blok altı 40 m2'lik dükkan olarak davalı adına üyelik kaydının bulunduğu, yine davalı kooperatifin 08/01/1995 tarih 63 sayılı yönetim kurulu kararına göre dava dışı ... Ltd. Şti'ye ait 40 m2'lik ve 25 m2'lik C Blok altındaki 2 dükkanın davacıya devir isteğinin onaylandığı ve davacının söz konusu dükkanlara ilişkin olarak üyelik kaydının yapıldığı, buna göre davacının dava dışı ... Ltd. Şti'den devraldığı üyelik ile davalı kooperatiften sabit bedelli ortaklık yoluyla edindiğini ileri sürdüğü üyeliğin aynı yere ilişkin olduğu, nitekim davalı kooperatif defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede de davacının ihtilafsız olan 2 ortaklığı dışında başka ortaklığına ilişkin kayda rastlanmadığı, kooperatif genel kurul kararları ile hazurun cetvelleri ile de sabit olduğu üzere davacının dava konusu taşınmazlara ilişkin olarak yönetim kurulu kararı alınmadan eylemli olarak, diğer bir anlatımla zımnen ortak olarak kabul eden işlemlerin de(ödemelere davet olunması ve düzenli olarak yaptığı ödemelerin kooperatifçe kabul olunması ya da genel kurul toplantılarına çağrılması gibi) söz konusu olmadığı, davacının dava konusu taşınmazlar yönünden üyelik iddiasını dosya kapsamı itibariyle ispatla(ya)madığı, 1993 yılında kurulan kooperatife 1995-1997 yılları arasında yaptığı ödemeler ile ortak olduğunu ileri süren, 2001 yılında davalı kooperatifin yönetim kurulu üyeliği ile hesap tetkik komisyonu üyeliği, 2011 yılında ise davalı kooperatifin yönetim kurulu başkanlığı görevini yürüten ve davalı kooperatife karşı daha önce açmış olduğu davalarda sadece 2 adet dükkan üyeliği olduğunu bildiren ve bu üyeliklerine konu taşınmazları da kendisi ve kızı adına tescil ettiren, 2000 yılından itibaren yapılan ferdileştirme işlemlerinde dava tarihi olan 2019 yılına kadar dava konusu taşınmazlar yönünden hareketsiz kalan ve davalı kooperatif ile herhangi bir muaraza çıkartmayan davacının iddiasının ileri sürülüş biçimi ile mahkememizce yapılan incelemenin niteliği ve dosya kapsamına göre başka araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı, mahkememizce alınan bilirkişi kök ve ek raporlarının dosya kapsamı ile usul ve yasaya uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, davacının tapu iptal ve tescil talebi ile bunun mümkün olmaması halinde tazminat ödenmesi taleplerinin yasal koşullarının oluşmadığı..." gerekçesiyle davanın REDDİNE karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemece delillerinin toplanmadığını, delillerinin dikkate alınmayarak bilirkişi incelemelerinin dışında bırakıldığını, bilirkişi tarafından sağlıksız ve karara esas alınmayacak bir rapor hazırlandığını, yerel mahkemece bilirkişi tarafından belgelerinin incelenmesinin istenilmediğini, incelemeden muaf tutularak bilirkişinin hatalı tespitte bulunmasına sebep olunduğunu, yerel mahkemece deliller toplanmadan sözlü yargılama aşamasına geçildiğini, bu durumu kabul etmediğini, kooperatif kayıtlarının karartıldığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, kooperatif üyeliğine dayalı tapu iptal ve tescil, olmazsa tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı asil tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi asıl ve ek raporlarının somut olayın özelliklerine uygun, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve taraf itirazlarını karşılayacak şekilde dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, davacının dava dışı ... Ltd. Şti'den devraldığı üyelik ile davalı kooperatiften sabit bedelli ortaklık yoluyla edindiğini ileri sürdüğü üyeliğin aynı yere ilişkin olduğu, davalı kooperatif defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede de davacının ihtilafsız olan 2 ortaklığı dışında başka ortaklığına ilişkin kayda rastlanmadığı, bilirkişi raporlarının davacı itirazlarını karşılar nitelikte olduğu anlaşılmakla davacı asilin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/294 Esas - 2022/329 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansında kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06/05/2025